






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2020 Sayı 23</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1031</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>WHAT DO STUDENTS THINK ABOUT BIOETHICS ISSUES AND BIOETHICS EDUCATION IN TURKEY?</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43292</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43292</guid>
      <author>Gülbin ÖZKANHayriye ZENGİN TEPEKUYU  ,  Ünsal UMDU TOPSAKAL</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin biyoetik farkındalıklarını tanımlamak ve geliştirmektir. Örneklem İstanbul, Türkiye'de okuyan 23 (10 kız ve 13 erkek) 7. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma modellerinden fenomenoloji kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak biyoetik üzerine hazırlanan senaryolar ve yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. Öğrenciler beş hafta boyunca biyoetik eğitimi kapsamında hazırlanan senaryolarla uygulanan eğitime katılmışlardır. Çalışma sonunda öğrencilerin organ bağışı için olumlu, GDO ürünleri ve üreme teknolojisi gibi genetik çalışmalar için olumsuz düşüncelere sahip oldukları görülmüştür. Biyoetik eğitim sürecinden sonra öğrencilerin biyoetik bilincinin geliştirildiği belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin biyoetik konularına farklı açılardan bakma becerilerinin geliştirildiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DR. FAHRETTİN KOCA’NIN SOSYAL MEDYADAKİ SALGINLA İLGİLİ PAYLAŞIMLARININ ELEŞTİREL SÖYLEM ANALİZİ YÖNTEMİ İLE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44217</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44217</guid>
      <author>Melike SOMUNCU</author>
      <description>Söylem, iletinin tüm boyutlarını, konuşucunun neye, kime dayanarak iletisini oluşturduğunu, kime hitap ettiğini ve esas olarak neyi amaçladığını içermektedir. Söylem analizi ise kültürel yapı bağlamında ideolojik amaçlara nasıl hizmet ettiğini, dinleyici kitlesinin düşünme biçiminin, eylemlerinin nasıl oluştuğunu veya sınırlandırıldığını anlamayı ve anlatmayı amaç edinmektedir. Bu çalışmada insanlarda ve hayvanlarda çeşitli hastalığa sebep olan ve birçok türü bulunan korona virüsünün, tüm dünyayı etkisi altına alması, tehlikeli bir salgına dönüşmesi ve Türkiye’de 11 Mart 2020 tarihinde ilk vakanın görülmesiyle beraber Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın sosyal medya hesabından salgın ile ilgili yaptığı dikkat çekici söylemleri Eleştirel Söylem Analizi yöntemi ile incelenmiştir. Söylemlerin tematik ve şematik analizi, durum değerlendirmeleri, yorum boyutu, cümle yapıları, söylemlerdeki sözcük seçimleri ve ikna stratejileri belirlenmiştir. Böylece ana kaynak olan virüsün sosyal hayata etkileri, bu etkileri en aza indirme politikası güden bir Sağlık Bakanının bakış açısı gözler önüne serilmiş, dilsel malzemeye ve sosyo-kültürel zemine katkı sağlanmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞİKARİ VE M. FUAD KÖPRÜLÜ’NÜN ESERLERİNDE HAMİDOĞULLARI BEYLİĞİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44105</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44105</guid>
      <author>Tunay KARAKÖK</author>
      <description>Yaygın bir ifade ile XIII - XV. yüzyıllar arasında Anadolu’nun siyasi karmaşasının bir sonucu olarak ortaya çıktığı düşünülen Anadolu Beylikleri, kısaca Türkiye Selçuklu Devleti’nin dağılmış halini ifade etmektedir. Türkiye Selçuklu Devleti’nin de içlerinden biri olan ve “Beylik” yada “Tevaif-i Müluk” adıyla anılan bu küçük siyasi yapıların sayısı yirmi civarındadır. 1243 Kösedağ Savaşı bozgunu sonrası zayıflayan Selçuklu otoritesinin yerini almak mücadelesi içinde kurulmuş olan bu Beyliklerden bir tanesi de XIII. yüzyıl civarlarında “Feleküddin” lakaplı Dündar Bey tarafından Isparta ve çevresinde kurulmuş olan Hamidoğulları Beyliğidir. Ancak adı geçen bu Beylik tarih kitaplarında pek fazla işlenmiş bir Beylik olarak karşımıza çıkmamaktadır. O nedenle Beylik hakkında bilgiler içeren kaynaklara ulaşıldığında ise teferruatlı bir inceleme sürecine gidilmesi gerekmektedir.&#13;
İşte bu çalışma da; dönem hakkında bilgi veren iki önemli eser olan Şikârî’nin “Karamannâme”si ile M. Fuad Köprülü’nün “Anadolu Belikleri Tarihine Ait Notlar” adlı eserlerinde, bu Beyliğin siyasi tarihi ve kültür – medeniyetine dair bilgiler tespit edilmişti. Öyle ki söz konusu iki eser hem kapsadıkları döneme ve Hamidoğulları Beyliğine dair bilgiler sayesinde hem de yazarlarının tarihi kimlik ve kişiliklerinden dolayı araştırmacılar için son derece önemli iki başvuru kaynaklarındandır. Bu çalışmada; adı geçen Beyliğe dair bu iki eserde yer alan bilgiler mukayese yöntemi ile özellikle Beyliğin siyasi tarihine dair çıkarımlar yapılmaya çalışılmıştır.&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>7. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN YAZIM VE NOKTALAMA KURALLARINI KULLANIM DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42719</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42719</guid>
      <author>Derya YILDIZFunda SAĞ</author>
      <description>Bu çalışma 7. sınıf öğrencilerinin noktalama ve yazım kurallarını kullanım seviyelerini tespit etmek için yapılmıştır. Araştırmada 7. sınıf öğrencilerinin defterleri incelenmiştir. Araştırma nitel modelde, doküman incelemesi yöntemiyle hazırlanmış, betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın inceleme nesnelerini Antalya ili, Kumluca ilçesindeki 3 farklı okuldaki 7. sınıf öğrencilerinin defterleri oluşturmaktadır. Okulların seçiminde uygulama kolaylığı için kolay ulaşılabilir örneklem kullanılmıştır.  Her okuldan tesadüfî yöntemle seçilen 3 kız ve 3 erkek olmak üzere toplamda 18 öğrencinin tutmuş oldukları defterler yazım kurallarını ve noktalama işaretlerini kullanım düzeylerini belirlemek amacıyla incelenmiştir. Araştırma, noktalama işaretlerinden: Nokta, Virgül, İki nokta, Üç nokta, Soru işareti, Ünlem işaret, Kısa çizgi, Eğik çizgi, Kesme işareti, Yay ayraç ve Köşeli ayraç ile; yazım kurallarından da: Yazımı karıştırılan kelimeler, Sayıların yazımı, Büyük harflerin kullanımı, Birleşik kelimelerin yazımı, İkilemeler ve kısaltmaların yazımı, Bağlaç olan “ki” ve “de” ile soru edatı “mi”nin yazımı ile sınırlandırılmıştır. Toplanan veriler grafiklere dönüştürülmüş ve yorumlanmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇEDE YÜKÜMLÜLÜK KİPLİĞİNDE “İSTEK” UNSURU: PALMER MODELİ TEMELİNDE BİR ANALİZ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43889</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43889</guid>
      <author>Ferhat KARABULUTElanur KAZANLAR ÜRKMEZ</author>
      <description>Bir önermenin eyleminin gerçekleşmesine yönelik konuşurun yönlendirici tutumlarını ifade eden yükümlülük kipliği Palmer (2001) tarafından izin, zorunluluk ve emir kipliği olmak üzere üç türe ayrılmıştır. Bu çalışmada söz konusu alt kiplik türlerinin taşıdığı yükümlülükten ziyade, her üç kiplik türünde de ortak olan istek kavramı üzerinde durulmuştur. Klasik gramer çalışmalarında kip sistemi bildirme (haber) ve tasarlama (dilek-istek) olarak ayrılmaktadır. Bildirme kipleri zaman ile ilişkili iken tasarlama kipleri de istek kavramını taşımalarından ötürü dilek-istek kipleri olarak değerlendirilmektedir. Tasarlama kiplerinin alt türleri ile büyük oranda benzerlik gösteren yükümlülük kipliğindeki istek kavramı üzerinde durulması gereken bir konu olarak görülmüştür. &#13;
Bu çalışmada kısaca yükümlülük kipliği ve istek kavramı hakkında bilgi verildikten sonra, izin, zorunluluk ve emir kipliklerinde istek ayrı başlıklar altında konuşur-kılıcı odaklı olmak üzere iki yönlü açıklanmıştır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEMOKRAT PARTİ BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNDE TÜRK ORDUSU HAKKINDAKİ TARTIŞMALAR</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43393</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43393</guid>
      <author>Mehmet EVSİLE</author>
      <description>Türkiye’nin yakın siyasî tarihinde, ordu-siyaset ilişkileri önemli bir yer tutmaktadır. Bu konu tarihçiler, siyaset bilimciler, iktisatçılar, gazeteciler ve diğer akademisyenler tarafından ayrıntılı bir şekilde araştırılmıştır. Bu çalışmalarda arşiv belgeleri, gazete kolleksiyonları ve diğer araştırma eserlerde verilen bilgiler kullanılmıştır. Bununla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi ve Zabıt Cerîdesinde de, özellikle bütçe görüşmelerinde bu konunun gündeme geldiği görülmektedir. Buradan elde ettiğimiz bilgilere göre, Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarında Türk ordusunu ilgilendiren konularda iktidar ve muhalefet partileri arasında bir görüş birliği sağlanmıştır. Ancak, özellikle 1957 yılından itibaren iktidarın bazı uygulamaları, muhalefet sözcüleri tarafından sert bir şekilde eleştirilmiştir. Askerî birliklerin sivil inşaat işlerinde çalıştırılmaları, üzerinde en çok tartışılan konu olmuş ve bu durum, Demokrat Parti iktidarının sonuna kadar sürmüştür. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI FONKSİYONLARI VE TELEVİZYONUN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43000</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43000</guid>
      <author>Hasan Ali ERDOĞAN</author>
      <description>İletişim en yalın şekilde, bilgi üretme aktarma ve anlamlandırma süreci olarak tanımlanabilir. Ortaya çıkması ve yaygınlaşması ile insanlar arası iletişime yeni boyutlar getiren kitle iletişimi ve kitle iletişim araçları, bireylerin bilgi düzeylerini, tutum ve davranışlarını etkilemekte hatta belirlemektedir. Ana akım kitle iletişim kuramlarında, kitle iletişiminin toplumun geneli için oldukça faydalı işlevleri olduğu ileri sürülmektedir. Bu araçlara getirilen eleştiriler de ise daha çok kendi başlarına hareket eden bağımsız ‘özneler’ olarak ele alınması ve kitle iletişiminin ise; toplumsal sorumluluk, cinsel ayrımcılık, şiddet, içerik kontrolü, sosyal sorumluluk ve etik gibi etkileri üzerinde durulur. Toplumsal olan her şey gibi kitle iletişimi de toplumsal yapının bir parçasıdır ve tarihsel süreç içerisinde toplumsal yapıda ortaya çıkan değişikliklerinden etkilenmiş ve toplumsal yapıyı da etkilemiştir. Bu çalışmada günümüzde hala en çok tercih edilen kitle iletişim araçlarından biri olan televizyonunun siyasal geri planı açıklanmaya çalışılacaktır.  Çalışmanın temel sorusu olarak, “Kitle iletişim araçları hangi geri plan felsefelerine hizmet etmekte ve toplumda ne tür bireylerin yetişmesi gerektiği inancını taşımaktadır?” belirlenmiştir. Çalışmanın amacı ise Türkiye’de toplumun yönlendirilmesi ve şekillendirilmesinde televizyonun etkinliği üzerine farklı siyasal düşünce gruplarına ilişkin argümanların ortaya konulması, televizyon yayınlarının geri plan felsefeleri ile hedeflenen siyasi ve ekonomik amaçların aydınlatılması, Türkiye’de televizyonun gücünü elinde tutanların toplumda yaratmak istedikleri kimlik ve kültür gibi alanlardaki politikalarının yorumlanmasıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜBİST - KONSTRÜKTİVİST ANLAYIŞ İLE GRAFİK ETKİLER BAĞLAMINDA NURULLAH BERK VE GEORGES BRAQUE’IN “İSKAMBİL KÂĞITLI NATÜRMORT” RESİMLERİNİN KARŞILAŞTIRMASI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43831</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43831</guid>
      <author>Seyit Mehmet BUÇUKOĞLU</author>
      <description>Türk resim sanatının Cumhuriyet Dönemi’nde birçok sanatçı Kübist-Konstrüktivist resim olarak nitelendirebileceğimiz üretimlerde bulunmuşlardır. Türk resmi içinde Nurullah Berk resimlerinin dayandığı temel kaynaklar da Kübizm ve Konstrüktivizm akımları içinde ele alınmalıdır. Sanatçının 1960’lı yıllardan sonra yaptığı resimlerde, ilk dönemlerinde gözlemlenen batılı etkilerin önüne geçen dekoratif öğelerin ve kendi kültüründen beslendiği yerel motiflerin kullanıldığı görülmektedir. Hat ve minyatür sanatının yansımasını içeren pek çok eseri, sanatçının özgün bir kimlik oluşturmasını sağlamıştır. Bu bağlamda Nurullah Berk ve Georges Braque resimlerinin karşılaştırmasında bakış açılarının farklı yönde oluşu, biçimlerin çoğaltılabilirliği, nesnelerin düzlemsel olarak ayrıştırılmaları ve geometrik olarak yorumlanmaları söz konusudur. Her iki sanatçının da kompozisyonlarında ele aldıkları nesnelerin çözümünde grafik etkilere başvurduğu, tekniklerin ve uygulama metodlarının sağladığı yenilikçi ve modern bakış açısını göz önünde bulundurduğu ve evrensel düşünce içinde yeni sanat anlayışına odaklandığı görülmektedir.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KORANAVİRÜSÜ (COVİD-19) VEBA ROMANIYLA DEĞERLENDİRMEK</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44232</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44232</guid>
      <author>Abdullah DURAKOĞLUHamit COŞKUN</author>
      <description>Günümüzde özellikle Batı toplumları Çin’in Wuhan kentinden başlayan ve tüm dünyaya yayılan koranavirüsle yoğun bir mücadele sürecinden geçmektedirler. Salgın başladığında özellikle de Batılı liderler, bunun çok abartıldığını, gelip geçici bir hastalık olduğunu hatta kısa zamanda biteceğini iddia ediyorlardı, bu nedenle de ölüm gerçeğinden uzakta kalmaya devam ediyorlardı. Aynı durum ilginç bir şekilde yer ve tarih farklı olsa bile Albert Camus’un “Veba” romanında yaşananlara çok benzemektedir. Fransız filozof Albert Camus’nun romanındaki veba salgını ise Cezayir’in liman şehri Oran’da başlamıştı. Bu veba salgınında olduğu gibi, koranavirüs salgınının Çin’de ortaya çıktığı ilk günlerde, diğer ülkelerde yaşayan bazı uzmanlar da bu hastalıktan daha çok yoksul insanların etkileneceklerini düşünüyorlardı ve özellikle sağlık sistemi kırılgan olan ülkelerde bu salgının daha fazla yayılacağından kontrol edilemeyeceğini iddia ediyorlardı. Hem romanda hem de koronavirüs durumunda insanlar salgının geçici olduğunu düşünmektedir. Bu çalışmada salgının başlangıcından sonuna doğru psikososyal olaylarda benzerlikler ve çok az da olsa farklılıklar ele alınmaktadır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANADOLU BEDESTENLERİNİN MEVCUT DURUMLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43813</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43813</guid>
      <author>Ruşen ERGÜNHicran Hanım HALAÇ</author>
      <description>Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan Anadolu topraklarının üzerindeki ticaret yolları, sanayi devrimi ve coğrafi keşiflere kadar dünya ticaretinde önemli bir konuma sahipti. Bu ticaret yolları, geçtikleri şehirleri önemli ticaret alanlarına dönüştürmüştür. Osmanlı Devleti bu şehirlerde kendine özgü ve merkezinde bedestenlerin olduğu çarşı sistemleri oluşturmuştur. Bedestenler ile ilgili yapılmış çalışmalar incelendiğinde genellikle tekil olarak, Osmanlı döneminde bedestenlerin önemi ve restorasyon önerileri gibi konular araştırılmıştır. Bu çalışmada Osmanlı döneminde Anadolu toprakları üzerinde inşa edildiği tespit edilen 49 adet bedestenden, yok olanlar ve günümüze kadar ulaşmış olanların bu topraklar üzerindeki dağılımlarını haritalayarak, günümüze kadar ulaşmış olanların ise mevcut işlevleri üzerinden bir gruplandırma denemesi yapılmış ve yeniden işlevlendirilen bazı bedestenlerin işlevleriyle olan uyumları da araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı somut kültürel mirasın korunması için kullanılan gruplandırma sistemine yeni bir açılım olarak Anadolu bedestenleri üzerinden mecut durum, işlev ve restorasyon tarihlerine bağlı grupladırma sistemi oluşturmaya çalışılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİLERİN BUZDOLABI TERCİHİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER: ADIYAMAN ÜZERİNE BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43789</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43789</guid>
      <author>Arif YILDIZYavuz AKÇİ , Kazım KILINÇ</author>
      <description>Günümüz modern dünyası yaşam tarzımızın yeniden şekillenmesine ve ihtiyaçların değişmesine sebep olmuştur. İcat edildiği zamanlarda lüks olarak değerlendirilecek buzdolabı, bugün zaruri bir ürün haline gelmiştir. Dayanıklı ürün olduğundan tüketiciler buzdolabı satın almadan önce pişman olmamak için daha fazla inceleme ihtiyacı duymaktadırlar. Bu araştırmada tüketicilerin buzdolabı tercihini etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Veri toplama için hazırlanan anket kolayda örnekleme yoluyla ve online olarak uygulanmıştır. Çalışmaya ait veriler, 2019 yılı içerisinde toplandığından Etik Kurul izni alınmamıştır. Uygulamada 572 geçerli anket verisi elde edilmiştir. Ayrıca forum sitelerinde buzdolabı ile ilgili yapılan yorumlar derlenmiştir. Çalışma sonucunda kalite, kullanışlılık ve markanın, tüketici tercihlerindeki en önemli faktörler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcı tüketicilerin yaklaşık yarısının buzdolabı satın almadan önce çevrelerinden tavsiye aldıkları ve indirim kampanyalarını takip ettikleri görülmüştür. Tüketicilerin yaklaşık %25-30’luk kısmının ise forum sitelerini ve markaların satış mağazalarını ziyaret ettikleri söylenebilir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YUNANCADAKİ TÜRKİZMLER ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALARA BİR ÇERÇEVE, DEĞERLENDİRME VE KAYNAKÇA DENEMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42829</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42829</guid>
      <author>Doğan YÜCEL</author>
      <description>Balkanların Güney ucunda meskûn Yunanlılar; Hunlar, Peçenekler vb Türk kavimleriyle yüzlerce yıl dil ve kültür ilişkisi içerisinde olmuşlardır. Özellikle Anadolu'da 1000 yıla yakın bir zaman Rumca ile Türkçe konuşanlar birlikte yaşamışlardır. Kıbrıs ve Batı Trakyada bu durum günümüzde de devam etmektedir. 1828 yılında Balkanlarda Osmanlıdan ilk ayrılan ülke Yunanistan'dır. 1835 tarihli Vizantios'un sözlüğünden bu yana Yunancadaki Türkizmler araştırma konusu olmuş ve olmaktadır. Arkada kalan iki asır boyunca anılan konuda kaleme alınan çalışmaları biraraya toplamaya ve tasnif etmeye çalıştık. Makale, tebliğ, doktora tezi vb bütün eserleri ülke, şehir, dil, yazarının milliyeti gibi kıstaslara göre tablolar hâline getirdik. Yunancadaki Türkizmlerin geçiş faktörleri ve araştırmalarına kaynaklık eden çalışmalar üzerine 38 ve doğrudan veya dolaylı şekilde Yunancadaki Türkizmlere dair 122 olmak üzere toplamda 160 çalışmayı listeledik. Listelenen çalışmaları dört basamaklı ve 34 alt başlıklı bir çerçeve içinde sunmaya çalıştık: Tespit, tasnif, tahlil, ihya.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KUR’ÂN MUHTEVȂSI AÇISINDAN NİYET VE ÖNEMİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43970</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43970</guid>
      <author>Mustafa CORA</author>
      <description>Beşeri eylemlerin âdeta özü ve ruhu mâhiyetinde olan niyet; düşüncenin, davranışın, amelin değerlendirilmesinde ve geçerliliğinde temel bir miyar niteliğindedir. Düşünce ve davranışlar niyetle farklı bir anlam kazanır. Davranışların, fiillerin keyfiyetleri ve nitelikleri ile yakından hem alâkalıdır hem de onlar üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. İnsan niyetle, hareketlerinin bilinçli ve kontrollü olmasını veya yönlendirilmesini, onun hâiz olduğu etkili rolünden yararlanarak, yakalayabilir ve bunda insiyatifi elinde tutabilir. Nitekim etkin bir akıl ile insanın taleplerini eyleme dönüştürmede, yönlendirmede, frenlemede veya engellemede bilinçli ve müessir bir güç niteliğindedir. Bir şeyi yapmadan önce onu düşünmek, istemek ve ona meyletmek şeklinde ifade edilebilir. Bu nedenle Kur’ân’a göre insan her türlü yönelişinden, kastından ve niyetinden sorumlu olmakla birlikte burada talep ile murat edilen maksadın uygunluğu da istenir. Bu da gösterir ki, Allah’ın iradesini ve hududunu gözetmede veya ihlâl etmede niyet, önemli bir denge unsuru olmakla birlikte; özellikle kavşak noktası mesabesinde olan önemli bir yere ve konuma hâizdir. Onu çok iyi anlayarak her hâlükârda müspetliğinin sağlanmasında ve yollarının belirlenmesinde insanın sorumluluğuna atıfta bulunmak ve vurgulamak yerinde olur. Bu çalışmada onu Kur’ân odaklı araştırarak ne olduğunu, hadislerdeki durumunu, keyfiyet açısından nasıl müspet veya menfi tarafa eğilim gösterdiğini, amelle ilgisini ve ona göre nasıl karşılık bulduğunu vb. hususları naslardan ve ilgili temel kaynaklardan ortaya koymaya, sorgulamaya, yerinde cevaplar bulmaya yönelik çaba ve gayret sarfedilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KIRILGAN BEŞLİ ÜLKELERİNDE FİNANSAL YAKINSAMANIN BİRİM KÖK TESTLERİ İLE ANALİZİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42779</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42779</guid>
      <author>Yavuz ÖZEKHalil Oğuzhan ERGÜR</author>
      <description>Yakınsama hipotezi iktisat ve ekonometri teorilerindeki gelişmeler ile birlikte birçok makroekonomik gösterge üzerinde ampirik çalışmalara konu olmaktadır. Bu çalışmada Morgan Stanley tarafından 2013 yılında Kırılgan Beşli olarak gruplandırılan Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye ekonomilerinde finansal yakınsama birim kök testleri ile incelenmiştir. 1980-2017 dönemini kapsayan çalışmada değişken olarak finansal gelişme endeksi (FDI) kullanılmıştır. Yapılan analizlerde doğrusal birim kök testi sonuçlarına göre, bütün ülkelerde yakınsama gerçekleşmemektedir. Fourier birim kök test sonuçlarına göre ise Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika’da ıraksama, Türkiye’de ise finansal yakınsama gerçekleşmektedir. Ampirik analize konu olan bütün ülkelerde 2000 sonrası dönemde finansal yakınsama başlamaktadır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GERÇEK BİR YAŞAM OLAYINA DAYALI YENİ PSİKOLOJİK DIŞLANMA PARADİGMASININ ETKİLİLİĞİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43529</guid>
      <author>Hamit COŞKUNYasemin ABAYHAN , Hayal YAVUZ GÜZEL , Ayşe TUNA , Mehmet Can SEVİNÇLİ </author>
      <description>Literatürde psikolojik dışlanmanın etkisini ortaya çıkarmak için en çok kullanılan sanal top oyunu paradigması oyun olması, oyuncuların yavaş top atması ve kontrollü ortam gerektirmesinden dolayı yapısında sorunlar taşımaktadır. Diğer teknikler de psikolojik dışlanmayı dolaylı olarak ölçmekte ya da kişinin geleceğine yönelik damgalama ve uzun süreli olumsuz etkiler içermektedir. Bu araştırmada görsel ve vinyete dayalı olarak geliştirilen psikolojik dışlanma paradigmasında bir kişinin bir kursa başlamasının ilk gününde diğer kişiler tarafından göz ardı edilmesini konu alınmaktadır. Kontrol koşulunda ise herhangi bir dışlanma söz konusu değildir. Hipotetik olarak geliştirilen bu vinyet sonrası, 55 katılımcıdan 11’li bir ölçek üzerinde kendilerini okudukları durumla ilgili ne kadar öfkeli, sakin, hayal kırıklığı yaşamış, dışlanmış, mutlu, canı sıkılmış, endişelenmiş ve üzgün hissettiklerini derecelendirmeleri istenmiştir. Daha sonra katılımcılar İhtiyaç Tehdidi Ölçeği’ni doldurmuştur. Araştırmanın bulguları dışlanmama koşulunda yer alan katılımcıların kontrol koşulunda olanlara göre 1) daha fazla öfke, hayal kırıklığı, dışlanma, can sıkıntısı, endişe ve üzüntü hissettiklerini, 2) daha mutsuz ve gerin  olduklarını belirttiklerini ve 3) ait olma, benlik değeri, kontrol algısı ve anlamlı varoluş ihtiyaçlarının tehdit edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla gerçek bir yaşam olayına dayalı olan bu yeni psikolojik dışlanma paradigmasının bu ölçümler üzerinde etkisi güçlüdür. Araştırmanın bu sonuçları bu modelin dışlanmayı ortaya çıkarmada güvenilir olarak kullanabileceğini ve psikolojide, eğitimde, terapi ve örgüt alanında uygulamaları olabileceğine işaret etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NOGAY TÜRKLERİNİN  MAMAY DESTANI’NA GENEL BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43442</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43442</guid>
      <author>Pervin ÇETİN</author>
      <description>Bu çalışmada Nogay Türklerinin önemli destanlarından biri olan Mamay Destanı genel bir bakış dahilinde ele alındı. &#13;
Tarih boyunca her toplumun kendine özgü bir yaşayış biçimi ve edebiyatı mevcuttur. Nogay Türkleri de geçmişten günümüze kadar bir tarih ve bir edebiyata sahiptir. Bu sebepten Nogay Türklerinin tarihi, coğrafi yerleri ve edebiyatları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Nogay Türklerin; kim, geçmişten günümüze tarihleri, coğrafi yerleri, sözlü ve yazılı edebiyatları hakkında çalışmalar sınırlıdır. Özellikle bir toplum için önemli bir yere sahip olan destanlar hakkında çalışmalar yapılmamasından dolayı bu destanlarla ilgili bir bilgi sahibi olamıyoruz. Günümüzde çeşitli bölgelerde varlıklarını sürdüren Nogaylar kendi varlılarını, tarihlerini ve kültürlerini yaşatmaya çalışıyorlar. Nogay edebiyatında diğer Türk Toplumlarında da olduğu gibi destanlar önemli bir yere sahiptir. Nogay edebiyatında özellikle Edige Destanı ve Mamay destanı önemlidir. Bu çalışmada ele alınan Mamay Destanı, bir kahramanlık destanı olup Nogayların Musa Bey’in döneminden başlayıp Mamay’ın dönemine kadarki sürecini barındıran bir destandır. Mamay Destanı üzerinde çalışmalar sınırlıdır. &#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR TÂUN ŞEHİDİ ŞEYH İSMAİL SİRÂCEDDÎN ŞİRVÂNÎ VE HAKKINDA YAZILAN ŞİİRLER </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44036</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44036</guid>
      <author>Metin HAKVERDİOĞLU</author>
      <description>Salgınlar insanoğlunu tehdit eden en önemli hastalıklardır. Salgın hastalıklar tüm dünyayı sardığında binlerce insanı hayatından etmekte ve binlerce değeri erken denecek yaşta hayattan koparmaktadır. Bu bağlamda 1848 yılında, Amasya’ya da sirayet eden dünya çapındaki bir salgında İsmail Şirvani adlı büyük bir mutasavvıf ve âlim de hayatını kaybetmiştir. Bu yıl gerçekleşen kolera salgınında tifo ve tifüs gibi bulaşıcı hastalıklar da çoğalmıştır. Şirvani de diğer adı karahumma olan tifodan vefat etmiştir.  &#13;
1848’de Amasya’da yaşanan salgında vefat eden İsmail Siraceddin Şirvânî, devrin önde gelen Nakşî-Halidî âlimlerindendir. Azerbaycan doğumlu olan bu şahsiyet etrafında büyük bir ilim halkası oluşturmuş; âlim ve şairlerin yetişmesine önayak olmuştur. Salgında ölmeden önce ve daha sonraları onun hakkında güzel duygularını dile getiren şairler olmuştur. Bunlardan en önemlisi Mir Hamza Nigârî’dir. Şirvânî, onun şeyhi, hocası ve ilham kaynağıdır. Nigârî, bu sevgiyi divanında pek çok yerde beyit beyit dile getirmiştir. Nigârî’nin yetiştirdiği Sebâtî adlı şair de İsmail Şirvânî’yi görmese de ona şiirler yazacak kadar onun değerini anlamıştır. Sebâtî, aynı zamanda Şirvânî’nin türbedârı olmuştur. Yaklaşık yüz yıl sonra yine Azerbaycan’dan gelen ve Zile’ye yerleşen Tâlibî adlı bir şiir heveslisi molla da onu sevgiyle yad etmiştir. Çalışmamızda bu üç şairin, bir tâun şehidi olan âlim, mutasavvıf, Azerbaycan âşığı ve gönül insanı Şeyh Sirâceddin Şirvânî hakkında yazdıkları şiirleri bir araya getirilmiştir.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLETİŞİMDE YER ALAN SEMBOLERİN NEDRET SEKBAN’IN ESERLERİNE YANSIMALARI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43511</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43511</guid>
      <author>Neslihan GÜNEŞGonca Hülya YAYAN</author>
      <description>İletişim, insanın kendi duygu ve düşünceleri yanında çeşitli gereksinimlerini anlatma ve aynı zamanda da başkalarını anlama yolundaki en etkili enstrümanlardan birisidir. Bu yüzden insanoğlu hangi koşulda olursa olsun kendini ifade için daima bir yol bulmuştur. Yaşadığı her anı, her durum ve şartta sanatla bir iletişim kurarak toplumda göstermek ihtiyacını da hissetmiştir. Bu iletişim süreci içinde insanın kendini gözlemleme ve tanıma deneyimlerini çoğaldıkça, el becerileri ve iletişim dilini de kullanışı zenginleşmiştir. Dolayısıyla iletişim sanatla beraber insanın duygu ve düşüncesinde şekillenen her şeyin gelişmesine katkı sağlayan ve onu besleyen önemli bir kaynak olmuştur. Bu sayede her toplumda sanatçılar da çeşitli iletişim araçlarını kullanarak geleneklerini ve kültürel kimliklerini hem korumuş hem de kendi düşünce ve değerleri de yaygınlaştırma imkanını sahip olmuşlardır. Bu makalede Nedret Sekban’ın eserlerinde kullandığı figür ve renkler nitel araştırma yöntemlerinden olan literatür tarama ve eser analizi ile detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TERÖR OLAYLARININ YOĞUN OLARAK YAŞANDIĞI BAZI ÜLKELERDE KALKINMA GÖSTERGELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI: AMPİRİK ANALİZ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44125</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44125</guid>
      <author>Seyyid Ali ERTAŞ</author>
      <description>Terör, toplumda kültürel, ekonomik, sosyolojik, psikolojik, hukuki vb. her alanda tahribatlara yol açan olağan dışı bir durum olarak tanımlanmaktadır. İktisat literatürüne göre, belirli zaman aralıklarında ve ekonomideki hareketliliği olumsuz yönde artıran olaylardır. Analiz, Türkiye ile Suriye, Mısır, Afganistan, Pakistan, Nijerya, Irak, Cezayir, Lübnan ve Somali olmak üzere 10 ülkeyi kapsamaktadır. Türkiye’nin bu dokuz ülke karşısındaki kalkınma durumunu belirlemek amacıyla çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden kümeleme analizi uygulanmış ve analiz sonucunda Türkiye’nin hangi kümede yer aldığı yani teröre mağdur hangi ülke ile sosyo-ekonomik açıdan birbirlerine benzediğini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışma, hem 10 ülkenin hem de Türkiye’nin göreli gelişme düzeyini ortaya konulması hem de terörün yoğun yaşandığı bu ülkelerin kalkınma göstergeleri açısından karşılaştırılması bakımından literatürdeki boşluğu dolduracaktır. Analiz sonucunda ise Türkiye, Pakistan ve Nijerya ile aynı kümede yer almaktadır yani, kalkınma göstergeleri bakımından birbirine benzemektedirler. &#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZELGELERİN HUKUKİ MAHİYETİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43265</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43265</guid>
      <author>Çağlasın YALDIZ</author>
      <description>ÖZET&#13;
Bir kamu hukuku ilişkisi olan vergi ilişkisi, mükelleflerin sadece ödevlerini değil haklarını da konu almaktadır. Özelge de bu haklardan biri olarak mevzuatımızda yer bulmuştur. Temelde verginin kanuniliği ilkesine dayanan bu ilişkide, mükellef sayısının çokluğu, vergisel işlemlerin yoğunluğu gibi nedenlerle pratik olması açısından, kanunlarca  zaman zaman idareye işlem yapma yetkisi verilmiştir. Aynı şekilde kanunların karmaşık olması, mükelleflere anlaşılabilirliği konusunda yardımcı olunması amacıyla da özelgeler önem taşımaktadır. Buna göre  özelge kavramı, temeli mükellefi koruma olan, mükellefin vergi idaresinden izahat talep edebilme, bu yolla tereddütlerini giderme hakkına dayanmaktadır. Özelgeler Vergi Hukukunun yardımcı kaynaklarındandır. Bu çalışmada, özelge kavramı, hukuki içeriği, kapsamı, normlar içindeki yeri, işleyiş süreci ve bu süreçteki yetkili makamlar, bu makamların görevleri, mükellefin özelge konusunda hak ve ödevleri, özelge taleplerinde uygulanacak usul ve esaslar, Özelgelerin hukuki bağlayıcılığı ve sonuçları, vergi inceleme süreci ve vergi cezalarına etkisi ve son olarak özelge sürecine ilişkin güncel konular ele alınacaktır.&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ DÜNYA DÜZENİNDE “VATANDAŞ MEMNUNİYETİ”</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42253</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42253</guid>
      <author>Didem Hatice BİLGİN</author>
      <description>Küreselleşme ve dijitalleşmenin etkisi ile, geleneksel kamu yönetimi çağın ihtiyaçlarını karşılama da yetersiz, gereğinden fazla müdahaleci ve hantal kalmıştır. Her gün yeni teknolojik gelişmelerin yaşandığı bu dönemde yeni dünya düzenine uyum sağlayacak, ihtiyaçları daha hızlı karşılarken, verilen hizmet kalitesini arttırabilecek bir düzene ihtiyaç vardır. Devlet, siyasal partiler, vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları tavandan tabana olacak şekilde hiyerarşik düzendeyken, bu hiyerarşik sıralama yeni dünyanın ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalabilmektedir. Yönetişimle amaçlanan devlet, siyasal partiler, vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşlarını eşit düzeleme çekerek, demokratik bir yapıya kavuşturmaktır. Yönetişim ile gelen yeni bakış açısıyla, özel sektörün uyguladığı politikaların kamu yönetimine uyarlanması ile yeni kamu işletmeciliği ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Yeni kamu işletmeciliğindeki amaç, kamunun özel sektör gibi çalışması değildir. Özel sektörün uyguladığı politikaların, kamunun yönetimindeki hizmetlere elden geldiğince uyarlanmasıyla, hizmet kalitesinin arttırılmasıdır. Bu bakış açısı ile özel sektördeki müşteri memnuniyeti politikası, kamunun sunduğu hizmette de vatandaş memnuniyeti olarak uygulanabileceği savunulmaktadır. Yeni kamu işletmeciliğinde, vatandaş memnuniyeti uygulamasıyla verim alınabilmesi için, kamu memuruna önemli sorumluluklar düşmektedir.  Geleneksel kamu yönetiminde kamu memurunun verdiği hizmete tek karşılık “evet” ya da “hayır” iken, yeni kamu yönetimi düzeninde kamu personeli hizmet talep eden vatandaşa karşı sorumlu haldedir. Bu çalışmada vatandaş memnuniyetine gelene kadar bu sistemin geçtiği dönemler; yeni dünya düzeni, yönetişim, yeni kamu işletmeciliği ve son durum olarak vatandaş memnuniyeti olarak ele alınmaktadır.  </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ELAZIĞ 1.AMATÖR KÜME FUTBOLCULARININ SALDIRGANLIK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42886</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42886</guid>
      <author>Atakan AKSUÖmer Faruk TUTAR</author>
      <description>Bu araştırma Amatör futbolcuların saldırganlık düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; 2019-2020 futbol sezonunda Elazığ ilinde Amatör kümede mücadele eden takımların futbolcuları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2019-2020 futbol sezonunda Elazığ ilindeki 1. Amatörde mücadele eden takımlardan random yöntem ile seçilen 14 takımdan 200 amatör futbolcu oluşturmuştur. Çalışmamıza katılan katılımcıların demografik bilgilerini tespit etmek amacıyla kişisel bilgi formu (Yaş, spor yılı, eğitim durumu ve antrenörle çalışma yılı) ve saldırganlık düzeylerini belirlemek için (Kiper, 1984) tarafından geliştirilen “Saldırganlık Ölçeği’’ kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır.. Çalışmada hata düzeyi p&lt;0,05 olarak alınmıştır.&#13;
Bulgular araştırmaya katılan futbolcuların;. Yaş, spor yılı, eğitim düzeyi ve antrenörle çalışma yılı düzeylerine göre saldırganlık ölçeği alt boyutları düzeyleri arasında istatistiki açıdan anlamlı fark olduğu görülmektedir. Çalışmamız bulgularına göre, ölçeğin yıkıcı alt boyut puan ortalamasının 36,30 puan ortalama saldırganlık düzeylerinin düşük olduğu görülmektedir. Atılganlık alt boyutu puan ortalaması incelendiğinde, ortalamanın altında 45,58 olarak saldırganlık puanlarının düşük olduğu görülmüştür. Edilgen saldırganlık alt boyutu incelendiğinde, puan ortalamasının 33,50 ile ortalamanın altında olduğu ve saldırganlık puanının düşük olduğu saptanmıştır.&#13;
Sonuç olarak; araştırma sonucuna göre  amatör sporcularda saldırganlık düzeylerinin düşük seviyede olduğu görülmüştür. Araştırma bulguları antrenör, sporcu ve araştırmacılara ulaştıralarak sporcu perfonmansına olumlu yönde katkı sağlayacağı kanısındayız&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK EDEBİYATINDA TARİH DÜŞÜRME</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43868</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43868</guid>
      <author>Bekir SARIKAYA</author>
      <description>Divan edebiyatının pek işlenmemiş konularından biri, tarih düşürme konusudur. Yazma eserler, taş baskı divanlar, matbu dergiler, tarihi yapılar, mezar taşları vb. yerlerde tarih düşürme sanatının icra edildiği beyitler ve kıtalar görülür. Tarih düşürülen şiirlerde bu sanat bazen kendini hissettirmez, ancak bilenlerin dikkati sayesinde ortaya çıkar.&#13;
İçinde tarih düşürme sanatı olan divanlardan ve dergilerden taranan binlerce şiirin mısraları, beyitleri ve kıtaları bütün teferruatıyla incelenmiş, tarih düşürmenin şifreleri araştırmacı tarafından çıkarılmıştır. Geniş hacimli bu çalışma önce tez olarak hazırlanmış, daha sonra Türk Edebiyatında Tarih Düşürme ismiyle basılmış ve okurlara sunulmuştur.&#13;
Makalemizde ise alanında en geniş hacimli kaynak olarak kabul edilebilecek bu kitap, ana hatlarıyla ele alınmış, şiire ve tarih düşürme sanatına merakı olanlar için özet olarak hazırlanmıştır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“TÜRKİYE TÜRKÇESİ I SESBİLGİSİ” ADLI ESERE DAİR</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43602</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43602</guid>
      <author>Fatoş YENİGÜN</author>
      <description>Prof. Dr. Erdoğan Boz editörlüğünde, Doç Dr. Cüneyt Akın, Doç. Dr. Özgür Ay, Doç Dr. Dilek Erenoğlu Ataizi ve Dr. Fatih Doğru’nun birlikte hazırladıkları Türkiye “Türkçesi I Sesbil-gisi” adlı eser Türkçe alanında yeni bir eser olma özelliği taşımaktadır. Eserin ilk basımı Kasım 2019’da yapılmış olup içerik açısından da güncel bir eserdir.&#13;
Eserin ön söz kısmında ifade edildiği üzere yalnızca akademik bir eser olarak yazılmadı-ğı, öğrenciler ve araştırmacılar dışında sesbilgisi konusunda meraklı kişilerin de faydalanabile-ceği bir eser olarak hazırlanmış olduğu belirtilmiştir. Eserin her bölümünün farklı araştırmacı-lar tarafından ayrı bir bölüm halinde hazırlanmış olması, eserin genel bütünlüğünün korunmuş olması ve her bölümün sonunda, özellikle öğrenciler için, bölüm ile alakalı değerlendirme soru-larının ve testin hazırlanmış olması eseri benzer çalışmalardan ayıran başlıca özellikler olarak nitelendirilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


