






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2020 Sayı 24</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1215</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>HEDONIST ADVERTISEMENTS THROUGH WOMAN BODY: MAGNUM ADVERTS</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45970</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45970</guid>
      <author>Gonca UNCU</author>
      <description>Küreselleşme, insanların tüketim alışkanlıklarında, benzer şeyler şeyleri istemele-rini sağlayarak değiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu hedefe ulaşmak için kullanılan en önemli araç reklamcılıktır. Reklam, tüketicilerin yalnızca ihtiyaç duyduklarını değil, ihtiyaç duymadıklarını da kullanmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Tüketici üründen manevi bir tatmin satın aldığından, tüketici için ürünün duygusal fayda-ları fiziksel faydalardan daha ağır basmaktadır. Çünkü, bu durum bir statüyü, ya-şam tarzını ve ait olunan sosyal sınıfı temsil eder. Reklam, tüketicinin duygusal zaaflarını hedefler, bunu sürekli besler ve bu arzusunu canlı tutar. Reklam bunu hedonistik bir stratejiyle yapmaktadır. Cinsellik, şehvet, arzu ve zevk gibi duygular, hedonistik reklamcılıkta en yaygın kullanılan kavramlardır. Bu çalışma, tüketim döngüsünün özellikle kadın bedeni ve cinsellik yoluyla nasıl kullanıldığını göstermeyi amaçlamaktadır. Bu fenomen, Magnum'un hedonist reklamlarıyla gös-tergebilimsel olarak incelenmiştir. Dünyanın en tanınmış dondurma markası Mag-num, hedonik tüketim zevkine dayalı yaptığı ‘Haz’ kampanyaları bu alanda ya-pılmış en çarpıcı reklam örnekleridir. Magnum bir dondurma markası olarak, cin-selliğini çağrıştırır ve küresel olarak kadın ile ilişkilendirilir. Bu çalışmada, Mag-num reklamlarını incelemek için Roland Barthes'ın göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla, Magnum'un hedonist reklam serisi olan: "Canavarı Ser-best Bırak" dizisi, örneklem olarak seçilmiş ve göstergebilimsel olarak incelenmiştir. Böylelikle reklamın kadın cinselliği üzerinden yarattığı hazcılık ile küreselleşmenin yarattığı tüketim algısı arasındaki ilişki, ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PERTEVİ ALİ EFENDİ'S WORK NAMED DÜSTÛRU'L-VÜZERA</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45874</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45874</guid>
      <author>Kayhan ATİK</author>
      <description>Özet&#13;
Türk devletleri ve aynı zamanda Doğu devletlerinin devamını sağlamak maksadıyla en iyi devlet idaresinin nasıl olması gerektiğini, önce hükümdar olmak üzere vezir ve diğer devlet adamlarına öğüt vermek, uyarmak ve yardımcı olmak maksadıyla, devlet adamları ve fikir adamları eserler yazmışlardır. Genel olarak hükümdarlara sunulanlara Nasihatü’s- Selâtin, Nesayihu’l- Mülk denilirken; vezirlere sunulan eserlere Düsturu’l- Vüzera, Nasihatü’l- Vüzera, Asafnâme adları verilmiştir. Siyasetnamelerde öncelikle hükümdarın gerekliliği ve hükümdar için gerekli vasıflar ele alınır. Buna göre toplumda düzeni sağlamak için sultana ihtiyaç vardır ve o Allah’ın yeryü-zündeki halifesidir. Hükümdar, adil, sözünde duran, istişareye önem veren, dindar, ehil ve dürüst kişileri seçmelidir. Daha sonra vezirlik ve diğer devlet adamları ele alınır ve onun özellikleri üzerinde durulur. Vezir akıllı ve görevinde başarılı olmak için gerekli tedbirleri almış olmalı, böylece devleti çok iyi yönetmelidir. Osmanlı Devleti’inde ise devlet idaresindeki bozulmaların başladığı 16. Yüzyılın sonlarından itibaren başlamış, 19. Yüzyıla kadar devam etmiştir. Lütfi Paşa, “Asafname”; Gelibolu’lu  Mustafa Âli, “Nüshatü’s-Selatin”; Koçi Bey, ”Risale-i Koçi Bey”; Deftardar Sarı Mehmet Paşa, Nesayıhu’l-Vüzera ve’l-Ümera”; Süleyman Penah Efendi, “Penah Efendi Mecmuası” gibi eserler bunlardan bazılarıdır. Bizde bu çalışmada, Pertevi Ali Efend’nin “Düstûru’l- Vüzera” adlı eserini tanıtmaya çalışacağız. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNDE BİRLİKTE ÖĞRETİM ÜZERİNE UYGULAMALI BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45470</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45470</guid>
      <author>Özlem DAĞLI GÖKBULUTGönül AKÇAMETE</author>
      <description>Araştırmanın amacı, katılımcı sınıf ve özel eğitim öğretmeninin, yürüttükleri birlikte öğretim uygulamaları hakkında görüşlerinin belirlenmesidir.  Araştırma nitel bir çalışmadır. Katılımcılar, “amaçlı örnekleme yöntemi” ile belirlenmiştir. Çalışma grubunu, Kuzey Kıbrıs’ta kaynaştırma uygulaması yapılan bir ilkokulun 2. sınıfında görev yapan bir sınıf öğretmeni ile bir özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, “yapılandırılmamış görüşme” ve “yarı yapılandırılmış görüşme formları” aracılığı ile toplanmıştır. Veriler ‘Betimsel Çözümleme Yöntemi’ ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre öğretmenler eğitimin içeriğini bireysel farklılıklara uygun, destekleyici teknoloji kullanarak güçlendirdikleri, bireysel gelişimin daha net görülebileceği değerlendirme türleri kullandıkları, sınıf içi uygulamalarda rol ve sorumluluğu paylaşarak, etkili sınıf yönetimi gerçekleştirdikleri, hem iş yüklerinin azaldığını hem de ders sırasında özel gereksinimli öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap vermeye zaman bulabildiklerini, birlikte öğretim uygulamalarının mesleki gelişimlerine katkısı olduğuna inandıkları, diğer derslerde de sürdürmek istediklerini belirtmişlerdir. Bulgulara dayalı olarak; düzenlenecek hizmet içi eğitim kursları yoluyla, sınıf ve özel eğitim öğretmenlerinde birlikte öğretim uygulamaları hakkında farkındalık ve katılım istekliliğinin artırılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVRUPALI VE AFRİKALI PARMAK ÇOCUKLAR</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44349</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44349</guid>
      <author>Mustafa SOLMAZ</author>
      <description>Her toplum; çocuklarını ülkesinin geleceği olarak gördüğünden, geleneksel değerlerini çocuğa aktarmak için masalları kullanır. Masallar çocukları geleceğe hazırlamaya yönelik anlatılar olsa da; yaşam şekillerinin farklı olması, aynı tipteki masallarda bile, olaylara yaklaşım tarzlarını, anlatım biçimlerini değiştirebilmektedir. Masal içerisinde anlatılanlardan bir kısmı, her ne kadar akıl ve mantıkla bağdaşmayan hayali ürünler gibi görünse de, çocuğun topluma uyum sağlamasına destek vererek, onun, toplum açısından doğru ya da yanlış görülen davranış tarzlarını öğrenip uygulamasına katkı sağlar. Çünkü kültürlerin oluşumuna çevrenin ve yaşam biçiminin büyük etkisi vardır. Bu yüzden, toplumsal değerleri yansıtan masalların kurgularında benzerliklerin yanında, içeriklerinin de farklılaşması doğaldır. Masallar içerisinde; periler, devler, cüceler gibi varlıklar bulunsa da, masal kahramanı olarak parmak çocuk pek bulunmaz. Fransız, Alman gibi batı kökenli edebiyatlarda olanlar ise, benzer kültürlerden beslendikleri için, içerik olarak genellikle birbirlerine benzerler. Yüzyıllar boyunca, Afrika’nın diğer insanları gibi batı sömürüsü altında kalan Nijer toplumu; dilinden günlük yaşantısına kadar birçok alanda batı adetlerinden, alışkanlıklarından etkilenmesine rağmen, kendi benliğini belli oranda korumasını bilmiş, benzerlerinden yaklaşık iki yüz yıl sonra yazılmasına rağmen, İzé-Gani masalı ile onları sömürenlerden farklı olduklarını ortaya koymasını bilmiştir. İncelememizde, Alman edebiyatından Grimm kardeşlerin ‘Parmak Çocuk’ masalı ile Nijer edebiyatından Boubou Hama’nın parmak çocuk masalı olan ‘İzé-Gani’nin benzeyen ve benzemeyen yönleri ele alınarak karşılaştırması yapılacaktır. Böylece, yaşam biçimlerinin farklı olmasının aynı türdeki masalları bile nasıl etkilediği, edebiyatımızda pek incelenmeyen Afrika edebiyatından bir örnekle gösterilecek, karşılaştırmalı edebiyat alanına farklı bir edebiyattan katkı sunulmuş olacaktır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEME TARAMA YÖNTEMLERİ HAKKINDA VERİLEN VİDEOLU EĞİTİMİN VE YAPILAN TAKİBİN FARKINDALIK DÜZEYİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45337</guid>
      <author>Filiz ERİnci KISA , Gülten ÖZKAN</author>
      <description>Meme kanseri dünyada kadınlar arasında en sık rastlanan maling tümordür ve kadınlarda raslanan kanser türlerinin neredeyse %25’ini oluşturmaktadır. Bu çalışma Bursa İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’ne ayaktan başvuran ya da hastanede yatarak tedavi gören kadınlara verilen videolu eğitimin kendi kendine meme muayenesi inanç modeline ve meme tarama yöntemlerini uygulama düzeylerine etkisini incelemek amacıyla başlatılmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak katılan 74 kadın dahil edildi. Katılımcılar randomize olarak seçildi ve kontrol ve deney grubu olarak ikiye ayrıldı ve ön test ve son test uygulanarak, veriler “Hasta Tanıtım Formu”, “Champion'un Meme Kanseri Taramalarında Sağlık İnanç Ölçeği” ile toplandı. Veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) paket programında, tanımlayıcı analizlerle değerlendirilmiştir. Araştırma için katılımcılardan sözel, kurumdan yazılı izin alınmıştır. Deney ve kontrol grubunda eğitim sonrası “Kendi Kendine Meme Muayensi” (KKMM) düzenli yapma da artış sağlanmış olup, bu artış deney grubunda istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,028&lt;0,05), Gruplar arası deney grubundaki KKMM yapma oranındaki artış istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (p=0,000&lt;0.05), kontrol grubundaki artış anlamlı bulunmamıştır.  Her iki grupta da eğitim sonrası ‘Champion Sağlık İnanç Modeli Ölçeği’nin alt boyutları olan yarar algısı ve öz yeterlilik puanları eğitim sonrası puanlarına göre istatistiksel olarak yüksek ve engel puanları ise düşük bulunmuştur. Deney grubundaki öz yeterlilik ve yarar puanındaki artış kontrol grubuna oranla anlamlı derecede yükselmiştir. Araştırma kapsamına alınan kadınlarda video ile eğitim verildikten sonra takibin meme kanserine ilişkin sağlık inançlarına ve kendi kendine meme muayesini düzenli olarak yapmasına olumlu olarak katkıda bulunduğunu göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİJİTALLEŞME İLE DEĞİŞEN HAREKETLİ GRAFİK TASARIM TEKNİKLERİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45945</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45945</guid>
      <author>Nuri SEZER</author>
      <description>19. Yüzyılın sonlarında ortaya çıkan Kübizm, Fütürizm, Dada, Sürrealizm, gibi devrimsel hareketlerin etkisiyle yeni bir görsel anlayışa ulaşan grafik tasarımın, özellikle Ekspresyonist, Dadacı ve Sürrealist sanatçıların girişimleriyle hareketli tasarımlara dönüştüğü görülür. 19. Yüzyıl sinemasında bilgi ve tanıtım yazılarıyla ilk örneklerini veren hareketli grafik tasarımın, deneysel sinema çalışmalarıyla ile birlikte anlatım dilinin bir parçası haline geldiği gözlemlenir. Teknik imkanlar arttıkça hareketli grafik tasarımın önce sinemanın ardından da televizyonun vazgeçilmez ögeleri arasında yerini aldığı görülür. Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler hareketli grafik tasarımda geleneksel yöntemlerin yerini sayısal ortamdaki yazılımlara bırakırken, grafik sanatçılarının fiziki olarak yarattığı tasarımların yerini, sınırlarını yine hayal gücünün belirlediği ancak malzemesini sınırsız bir sanal dünyadan alan üretimlere almaya başlar. Deneysel sinema ile gelişen hareketli grafik tasarımın sinema jenerikleriyle gelişen, televizyon ile sağlamlaşan ve günümüzde dijitalleşme ile birlikte artan kullanım alanlarının yanı sıra üretim aşamasında oluşan teknik değişimlerin ele alınacağı bu çalışmada, hareketli grafik tasarımların dijitalleşme (sayısallaşma) ile birlikte oluşan devrimsel ivmesine dikkat çekilecektir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ES VE US SÖZCÜKLERİNİN TARİHî VE ÇAĞDAŞ TÜRK  LEHÇELERİNDEKİ KULLANIMLARI ÜZERİNE</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45873</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45873</guid>
      <author>Ali TANFince ÖZER</author>
      <description>Tarihî Türk lehçelerinden günümüze “es” ve “us” sözcükleri, Türk dilinin çeşitli sahalarında kullanımına sıkça rastladığımız sözcüklerdir. Araştırmacılar tarafından bu sözcüklerle ilgili çeşitli bilgiler verilmesine rağmen, iki sözcüğün de aynı anda bütün lehçelerde gösterilip tartışıldığı bağımsız bir çalışma yoktur.&#13;
Bu çalışmada, iki sözcüğün de tarihî lehçelerden itibaren kullanımı ve anlamsal farklılıkları gösterilmeye çalışılacaktır. Eski Türkçeden günümüze nasıl bir şekil ve anlam değişikliğine uğradığı örnek cümlelerle desteklenecektir.&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARAPÇA METİNLERİN ÇEVİRİYAZILARINDA YAPILAN YAZIM HATALARI ÜZERİNE İNCELEME</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44038</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44038</guid>
      <author>Bekir SARIKAYA</author>
      <description>Yazma eserlerin çeviriyazısı yapılırken Arapça ve Farsça metinlerin çeviriyazısında fazla imla hatası göze çarpar. Bu hataların bir kısmı işin içinden çıkılamadığından meydana gelirken bir kısmı ise dikkatsizlikten meydana gelir. Küçük bir kılavuz gibi hazırlanan bu incelemenin amacı, Arap dilinin yapısına tam vakıf olamayan Türk dili alanı araştırmacılarını bazı hatalara düşmekten alıkoymaktır. Bu çalışmada bazı eserler incelenerek imla hataları ortaya konmuş, Arapça ile ilgili bilgiler sunularak doğru şekilleri belirtilmiştir. Bilindiği üzere bir dilde esas olan cümledir, sonra cümleyi meydana getiren kelime grupları, sonra da grupları meydana getiren kelimelerdir. Arapçadan gelen kelimenin doğru şekli sözlükten öğrenilerek Türkçe eserde kullanılabilir. Kelime gruplarını veya cümleyi kullanabilmek için Arapçanın belli başlı kurallarını öğrenmek ve bu kurallara dikkat etmek gerekir. Kuralların tasnifinde zamirler, cer harfleri, edatlar ve fiiller sözlükten öğrenilebileceği için başlık yapılmamış, bu kelime türlerinin bir araya getirerek oluşturduğu bazı tamlama türleri ve cümle çeşitleri esas alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÇEVRE SORUNLARINA YÖNELİK FARKINDALIK DÜZEYİNİN İNCELENMESİ </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44369</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44369</guid>
      <author>Hatice KADIOĞLU ATEŞAyşe IŞIK ÖNER</author>
      <description>Dünyamız aşağı yukarı dört buçuk milyar yaşındadır. Dünya, insanlar başta olmak üzere tüm canlıların çevresidir. İnsan ve diğer canlıları bünyesinde barındıran dünya, çevresini oluşturduğu tüm varlıkların ihtiyaçlarını kendi kaynaklarından sağlanmasına müsaade eder. Dünyanın ilerleyen yaşı, tüketim hızının öngörülemeyen bir hızla artması, tüketilen kaynakların sınırlılığı ve doğal kaynakların gün geçtikçe azalması sonucunda ihtiyaç duyulan kısıtlı kaynakların yeniden kazandırılması durumu yaşanılan çağın hayati derecede önemli bir problemi haline gelmektedir. Çevre, içinde barındırdığı canlı ve cansız varlıklarla bir bütündür. Bütünün her bir parçası diğerlerini etkiler. İnsan bilinçli veya bilinçsiz olarak içinde yaşadığı çevreye en fazla zarar verendir. Sürdürülebilir bir çevre için gerekli kazanım ve yaklaşımların toplumlara kazandırılması gerekmektedir. Bireylerin almış oldukları eğitimle toplum ve çevreye yönelik farkındalık düzeyi yüksek, bilinçli, duyarlı yurttaşlar olmaları sağlanmalıdır. Bu bilinç ve duyarlılığa ulaşmalarında bireylere öğretmenler rehberlik edecektir. Öğretmenlik bir insan mühendisliğidir. Toplumun hangi özelliklere sahip yurttaşlardan oluşması istenirse öğretmenleri yetiştiren yükseköğretim kurumlarının bu nitelikleri bünyesinde barındıran kurumlar olması sağlanmalıdır. Ayrıca tüm öğretmenler yükseköğretimin yani eğitim sisteminin birer çıktısı/ürünü olarak topluma önderlik ettiklerine göre yükseköğretime devam eden aday öğretmenlerin tutum ve farkındalıklarını ölçmek önemli bir meseledir. Öğretmenlik mesleğini gerçekleştirecek olan bireylerin çevre sorunlarına ve geri dönüşüme yönelik problemlerin farkında olması ve gerekli duyarlılığa sahip olması gerekmektedir. İlgili çalışmanın genel amacı öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik farkındalık düzeni incelemektir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Veriler, İstanbul ilindeki bir vakıf üniversitesinde öğrenim gören 297 öğretmen adayından elde edilmiştir. Güven ve Aydoğdu (2012) tarafından geliştirilen “Çevre sorunlarına yönelik farkındalık ölçeği” veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik farkındalık düzeylerinin orta olduğu belirlenmiştir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EVDE BAKIM HİZMETİ KAPSAMINDAKİ ENGELLİ BAKICILARININ SOSYAL İLİŞKİLERİ VE SOSYAL DESTEK DURUMLARI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45885</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45885</guid>
      <author>Sadiye KAYAARSLAN</author>
      <description>Bakıcıların sosyal işlevselliğinin artırılması amacıyla sosyal desteklerinin ve sosyal sermayelerinin artırılması hem sosyal hizmetin odağındaki konular arasındadır hem de sosyolojik bir olgudur. Engelli bakıcılarının çok fazla araştırmaya konu olmamasından hareketle bu araştırmanın evrenini Kırıkkale Sosyal Hizmet Merkezi’nde kayıtlı evde bakım hizmeti alan 1763 engellinin bakıcısı oluşturmaktadır.&#13;
Araştırma bulgularına göre; engelli bakıcısı olmak, bakıcıların sosyalliklerinin daha az olmasına neden olmaktadır. Bakıcıların çoğu (%64,2’si), bakım verirken başkalarının yardımına ihtiyaç duymaktadırlar. Engelli bakıcılarının sosyal sermayesine kaynak oluşturan en büyük sosyal destek mekanizmasının yakın aile çevresi olduğu tespit edilmiştir. Bakıcıların yaşı ve eğitim durumları, engellinin evrak işlerinin yürütülmesinde önemli bir etken olmaktadır. Bakıcıların %75,8’i kendilerine danışmanlık ve yönlendirme yapılmasına, %61,4’ü günübirlik bakım kurumlarından sağlanacak sosyal desteğe ihtiyaç duymaktadır. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNEGÖL İLÇESİNDE MOBİLYA SANAYİNİN YAPISAL ÖZELLİKLERİ, DAĞILIŞI VE YAŞANAN SORUNLARA YÖNELİK BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45888</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45888</guid>
      <author>Çiğdem ARAZOkan YAŞAR</author>
      <description>Araştırma, Marmara Bölgesi’nde bulunan Bursa iline bağlı İnegöl ilçesi sınırları içerisinde yapılmıştır. İnegöl ilçesi hammadde, pazar, iş gücü ve ulaşım imkanları ile mobilya sanayi için yüksek bir potansiyele sahiptir. Araştırmada İnegöl ilçesinde mobilya sanayinin tarihsel gelişimini, mevcut durumunu, dağılışı ve yapısal özellikleri ele alınmıştır. İnegöl ilçesinde geçmişten günümüze yürütülen orman ürünleri sanayi faaliyetleri mobilya sanayinin temellerini oluşturmuştur. Yöre, ülkemizin en önemli mobilya sanayi lokasyonlarından biri olup ilçede yer alan sanayi işletmelerinin %88.5’i mobilya sanayi alanında faaliyet göstermektedir. Mobilya sanayi, 2018 yılı verilerine göre ilçe ihracatının %42’sini, ülkemiz mobilya ihracatının ise %17’sini tek başına karşılamaktadır. Yörenin hammadde kaynaklarına ve pazar alanlarına yakınlığı, önemli ulaşım yolları üzerinde yer alması mobilya sanayinin gelişimi üzerinde etkili olan en önemli faktörlerdir.&#13;
Araştırma kapsamında çalışmanın evrenini temsil edecek güçte 50 adet mobilya sanayi işletmesine 2018 Ekim ve 2019 Kasım ayında anket uygulanmıştır. Uygulanan anketler SPSS 17.0 programında betimsel istatistik tekniğiyle analiz edilmiş ve analiz sonuçları çerçevesinde gerekli yorumlamalar yapılmıştır. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“ÖTÜKEN TÜRKÇE SÖZLÜK”ÜN SÖZLÜKBİLİM YÖNTEMLERİNE GÖRE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44871</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44871</guid>
      <author>Melike SOMUNCU</author>
      <description>Sözlük hazırlama yollarını ve yöntemlerini teknik olarak ele alan sözlükbilimi, hem kuramsal hem de uygulamalı bir bilim dalıdır. Sözlüklerin yapısını, kullanım alanlarını inceleyen bu bilim dalı sözlük kullanıcılarına sözlük hakkında bilgi vermek amacıyla en üst düzeyde inceleme, anlama ve tarama imkânı sunmaktadır. &#13;
Prof. Dr. Howard Jackson’un Lexicography: An Introduction (Sözlükbilime Giriş) adlı kitabında yer alan sözlük ve sözlükbilim ile ilgili hazırlamış olduğu teknikten yararlanılarak teorik sözlükbilim çerçevesinde, Yaşar Çağbayır’ın Ötüken Yayınevi tarafından 2007 yılında yayınlanmış olan Orhun Yazıtlarından Günümüze Türkiye Türkçesinin Söz Varlığı Ötüken Türkçe Sözlük adlı sözlüğü ile ilgili sözlükbilimsel bir inceleme denemesi yapılarak, sözlüğün sözlükbilim tekniklerine göre hazırlanıp hazırlanmadığı tespit edilmiştir. &#13;
Makro ve mikro yapısı incelenen sözlük, sözlüğün amacı, hedef kitlesi, özelliği, yapısı, türü, sözlük hazırlanırken yararlanılan kaynaklar, sözlüğün statüsü hakkında bilgi verildikten sonra sözlüğün verilerinin uluslararası düzeyi, madde başı sıralanışı, madde içindeki düzeni, verilerin kökenleri ve sesletim biçimleri, gramer kategorileri, kullanım etiketleri, tanımlar, işaretleyiciler, çapraz gönderim ve sözlüğü oluşturan diğer etmenler başlıklarında örnekler ile değerlendirilmiştir. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ EĞİTİME DEVAM EDEN ÇOCUKLARIN TELEVİZYON İZLEMELERİNE YÖNELİK EBEVEYNLERİN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45960</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45960</guid>
      <author>Sevcan BAYRAK ÇELİK</author>
      <description>Araştırmada, okul öncesi eğitimine devam eden çocukların televizyon izlemelerine yönelik ebeveynlerine görüşleri sorulmuştur. Çalışmaya Elazığ ili Karakoçan ilçesindeki ana sınıfında bulunan 26 çocuğun annelerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlerle çocuklarının televizyon izlemelerine yönelik yapılan görüşmede 13 soru sorulmuştur. Annelerden gelen cevaplar neticesinde, çocukların televizyon izlemeye istekli oldukları, oyundan çok vakitlerini televizyon karşısında geçirdikleri, yaşına uygun programlar dışında kendi yaşlarına uygun olmayan televizyon programlarını izlediklerini ifade eden ebeveynlerin,  bu konuda daha duyarlı olmaları gerekmektedir. Ailelerin, çocuk üzerinde televizyonun etkisini azaltmak için çocukların televizyon izleme sürelerini kısaltılması gerekir. Aileler mümkün olduğunca çocuklarına televizyonda belgesel türü eğitici programlar izletmeli; dizi veya filmlerdeki gerçek dışı unsur, öğe, kahramanların gerçek olmadığı çocuğa izah edilmelidir. Özetle çocuklar üzerinde televizyonun etkisi azaltılmalı, azaltılamıyorsa televizyonun çocukların psikolojilerine uygun, yararlı bir araç haline getirilmesinde anne ve babaların daha bilinçli olmaları gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK KÜLTÜRÜNDEKİ İLAHİ VARLIK KURT ANA VE KURT ATA’NIN ANADOLU GELENEKLERİNDEKİ DOĞUM PRATİKLERİNE ETKİSİ ÜZERİNE BAZI TESPİTLER</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44539</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44539</guid>
      <author>Gülperi MEZKİT SABAN</author>
      <description>Türk dünyası inanç kültüründe kutsallığına inanılan birçok hayvan, sembolik özellikleriyle halkların önemli temsilcileri olmuşlardır. Doğal yaşamdaki üstün güçleriyle ve  karizmatik (liderlik, koruyuculuk, güçlülük vb.) özellikleriyle boyların beğenisini kazanmış ve bunun sonucunda kutsal bir ruh barındırdıkları inancını düşündürmüşlerdir. Hayvanlara kutsiyet yükleyen her halk, kendisine bir hayvanı ongun (tös) olarak seçmiş ve bu ongunları bayraklarında, hakanlar çadırlarında ve damgalarında, şamanlar davullarında, elbiselerinde, başlıklarında sergilemişlerdir. Türk kültür varlıkları içinde sembolik değeri kayda değer olan kurt kültü ve tezahürü olan kurt-ata ve kurt-ana kültü, Türk destan ve efsanelerinde, kılavuz, koruyucu ve soy devam ettirici- kurtarıcı vasıflarıyla karşımıza çıkmaktadır. Türk destan ve efsanelerinden yola çıkılarak hazırlanan bu makalede kurdun Türk milleti için önemi üzerinde durulacak, geçmişteki ve günümüzdeki Türk yaşamındaki izleri gözler önüne serilecektir.  Orta Asya Türk coğrafyasında ve Oğuz coğrafyasında dolayısıyla bugünkü Anadolu coğrafyası da dâhil olmak üzere türeyişi konu alan efsane ve destanlardan örnekler sunularak günümüz halk inançları üzerine etkisi tartışılacaktır. Ayrıca kurdun ilahi soy devam ettirme yetisi üzerinden kurda ait nesnelerin halk inançlarındaki “doğum kolaylaştırma teknikleri”ni nasıl etkilediği ve kurt-ata inancının geleneklerimizdeki yeri üzerinde durulacaktır. Kurt motifinin, asırlar sonra dahi Türk milletinin gelenekçi tutumu dolayısıyla değerinden ödün vermeyişi ve biyolojik devamlılığa, kendisi olarak katılmasa bile, hangi uzuv ve nesneleriyle katıldığı irdelenecektir.&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERGENLERİN SAHİP OLDUKLARI DEĞERLERİ, İSTENMEYEN ÖĞRETMEN DAVRANIŞLARININ ETKİLERİ VE AKADEMİK BAŞARILARI ARASINDAKİ 	İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45968</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45968</guid>
      <author>Hatice GÜZEL</author>
      <description>Araştırmada, ergenlerin sahip oldukları insani değerleri ile istenmeyen öğretmen davranışı ve istenmeyen öğretmen davranışının etkileri algılarının cinsiyetlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve akademik başarılarını ne düzeyde etkilediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır,&#13;
Araştırmanın çalışma grubu, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Konya il Merkezinde bulunan bir Anadolu lisesinde farklı sınıf seviyelerinde öğrenim gören ergenlerden uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Çalışma grubunu 140 erkek öğrenci, 163 kız öğrenci olmak üzere 303 ergen oluşturmaktadır. Araştırma, genel tarama modelinin bir alt türü olan ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Dilmaç (2007) tarafından geliştirilen “İnsani Değerler Ölçeği”, Erben Keçici vd.( 2013) tarafından geliştirilen  “İstenmeyen Öğretmen Davranışı Ölçeği” veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. &#13;
Araştırma verileri SPSS 21.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre erkek öğrencilerin istenmeyen öğretmen davranışı ölçeği alt boyut puan ortalamalarının kız öğrencilerin ölçek alt boyut puan ortalamalarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. İnsani değerler ölçeği sorumluluk, arkadaşlık, barışçı olma, saygı, dürüstlük, hoşgörü alt boyut puan ortalamaları yönünden erkek öğrenciler ile kız öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Öğrencilerin fizik ders başarısı ile istenmeyen öğretmen davranışının etkileri puan ortalamaları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca fizik ders başarısı ile değerler ölçeğinin alt boyutlarından sorumluluk puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür öğrencilerin sorumlulukları artınca akademik başarıları da artmıştır, Araştırma bulguları literatür eşliğinde tartışılmıştır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEDE KORKUT OĞUZNAMELERİNDE AİLE</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45446</guid>
      <author>Salih DEMİRLEK</author>
      <description>Bu çalışmada Dede Korkut’un Dresden ve Vatikan nüshaları esas alınmış; Türkmen Sahra nüshası ise aile kavramı geçmediğinden çalışmaya dahil edilmemiştir. Bilindiği üzere aile bir toplumun çekirdek yapısıdır. Toplum aile üzerinden temellenir, oluşur. Dolayısıyla aile içi ilişkiler ortaya çıkarıldığında o toplumun kültürü de daha iyi anlaşılır. Bu düşüncelerden hareketle, konar-göçer Oğuz Türklere ait bu destanlardaki aile yapısını inceledik. Böylece Oğuz Türklerin aile bireyleri ve bireyler arasındaki sıcak ilişkiler Oğuz toplumuna nasıl yansıdığını görmeye çalıştık. Ayrıca aile yapısının ve bireyler arası ilişkilerin günümüz aile yapısına ve bireyler arası ilişkilere ne oranda yansıdığını görmeye çalıştık. Burada yapılacak ilk tespit, Oğuzlarda canlı ve sıcak bir aile yapısı mevcut olduğudur. Ayrıca bu aile yapısında bireylerin birbirlerine asla şiddet uygulamadıkları ve birbirlerine düşkün oldukları görülmüştür. Bu haliyle Dede Korkut Oğuznamelerde geçen aile içi ilişkiler günümüz modern aile tipi için rol model görülebilir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MALİ’DE ARAP ŞİİRİNE GİRİŞ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45276</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45276</guid>
      <author>Aboubacar MOHAMADOU</author>
      <description>Arap şiiri, eski çağlardan günümüze Arap edebiyatı tarihindeki en eski Arap sanatlarından biridir. Şiir yazımıyla, nazmıyla ve bunun Arap bölgeleri halkına söylemesiyle sınırlı kalmamış, İslam’ın geldiğinde girdiği ülkelere ve bölgelere de geçmiştir. İslamî krallıklarının ve imparatorlukların kurulduğu Afrika kıtasının batısı bu bölgelerden kabul edilmiştir. O zamanlarda Arapça bu bölgede entelektüeller tarafından konuşulan resmi yönetimin dili haline gelmiştir. Afrikalı Müslüman Arap-İslam kültürü ve Arapça yazıya vakıf olduğunda, bundan etkilendi ve ustalaştı. Arap usta şairlerinin şiirlerini okudu ve kısa süre sonra Arap dilinde şiirler söyledi ve manzumeler yazdı. Buna dayanarak, araştırmamız, özellikle Mali’de Arap şiirini ele alacak. Konuları, mevzuları tanıma yanında ayırt edici özellikleri üzerine duracak, amaçlarını, hedeflerini belirlemek amacıyla, özellikle Mali’de Arap şiirine ışık tutmaya çalışmaktadır.  Ayrıca, Afrika kıtasının içinde ve dışında doğup büyüyen, Afrika kökenli olup Mali Cumhuriyeti'ndeki şairlerin mevcudiyetini tespiti amaçlamaktadır. Araştırmanın sonucunda Mali’de Arap şiirinin ağırlıklı olarak dini karakterli olduğu,  şiirin farklılık amaçlarında dilinin zaman zaman gevşeklik ve pürüzlülüğü nitelik kazandığı görmekteyiz. Ayrıca eğitici şiirlerin dili de halk dille nitelenmiş olup, kolay halkın anlayışlarına çok yakın bir dizi ile karakterize edildiği aşikâr olmuştur</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÎVAN ŞİİRİNDE AĞAÇ: İNANÇ VE KÜLTÜR</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43504</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43504</guid>
      <author>Doğan YÜCEL</author>
      <description>Dîvân şiiri, hayatın her safhasını içine alan geniş bir edebiyat akımıdır. Bu edebiyat akımının temelinde din vardır. Din, ferdî ve ictimâî hayattaki hemen tüm yansımalarıyla Divan şiirinde yer alır. Şairler, beyitlerinde tabiatı da çokça işlemişlerdir. Çalışmada dinin tabiata yansıma noktalarından birisi olan ağaçlar ele alınmıştır. Ağaçların lafzen veya mevzûen geçtiği ayet ve hadisler taranmış ve ayrı ayrı sıralanmıştır. Sonrasında 34 Divan şiiri eserinde bu ayet ve hadislerin kullanıldığı örnek beyitler tespit edilmiştir. Son olarak ağaçlarla ilgili halk inanışlarından Divan şiirinde tespit edilenler çalışmaya eklenmiştir. Ayetlerle ilgili 15, hadislerle ilgili 8 ve halk inanışlarıyla ilgili 3 madde bu çalışmada yer almaktadır. Taramalar neticesinde ağaçların geçtiği ayet ve hadislerin hemen tamamının Divan şiirinde yer bulduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAMSUN’DA ÇELTİK ÜRETİMİ VE PİRİNÇ İMALAT SANAYİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45864</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45864</guid>
      <author>Muhammed Akif ÖZÇELEBİCevdet YILMAZ </author>
      <description>Pirinç dünyada en çok tüketilen tahıllardan biridir. Samsun yöresi Türkiye’de en çok çeltik yetiştiren sahalardan biri olup, üretim Çarşamba ve Bafra ovaları olarak bilinen Yeşilırmak ve Kızılırmak deltalarında yoğunlaşmıştır. Samsun sahip olduğu çeltik fabrikası sayısı ile Türkiye’de üçüncü, bu alanda yarattığı istihdam (çalışan sayısı) itibarıyla da beşinci sırada gelmektedir. &#13;
Bu çalışmada Samsun’da çeltik üretiminin coğrafi şartları, çeltiği hammadde olarak kullanan pirinç fabrikalarının; kuruluş ve gelişim süreçleri, istihdam durumları, potansiyelleri, sorunları ve çözüm yolları sanayi coğrafyası prensipleri çerçevesinde ele alınmıştır Ayrıca yine Samsun ölçeğinde çeltik fabrikaları ile hammadde temini arasındaki ilişkiler, üretilen pirincin mamul ve yarı mamul olarak pazarlanma şartları vd. hususlar üzerinde durulmuş, daha fazla katma değer yaratılarak il ve ülke ekonomisine faydasının arttırılması amacıyla başka neler yapılması gerektiği irdelenmiştir.&#13;
Araştırmada Samsun ilinde pirinç imalatında faaliyet gösteren sanayi kuruluşları belirlenmiş, bunlarla yüz yüze anket ve mülakatlar gerçekleştirilmiş, bu amaçla SWOT ve TOWS analiz yöntemlerine başvurularak Samsun’da pirinç sanayi kuruluşlarının güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OLAĞANÜSTÜ HAL KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43750</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43750</guid>
      <author>Çağlasın YALDIZ</author>
      <description>Bilindiği gibi Türkiye’nin yönetim şeklinin parlamenter sistemden ‘Partili Cumhurbaşkanlığı’ olarak da anılan başkanlık sistemine dönüştürülmesini içeren Anayasa değişikliğinin, TBMM’de kabul edilmesiyle birlikte artık Türkiye ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi’ modeli ile tanışmış oldu. Bu sistemle birlikte devletin yürütme şekli yeniden şekillendirilmiştir.&#13;
Bu çalışmanın amacı; Olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelerinin özelliklerini belirlemek, bugüne kadar yapılan en kapsamlı Anayasa değişikliği olan 16 Nisan 2017 tarih ve 6771 sayılı değişikliğin olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelere olan etkisini incelemek ve Anayasa mahkemesinin kararnamelere bakış açısı, inceleme yönü geçmiş dönem kararları ile son kararları arasındaki farklar yani içtihat değişikliği ele almaktır. &#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YAHYA KEMAL’İN ŞİİRLERİNDE TÜRKÇE TELAFFUZLARA BAĞLI ARUZ TASARRUFLARI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44533</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44533</guid>
      <author>Fatma SİNECEN</author>
      <description>Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın önemli temsilcilerinden birisi de Yahya Kemâl Beyatlı’dır. Düzyazı eserleri de olmakla birlikte, onun asıl sanatkârlığı şiirlerinde ve şairlik yönünde bulunmaktadır. Yahya Kemâl’in şair olarak en önemli özelliği, Klasik şiire olan vukufiyeti ve bu edebi dönemimizin bütün incelikleri ve sanat yönünü yansıtmış olmasıdır. Yahya Kemâl, bunu icra ederken Türkçenin bütün imkân ve kâbiliyetini sonuna kadar kullanabilmiş önemli bir sanatkârdır.&#13;
Yahya Kemâl, bir yönüyle tamamen gelenekten beslenmiştir. O, Klasik şiirin temel dinamiklerini, özelliklerini, muhtevasını ve şekil yönünü yeniden yorumlayarak bizlere aktarmıştır. Ancak o, tamamen bir Klasik edebiyat taklitçisi değildir; ona kendi döneminin edebi hazzını, algısını ve anlayışını katmış biridir. Bu tarzda söylediği şiirlerinden oluşan “Eski Şiirin Rüzgârıyle” adlı eserinde şekil olarak da tamamen geleneksel olanı kullanmış gözükmektedir. O, bu eseri içinde yer alan şiirlerinde kelimelerin orijinal şekillerine sadık kalmıştır. Ancak aynı geleneğin devamı olarak söylediği şiirlerinin toplandığı “Kendi Gök Kubbemiz” adlı eserinde ise Türkçenin tekâmülünü gözlemlemekteyiz. Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin zaman içinde bazı ses özelliklerine bağlı olarak Türkçeleşmiş şekilleri, Yahya Kemâl’in şiirlerinde bilinçli olarak kullanılmış gözükmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİYARBAKIR MUSİKİ FOLKLORÜNDE VELME GECELERİ (VELİME GECELERİ) </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45374</guid>
      <author>Gülay LAÇİN</author>
      <description>Diyarbakır; edebiyatta, sanatta, ilimde olduğu gibi musikide de önemli bir yere sahiptir. Geniş bir musiki geleneğini bünyesinde taşıyan ilimizde, yöresel müziği icra eden birçok mahalli sanatçı da yetişmiştir. Bu araştırmanın amacı Diyarbakır’ a ait, unutulmaya yüz tutmuş önemli musiki geleneği olan “Velime geceleri” hakkında detaylı inceleme yapmak ve bu gecede görev alan icracılarla görüşmeler sonucunda edinilen bilgilerin gelecek kuşaklara doğru bir şekilde aktarımını sağlamaktır. &#13;
Araştırmada literatür taraması yapılarak, Velime Geceleri ile ilgili kayıtlı ses ve video kayıtları incelenmiş dönem hakkında ilk kaynaklardan bilgiler toplanmıştır. Daha sonra Velime Gecelerinde görev alan musiki icracılarla görüşmeler yapılarak velime geceleri hakkında görüşleri alınmıştır. &#13;
Yapılan görüşmelerde Velime Gecelerinin yapılma amacı, gecede icra edilen türküler, kullanılan makamlar, çalgılar tespit edilmeye çalışılmıştır. Velime Gecelerinin Diyarbakır musikisi içerisinde önemli bir eğlence, paylaşım, sosyal yardımlaşma amacıyla yapıldığı ve bu önemli geleneğin devam edilmesine yönelik görüşler sunulmuştur. &#13;
Yapılan çalışma yörenin önemli kültür öğesinin kaybolmasını engellemek, bu kültürün nesilden nesile aktarılarak yaşatılmaya çalışılması açısından önem arz etmektedir. &#13;
&#13;
&#13;
&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HIRİSTİYANLIKTA MONOFİZİT VE DİYOFİZİT KİRİSTOLOJİNİN KONSİLLER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ  </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46213</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46213</guid>
      <author>Sedat ALTUNKANAT</author>
      <description>Hıristiyanlık doğu menşeli bir din olmasına rağmen batı medeniyetinin inşasında önemli rol oynamıştır. Dinlere genel olarak baktığımızda dinler doğdukları coğrafyaları ve kültürleri şekillendirerek geliştiklerini görmekteyiz. Oysa ki Hıristiyanlık Batı’ya doğru ilerledikçe eski kültürlerden etkilenerek Teslis’e yaklaşmış, Doğu’daki ilerlemesinde ise nispeten aslını korumuştur. Bu gelişmenin temel etkeni Hıristiyanlığın misyonerlik faaliyetlerden kaynaklı mı, kendi peygamberleri ve kutsal metinleri midir? Yoksa karşılamış olduğu kültürlerin ve siyasi atmosferin Hıristiyanlık için daha elverişli bir ortam olmasından dolayı mıdır? Gibi sorular ışığında Hıristiyanlığın inanç sisteminin bu tarihsel süreçte nasıl bir tekâmül geçirdiği makalemizin içeriğini oluşturacaktır. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinden II. Vatikan Konsiline kadar Monofizit (mia/fisis=birleşik tabiat) ve Diyofizit (dio/fisis=çift tabiat) Kristoloji tartışmaları devam etmiş ve günümüze kadar da bu tartışmaların yansımaları devam etmektedir. Biz bu makalemizde, Hıristiyanlık tarihi kadar eski olan bu teolojik tartışmaların arka plandaki tartışma nedenleri ve sonuçlarını Konsiller bağlamında izah etmeye çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


