






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2021 Sayı 26</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1382</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TRANSFORMATION OF SIEGFRIED SASSOON’S WAR POETRY: DISCOURSE SHAPES PERSPECTIVE</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49023</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49023</guid>
      <author>Emrah ATASOY</author>
      <description>Siegfried Sassoon’un şiirlerinde savaşa karşı tutum bakımından büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bu bağlamda Sassoon’un şiiri, savaş öncesi ve savaş sonrası olmak üzere iki kategori altında ele alınabilir. Sassoon, savaşa ilişkin kişisel deneyimlerinin güçlü etkisi ile savaşa yönelik tutumunda vatansever bir duruştan savaş karşıtı bir söyleme radikal bir dönüşüm yaşamıştır. Bu bağlamda bu yazı, Sassoon’un savaş öncesine ait ve siper savaşının koşullarını yansıtan yapıtlarını, bu çalışma için seçilen ‚Absolution,‛ ‚The Effect,‛ ‚Suicide in the Trenches‛ ve ‚The Dug-Out‛ şiirleri üzerinden ele alacaktır. Bu analizde Michel Foucault’nun söylem kavramından yararlanılacaktır. Çalışmanın nihai amacı ise milliyetçi bir söylemin, Siegfried Sassoon örneğinde olduğu gibi birincil elden deneyimler sonucunda nasıl hızlı bir şekilde milliyetçilik karşıtı bir söyleme dönüşebileceğini ortaya çıkarmak-tır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INFORMATION AND COMMUNICATION TECHNOLOGY’S  IMPACT ON SOCIO-ECONOMY</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49477</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49477</guid>
      <author>Abdullahi Mohamed NURAfıssou BADIROU  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, bilgi ve iletişim teknolojisi faktörlerinin ekonomi ve toplumu nasıl etkilediğini incelemiştir. Çalışma çevresel, hazır olma ve kullanım faktörlerinin sosyo-ekonomiyi nasıl etkilediğini analiz etmiştir. Çalışmada 2014-2016 dönemlerinde Global Bilgi Teknolojileri Raporlarında yayınlanan 60 ülkeden toplanan panel verileri kullanılmıştır. Verilerin iki sürekli bağımlı (sosyo and ekonomi) değişkene sahip olması nedeniyle analizde çok değişkenli varyans analizi (manova) yöntemi uygulanmıştır. Çalışma bulguları, manova modelinin dört farklı istatistiksel testin tamamında istatistiksel olarak anlamlı olduğunu bulunmuştur. Çalışma ayrıca, tüm bağımsız (çevresel, hazır olma ve kullanım) değişkenlerin her iki denklemde de istatistiksel olarak anlamlı olduğunu ya % 1, % 5 veya % 10 düzeyinde bulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 AND DISTANCE LEARNING</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49853</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49853</guid>
      <author>Şebnem GÜRSOY ULUSOY</author>
      <description>Mikroplar insanlık tarihinde hayatta kalmak için böylesine zekice bir şekilde evrimleşirken, insanlar ne zaman savaşmaya başlasalar, bu savaşlardan sonra kıyametin dört atlısı ortaya çıkar. Kıyametin dört atlısı: savaş, kıtlık, veba ve ölüm her zaman birlikte dolaşıyor. Andrew Nikiforuk bu durumu "Modern insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne üst organizmaları yenebilir ne de dördüncü atlıyı kandıramaz" (Nikiforuk: 2018) şeklinde açıklar. Gelecekteki insanların dünyaya ve birbirlerine iyi davranıp davranmayacağını zaman gösterecek, ancak Covid-19 dünyaya insanoğlunun teknolojiye ve insan etkileşimine ne kadar ihtiyaç duyduğunu göstermiş olabilir. Salgınlar aynı zamanda sosyal dönüşümü de beraberinde getirir. 2020 Ocak ayından bu yana, Türkiye etkisi altındaki Covid-19 alanları, salgınla birlikte öğretme ve öğrenme sürecinde değişiklikler olarak ortaya çıktı. Bu değişiklik teknolojik bir değişikliği de beraberinde getirdi. Toplumun belirli bir kesiminde başlayan değişim ve genişleme süreci, kitlelerin evde devam ettiği çalışma ve eğitim hayatını ortaya çıkarmıştır. Eğitim süreçleri uzaktan eğitimle devam ettirilmeye başlandı. Türkiye genelinde vakıflar ve devlet üniversiteleri, eğitim sürecine uyum sağlamak için kısa bir süredir çevrim içi oldu. Mart 2020 itibariyle başlayan evden online eğitim süreci devam etmeye başladı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FRANKENSTEIN’S MONSTER AS A REPRESENTATIVE OF THE THREAT OF MODERN TECHNOLOGY OPERATED BY ARTIFICIAL INTELLIGENCE</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49491</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49491</guid>
      <author>Mahmut KAYAALTIPelin KUT BELENLİ </author>
      <description>Mary Shelley’in ünlü romanı &lt;em&gt;Frankenstein; or, Modern Prometheus&lt;/em&gt; (1818) İngiliz Edebiyatı’nın en görkemli eserlerinden biri olmuştur. Roman, o kadar çok ve çeşitlilikte unsurlar barındırmaktadır ki - yayınlandığı günden bu yana pek çok yazar tarafından incelenirken - feminizmden Marksizm'e, materyalizmden psikolojiye kadar çeşitli açılardan tartışılmıştır. Transhümanist bir görüşe dayanan bu makale, Victor Frankenstein'ın Canavarı ile Yapay Zeka (AI) ile çalışan teknolojiyi eşit statüde ele alarak, bilimin etik ve sınırlarını sorgulamak için hazırlanmıştır. Makale, insanlığın yararına üretilen hem teknolojik hem de teknolojik olmayan ürünlerin ne ölçüde yararlı olduğunu ve bu ürünlerin evrenin yaşam döngüsü için bir tehdit oluşturup oluşturmadığını sorgulamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE PHENOMENON OF NOSTALGIA IN AFRICAN ARAB POETRY  (WEST AFRICA EXAMPLE)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49543</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49543</guid>
      <author>Mohamadou Aboubacar MAİGA</author>
      <description>Afrikalılar, Arap edebiyatının çeşitli sanatlarıyla, özellikle de Arap şiir sanatı ile ilgilenmişlerdir Bu insanların tarafından yazılan şiir,  övgü, gurur, kınama, üzüntü, sıkıntı, özlem, nostalji ve diğerleri de dâhil olmak üzere Arap şiirinin hemen hemen tüm amaçlarını kapsamaktadır. Bundan hareketle çalışmamız, Batı Afrika bölgesinde yazılan şiirlerde nostalji olgusunu ele almayı, nostaljinin anlamlarını ve çeşitli temaları, nostalji şiirinin motifleri ve bölge edebiyatında yayılmasının nedenlerini üzerinde durmayı amaçlamaktadır. Araştırmamızın sonucunda, elde ettiğimiz bulgulardan, Afrikalı şairler, çeşitli şiirlerinde nostalji olgusunu samimi duygularla ve kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını, etkileyici sözler ve anlamlarla onu ifade ettikleri görülmektedir.  Afrika Arap şiirinde bulunan nostaljinin en önemli temalarından biri aileye, sevdiklere ve vatanlara duyulan özlemdir. Bölgede bu tür şiir yayılmasının sebepleri arasında seyahat, tutuklama ve sınır dışı edilme gibi nedenler sayılabilir.  Şairlerin şiirindeki nostalji olgusunun en önemli anlamlarından ise Afrikalı şairin anavatanına olan hasreti, kalbini kıran veda sahneleri tasviri, gurbetin gurbetçinin üzerindeki etkisi, gurbetçinin yurtdışında yaşadıkları, gençlik dönemi ve mutlu günlerini hatırlaması gibi anlamlar olduğu da unutulmamalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖLÜMÜN SESİ (2011) SİNEMATİK ANLATISINDA TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞUNUN TEMSİLİ VE ANALİZİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48648</guid>
      <author>Öznur YEMEZ</author>
      <description>Bu çalışma, intihar ve cinayet motiflerinin çerçevelediği Norveç yapımı &lt;em&gt;Ölümün Sesi&lt;/em&gt; (2011) filmini travma kavramı ve karakter-odaklayıcı anlatısal tekniği üzerinden irdelemiştir. Yönetmenliğini ve senaristliğini Pål Sletaune’in yaptığı, başrollerini Noomi Rapace ve Kristoffer Joner’in paylaştığı sinematik anlatı, aile içi şiddete maruz kalmasının ardından sosyal hizmetler tarafından koruma altına alınan karakterin hikâyesini karakterin gözünden zaman zaman geri dönüşler yaparak anlatmaktadır. Kocası oğlunu boğarak öldürmüş ve hemen ardından intihar etmiştir, ancak karakter travmaya bağlı olarak amnezi geliştirdiğinden bunları belleğinden silmiştir. Oğlunun hala hayatta, kocasının ise peşlerinde olduğunu sanan karakter bu olay sonrasında topluma uyum sağlayamamış ve dili reddetmiştir. Bu bağlamda, karakterin anlatı boyunca deneyimlediği işitsel ve görsel halüsinasyonlar, bunlara eşlik eden uykusuzluk ve kabuslar travma sonrası stres bozukluğu semptomları olarak analiz edilmiştir. Buna göre toplumsal cinsiyet rollerinden eş ve anne rollerinin yüklendiği karakter her iki rolde de başarısızlığa uğramış ve bu durum travmanın şiddetini arttırmıştır. Çalışma, başkarakterin yaşadığı travmayı ve bunu takiben gelişen amnezisini, buna bağlı olarak sergilediği semptomları travma ve ilgili kavramlar açısından analiz eder ve karakterin benlik algısının zedelendiğini, çözüme kavuşturulamayan travmanın da etkisiyle gerçeklikle bağının koptuğunu ve psikotik bozukluğun baş gösterdiğini savlayarak örnekleriyle gösterir. Ayrıca kullanılan sinematik teknikten dolayı örtük ve tarihsel izleyicinin bu olgudan ancak anlatı sonunda haberdar olması başkarakterin travmasını yeniden deneyimleyerek bir bakıma empatik travma yaşamasına yol açtığı ve bu durumun da travmatize olmuş bir karakterin karakter-odaklayıcı ve monitorite aracı olarak kullanılmasından kaynaklandığını göstermeyi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“UZUN İNCE BİR YOL”: 14 NİSAN 1987 SONRASI TÜRKİYE-AVRUPA  BİRLİĞİ İLİŞKİLERİNİN ULUSAL MEDYA GÖRÜNÜMÜ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48702</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48702</guid>
      <author>Samet ZENGİNOĞLU</author>
      <description>Türkiye’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da temelleri atılan entegrasyon hareketi (bugünkü adı ile Avrupa Birliği) ile ilişkilerinin temelleri 31 Temmuz 1959 tarihindeki ortak üyelik başvurusu ile başlamıştır. Bu ilk aşamadan bugüne ilişkiler bazı dönemlerde ilerlemeler kaydetmiştir, bazı dönemlerde durağan bir seyir takip etmiştir, bazı dönemlerde ise birtakım krizlerle karşılaşmıştır. Yarım yüzyılı aşan bir zaman dilimini kapsayan bu süreçte birçok dönüm noktası yaşanmıştır. İlk başvuru sürecinden Gümrük Birliği kararına ve tam üyelik müzakerelerine değin bu dönüm noktalarını analiz edebilmek mümkündür. Şüphesiz 14 Nisan 1987 tarihinde gerçekleştirilen tam üyelik başvurusu da bu dönüm noktalarından birisini temsil etmektedir. Turgut Özal dönemi Türk dış politikası açısından bu adım önemli bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, bu gelişmenin Türkiye’de ulusal basına ne şekilde yansıdığını, bu yansımaların ilişkiler açısından hangi ipuçlarını ihtiva ettiğini analiz etme amacını taşımaktadır. Bu amaç kapsamında, başvuru sonrasında 15 ve 16 Nisan 1987 tarihlerinde &lt;em&gt;Cumhuriyet, Günaydın, Milliyet, Sabah &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; Tercüman &lt;/em&gt;gazetelerinde başvuruya ilişkin yansımalar incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2017 KATALAN BAĞIMSIZLIK REFERANDUMUNU AÇIKLAYAN  GEREKÇELER</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48377</guid>
      <author>Sinem ÇELİK</author>
      <description>İspanya’ya bağlı Katalonya özerk bölgesinde 1 Ekim 2017 tarihinde bir bağımsızlık referandumu gerçekleştirilmiştir. Merkezi hükümet tarafından İspanya Anayasası’na aykırı olduğu öne sürülen söz konusu referandumun üstünden yaklaşık üç yıl geçmesine karşın, İspanya ve Katalonya arasında yaşanan gerginlik güncelliğini korumaktadır. 2017 Bağımsızlık Referandumu iki hükümet arasında uzun zamandan beri yaşanan sıkıntıların bir yansıması olmuştur. Söz konusu referandumun yapılmasının altında pek çok neden yattığını söylemek mümkündür. Bu çalışma, 2017 Katalan Bağımsızlık Referandumunun gerekçelerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, tarihsel, siyasal, kültürel ve ekonomik temelli birçok argüman ele alınarak, referandumun gerekçelerine ilişkin bir analiz gerçekleştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HZ. NUH KISSASI VE NUH TUFANININ MİNYATÜR SANATINA  YANSIMALARI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48809</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48809</guid>
      <author>Elif BAYRAK KAYA</author>
      <description>Dinî metinlere göre Hz. Nuh döneminde gerçekleşen tufanda, çok az inanan insan hayatta kalabilmiş, bu sebepten, Hz. Âdem den sonra Hz. Nuh insanlığın ikinci atası olarak görülmüştür. Yapılan araştırmada, Nuh’un gemisi ve tufan konulu minyatürlü eserlere bakıldığında, geleneksel olarak farklı dönem ve farklı üsluplarda yapılmış, minyatürlü eserler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kıymetli eserlerin yorumları, yapıldıkları dönemin, Nuh tufanı hakkındaki toplum algısını ve konuya bakış açılarını yansıtırken, dönemin folklorunu da bize göstermektedir. Bunun yanı sıra Nuh’un gemisini tasvir eden minyatürlerde, sembolik anlamlarla karşılaşılmış, bu sembolik anlamlar, literatürden incelendiğinde, Türk mitolojisinin erken inanç ve öğretilerine kadar uzandığı görülmüştür. Nuh tufanını anlatan minyatür eserlerde ana tema, Hz. Nuh’un gemi yapımı, tufanın patlak vermesi ile oluşan can pazarı, gemiye binen inançlı insanlar ve gemiye alınan hayvanlar gibi dört ikonografik konu altında toplanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ŞAVŞAT PERİBACALARININ  (ARTVİN) JEOMORFOLOJİSİ VE JEOTURİZM POTANSİYELİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49636</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49636</guid>
      <author>Muhammet BAHADIRFatih IŞIK </author>
      <description>Peribacaları, yarı kurak sahalarda özellikle volkan külü ve volkan tüfü gibi yumuşak kayaçların yağmur ve sel sularıyla aşındırılması sırasında aşınımdan sonra geriye kalmış yerşekilleridir.  Şavşat peribacaları piroklastik anakaya üzerinde, doğu ladini (&lt;em&gt;Picea Oriantalis&lt;/em&gt;) bitki örtüsü altında, 1500 m yükseklikte ve güneye bakan yamaçlarda oluşmuşlardır. Çalışmanın temel amacı bu peribacalarının oluşumunu, gelişimini ve jeoturizm potansiyelini incelemektir. Çalışmada, arazi gözlemleri, coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama tekniklerinden yararlanılmıştır.  Artvin ili Şavşat ilçesi Meşeli Köyü’nde yer alan peribacalarını diğer yörelerimizdeki oluşumlardan ayrı kılan az biliniyor olması ve asıl olarak nemli iklim koşulları altında yemyeşil ormanın içinde oluşmuş olmalarıdır.  Bu özelliği ile adeta saklı bir jeomorfolojik miras niteliği taşımaktadır. Ayrıca Şavşat peribacaları Karagöl-Sahara Milli Parkı içerisinde olup, bilimsel ve turizm amaçlı değerlendirilecek önemli jeomorfositlerden biridir. Bu açıdan turizm döngüsü içerisinde kullan, bozma-koru, kazan ve sürdür ilkelerini yörede hayata geçirerek daha canlı bir turizm merkezi oluşturulabilir. Beraberinde kırsal kalkınmada turizmi, öncü sektöre dönüştürülebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLK VE ORTAOKUL ÖĞRETMENLERİ VE YÖNETİCİLERİNİN OKUL  TEMELLİ MESLEKİ GELİŞİME YÖNELİK GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49570</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49570</guid>
      <author>Nihat ÇETİNTÜRKBanu YÜCEL TOY </author>
      <description>Sonu olmayan bir öğrenme döngüsü olarak adlandırabileceğimiz eğitimin önemli unsurlarından birisi olan öğretmenler için, mesleki gelişim çalışmaları kuşkusuz çok önemlidir. Bu anlamda okul temelli mesleki gelişim modeli, mesleki gelişim çalışmaları için alternatif bir model olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmanın amacı ilk ve ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerinin OTMG bakış açılarını tespit etmektir. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme türlerinden olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Çalışma grubu farklı okul türlerinden 18 yönetici ve öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre yönetici ve öğretmenlerin okul temelli mesleki gelişimi, okul çalışanlarının iş birliği halinde yaptıkları ve okulda görev yapan herkesin mesleki gelişimin içinde olduğu mesleki çalışmalar olarak gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca OTMG çalışmalarının en önemli katkılarından birisinin öğretmenlerin ihtiyaçlarına göre eğitimler düzenlenmesi olduğu tespit edilmiştir. Yapılacak mesleki çalışmaların, bölgenin ve öğretmenlerin ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi önerilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MAKEDONCADAKİ TÜRKİZMLER ÜZERİNE YAPILAN  ÇALIŞMALAR: ÇERÇEVE, DEĞERLENDİRME VE KAYNAKÇA  DENEMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49221</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49221</guid>
      <author>Doğan YÜCEL</author>
      <description>Güney Slav dillerininm Doğu koluna mensup Makedonca, XIV-XIX. yüzyıllar arasında yaklaşık 500 yıl Türkçe ile -Türkçenin “üst dil” olduğu- bir etkileşim içerisinde bulunmuştur. Makedonya, Balkanların en küçük kara parçalarından birisidir. Ana dili Makedonca olan konuşur sayısı da oldukça sınırlıdır. Ayrıca Makedonya Osmanlıdan en son ayrılan Balkan dilidir. Bu gibi sebeplerle Makedoncadaki Türkizmler konusu diğer Balkan dillerine göre daha geç başlamıştır. Makedoncadaki Türkçe kelime ve unsurlara dair bir asra yakın süredir araştırmacılar birçok telifrtaya koymuşlardır. Bu çalışmaları yapan araştırmacıların milliyeti, eserlerin makale ve tebliğ gibi türleri, teliflerin vücuda getirildiği diller açısından miktarları bütüncül bir bakış açısıyla verilmiş ve kıyaslamaları yapılmıştır. Makedoncaya Türkizmlerin geçiş âmilleri ile Türkizmlerin derleme kaynaklarına dair 70 ve bizatihi Makedoncadaki Türkizmlere matuf 241 adet olmak üzere toplam 311 eser bu derlemede yer almaktadır. Kaynakça, dijital makale ve tez sitelerinin veri tabanları ve basılı eserlerin kaynakçalarının taranması ile hazırlanmıştır. Anılan bu çalışmalara dört kademeli, 55 alt başlıklı bir çerçeve çizilmeye çalışılmış ve sonunda tablolar hâlinde tasnifleri yapılmıştır: tespit, tasnif, tahlil, ihya. Derleme sonucunda; Makedon ve Türk müelliflerin en fazla eseri kaleme aldıkları, Makedonya ve Türkiye’nin en çok telifin yapıldığı ülkeler olduğu gibi sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALGILANAN MARKA YENİLİKÇİLİĞİ, MARKA DENEYİMİ VE MARKA BAĞLILIĞI İLİŞKİSİNDE HEDONİK DUYGULARIN ARACILIK ROLÜ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48924</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48924</guid>
      <author>Engin YÜCEL</author>
      <description>Endüstriler arasındaki rekabetin giderek artması işletmeleri, güçlü bir marka algısı yaratarak tüketicilerle uzun vadeli ilişkiler kurma ihtiyacına zorlamaktadır. Markalar, uzun vadeli ilişkiler sayesinde tüketicilerde marka sadakatinin oluşturulmasını amaçlamaktadır. İşletmelerin pazarlama stratejilerinin başarısı açısından yenilikçilik, deneyim ve hedonik duygular gibi marka sadakatinin belirleyicileri giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, algılanan marka yenilikçiliği, marka deneyimi ve marka sadakati ilişkisinde hedonik duyguların aracılık etkisinin incelenmesi araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla, kolayda örnekleme kapsamında anket yöntemi ile 395 katılımcıdan veri toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre; algılanan marka yenilikçiliğinin marka deneyimini, marka deneyiminin tüketicilerin hedonik duygularını ve marka deneyiminin marka sadakatini pozitif ve anlamlı olarak etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca, marka deneyiminin marka sadakati üzerindeki etkisinde hedonik duyguların kısmi aracılık rolüne sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda yenilikçi markaların, başarılı marka deneyimleri yoluyla tüketicilerde pozitif hedonik duyguların oluşmasını sağlayarak markaya karşı sadık olma eğilimini arttırması beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN DİJİTAL MATERYAL OLUŞTURABİLME ÖZ-YETERLİLİKLERİ  ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48166</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48166</guid>
      <author>Nezaket Bilge UZUNCenk AKAY </author>
      <description>Bu çalışmada öğretmenlerin dijital materyal oluşturabilme öz-yeterliliğini ortaya koymaya yönelik bir ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Geçerlik kapsamında; rasyonel yaklaşım temelinde uzman değerlendirmelerine dayalı kapsam ve yapı geçerliği, istatistiksel olarak; açımlayıcı faktör analizi(AFA), doğrulayıcı faktör analizi(DFA) veyakınsak geçerlik analizleriyle yapı geçerliği çalışmaları yürütülmüştür.  Güvenirlik analizlerinde Cronbach alfa, iki yarıya bölme  ve birleştirici güvenirlik belirleme tekniklerinden yararlanılmıştır. Yapının açımlanmasına ilişkin analizler ve Horn paralel analizi ile tek faktörlü, toplam varyansın %92,2’ sini açıklayan 26 maddelik ölçek elde edilmiştir. DFA’yla test edilen modelde maddelerin standartlaştırılmış değerlerinin  0,86 ile 0,98 arasında değiştiği, tüm t değerlerinin istatistiksel olarak manidar olduğu; sınanan ölçme modelinin  uyum indekslerinin mükemmel/ kabul edilebilir ölçütler içerisinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tek faktörlü yapıda DFA bulgularıyla hesaplanan yakınsak geçerlik 0,88’dir. Cronbach alfa güvenirlik katsayısı her iki çalışma grubunda 0,99; DFA’yla hesaplanan birleştirici güvenirlik katsayısı  (CR) 0,885 bulunmuştur. Bu bulgular, “Öğretmenlerin Dijital Materyal Oluşturabilme Öz-yeterliliği Ölçeği”’nin, bilimsel ve psikometrik açıdan güvenilir, geçerli olduğunu göstermiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUSTAFA VÂZIH EFENDİ VE DÎVÂNÇE’Sİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48965</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48965</guid>
      <author>Fatma ÖZÇAKMAK</author>
      <description>1177/ 1763-1764 senesinde Amasya’da dünyaya gelen Mustafa Vâzıh Efendi, Kara Müftizâdeler diye bilinen Kara İsmail Efendi’nin oğludur. Babası gibi Amasya’da müftülük görevinde bulunmuş ve dönemindeki sosyal-siyasal sıkıntılar sebebiyle görevden azledilip birkaç kez yine aynı göreve getirilmiştir. Amasya şehir tarihçiliğine &lt;em&gt;Belâbilü’r-Râsiye fî Riyâz-ı Mesâili’l-Amâsiyye&lt;/em&gt; kitabıyla öncülük eden ilk isim olan Vâzıh Efendi’nin söz konusu eser haricinde &lt;em&gt;Şerhu’l-Ezân ve Dellâlü’l-Cinân, Tûtî-i Vâzıh-ı Beyân, Belâ-yı Vâzıh Safâ-yı Lâyıh, Terceme-i Kâdî-i Hemedân min Hikâyât-ı Gülistân &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; Dîvân-ı Vâzıh &lt;/em&gt;olmak üzere ilmî ve edebî başka eserleri de bulunmaktadır. Bu makalede amaç kaynaklarda daha çok ilmî yönüyle ön plana çıkarılan Mustafa Vâzıh Efendi’nin edebî yönüne de dikkat çekerek bu yönünün bariz bir örneği olan -kütüphane kaydında &lt;em&gt;Dîvân-ı Vâzıh&lt;/em&gt; olarak kayıtlı- &lt;em&gt;Dîvânçe&lt;/em&gt;’sinin ilim âlemine tanıtılmasıdır. Bu doğrultuda çalışmada Vâzıh Efendi’nin hayatı, eserleri, ilmî ve edebî yönüne dair bilgilere yer verilmiş, &lt;em&gt;Dîvânçe’&lt;/em&gt;si incelemeye tabi tutulup elde edilen veriler paylaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VİZYON 2023 OKUMADAN GERÇEKLEŞTİRMEK GÜÇ YARATICI OKUMA PROJESİ’NİN ÖĞRENCİLERİN OKUMAYA İLİŞKİN TUTUMLARINA  ETKİSİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49324</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49324</guid>
      <author>İlker KÖSTERELİOĞLURemziye ULUDAĞ KIRÇIL  ,Adeviye ALCIL ,Hacer ERMİŞ  ,Erhan ÇAPOĞLU  ,Meltem AKIN KÖSTERELİOĞLU  </author>
      <description>İçinde bulunduğumuz çağda gün geçtikçe çocuklar dijital ortamlara daha fazla maruz kalmaktadır. Okumak ve okumanın gerekliliği önemini korumakla birlikte çocukların klasik yöntemler ile kitap okumayı alışkanlık hâline getirmelerini sağlamak oldukça zordur. Özellikle erken yaşlarda çocuklara okumaya yönelik olumlu tutum kazanmaları önemlidir. Araştırmanın amacı yaratıcı okuma etkinliklerinin öğrencilerin okumaya ilişkin tutumlarına olan etkisini belirlemektir. Araştırma Amasya ilinde 16 okulda çalışan 20 sınıf öğretmeni ile ve bu sınıf öğretmenlerinin sınıflarında öğrenim gören 413 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmanın başlangıcında öncelikle 5 kişiden oluşan bir proje ekibi oluşturulmuştur. Proje ekibi öncelikle ilkokul düzeyinde 1, 2, 3, ve 4. sınıf düzeyinde yaratıcı okuma yapılacak çeşitli kitap okumaları yaparak her sınıf düzeyinde 20 kitap belirlemişlerdir. Kitaplar daha önce alan uzmanların görüşleri alınarak ve sınıf yaş düzeyine göre sınıflandırma yapılan Amasya Üniversitesi Çocuk Kütüphanesi envanterinde yer alan kitaplardan tercih edilmiştir. İlkokulda her sınıf düzeyinde 5’er sınıf öğretmenine yaratıcı okumanın teorik temelleri ve uygulama örnekleri ile ilgili olarak öncelikle yaratıcı okuma çalışmaları yapan 3 öğretmen meslektaşlarından olmak üzere 2 ayrı hizmet içi eğitim almaları sağlanmıştır. Öğretmenler belirledikleri kitapları 5 ila 7 hafta süren bir zamanda sınıflarında uygulama etkinlikleri yaparak süreci tamamlamışlardır. Araştırmada veriler Kocaarslan (2016)’nın Türkçe’ye uyarladığı “Okuma Tutum Ölçeği” kullanılarak elde edilmiştir. Ölçek Eğlenme Amaçlı Okuma (Okumadan Zevk Alma) ve Akademik Okuma olmak üzere 2 alt faktörden oluşmaktadır. Araştırmada belirtilen veri toplama aracı ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre öğrencilerin eğlenme amaçlı okuma alt boyutundan elde edilen ön test ortalama puanı X=33,79 iken son test ortalama puanı X=34,81’dir. Öğrencilerin akademik okuma alt boyutunda ön test ortalama puanları X=33,62 iken son test ortalama puanı X=34,73’tür. Öğrencilerin ölçeğin genelinde ise ön test ortalama puanları X=67,41 iken son test puanları ise X=69,55’dir. Genel olarak araştırmada uygulama sonrasında gerek eğlenme amacıyla okuma gerekse akademik okuma ve ölçeğin genelinde son test lehine ortalamalarda artış olduğu gözlenmektedir. Elde edilen sonuçlara göre ölçekten elde edilebilecek en yüksek puanın 80 olduğu düşünüldüğünde öğrencilerin okumaya ilişkin düzeylerinin iyi düzeyde olduğu söylenebilir.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>4.SINIF MATEMATİK DERSİ DOĞAL SAYILAR ALT ÖĞRENME ALANINA İLİŞKİN BAŞARI TESTİ GELİŞTİRME ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49536</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49536</guid>
      <author>İsmail YILMAZElvan YILMAZ </author>
      <description>Araştırmada 4. sınıf matematik dersi doğal sayılar alt öğrenme alanına ilişkin öğrenci başarısının ölçülmesinde kullanılabilecek bir başarı testi geliştirme süreci anlatılmaktadır. Bu amaçla öncelikle hazırlanacak testin amacı belirlenmiş, ardından doğal sayılar öğrenme alanına ilişkin kazanımlar listelenmiştir. Bu kazanımlara uygun olacak şekilde çoktan seçmeli 20 adet test sorusu hazırlanmış ve hazırlanan bu sorular 2019-2020 öğretim yılında Isparta’da eğitim gören 226 4. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Pilot uygulamadan elde edilen verilerden yola çıkılarak yapılan analiz çalışmaları sonucunda testte yer alan üç soru madde ayırt edicilik indeksleri 0,20’dan küçük olduğu için testten çıkartılmıştır. Ortalama güçlük (p) 0.593, ortalama ayırt edicilik (r) 0.402 olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan güvenirlik katsayısı 0.797 olarak tespit edilmiştir. Madde analizi sonucunda orta güçlükte, ayırt edicilik gücü yüksek ve güvenilir bir başarı testi elde edilmiştir. Sonuç olarak 4. Sınıf matematik dersi doğal sayılar alt öğrenme alanında kullanılabilecek 17 sorudan oluşan bir başarı testi hazırlanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LOVEMARK EKSENLİ KURUMSAL KİMLİK İNŞASININ İZLERİNİ  FİRMALAR ÜZERİNDEN SÜRMEK</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49056</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49056</guid>
      <author>Kadir AYDINFatma GEÇİKLİ  ,Zeynep EKMEKÇİ  ,Yıldız ERZİNCANLI  </author>
      <description>Yeni bir kavram olan lovemark ve kurumsal kimlik inşa etmek birçok firma için önemli bir kavramdır. Lovemark tüketicinin psikolojik etkenler doğrultusunda kurumla ilişki kurduğunu öne süren bir kavramdır. Kurum kimliğini konumlandırmada müşteri ile duygusal bağ kuran firmalar tüketicinin satın alma davranışını şekillendirmede psikolojik etkenlere başvurmaktadır. Firmalar tüketici ile duygusal bir bağ kurarak hem satın alma davranışı gerçekleştirmeyi hem de satın alma davranışının tekrarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu araştırmanın amacı ise firmaların lovemark olarak kurumsal kimliklerini nasıl konumlandırdıklarının analiz edilmesidir. Bu kapsamda Mediacat’in 2018 yılında açıkladığı lovemark firmalarından beyaz eşya ve otomobil sektöründe faaliyet gösteren 16 firmaya ait 160 adet reklam filmi incelenmiştir. Her firma için rastgele örneklem yöntemiyle seçilen on reklam filmi içerik çözümlemesi yöntemiyle analize tabi tutulmuştur. Reklam filmlerinde, kurumsal kimlik, sıra dışılık, tutku ve bağlılık boyutları ve bu boyutların birbirleri ile olan ilişkisi irdelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre araştırmaya dahil olan firmalar, Volkswagen, Bmw, Mercedes, Renault, Ford, Fiat, Toyota, Audi ve Hyundai otomobil segmentinde; Arçelik ,Bosch, Beko ,Vestel, Samsung ,Siemens, Profilo beyaz eşya segmentinde değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgularda firmaların reklam filmi yaratırken başta aşk, haz, güven, gibi duygusal kavramlarla satın alma davranışı için ikna edilmeye çalışıldığı gözlemlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİLİPİNLERİN TURİZM SEMBOLÜ: PALAWAN ADASI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49472</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49472</guid>
      <author>Emin ATASOYHakan ÖNAL  ,Erkin TOKPANOV  </author>
      <description>Tropikal yağmur ormanlarıyla, binlerce kilometrekarelik mercan resifleriyle, gizemli mağaraları ve şelaleleriyle, endemik bitki ve hayvan türleriyle, dünyaca ünlü dalış merkezleriyle ve ünlü plajlarıyla Palawan adası, dünyanın en ünlü turizm merkezlerinden birisidir. Dünyanın en iyi adaları listesinde yer alan Palawan, hem Filipinlerin turizm gururudur hem de ülkenin en izole ve doğal özellikleri en iyi korunmuş adalarından biridir. Adayı içine alan Palawan eyaleti, Filipinler Cumhuriyetinin en büyük eyaleti olup 1800 civarında adayı kapsamaktadır. Filipinler Cumhuriyetinin beşinci büyük adası olan Palawan, Luzon adalar grubunun bir parçası olup ülkenin güneybatısında yer alır.  Adanın toplam nüfusu 1 milyon civarında olup 12188 km2’lik alana sahiptir ve ada genelinde km2’ye ortalama 82 kişi düşmektedir. Bu çalışmada Palawan adasının genel coğrafi yapısı ve turizm potansiyeli irdelenirken, adanın coğrafi konumu, fiziki ve beşeri özellikleri açıklandığı gibi başlıca turizm merkezleri de ele alınmıştır. Çalışmada, bir yandan adanın başlıca doğal ve tarihsel-kültürel çekicilikleri irdelenmiş diğer yandan da adanın bugünkü turizm potansiyeli resmedilmeye çalışılmıştır. Adanın endemik bitki ve hayvanlarından oluşan doğal yaşamına ait bilgilerin de sunulduğu çalışmada ayrıca, Palawan adasını küresel turizm markası yapan ve turizm başarılarının sürdürmesini sağlayan en önemli etkenler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonuç kısmında, Palawan adasının en büyük turizm avantajları ve dezavantajları nelerdir? sorularına yanıt aranmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEZARTAŞLARININ KİMLİK TEMSİLİ: SAKARYA ERENLER MEZARLIĞI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48755</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48755</guid>
      <author>Nagihan ÇETİN</author>
      <description>Birey doğumuyla birlikte kazanmaya başladığı kimliği ölümünün ardından da sürdürmektedir. Bireysel kimliklerin yanı sıra kolektif kimliğin de etkin olduğu toplum hayatında bireyin ölümü bir sondan öte bireysel ve toplumsal birçok işlevin karşılanacağı ritüelin, inanışın ve beklentinin başlangıcı olmaktadır. Bireyin ölümünün ardından, cesedinin ne olacağı, gömülecekse defnedileceği mezarlık, defin işlemlerinin şekli, zamanı, defnetmeye kimlerin gelip gelemeyeceği ve mezarının inşası hem bireyin hem de toplumun kimliğini temsil etme niteliklerine sahiptir. Birçok kültür için mezarın önemli bir unsuru olarak görülen mezar taşları bu temsilde ön plana çıkmaktadır. Bu taşların yapılış şekilleri, hangi bilgileri ve sembolleri içerebileceği ya da hangilerinin yer alamayacağı gibi hususlar toplumun, kültürün ve dönemin özelliklerine göre belirlenmekte, taşlar bireysel, kolektif ve yer kimliğini yansıtan birer görsel göstergeye dönüşmektedirler. Bu çalışmanın konusu mezar taşlarının birer görsel gösterge olarak kimlik temsilini üstlenmeleri ve bu temsilde dönemsel üslup özelliklerini taşımalarıdır. Çalışmanın evreni Sakarya Erenler Mezarlığı olarak belirlenmiş; örneklem olarak söz konusu mezarlıktaki Osmanlı Devletinden kalma ve Cumhuriyet Dönemine ait mezar taşlarından belirgin niteliklere sahip olanlar seçilmiştir. Seçilen örnekler yapıldıkları malzemeler, kullanılan yazı, yazı içerikleri,  yer verilen semboller gibi birçok açıdan içerik analizine tabi tutularak değerlendirilmiştir. Çalışma neticesinde mezar taşlarının yapıldıkları döneme ait dönemsel üslup özelliklerinin yansıtıcıları olarak bireysel, kolektif ve yer kimliğinin temsili misyonunu taşıdıkları, bu yüzden de değerli kabul edildikleri sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜREL VE EKONOMİK BİR İMGE OLARAK “HARAKÂNÎ” ÜZERİNE BAZI TESPİTLER</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49419</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49419</guid>
      <author>Hasan Ali DİKEN</author>
      <description>Ebü’l Hasan Harakânî, Türk toplumunun çeşitli kültür ve medeniyet dünyalarını birleştiren bir şahsiyet olarak dikkat çekmektedir. Zira Harakânî, tarihsel süreç itibariyle; Orta Asya veya Türkistan sahasında yaratılan ve yaşatılan kültür mirasını Kafkasya ve Anadolu havzalarına taşımakla birlikte, yeni bir kültür oluşturma sürecinin temellerinin atılmasında önemli bir role sahip olmuştur. Kimi rivayetlere göre, Harakânî, kendisinden sonra yaşamış iki tasavvuf erbabı olan Ahmet Yesevî’nin ve Mevlânâ Celâleddîn Rûmî ’nin “gönül hocalığı”nı yapmıştır. Bu bakımdan, Kars ölçeğinde adı sıkça dillendirilen ve “Kars’ın Manevî Mimarı” olarak da adlandırılan Harakânî’nin ulusal ve uluslararası çevrelerde tanıtılması, Türk kültürü açısından oldukça mühim bir yer işgal etmektedir. Bahse konu durumun bir devamı olarak, bu makale kapsamında; Harakânî etrafındaki kültürel birikimin ekonomik boyutu ele alınıp, Harakânî’nin kentsel bir imge olarak değerlendirilmesine dair birtakım tespitlerde bulunulmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE İSİMDEN İSİM YAPAN EKLERİN  MORFO-SEMANTİK İŞLEVLERİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49311</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49311</guid>
      <author>Çiçek VAROLAhmet AKÇATAŞ </author>
      <description>Türkiye Türkçesinde sözcük türetme, dil yapısı itibariyle sonekler ile yapılmaktadır. Soneklerin bazıları yapım ekleri grubuna dâhil edilmektedir. Yapım ekleri, isim veya fiil kök ve gövdelerinden yeni isim veya fiil gövdeleri oluşturan eklerdir.  Bu çalışmada isimden isim yapan ekler üzerine durulmuştur. İsimden isim yapan ekler, isim kök veya gövdelerinden yeni bir isim yapmak için kullanılan eklerdir. Bu türetme ile oluşturulan kelimelerde, yeni bir anlam da ortaya çıkmaktadır.  Gramer çalışmalarında eklerin sadece işlevleri üzerine durulmakta, kelimeye verdiği anlam göz ardı edilmektedir. İşlev ve anlam arasında bir ilişki vardır ancak eklerin verdiği anlam farklı farklıdır. Dolayısıyla bu çalışmada eklerin işlevinden ziyade morfo-semantik türetim yoluyla kelimelere verdiği farklı farklı anlam ortaya konulmaya çalışılmıştır. Morfo-semantik için kaynaklarda bir tanım mevcut değildir. Eğer bir tanım yapılacak olursa anlambilimin bir alt kolu olarak eklerin, eklendikleri kelimelere kazandırdığı anlamları incelemektedir. Bu çalışmada bazı eklerin, eklendikleri kök veya gövde ile bağlantılı; bazı eklerin, kök veya gövdenin anlamından farklı bir anlam oluşturduğu, bazı eklerin ise, tek başına anlamı olmayan kelimelerden anlamlı yeni bir kelime türettiği tespit edilmiştir. Morfo-semantik türetimin yeni kavram ve sözcük dağarcığına nasıl katkıda bulunduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada, incelediğimiz eserlerde tespit edilen isimden isim yapan eklerin, morfolojik ve semantik işlevleri ele alındı. İsimden isim yapan ekler belirlendi ve morfo-semantik türetim hakkında bilgi verildikten sonra eserler üzerinden inceleme yapıldı.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETİM ELEMANLARININ MOBBİNG (PSİKOLOJİK YILDIRMA) VE ÖRGÜTSEL SESSİZLİĞE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48461</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48461</guid>
      <author>Sibel GÜVENMerve EVCEN TEMELLi </author>
      <description>Bu araştırmada üniversitelerde yaşanan mobbing (psikolojik yıldırma) olayları ile örgütsel sessizliğe ilişkin öğretim elemanlarının görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu görüşmeyi kabul eden 52 öğretim elemanı oluşturmuştur. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmış, veriler açık uçlu sorulardan oluşan anket formu ile toplanmıştır. Anket formlarından elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretim elemanlarının görüşlerine göre mobbing kavramı, mobbingin bireysel ve örgütsel sonuçları, akademik ortamlardaki mobbing uygulamaları, mobbingle başa çıkma yolları, örgütsel sessizlik, akademik ortamlarda en çok sessiz kalınan konular, örgütsel sessizliğin nedenleri ve örgütsel sessizliğe karşı alınabilecek önlemler belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FARKLI EĞİTİM KADEMELERİNDEKİ ÖĞRENCİLERİN NİTELİKLİ OKUL, NİTELİKLİ DERS VE NİTELİKLİ ÖĞRETMEN ÖZELLİKLERİNE YÖNELİK ALGILARININ KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49433</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49433</guid>
      <author>Ömer Faruk ABİDE</author>
      <description>Bu araştırmada ortaöğretim, lisans ve lisansüstü eğitim kademelerinde yer alan öğrencilerin nitelikli okul, nitelikli ders ve nitelikli öğretmen kavramlarına yönelik algılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından olan durum çalışmasının özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi sonucunda farklı eğitim kademelerinde bulanan öğrencilerin nitelikli okul, nitelikli ders ve nitelikli öğretmenin özelliklerine yönelik algılarını temsil eden çeşitli temalar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular genel olarak değerlendirildiğinde, farklı eğitim kademelerinde bulunan öğrencilerin algılarına göre bir okulun ve bir dersin nitelikli olmasını sağlayan en önemli özelliğin öğretmenler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte araştırma kapsamına alınan katılımcıların algılarına göre öğretmenleri nitelikli yapan en önemli özellikler ise öğretmenlerin bilişsel özelliklerinden ziyade duyuşsal özellikleridir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN UZAKTAN  YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNE BAKIŞI (KAZAKİSTAN VE BOSNA-HERSEK ÖRNEKLERİ)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49172</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49172</guid>
      <author>Fatma ERASLANDoğan YÜCEL </author>
      <description>İnsanlık tarih boyunca kıtlık, yangın ve salgın hastalıklar gibi felaketlerle birçok kez  karşı karşıya kalmıştır. İnsanlık olarak içinden geçmekte olduğumuz son salgın hastalık COVID-19 pandemisidir. Bu salgın dünyanın hemen tamamına hızla yayılmış ve sosyal hayatı altüst etmiştir. Milyarlarca insan aylarca evlerinde diğer insanlardan izole şekilde kalmıştır. Bu durumdan örgün eğitim de payına düşeni almıştır. Bu olumsuz durumla birlikte teknolojik gelişmelere paralel olarak dünyadaki birçok ülke ve okul öğrencilere evden eğitim-öğretim vermeye başlamışlardır. Bu ülkelerden Kazakistan ve Bosna-Hersek’te de yabancı dil Türkçe öğretimi bir yıla yakındır çevrimiçi eğitim  olarak devam etmektedir. Salgın döneminde uzaktan yabancı dil Türkçe öğrenimi gören öğrencilerin görüşlerini belirlemek üzere bu çalışma hazırlanmıştır. Uzaktan yabancı dil Türkçe öğrenen öğrencilerin memnuniyet ölçümleri Türkiye dışında ilk defa yapılmıştır. Çalışmanın bu bakımdan önemli olduğu düşünülmektedir. Öğrencilerin memnuniyetlerinin ölçümü için dört kısımdan meydana gelen kapalı uçlu 17 soruluk yapılandırılmış bir dörtlü Likert ölçeği oluşturulmuştur. Hazırlanan ölçek formu  internet üzerinden Kazakistan'daki beş ve Bosna Hersek'teki dört okuldaki 7-11. sınıflar arasındaki 145 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Uygulanan ölçek sonrası öğrencilerin büyük ölçüde örgün eğitime geri dönmek istedikleri, gelir seviyelerinin derslere erişimde engel olabildiği gibi sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AMATÖR MÜZİK EĞİTİMİ BAĞLAMINDA MÜZİK ÖĞRETMENLİĞİ BÖLÜMLERİNDE VERİLEN PİYANO DERSİ ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49755</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49755</guid>
      <author>Alper AKGÜL</author>
      <description>Türkiye’de müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda verilen piyano dersi, müzik öğretmeni adayının piyano çalabilme becerilerinin gelişmesini sağlaması amacıyla hazırlanmıştır. Müzik öğretmenliği bölümlerinde alanda yaygın olarak kullanılan piyano enstrümanının öğretimine yönelik öğretim teknikleri üzerine  bir ders bulunmamaktadır. Piyano üzerine yoğunlaşan müzik öğretmeni adaylarının yanı sıra ana çalgısı piyano olmayanlar da hem genel müzik eğitiminde hem de ülkemizde yaygın olarak bulunan amatör müzik eğitimi veren kurslar ve sanat merkezlerinde yüksek düzeyde talep gören piyano derslerini verebilmektedirler. Bu sebepten, enstrümanın çalış öğretimi için gerekli olan bilgilerin yanısıra,  değişik yaş gruplarında  nasıl öğretilmesi gerektiğine yönelik bilgilerin de öğretilmesi önemlidir. Bu çalışmada, literatürde yapılan çalışmaların da desteğiyle, alandaki eksikliğe yönelik bir inceleme yapılmış ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLASİK FARS ŞİİRİNDE HALLÂC-I MANSÛR</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49497</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49497</guid>
      <author>Deniz ERÇAVUŞ</author>
      <description>Tasavvuf tarihinin en ünlü mutasavvıflarından biri olan Hallâc-ı Mansûr, tasavvufun gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Sözleri ve menkıbeleri çağlar boyunca Müslümanlar arasında son derece etkili olmuştur. Hallâc-ı Mansûr’daki tasavvufi düşüncenin temelini oluşturan şey “vahdet-i vücûd” anlayışıdır. Varlığın birliği inanışını hazırlayan Hallâc’a göre, mutlak var olan yalnızca Tanrı’dır çünkü her şey Tanrı’nın yansımasının sonucudur. Bu konuda ortaya koyduğu “enelhak” kavramı, kişinin kendi benliğini yok ederek bir gerçeklik haline gelmesidir. Her şeyde Allah’ı görmek için kullanılan “enelhak”, artık Tanrı’yı tanımlamak için kullanılan bir terimdir. “Enelhak” fikriyle dini ve siyasi çevrelerin tepkisini çeken Hallâc, darağacında asılarak idam edildi.  Hallâc’ın katliamından sonra tasavvuf ağır bir bunalım yaşadı ancak tasavvuf taraftarları arttı. Hallâc’ın tasavvuftaki bu etkisinin yanı sıra Klasik Fars şiiri de Hallâc’ın fikirlerinden derinden etkilenmiştir. Hallâc’ın menkıbevi hayatı ve trajik ölüm şekli onu efsaneleştirerek onunla ilgili sembollerin oluşmasına neden olmuştur. Şiirlerde “enelhak” ve “darağacı” sembolleri sıkça yer almış, can vermeye hazır olan sûfî ve âşığı sembolize etmek için Hallâc adı kullanılmıştır. Doğu kültür ve edebiyatında çok büyük etkiye sahip olan Hallâc-ı Mansûr’un adının çok sık anıldığı İran Edebiyatı’nda özellikle Klasik Fars şiirinin önemli simalarından Ferîdüddin Attâr, Hâfız-ı Şîrâzî, Senâî-yi Gaznevî, Mevlânâ, Ebû Saîd gibi şâirler şiirlerinde Hallâc’tan bahsetmişlerdir. Onun hayat hikâyesi, idamı, haksızlığa karşı gelmesi, “enelhak” sözü, vahdet-i vücûd anlayışı örnek gösterilerek iktibas, telmih ve teşbih gibi söz sanatları yoluyla sürekli olarak şiirlerde işlenmiştir. Çalışmamızda bunları çeşitli örneklerle ortaya koymaya çalıştık.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2023 EĞİTİM VİZYONU BELGESİ, KAMU OKULLARINA OKUL MÜDÜRÜ GÖREVLENDİRME</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49521</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49521</guid>
      <author>İlhan DUMAN</author>
      <description>Milli Eğitim Bakanlığı; 23 Ekim 2018 tarihinde yayınladığı 2023 eğitim vizyonu belgesinde yer alan okul yöneticilerinin desteklenmesi başlığındaki uygulamaları 2020 yılında ülke genelinde hayata geçireceğini, 2021 yılında ise bu uygulamaları izleme, değerlendirme ve iyileştirme yapacağını vaat etmiştir. 05.02.2021 tarihli ve 31386 sayılı Resmi Gazete’de Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği yayınlanmıştır. Bu çalışmada, Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği’nin; 2023 eğitim vizyonu belgesinin vaat ettiği, okul yöneticilerinin destekleneceği ana hedefler altında sıralanan eylemlerin ne derece gerçekleştirdiği karşılaştırılarak yorumlanmıştır. 2023 eğitim vizyonu belgesiyle eğitim yöneticilerinde oluşan beklentilere rağmen vaat edilen uygulamaların bu yönetmelikte hayata geçmediği görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AQUİTAİNE'Lİ ELEANOR ÖRNEKLEMİNDE ORTAÇAĞ’DA  KADIN AŞIKLAR</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50035</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50035</guid>
      <author>Esin de THORPE MILLARD</author>
      <description>Müzik bilimleri alanında ortaçağda müzik alanına dair birçok çalışma yapılmıştır. Literatürde kadın ile ilgili ilk eserler Antik dönem yazarlarından bu yana yazılmıştır. Bunun altı çizilecek yanı ise, Homeros’tan Meandros’a kadar kadın üzerine yazılmış mitolojik olaylar, lirik şiirler, tiyatral oyunlar, politik ve felsefi eserlerin hemen-hemen hepsi erkekler tarafından yazılmış olmalarıdır. Bunun sonucu olarak da egemen erkek toplumun bakış açısıyla anlatılmış olmasıdır. Toplumun sosyal yapısında kadın dünyası ve erkek dünyası tamamen farklı olarak görülmektedir. Bu yapıya göre, kadının görevi ev işleri ve aile bireylerinin bakımı üstlenmesiyle belirlenmiştir.  Ortaçağ’da toplumda erkek egemenliği olduğu için kadın özellikle müzik alanında geri planda kalmışlardır. Öylesine ki, müzik alanında etkin kadınların erkek kılığında icra yaptıkları yönünde bilgiler bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHARREF KUTSAL KİTAPLARIN KUR’ȂN’DA HABER VERİLMESİ VE TAHRȊFİN ELEŞTİRİLMESİ </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49567</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49567</guid>
      <author>Mustafa CORA</author>
      <description>Hayat durağan değil dinamiktir, onunla ilişkili olarak kültür, değerler ve alışkanlıklar da değişkenlik arz eder. İnsanoğlu hayatta karşılaştığı her farklı inancı ve anlayışı kabul etme veya reddetme konusunda hep aynı tepkiyi göstermez. Bununla birlikte bütün dinlerin kabul edilme ve yaşanma amacı ve iddiası vardır. Bu durum Yahudilik ve Hıristiyanlık için de geçerlidir. Ancak onların muhataplarından kimileri bu durumu olumlu karşılamış ve benimsemiş, kimileri reddetmiş ve peygamberlerine karşı gelmiştir. Bazıları da dinlerini değiştirme, kendi yaşantılarına uydurma veya onlardan menfaatlenme yoluna gitmiştir. Bu durum onların kutsal kitaplarını ve dinlerini fiili olarak değiştirmelerine/bozmalarına (tahrif etmelerine) ve amaçlarından saptırmalarına yol açmıştır. Kur’ân bunu önemine binaen haber vermiş ve uyarıda bulunmuştur. O, bir taraftan bu kutsal kitapların ve o dinlerin tahrif edildiklerini öne sürerken, diğer taraftan kendi âyetlerinin tahkimli olduğunu, kendisinde hiçbir şüphe bulunmadığını, en son gelen hidâyet rehberinin kendisi olduğunu, İslâm’ın o dinlere üstünlüğünü öne çıkartarak özellikle dikkatlere sunmuştur. Kur’ân kendisini ve İslâm’ı, o dinler ve kitaplar ile bir bakıma mukâyeseli olarak takdim ederek,  onların mevcut durumlarını insanların bilgi ve dikkatlerine sunarak onları âdeta tekrar tekrar düşünmeye ve dikkatli olmaya davet etmiştir. Onları hak ile muharref veya bâtıl dinler konusunda tercihle karşı karşıya bırakmaktadır. Kur’ân bir şekilde İslâm dininin sıhhatini, geliş sebebini ve bunun önemini vurgulu bir şekilde ortaya koymaktadır.  Çalışmamızda bu gibi hususları Kur’ân merkezli, âyetlerin anlam ve bağlamlarını da dikkate alarak İslâm âlimlerinin/müfessirlerin farklı görüşleri ile bir bütünlük içerisinde incelemek, değerlendirmek ve sonuçları ile birlikte ortaya koymak istedik. Bu çalışmanın yukarıda verilen bilgiler ve takip edilecek metotlar eşliğinde sunulmasının yararlı ve İslâm literatürüne bir katkı olacağını ümit etmekteyiz.    </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


