






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2021 Sayı 27</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1461</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>LYRISCHE TEXTE ZUR ENTWICKLUNG DES KOOPERATIVEN UND  KREATIVEN SCHREIBENS </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50935</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50935</guid>
      <author>Seval KARACABEY</author>
      <description>Kooperative und kreative Potentiale des Menschen können im Bildungsprozess durch die Auseinandersetzung mit lyrischen Texten in Verbindung mit Medien initiiert und für Kommunikations- und Literaturfӓhigkeit sensibilisiert werden. Besonders die Auseinandersetzung mit Gedichten fordert heraus, da sie einen phantasievollen, emotionalen Umgang erfordern. Das Individuum und dessen Emotionen und Gedanken spielen in den literarischen Texten eine wichtige Rolle. Mit Gedichten können neben den sprachlichen Kompetenzen mehrere (Schlüssel-) Kompetenzen gefördert werden. Ziel dieses Beitrags ist es, mittels lyrischer Texte kooperatives-kreatives Lesen und Schreiben zu thematisieren und deren Anteile für die sprachliche Kompetenz zu beschreiben. Dabei wird der Frage nachgegangen, inwiefern der Einsatz von Gedichten das kooperative Lesen und das kooperative, kreative Schreiben fördert. Schlussfolgernd lӓsst sich sagen, dass anhand von kurzen Gedichten die Studierenden zum kooperativen Lesen und Schreiben angeregt wurden und ihre Kreativitӓt erkennen konnten. Das kooperative Lesen und Schreiben gab Deutschlehramtskandidaten vielfӓltige Gelegenheiten zum Sprachhandeln. In diesem Zusammenhang konnten sie Emotionen, Gefühle, Gedanken, Erlebnisse, Ideen, Selbsterfahrung und Perspektivwechsel im kooperativen Schreiben erleben.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>METHODOLOGICAL ALGORITHM IN QUANTITATIVE RESEARCH </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49967</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49967</guid>
      <author>Serkan GÜZEL</author>
      <description>Yöntem bir anlamda parçaların nasıl oluşturulduğu ve düzenlendiği şeklinde değerlendirilebilir. Ancak, yöntem nihayetinde parçaların nasıl düzenleneceğine ilişkin program ve aşamaları içeren bir bir harita gerektirir. Araştırmacı yöntem kullanmak suretiyle geçerli bir araştırma yürütebilir. Özellikle bilgisayarlarda kullanılmaya başlamasıyla birlikte algoritmalar genel olarak sorun çözümüne ilişkin birbirinden farklı matematik modeller oluşturabilme kapasitesine eriştiler. Gerçekten de verili bir araştırma sorununu çözmek için algoritmalar belirgin kısa ve öz çözümler sunabilir. Bir algoritma araştırma sorununu kuram ile kuramı hipotez ile ve hipotezi de anket soruları ile ilişkili hale getirebilir. Ayrıca algoritmalar özellikle nicel araştırmalarda sundukları modeller ile işlev görürler. Bu, algoritmaların belirli bir araştırma sorununu, kuram kullanımı olasılıkları ve hipotez ve anket sorusu uyumu oluşturmaya bağlı olarak çeşitli yollardan çözebileceği anlamına gelir.    </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A STRUCTURALIST ANALYSIS OF  WILLIAM SHAKESPEARE’S “ROMEO AND JULIET</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51211</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51211</guid>
      <author>Halit ALKAN</author>
      <description>Yapısalcılık parça ile bütün arasındaki ilişkiyi tanımlayan bir yaklaşımdır. Bu çalışma William Shakespeare’in “Romeo ve Juliet” eserini yapısalcı yaklaşım açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Yüzeysel yapıda, düşman ailelerin çocukları olan Romeo Montague ile Juliet Capulet arasında bir aşk ilişkisi vardır. Dizimsel bağıntı açısından Romeo ve Juliet birbirlerine aşık olurlar, evlenmeye karar verirler ve bunu gizli tutarlar. Dizisel bağıntı açısından iki düşman aile arasındaki ilişkide eşyapılılık vardır. Eserin yüzeysel yapıda kamusal sahneler ve özel sahneler arasında simetrik bir olay örgüsü düzeni vardır. Yüzeysel anlamda ise nefret ve sevgi arasında tematik bir çatışma vardır. Derin yapıya gelince, eserin uyumu kamusal sahnelerdeki nefret ve özel sahnelerdeki aşk arasında ikili karşıtlığa dayanır. Derin anlamda ise kamusal alanda nefret varsa, özel alanda aşk çaresizdir. Aşk, ancak toplum barış içinde olduğu zaman sonsuza kadar yaşayabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AN EVALUATION OF EDUCATIONAL INFORMATION NETWORK (EBA) VIA EDUCATIONAL CRITICISM MODEL</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50667</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50667</guid>
      <author>Atilla ERGİN</author>
      <description>Bu araştırmada Eğitim Bilişim Ağı’nın (EBA) Eğitsel Eleştiri modeli ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu; elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, derslerinde EBA platformunu kullanan farklı disiplinlerden yedi öğretmen ile görüşülerek elde edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; hem EBA içeriğinden hem de dijital altyapıdan kaynaklanan ve uygulamada görülen sorunlar EBA platformunun etkinliğini olumsuz etkilemektedir. EBA derslerinde bu tür sorunlar yaşanmasına rağmen, teknik altyapı düzenlemeleri ve içerik güncellemeleri EBA platformunu uygulanabilir, kullanılabilir ve etkili hale getirecektir. EBA platformunda yapılacak değerlendirme çalışmaları ile daha etkili bir eğitim platformuna dönüştürülebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HEALTH AND HEALING IN PATCH ADAMS: PATCH ADAMS, THE WOUNDED HEALER</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51035</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51035</guid>
      <author>Fatma KALPAKLI</author>
      <description>Gerçek bir yaşam hikâyesinden esinlenerek beyaz perdeye uyarlanan &lt;em&gt;Patch Adams&lt;/em&gt; (1998) filmi intihar eğilimi olan ve kısa bir süre akıl hastanesinde kaldıktan sonra tıp eğitimi almaya karar veren Patch Adams adlı kişinin (Patch Adams manik depresif ya da daha güncel ismiyle bipolar hastasıdır) yaşam hikâyesini konu almaktadır. Akıl hastanesinde kaldığı süre içerisinde (filmde Robbie Williams tarafından canlandırılan) Hunter Patch Adams öncelikle ruhsal iyileşme sağlanmadan bedensel iyileşmenin mümkün olamayacağını anlar ve hayatı boyunca içinde hasta insanlara yardım etmek için güçlü bir istek duyduğundan ve onların ruhsal ve bedensel sağlıklarına kavuşmalarını hızlandırabilmek için günümüz hastanelerine alternatif olarak Sağlık Enstitüsünü kurmaya karar verir.  Dr. Adams hastanelerde hastalıkların sadece belirtilerinin tedavi edildiğini, ancak esas sebeplerinin ve hastaların ruhsal durumlarının dikkate alınmayarak genellikle gözardı edildiğini ifade etmektedir. Bir hasta olarak akıl hastanesinde kalma sürecinde edindiği tecrübelerini ve daha sonra da bir tıp doktoru olarak zaman içinde edindiği tecrübelerini birleştirerek Sağlık Enstitüsü’nde (ilgi ve paylaşıma dayalı) alternatif tıbbi tedavi yöntemleri geliştirmeye çalışmıştır. İlerleyen günlerde, Dr. Adams’ın çabaları sonuçsuz kalmaz ve o binlerce insanın hayatına dokunarak hayatları üzerinde olumlu bir etki yaratır (özellikle Sağlık: Sağlık ve Gülme Arasındaki İlişki adlı kitabının beyazperdeye uyarlanmasıyla onun sağlık ve iyileş(tir)me ile ilgili fikirleri basın aracılığıyla milyonlarca insana ulaşmıştır). Bu çalışmada, Adams’ın kendi iyileşme süreci ve onun hastalarını iyileştirme yöntemleri &lt;em&gt;Patch Adams&lt;/em&gt; filmindeki olayların akışından örnekler verilerek incelenecektir. Ayrıca, her geçen gün daha da küreselleşen dünyamızda basının sağlık sorunları hakkında farkındalık oluşturmadaki rolü de irdelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AN INTERTEXTUAL APPROACH TO THE TURKISH TRANSLATION OF WILLIAM SHAKESPEARE’S MACBETH </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51121</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51121</guid>
      <author>Ayşenur İPLİKÇİ ÖZDEN</author>
      <description>Tiyatro oyunu çevirmeni, oyundaki dilin hem okunmak hem de oynanmak için kullanıldığının bilincinde olmalı ve okur ile seyircinin de bunu fark etmesini sağlamalıdır. Bu nedenledir ki çevirmen, başka bir dile çevirdiği her satırın, metnin hem sahneye koyulmasında hem de yazılı şekilde, oluşmasını hedeflediği dramatik etkiyi oluşturabilmesi gerektiğinin bilincinde olarak hareket etmelidir. Bu çalışmanın amacı, William Shakespeare’in Macbeth isimli eserinin Türkçe çevirisini metinlerarası bağlamda incelemektir. Metnin anlamının oluşmasında önemli işlevlere sahip olan birtakım metinlerarası yöntemler ele alınırken, kaynak ve hedef metinler tahlil edilmiş ve çevirmenin, çeviri eserinde bu metinlerarası öğeleri nasıl kullandığı üzerinde durulmuştur. Özellikle, anıştırma ve gönderme gibi teknikler bu çalışmanın temelini oluşturmakla birlikte, bunların çeviri eserde ne şekilde yansıtıldığını incelemek de yine bu çözümlemenin zemininde yer almaktadır. Çeviri metni ve kaynak metni incelerken; çevirmenin, kaynak metin yazarının eserini yazarken yararlandığı ya da göndermede bulunduğu metinler ve yazarlar hakkında iyi bir bilgi sahibi olması gerekliliği, belki de en fazla önem teşkil eden husustur. Bunun için, çevirmenin bu farkındalığı ve bilgiyi çeviri eserde nasıl kullandığını saptamak da bu çalışmanın amaçlarından biri olarak görülebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARTIRILMIŞ SONSUZLUK: DİJİTAL KALINTILAR İLE ÖLÜMSÜZLEŞME ARAYIŞLARI </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51387</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51387</guid>
      <author>Ümmühan MOLO</author>
      <description>Var olmak daima bir son ile birlikte düşünülmüş ve ölüm bu sonun adı olmuştur. Her şeyin sona erişini ifade eden bu kavram sonsuzluğu da ölümden sonrasıyla ilişkilendirmektedir. Ancak teknolojinin ortaya koyduğu güç, sonsuzluğu ölüm sonrası düşüncelerde değil, ölüm öncesi yaşama da bağlı bir biçimde aramaktadır. Dijitale taşıdığımız yaşamlar/temsiller, kopyalanan gerçeklikler ve sanal olanın meydana getirdiği hipergerçek algı, ölümsüzlüğü de bu çerçeve içine almaktadır. Dijital yaşam bu anlamda bir veri deposu işlevi görürken, ölüm sonrası “yükleme” aşamasında geçmişin dijital izleri takip edilmektedir. Böylece artırılmış sonsuzluk ya da dijital ölümsüzleşme ile ifade edilen yeni bir ölüm sonrası algısı oluşmaktadır. Ancak dijital kalıntılar ile yeniden bir inşa sürecine giren benlik, onu temsil eden kopyayı, bu kopyanın üretim ve varoluş biçimini de sorunlu hale getirmektedir. Kopyalanmanın kim tarafından nasıl gerçekleştirileceği, dijital kimliğin gerçeği ne oranda yansıtacağı ve dijital kalıntılar ile elde edilen yeniden yaşam formunun yarattığı etik soruların cevabı, bu alanda atılan her yeni adıma rağmen netlik kazanmış değildir. Bu çalışmada artırılmış sonsuzluk/dijital ölümsüzleşme kavramlarının meydana getirdiği etik ve mahremiyet sorunsalları simülasyon ve tekillik kuramları çerçevesinde incelenmektedir. Kişinin ölüm sonrası “ölümsüzleşme” süreçleri sonsuzluk vaat eden bir nitelik taşısa da bunun uygulanma biçimine yönelik belirsizlikler, dijital hayatın etik ve mahremiyet çerçevesini oluşturmada yetersiz kalmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN POLİTİK DAVRANIŞLARI İLE OKUL  YÖNETİCİLERİNİN GÜÇ KAYNAKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN  İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51110</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51110</guid>
      <author>Tuğba KONAKLISelçuk ODABAŞI  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin algılarına göre okul yöneticilerinin kullandıkları güç kaynakları ile öğretmenlerin sergiledikleri politik davranışların düzeylerini, çeşitli değişkenler açısından farklılıklarını ve boyutları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Tarama modelinde oluşturulan bu araştırmada veri toplama aracı olarak ‘’Okullarda Örgütsel Güç Ölçeği” ve ‘’Politik Davranış Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışma Kocaeli ili Gebze ilçesinde bulunan ilkokul, ortaokul ve liselerde tabakalı örneklem alma yöntemi ile 410 öğretmene ulaşılarak yürütülmüştür. Verilerin analizi SPSS 21 Programı aracılılığı ile yapılmıştır.  Araştırma sonuçlarında okul yöneticilerinin zorlayıcı güç kaynağına ‘’bazen”, yasal, uzmanlık, ödül ve karizmatik güç kaynaklarına ‘’çoğunlukla” başvurdukları; öğretmenlerin tavizci davranmak, ikiyüzlü davranmak, göze girmeye çalışmak, üst yönetime yaranmaya çalışmak ve karşılıklı çıkar gözetmek politik davranışlarını ‘’kısmen”, koalisyon kurmak politik davranışını ‘’oldukça” sergiledikleri görülmüştür. Hem güç kaynaklarının hem de politik davranışların cinsiyet, okul türü ve hizmet yılı değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca güç kaynakları ve politik davranışların alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Güç kaynaklarından yasal ve zorlayıcı güç kaynağı ile politik davranışlar arasında ‘’orta” ve “düşük” düzeyde pozitif yönde bir ilişki bulunurken; uzmanlık, ödül ve karizmatik güç kaynakları ile ‘’orta” ve ‘’düşük” düzeyde negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SOLO CAZ GİTARDAKİ AKOR MELODİ YAKLAŞIMINDA GÖRÜLEN  YATAY HAREKETLER VE BU HAREKETLERİN VOICE LEADING  HAREKETLERİ İLE UYUMLULUKLARI </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51040</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51040</guid>
      <author>Emine Ceylan ÜNAL AKBULUTBuğra PARACIK </author>
      <description>Bu araştırma, cazdaki solo gitar yaklaşımlarından akor melodide görülen melodi ve bas hatlarıyla birlikte, armonizasyonda kullanılan akorların ve dyadların yatay hareketlerine yönelik olarak hazırlanmış olup, aynı zamanda bu hareketler voice leading hareketleri ile karşılaştırılmıştır. Caz içinde cereyan edip gelişen ve zamanla cazın sınırlarını aşarak rock ve pop gibi stillere sıçraması sebebiyle referans olan yaklaşım, spesifik olarak bebop dönemi ve cool dönem üzerinden ele alınmıştır. Ayrıca yaklaşımın kökeni olan plectrum guitar’a (pena gitar) da değinilmiştir. Çalışmada yatay hareketlerin akor melodi pratikleri üzerinden ortaya konulması ve voice leading’teki dört hareket ile karşılaştırılarak uyumluluklarının saptanması amaçlanmıştır. Bu amaçlar kapsamında akor melodi pratiklerine dair transkripsiyonlar, armoni, caz teorisi ve caz tarihine yönelik kitaplar ve caz gitar metotları incelenmiştir. Araştırma dahilinde akor melodi pratiklerinde, paralel hareket (parallel), karşıt hareket (contrary), ortak ses (common tone), akorların arka planda uzatılması, blok akorlar (block chords), karşı melodiler (counter melodies) ve kısa akor vurguları olmak üzere yedi yatay hareketin olduğu saptanmıştır. Ayrıca yaklaşımdaki yatay hareketlerden paralel ve karşıt hareketlerin isim ve pratik olarak voice leading hareketleriyle özdeş olduğu, diğerlerinin ise kullanımlarına göre paralel, karşıt, dolaylı/zorunlu (oblique) ve benzer/doğrudan (similar/direct) hareketlerle uyumluluk gösterdiği belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUK  ANNELERİNİN AİLE YAŞAM KALİTESİ ALGILARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50682</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50682</guid>
      <author>İpek GÜLSÜN</author>
      <description>Araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin aile yaşam kalitesi algılarının incelenmesidir. Araştırma grubu, Ankara’daki özel eğitim anaokullarına devam eden 40 zihinsel yetersizliği olan çocuk annesinden oluşmaktadır. Araştırmada, annelerin aile yaşam kalitesi algılarını belirlemek için “Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği (BCAYKÖ)” kullanılmıştır. Araştırma, betimsel tarama modeline dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, annelerin aile etkileşimi ve ebeveynlik alt boyutlarındaki yaşam kalitesinin yüksek düzeyde olduğu, duygusal yeterlilik, fiziksel/ finansal/ materyal yeterliliği, yetersizliğe ilişkin destek alt boyutlarında ise yaşam kalitesinin orta düzeyde olduğu, toplam aile yaşam kalitesinin ise orta düzeyin üzerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Elektronik Müzikte Kültürel Melezlik Olgusu: DJ İpek ve Mercan Dede Örnekleri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51051</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51051</guid>
      <author>Caner ÖZBEKÜmit Kubilay CAN </author>
      <description>Günümüzde özellikle iletişim teknolojileri alanında meydana gelen gelişmeler ışığında, kültürler arasındaki hareketlilik zaman ve mekân kavramlarının dışına taşınmış bir durumdadır. Kültürlerin kendi içinde ya da farklı bir kültür ile arasında gerçekleşen her türlü bilgi alışverişinin sonucunda kültürel açıdan yeni melez yapılar ortaya çıkmaktadır. Müzik sanatında, özellikle ses kayıt teknolojilerinin gelişmesi ile ortaya çıkan teknik açıdan özgürlük durumu beraberinde melez müzik formlarının oluşma sürecini getirdiği görülmektedir. 20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan elektronik müzik, müzik içerisinde katmanlı yapılar oluşturulmasına imkân tanıyarak iki farklı yapının aynı form içerisinde iç içe kullanılmasına uygun bir ortam meydana getirmiştir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı; farklı müzik kültürlerinin ya da formlarının bir arada kullanıldığı elektronik müzik alanında kültürel melezlik olgusu irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında, müziklerinde elektronik müzik ile farklı kültürlere ait müzikleri veya olguları bir arada kullanan çok kültürlü bir müzik yapısına sahip DJ İpek ve Mercan Dede örnekleri ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELENEKSEL DOKUMALARDA MOTİF-DESEN BAĞLANTILARI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51388</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51388</guid>
      <author>Servet Senem UĞURLU</author>
      <description>Geleneksel sanat ve bilim öğretileri nokta ile başlatılır. Noktanın hareketi ile oluştuğu kabul edilen çizgi ile devam eder. Bu olgulara zamanla soyut kavramlar eklenmiştir. Nokta ve çizgi, güzel sanatlar ve bilimin temel öğelerinden biridir. Nokta ve çizgi insanın kültürel, sosyolojik ve sanatsal yaşamında en önemli ifade araçları olmuştur. Tarihsel süreç içerisinde insanlar çevrelerinde gördükleri kadın-erkek, sıcak-soğuk, aydınlık-karanlık, büyük-küçük, iç huzur-korku, neşe-üzüntü gibi zıtlıkları fark etmişler ve bazılarını kutsallaştırmışlardır. İnsanlar çevrelerindeki nesne ya da doğa olaylarını nokta ve çizgi yardımıyla im, sembol, simge, motif ve desenler haline getirerek görselleştirmiştir. İnsan, fiziksel ve biyolojik yapısını koruyabilmek, yaşadığı ortamdan zarar görmemek için giyinmek ya da örtünmek zorundadır. Bu nedenle insanların post, keçe, düğüm, örme ve dokumalara gereksinimleri vardır. Ayrıca insanlar yaşadıkları ortamlarda çeşitli dokumalar kullanmaktadırlar. Toplum bilinci ve sosyalleşmenin gelişmesiyle gösteriş, statü, moda gibi kavramlar etkisinde dokumalar dokunmuştur. Bu dokumalar malzeme, teknik, renk, motif ve desenleri ile çeşitlenerek gelenekselleşmiştir. Geleneksel dokumalarda kullanılan motifler, kendilerine özgü kültürel, mitolojik ve sanatsal değerler barındırmaktadır. Bu araştırmada; geleneksel dokumalar incelenecek, geleneksel dokumalarda motif ve desen arasındaki bağlantılar tasarım yönünden açıklanacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YENİ NORMALLEŞME SÜRECİNDE ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI  DERSİNE YÖNELİK İHTİYAÇ ANALİZİ: SWOT ANALİZİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51140</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51140</guid>
      <author>Feride GÖK ÇOLAKGülümser EFEOĞLU </author>
      <description>Tüm dünyayı etkisi altına alan salgın önemli ölçüde tüm eğitim süreçlerini etkilemiştir. Özellikle yükseköğretim kademesinde öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri öğretmen adaylarının uygulama derslerini uzaktan yürütmek zorunda kalmıştır. Bu çalışmayla yeni normalleşme sürecinde uzaktan eğitim yöntemiyle sürdürülen öğretmenlik uygulaması derslerine yönelik öğretmen adaylarının görüşleri doğrultusunda ihtiyaç tespiti yapılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel desenlerden biri olan olgu bilim kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve araştırmacılar tarafından hazırlanmış Öğretmenlik Uygulaması Dersinin Uzaktan Eğitim Kapsamında Değerlendirilmesine Yönelik Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Ek olarak, görüşme formunda ortaya çıkan konuların detaylı anlaşılması için uzaktan odak grup görüşmesi yapılmıştır. Araştırmanın katılımcıları İstanbul’da yer alan bir devlet üniversitesinde öğretmenlik uygulaması dersine devam eden 10 okul öncesi öğretmenliği ve 10 İngilizce öğretmenliği olmak üzere toplam 20 öğretmen adayıdır. Elde edilen bulgulara yönelik ihtiyaç analizi yapıldığında her iki bölümün öğretmenlik uygulaması dersinin teorik ve uygulama kısımlarında benzerlikler ve farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Özellikle, teorik dersler için tüm öğretmen adayları uzaktan eğitimin kendileri için benzer kolaylıklar sunduklarını ifade etmiştir. Fakat uygulama dersleri uzaktan şekilde yürütülmesi her iki grup tarafından zorluk olarak kabul edilirken yaşanan güçlükler her iki bölüm için kendi alanları özelinde farklılıklar göstermiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÂŞIK YAKUP TEMELÎ’NİN CİNAS MANİ HOYRAT ŞİİRLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51569</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51569</guid>
      <author>Hüseyin Kürşat TÜRKAN</author>
      <description>Âşık edebiyatı, söz konusu geleneğin temsilcileri olan âşıklar tarafından XV. yüzyılın sonlarından itibaren günümüze kadar getirilmiş, millî kültürümüzü tüm yönleriyle yansıtan önemli etkinliğimizdir. Geleneğin temsilcisi olan âşıklar, sazlı veya sazsız, doğaçlama yoluyla hem kendi hem de usta malı şiir söyleyen halk sanatçısı olarak bilinirler. Bu bağlamda âşıklar, eseri hem oluşturan hem de bizzat icra eden temsilci konumundadırlar. Oluşturduğu şiiri okurken hem çağına hem de çağlar ötesine hitap ederek kültür taşıyıcılığı görevini de üstlenirler. Âşık edebiyatı özellikle Orta Asya edebiyat geleneklerinden etkilenmekle beraber İslamiyet’in kabulünden sonra İslamî yapıdan da ciddi şekilde etkilenmiştir. Âşık tarzı kültür geleneğinin en önemli yapı taşlarından biri de nesilden nesle gerek sözlü gerekse de yazılı olarak aktarılıp bu geleneğin izlerinin günümüzde bile tüm canlılığı ve güzelliğiyle yaşatılıyor olmasıdır. Geleneğinin bu özelliği, onu yüzyıllar ötesinden bugüne; Orta Asya’dan Anadolu’nun en ücra noktalarına kadar tanınıp yayılmasına olanak sağlamıştır. Geleneğin ürünlerine bakıldığında Orta Asya geleneklerinin ve İslamî yapının iç içe olduğu görülecektir. Bu noktada âşık edebiyatı, her ne kadar ferdî bir edebiyat olsa da aynı zamanda bir gelenek edebiyatıdır. Bu edebiyatın temsilcileri mensup oldukları geleneğin kurallarına sıkı sıkıya bağlı olmakla beraber, icra ettikleri ürünlerde ilgili kurallara titizlikle uymaktadırlar. Âşıklar tarafından yüzyıllar boyunca tüm içtenliğiyle icra edilmiş olan Âşık edebiyatı, şüphe yoktur ki Türk sözlü kültürünün ve Türk halk edebiyatının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Âşıklık geleneği içerisinde ilk temsilcilerinden başlayarak günümüze kadar yüz yıllar içerisinde pek çok âşığın yetiştiği bilinmektedir. Söz konusu âşıklar arasında saz çalıp irticalen şiir söyleyenlerin yanı sıra saz çalmayıp sadece şiir söyleyenlerin de olduğu bilinmektedir. Bu nedenle birçok bilim adamı âşığı farklı yönleriyle tanımlamıştır. Çağımızın âşıklarından Yakup Temelî, saz çalıp irticalen şiir söyleyen âşıklarından birisidir. Özellikle saz, söz ve irtical yönü çok güçlü olan âşığın, halk hikâyeleri, taşlamaları, güzellemeleri, koçaklamaları, ağıtları, hoyratları, manileri, vd. türlerde birçok şiiri vardır. Bu çalışmada Âşık Yakup Temelî’nin kısa hayat hikâyesinden sonra şairin “Cinas, Mani, Hoyrat” tarzında yazmış olduğu şiirlerden çeşitli örnekler verilip söz konusu üç tarzda yazdığı şiirler, çeşitli yönlerden değerlendirilip bir sonuca ulaşılacaktır. İlaveten söz konusu şiirlerin istatiksel verileri için de bir tablo oluşturulacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN EĞİTİM PROGRAMI OKURYAZARLIK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51337</guid>
      <author>Songül GÜNEŞ ŞINEGOMürşet ÇAKMAK  </author>
      <description>Bu araştırmada, öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi ve bu düzeylerin cinsiyet, mesleki kıdem, mezuniyet alanı, eğitim durumu ve mesleki olarak en çok çalıştığı yerleşim bölgesi gibi değişkenlere göre farklılaşma durumunun incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmanın yöntemi betimsel tarama yöntemine dayanmaktadır. Çalışma 2020-2021 eğitim- öğretim yılında Mardin ilinde görev yapan 158 öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiş, öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeylerini belirlemek amacıyla “Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada ölçekle elde edilen veriler SPSS 22.0 ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarının öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlığı düzeylerini ortaya koymanın yanı sıra alanda yeni bir kavram olan eğitim programı okuryazarlığını ön plana çıkarması önemli görülmektedir. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile alt boyutları olan okuma ve yazma boyutlarının okuryazarlık düzeyleri “Çok Katılıyorum” düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin cinsiyetleri, çalıştıkları bölge, mesleki kıdem ve branşları ile eğitim programı okuryazarlık düzeyleri arasında farklılaşma bulunmazken; eğitim durumu ile eğitim programı okuryazarlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LÂDİK GÖLÜ HAVZASINDA ARAZİ KULLANIMI (SAMSUN)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49685</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49685</guid>
      <author>Muhammet BAHADIRAli UZUN  </author>
      <description>Bu çalışmada Samsun ili sınırları içerisinde yer alan, tektonik kökenli Lâdik Gölü Havzası’nda arazi kullanımındaki değişimler incelenmiştir. Havza ülkemizdeki önemli sulak alanlardan biri olup koruma statüsündedir. Çalışma farklı yıllarda Lâdik Gölü Havzası’nda yapılan arazi gözlemleri ve incelemelerine dayalı olarak ele alınmıştır. Son yıllarda arazi kullanımındaki değişimlerin incelenmesinde kullanılan Landsat uydu görüntülerinin farklı dönemlerde çekilmiş yersel çözünürlüğü 30 metre olan görüntüleri kullanılmıştır. Uydu görüntülerine kontrollü sınıflandırma tekniği uygulanmıştır. Analizlerin daha doğru sonuç vermesi için, arazi çalışmaları ile elde edilen 162 referans noktası uydu görüntülerine işlenmiş ve sınıflandırmada kullanılmıştır. Uydu görüntülerinin aralığı (1987-2017) 30 yıl olup, 2010 ve 2017 yıllarına ait iki farklı uydu görüntüsü ile de yıl içindeki değişimler tespit edilmiştir. Havza sınırları içerisinde 17 adet yerleşim merkezinde toplam 11434 kişi yaşamaktadır. Bu nüfusun 8970’i Lâdik ilçe merkezinde, geriye kalan 2464’ü ise kırsal kesimde yaşamaktadır. Havzadaki insanların temel geçim kaynağını tarım ve hayvancılık faaliyetleri oluşturmaktadır. Havzada hemen her dönemde orman alanları en geniş alanı oluşturmuş, tarım alanları ise orman alanlarını izlemiştir. Fundalık alanlar 2000’den sonra azalmış, boş araziler ise kırsaldaki boşalmaya bağlı olarak artmıştır. Havzada tarım arazileri 30 yıllık dönemde 5 km2, orman alanları ise 6 km2 artmıştır. Fundalık sahalar yarı yarıya azalarak 1987’de 31 km2 iken, 2017’de 15 km2’ye gerilemiştir. Yerleşim alanları az da olsa hemen her yıl artmıştır. Havzada en fazla değişim tarım arazilerinde olmuştur. Özellikle orman ve fundalık alanların tahrip ederek açılan tarlaların verimi düşük olduğu için birkaç yıl ekilmiş, daha sonraki yıllar boş bırakılmıştır. Bu durum erozyonal süreçlerin etkili olmasına neden olmuştur. Lâdik gölünün alansal değişimi incelendiğinde en geniş alana 2010 yılında nisan görüntüsünde ulaştığı görülmektedir (11,7 km2). Gölün alanı ise en fazla 2017 yılında daralmıştır. Temmuz görüntüsünde 7,8 km2 olan gölün alanı, kasım görüntüsünde ise 4,8 km2’ye düşmüştür. Göl alanındaki değişimlere göre son on yılda daralma eğiliminde olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZ ÇALIŞMALARINDAKİ ‘ÜNSÜZ TÜREMESİ’  TESPİTLERİ ÜZERİNE </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51628</guid>
      <author>Mediha MANGIR</author>
      <description>Ünsüz türemesi, kelimede asıl olarak bulunmayan seslerin çeşitli sebeplerle sonradan ortaya çıkmasına dayanan ses olayıdır. Türkçede türeme, ünlü ve ünsüz olmak üzere iki türde gerçekleşir. Bunlardan ünsüz türemesi, Türkiye Türkçesi ağızlarında karşılaşılan aslî ses olaylarından biridir. Türkiye Türkçesi ağızlarında gerçekleşen ünsüz türemesi kelimede ön seste, içte ve son seste görülür ve bu türemeler farklı sebeplerle açıklanır. Bu çalışmada Türkiye Türkçesi ağız araştırmalarında “ünsüz türemesi” olarak incelenen bölümler taranmış, Türkiye Türkçesi ağız araştırmalarında ünsüz türemesi olayının farklı biçimlerde ele alındığı tespit edilmiştir. Çalışmaların bir kısmında kelimenin üç farklı yerinde gerçekleşen türeme ayrı ayrı incelenirken, bazılarında genel bir başlık altında değerlendirilmiş, bazılarında ise ön türeme ayrı bir başlıkla ele alınmıştır. Taranan kaynaklardaki tanıklıklar incelendiğinde bazı çalışmaların ünsüz türemesi tespitinde standart dilden hareket ettiği bazılarının ise Eski Türkçedeki biçimi ya da alıntı kelime ise kaynak dildeki biçimi esas aldığı görülmüştür. Türkiye Türkçesi ağız araştırmalarında ünsüz türemesi ile ilişkilendirilen bir başlık da ünsüz ikizleşmesidir. Bu olayın ünsüz türemesi başlığı altında değerlendirildiği çalışmalarda, iç seste türediği düşünülen ünsüzler sayıca fazla görünür. Ancak bazı çalışmalarda ünsüz ikizleşmesi ayrı bir başlık altında değerlendirildiğinden iç seste türeyen ünsüz görünümü farklılık arz eder.  Ayrıca birçok çalışmada ünsüz türemelerinin sadece tanıklarıyla kayıtlandığı, bunlar hakkında değerlendirme yapılmadığı ya da bunların mevcut değerlendirmelerin tekrarı olduğu görülür. Bu çalışma ile Türkiye Türkçesi ağız araştırmalarında yer alan “ünsüz türemesi” başlığı altındaki örneklerin incelenmesi, türeme tespitinde izlenen yöntemlerin ortaya konması ve ünsüz türemelerinin betimlenmesi amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖLME MEKÂNLARI VE ÖLÜMÜN KURUMSALLAŞMASINA DAİR  KAVRAMSAL BİR İNCELEME</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51615</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51615</guid>
      <author>Selma DOĞANALP ÇOBANRamazan ERDEM  </author>
      <description>Ölüm her geçen gün hayatımızın bir gerçeği, yaşamımızın bir parçası olmaktan çıkarılarak tabu bir alan olmaya doğru yol almaktadır. Modern tıbbın ve sekülerleşmenin de tetiklediği bu durum ölümün nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde geçekleşeceğinden, gerçekleştikten sonra neler yapılması gerektiğine dair tüm aşamaları etkisi altına almaktadır. Bu etki sonucunda ise ölüm geçmişte olduğu gibi dört duvar arasında kişinin yuvası olarak tanımladığı kendi yatağının, yorganının olduğu ev ortamından, hiç bilmediği ve çok çeşitli uyaranların olduğu hastane ortamına taşınmıştır. Burada ölümün ve ölme mekânlarının ciddi bir değişime uğradığı ve hastanelere taşındığı söylenebilmektedir. Hastanelere taşınan ölümün kurumsal bir olguya evrilmesi de burada başlamaktadır. Ölümün kurumsallaşması, bireyin ölüm öncesi ve ölüm sonrası süreçlerinin belirli bir çerçevede belirli bir kalıplar doğrultusunda gerçekleşmesi olarak tanımlanabilir. Ölümün kurumsallaşmasında toplumdaki diğer tüm hizmetler gibi ölüm öncesi ve sonrası hizmetlerde artık bir takım resmi süreçlerden geçerek kimi zaman devlet kimi zaman ise özel sektör eliyle gerçekleşmektedir. Bu çalışmada, toplumun değişen dinamiklerinden biri olan ölümün modern tıpla birlikte ne şekilde bir değişikliğe uğradığı kapsamlı bir şekilde ele alınarak modern tıbbın ölüm üzerindeki etkileri, ölme mekânları ve ölümün kurumsallaşmasından detaylı olarak bahsedilmiştir. Ölme mekânları ve ölümün kurumsallaşması hakkında teorik bilgilerin verildiği bu çalışma gelecekteki çalışmalara da katkı sağlayabilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEĞERLER EĞİTİMİ BAĞLAMINDA KUTADGU BİLİG</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50965</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50965</guid>
      <author>Tuğba ŞİMŞEK</author>
      <description>Kutadgu Bilig on birinci yüzyılda Balasagunlu Yusuf Has Hacib tarafından yazılmış “İslami Dönem Türk Edebiyatı”nın bilinen ilk eseridir. Eserde felsefe, psikoloji, sosyoloji, tıp, din, iletişim, spor, eğitim, folklor vb. gibi pek çok bilim dalına hitap eden bilgiler yer almaktadır. Bu bilgiler ışığında verilen öğütler de pek çok değeri barındırmaktadır. Değerler verilirken düz bir anlatımdan kaçınılmakta, değerler karakterler ve temsil ettikleri özellikler üzerinden karşılıklı konuşmalar yoluyla tartışmalı olarak örneklerle ele alınmaktadır. 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programı’nda da on kök değere yer verilmektedir. Bu değerlerin Kutadgu Bilig’de de yer aldığı tespit edilmiştir. Çalışmada, Kutadgu Bilig’de yer alan değerler nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve betimsel tarama yönteminden faydalanılarak değerlendirilmiştir. Beyitlerin farklı yöntem-tekniklerle Türkçe derslerinde kullanılabilirliği üzerine görüşler sunulmuştur. Eser farklı yönleriyle çok boyutlu olarak incelenmiş eserden örneklerle bu açılar verilerek yorumlanmıştır. Sonuç olarak Kutadgu Bilig içinde yer alan bugün bile önemini koruyan bilgilerle değerler eğitimine kaynaklık edebilecek nitelikte olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE ÇOK PARTİLİ HAYATIN İLK DÖNEMLERİNDE MESLEK  KURULUŞLARI VE İKTİDAR İLİŞKİSİ </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51249</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51249</guid>
      <author>Yusuf YILDIRIM</author>
      <description>Devletin varlığını devam ettirmesi ve sürekliliğini sağlayabilmesi için toplumsal iş birliğine ihtiyacı vardır. Sivil toplum kuruluşları ve meslek birlikleri içtimai birlikteliği sağlayabilecek önemli oluşumlar olarak karşımıza çıkar. 1950’li yıllarda önem verilen yeni kurum ve kuruluşların oluşturulması ve geliştirilmesi İkinci Dünya Savaşı sonucunda ortaya çıkan “yeni dünya düzeni” yaklaşımının sonucu olarak görülebilir. Savaş sonrası dönemde değişim gösteren dünya (özellikle batılı devletler), bu yaklaşım doğrultusunda yeni kuruluşlara önem vermeye başladı. Çalışma bu noktadan hareketle, Türkiye’de 1950-1954 yılları arasında meslek kuruluşlarının gelişimini ve dönemin iktidar partisi olan Demokrat Parti ile ilişkisini incelemeyi ve bu duruma ilişkin bir değerlendirme yapmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, siyasi tarih ve meslek kuruluşları alanlarında yapılan çalışmalar (kitap, dergi, tez gibi eserler) incelenecektir. Araştırma sonucunda, meslek kuruluşlarının iktidarla olan ilişkisinin toplumsal bağlayıcılığı sağlamada önemli bir yere sahip olduğu muhtemel sonuç olarak karşımıza çıkacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DEKİ İNTERNET GAZETECİLİĞİNİN ETİK DEĞERLERİ:  5651 VE 7253 SAYILI KANUNLARIN İNCELEMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51365</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51365</guid>
      <author>Metehan ÖZIRMAK</author>
      <description>21. Yüzyıl teknolojinin değişim ve dönüşüm süreçlerini de beraberinde getirmiştir. Bu yeni dönem ve yeni süreç iletişim teknolojilerinde de değişimi ortaya çıkarmıştır. İletişim teknolojilerinin önemli bir parçası da yeni iletişim teknolojileri olarak adlandırılmaktadır. Yeni iletişim teknolojileriyle birlikte internet kullanımının artması ve bu çerçevede insanların bilgiye hızlı ulaşma isteğiyle birlikte internet haber sitelerine olan talep artmıştır. Küresel çapta hızla yayılan bilgi kitlelerin daha çabuk bilgiye ulaşma talebini de beraberinde arttırmıştır. Bu bağlamda İnternet haber sitelerinin, geleneksel medyadan farklı olarak geniş rekabet ortamında haber sunumlarına farklılık getirmesi zaman zaman etik ihlallere yol açabilmektedir. Yaşanan bu etik ihlaller insanların doğru bilgiye ulaşmasını gitgide zorlaştırmaktadır. Toplumun enformasyona en hızlı şekilde ulaşma isteğinden dolayı internet gazeteciliği çatısı altında yapılan yayınların her yönüyle donanımlı olması gerekmektedir. Aksi halde internet platformları ile hızla yayılan doğruluğu teyit edilmemiş bilgiler toplumsal sonuçlar doğurabilmektedir. Bu çalışmada Türkiye’de internet gazeteciliğinin tarihçesi hakkında bilgi verilerek etik kavramı açıklanmış ve internete özgü ilk düzenleme olan 5651 sayılı kanun ve 31/07/2020 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 7253 sayılı kanun olan ‘İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasın Dair Kanun’ incelenerek bu bağlamdaki ilgili maddeler çerçevesinde internet gazeteciliğinin yasal düzenlemelerdeki konumu irdelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTA ÇAĞ’A YEŞİL BAKMAK: SİR GAWAİN VE YEŞİL ŞÖVALYE’YE  EKOELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51464</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51464</guid>
      <author>Volkan KILIÇ</author>
      <description>Bu çalışmada, bir Orta Çağ romansı olarak yazılan &lt;em&gt;Sir Gawain ve Yeşil Şövalye&lt;/em&gt; şiirindeki insan-doğa mücadelesi ekoeleştirel bir yaklaşımla irdelenmektedir. &lt;em&gt;Sir Gawain ve Yeşil Şövalye&lt;/em&gt;’de, insan ve doğa ikilemini Yeşil Şövalyenin Pagan inanıştan gelen ve Kelt mitolojisinde de kutsallaştırılan doğanın insanla bütünleşmesini ve insanın doğanın bir parçası olması olgusunu yansıtmasıyla, Hristiyan erdemlerini kendisinde barındıran bir şövalye olarak Sir Gawain’in de Kutsal Kitap İncil’de belirtildiği gibi insanın doğaya olan efendiliği, tahakkümü ve üstünlüğünün bir çatışması şeklinde görmekteyiz. Bu açıdan bakıldığında, şiirde insan/insan olmayan varlıklar, medeniyet/yaban hayatı ve kültür/doğa ikili karşıtlıklarını şiirde Sir Gawain/Yeşil Şövalye çatışmasında görmekteyiz. Ayrıca, &lt;em&gt;Sir Gawain ve Yeşil Şövalye&lt;/em&gt; şiirinde mekânsal anlamda da medeniyet/yaban hayat ve kültür/doğa ikili karşıtlıklarının çatışmasını ve birbirlerine olan üstünlük kurma çabalarını görmekteyiz. Mekânsal bakış açısıyla bakıldığında ise, Kral Arthur’un efsanevi sarayı olan Camelot medeniyeti, kültürü ve insanın merkezde olduğu bir mekânı, diğer taraftan Bertilak’ın Wirral yaban Ormanlarının derinliklerinde kurulmuş olan “Hautdesert” isimli kalesi ve Yeşil Kilise de yaban hayatı ve doğanın insan eliyle bozulmamış bir mekânını temsil etmektedir. Böylelikle, Camelot insan merkezli bir hayatı, Hautdesert (Bertilak’ın Kalesi) ve Yeşil Kilise de ekoloji merkezli yabanıl bir hayatı sembolik olarak vermektedir.  Ekoeleştirel bir yaklaşımla irdelenecek olursa, Sir Gawain doğayı ötekileştiren ve tahakküm altına almaya çalışan insanmerkezci bir ideolojiyi temsil ederken, Yeşil Şövalye de insanın doğayı tahrip etmesi ve medenileştirmeye çalışmasına meydan okuyan ve insanı doğanın bütüncül bir parçası olarak görerek doğaya dengeli ve sürdürülebilir bir yaklaşım sergileyen eko-merkezci ve organik bir dünya görüşünü temsil etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİZİKSEL SABİTLERİN ÖĞRETİMİNİN TARTIŞILMASI </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51026</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51026</guid>
      <author>Ali YILDIZ</author>
      <description>Çalışmanın amacı, Planck sabiti, ışığın boşlukta sürati ve elektron yükü gibi fiziksel sabitlerin öğretimini tartışmaktır. Çalışma, bir doküman incelemesidir. Bu nitel çalışmanın verileri, Planck sabiti (h), ışığın boşlukta sürati (c), elektron yükü (e) ve onların dâhil oldukları konular hakkında yayınlanmış bilimsel makaleler ve kitaplar gibi dokümanların incelenmesiyle sağlanmıştır. Bir fiziksel sabit, yer aldığı veya geçtiği ilgili konunun temel bir özelliği gibi düşünülmeli, öğretimi sürecinde önemi ve işlevi kavramsal olarak açıklanmalıdır. Fizik kitaplarında değeri üslü olarak verilen sabitlerin, konunun öğretimi esnasında en az bir kez ondalık sayı olarak veya günlük hayatta kullanılan haline uygun yazılması, öğrenciler üzerinde olumlu ve kalıcı etkiler bırakabilir. İncelenen dokümanlardan sağlanan bulgular, fizik derslerinde yapılan uygulama ve gözlemler, görülen örnekler, kazanılan deneyimler ve oluşan sezgiler doğrultusunda fiziksel sabitlerin öğretimleri sürecinde kolay ve doğru anlaşılmalarının bazı koşulların sağlanmasıyla mümkün olabileceği iddia edilmiştir. Ortaya konulan koşulların, aynı zamanda bu çalışmanın önerileri olduğu belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KADIN İSTİHDAMINDA KAYIT DIŞILIK SORUNU </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51447</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51447</guid>
      <author>Kübra ŞAHiNAbdülkadir DEVELİ </author>
      <description>Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden biri kadınların istihdamda yer almasıdır. Sanayi Devrimiyle birlikte ücretli işgücü olarak işgücü piyasasında yer almaya başlayan kadınlar, tarihsel süreç içerisinde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde birçok engelle karşılaşmışlardır. Karşılaşılan bu engellerden biri de hem işgücü hem ülke ekonomisi bakımından önem arz eden kayıt dışı çalışmadır. Kayıt dışı çalışma sonucu, bireyler sosyal güvenlik sisteminin sağladığı olanaklardan yararlanamamakta, devlet de vergi kaybına uğramaktadır. Negatif dışsallıklardan dolayı kayıt dışı çalışma üzerinde durulması ve çözülmesi gereken bir sorun haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye’de kadınların istihdam ve kayıt dışı istihdam oranlarından yola çıkılarak kayıt dışı kadın istihdamın nedenleri, sonuçları ve kayıt dışı istihdamın azaltılmasına yönelik çözüm önerileri üzerinde durulacaktır. Çalışmada teorik yöntem kullanılarak kadın istihdamı, kayıt dışı istihdam ve Türkiye’de kadınların kayıt dışı istihdam oranları Türkiye İstatistik Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Dünya Bankası’ndan elde edilen verilerle açıklanmıştır. Literatüre katkı sağlaması amacıyla sonuç kısmında kadınların istihdam oranlarının artmasının yanı sıra kayıt dışı istihdam oranlarının da yüksek olduğu gözlemlenmiş ve bu durumun önüne geçilmesi adına kadınların mesleki eğitimlerinin artırılarak nitelikli işgücü haline gelmelerinin sağlanması, yeterli düzeyde eğitim seminerlerinin düzenlenmesi, devletin işveren üzerindeki mali yükümlülüğü azaltacak önlemler alması, denetimlerin sıklaştırılması ve işsizliğin azaltılarak kayıt dışılığa yönelimin engellenmesi gibi önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HÜSEYİN HÜSAMEDDİN YASAR’IN AMASYA ŞİİRİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51360</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51360</guid>
      <author>Metin HAKVERDİOĞLU</author>
      <description>Amasya; kaleleri, kuleleri, konakları, köprüleri, kubbeleri ve nehri ile dünyanın ilim ve sanat için en uygun ortamını sağlayan şehirlerinden birisi olmuştur ve bu özelliğini binlerce yıl sürdürebilmiştir. Amasya bu hali ile kültür tarihimiz açısından son derece önemli merkezlerden birisidir. Burada yetişip kültür ve edebiyat dünyamızı aydınlatan sayısız âlim, sanat ve kültür insanı dünyaya yayılmıştır. Hüseyin Hüsameddin Yasar, 1869 yılında Amasya’da doğmuştur. Uzun yıllar burada ilim tahsil etmiş ve İstanbul’da vefat etmiştir. Amasya Tarihi adlı on iki ciltlik Türk tarihinin yazarıdır. İyi bir medrese eğitimi alan ve çeşitli devlet kademlerinde görev yapan Yasar, en büyük eseri olan Amasya Tarihi’ni yazmak uğruna Osmanlı’nın tüm önemli kütüphanelerini ziyaret etmiş ve hayatını tarihi hakikatleri belgelemek için malzeme aramaya vakfetmiştir. Yasar’ın tarihçi kimliği yanında bir de şair kimliği vardır. Onun aruz ölçüsü ile yazdığı Amasya Güzellemesi, Amasya Tarihi adlı eserin ilk iki cildine serpiştirilmiştir. Şiir; Amasya’nın özelliklerini anlatmaya cehd eden yazarın, Âşık Paşazâde’nin geleneğini takip ederek adeta her anlattığı bölümü özetleme amacını gütmüştür. Çalışmamızda şehir şiirleri diyebileceğimiz bir şiir türünün ilginç bir örneğini “Amasya Güzellemesi” adıyla tanıtıp açıklamayı amaçlamaktayız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BAHADIR YENİŞEHİRLİOĞLU’NUN SON HASAT ROMANINDA  ŞİZOFRENİ VE DAMGALAMA</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48571</guid>
      <author>Sevgi ÇELENGülsüm TARAKÇI </author>
      <description>Yazarın kimi zaman kendisinde var olan ya da başkasında gözlemlediği bir hastalığı anlatarak kimi zaman da toplumun hastalıklı yapısını ortaya koyarak dikkatlere sunmak istediği hastalık kavramı, ferdi veya toplumsal, fiziki veya ruhsal olarak çeşitli yönlerden ele alınarak romanlarda işlenir. Toplumsal ve fiziki hastalıklardan ziyade ruhsal hastalıklara daha fazla yer verilen romanlarda okurun karşısına çıkan en yaygın hastalık, şizofrenidir. Şizofreni, insanın davranışlarında, algılarında ve düşüncelerinde bozulmalara yol açan, onun çevresiyle ve toplumla sağlıklı ilişki kurmasını zorlaştıran zihinsel bir hastalıktır. Bu hastalığa sahip olan bireyler, çeşitli nedenlerle ailesi ve toplum tarafından etiketlenerek dışlanabilmekte, diğer bir ifadeyle damgalanmaktadır. Şizofreni tanısı konmuş bireyler, bir taraftan hastalığın sebep olduğu hallerle diğer taraftan da toplumun olumsuz tutumuyla mücadele etmek zorunda kalırlar. Bu çalışmada, Bahadır Yenişehirlioğlu’nun Son Hasat romanında, şizofreninin belirtilerinin ve sonuçlarının hasta bireyi nasıl etkilediği, insan gerçekliğinin bir parçası olan bu hastalık halinin toplum tarafından nasıl yorumlandığı ve bu yorumun hasta üzerinde nelere sebep olabileceği türün sunduğu imkânlar ölçüsünde değerlendirilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜÇÜNCÜ DALGA KAHVE AKIMININ TÜKETİCİLERİN KAHVE TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI ÜZERİNE ETKİSİ </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50820</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50820</guid>
      <author>Açelya TELLİ DANIŞMAZ</author>
      <description>Günlük hayatımızın vazgeçilmezlerinden biri olan kahve, üçüncü dalga kahve akımının ortaya çıkması ile birlikte kahve tüketicilerini üçüncü dalga kahve evleri, butik kavurucular, birbirinden farklı deneyimler sunan demleme ekipmanları ve kahve çekirdekleri ile tanıştırmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, üçüncü dalga kahve akımı ile birlikte tüketicilerin kahve tüketim alışkanlıklarında yaşanan değişimleri incelemektir. Çalışmada öncelikle kahve akımlarına ve kahve tüketim alışkanlıkları ile ilgili kavramsal çerçeveye yer verilecek olup, daha sonra literatürde tüketicilerin kahve tüketim alışkanlıkları ve üçüncü dalga kahve akımı ile kahve tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi ele alan çalışmalar incelenecektir. Yapılan literatür taraması neticesinde, üçüncü dalga kahve akımının kahve tüketicileri arasında gün geçtikçe daha da hızlı yayıldığı ve özellikle covid-19 pandemi sürecinde kahve tüketicilerinin kafe ortamında içtikleri kahveleri evde yapmayı deneyimlemeyi tercih ettikleri söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİYARBAKIR’DA SON YÜZYILDA YOK OLAN MESLEKLERE BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50995</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50995</guid>
      <author>Mehmet Sami ZÜMRÜT</author>
      <description>Sanayi devriminin küresel yüzeyde yayılmaya başlaması ile birlikte başta kültürlerde olmak üzere eski üretim ve dağıtım kalıplarında köklü değişimeler yaşanmıştır.  Bu değişim ile birlikte insanların alışkanlıkları ve sosyal yaşantısı da yeniden inşa edilmiştir. Bu durum toplumu dönüşüm sarmalına alarak eski ve yeni normlar arasına mesafe koymuş ve onları yeniden biçimlendirmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi, yaşadığımız coğrafyada da sanayi faaliyetlerinin yaygınlık kazanması ile dönüşen bazı iş kolları ve meslekler popülerlik kazanırken bazıları da tarih sahnesindeki işlevlerini yitirmiştir. Diyarbakır gibi geçmişi çok eskilere dayanan yerleşmelerde de, kent ile özdeşleşmiş bazı mesleklerde ve iş kollarında son yüzyıl içinde büyük değişimler yaşanmıştır. Kentte yaşanan iç karışıklıklar ile birlikte sanayi devriminin estirdiği rüzgârın etkisinde kalarak misyonlarını tamamlayan bazı iş kolları ve meslekler tarih sahnesinden yavaş yavaş çekilmeye başlamıştır. Oluşan küresel düzende işlevsiz kalan geleneksel üretim ortamları ve şekilleri, çağa ayak uydurmada sıkıntı yaşamış ve hissettirmeden yok olmaya başlamışlardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL MERKEZLİ YÖNETİM UYGULAMALARINA YÖNELİK YÖNETİCİ VE ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51451</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51451</guid>
      <author>Esra BECERİKLİErkan TABANCALI  </author>
      <description>Bu araştırmanın temel amacı okul merkezli yönetimin Türkiye’de uygulanabilirliğini sorgulamaktır. Araştırmanın çalışma grubu, 2015-2016 yılında İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı Beşiktaş ve Şişli ilçelerinde, kamu okullarında görev yapan 17 yönetici ve 17 öğretmendir. Araştırma yöntemi nitel araştırmadır. Veri toplama aracı olarak uzman desteği alınarak görüşme formu hazırlanmıştır. Görüşme formunda katılımcıların okul merkezli yönetim ile ilgili bilgi düzeyleri, Türk eğitim sisteminde okul merkezli uygulamalara benzer uygulamalar olup olmadığı, okul merkezli eğitimin kültür ile ne derece uyuşacağı, eğitim sorunlarını ne derece çözebileceği, olumlu ve olumsuz yönlerinin neler olacağına dair sorular hazırlanmış, birebir görüşmelerle kayıt edilmiştir. Verilerin yorumlanmasında içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bilgiler incelenmiş, anlamlı bölümlere ayrılarak kodlanmış, daha sonra aralarında ortak yönler bulunan kodlar bir araya getirilerek tematik kodlama işlemi yapılmıştır. Bu doğrultuda veriler belli bir sistem dâhilinde tanımlanmış ve yorumlanmıştır. Çalışma sonunda katılımcıların mevcut merkezi personel istihdamından, merkezi bütçe ve disiplin kurallarından memnun oldukları fakat istihdam sonrası mesleki gelişim, performans değerlendirme çalışmalarını yetersiz buldukları sonucuna varılmıştır. Bölgesel farklılıkların daha iyi gözetilmesi, öğrenci odaklı bir eğitim sağlanması, iş ve işlemlerin daha hızlı ve yerinden gerçekleşmesi gerekçeleriyle katılımcıların eğitim bölgeleri uygulamasını destekledikleri sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>N. A. BERDYAEV’İN TİN ANLAYIŞI</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47764</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47764</guid>
      <author>Nesrin ERTÜRK</author>
      <description>Berdyaev, gerçeklik anlayışı açısından, düalist bir filozoftur.  Bir yanda doğanın, maddenin, zorunluluğun krallığını, diğer yanda ise tinin, özgürlüğün, eylemin krallığını kabul eder. Bu iki dünya, iki krallık birbirine karşıttır. Gidimli düşünce ve rasyonel kavramlarla ulaşılamayan tinsel hakikatler, özgürlük, Tanrı-insan ilişkisi sadece tinsel deneyimle açık hale gelir. Bu deneyim, rasyonel kavramlarla ya da mantığın diliyle değil, sembol ve mit aracılığıyla ifade edilir. Bu çalışmada Berdyaev’in tin ve onunla bağlantılı olarak tinsel deneyim anlayışına yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM DİL VE ANLATIM DERSİ (9-12. SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMININ STUFFLEBEAM’İN CIPP MODELİ ÇERÇEVESİNDE  ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51331</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51331</guid>
      <author>Yusuf Ziya AYHAN</author>
      <description>Bu çalışmada, Ortaöğretim Dil ve Anlatım Dersi (9-12. Sınıflar) Öğretim Programının, Stufflebeam’ın CIPP / BGSÜ (Contex-Input-Process-Product / Bağlam Girdi-Süreç-Ürün) Modeli çerçevesinde ortaöğretim okullarında görev yapan Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak betimsel araştırma tekniklerinden tarama modeli seçilmiştir. Verilerin toplanmasında, 5 sorudan oluşan “kişisel bilgiler” bölümü ve 40 sorudan oluşan “Ortaöğretim Dil ve Anlatım Dersi (9-12. Sınıflar) Öğretim Programı Hakkında Öğretmen Görüşlerini Belirleme Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde normallik testi için Kolmogorov Smirnov, diğer analizler için korelasyon analizi, t testi, ANOVA, frekans, yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapma hesaplamaları kullanılmıştır. Öğretmenler, Dil ve Anlatım dersi öğretim programını orta seviyede olumlu olarak değerlendirmektedirler. Korelasyon analizi sonucunda ölçeğin bağlam, girdi, süreç ve ürün boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Görev süreleri 0-12 yıl arasındaki öğretmenler, 12 yıl üstü öğretmenlere göre Dil ve Anlatım dersi programının bağlam, ürün boyutları ve toplamı hakkında daha olumlu görüşlere sahiptirler. Öğretmenlerin görev yaptıkları ortaöğretim kurumuna göre, ölçeğin tamamı ve alt boyutlarında anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


