






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2022 Sayı 33</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2420</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Jean Rhys’in Dörtlü’sünde Kadın Kimliği ve Tanınma</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64822</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64822</guid>
      <author>Ayla OĞUZ</author>
      <description>Charles Malgrave Taylor’a göre kimlik kavramı modern dönemden önce düşünülmedi. Bugün bir akademik kavram haline gelen ve kuramsallaştırılmış olan kimlik kavramı tarihsel koşulların getirilerine göre yeniden biçimlenmiştir. Her ne kadar kimlik kavramı ilk ortaya çıkışında bileşik, içsel bir olay olarak dünya etimolojisine kök salsa da günümüze ulaşana dek değiştiği görülmektedir. Bu bağlamda Britanya kökenli bir yazar olarak Jean Rhys feminist, modernist ve postkolonyal yazındaki tartışmaların merkezinde oldu. Onun &lt;em&gt;Dörtlü&lt;/em&gt;’sünde (&lt;em&gt;Quartet&lt;/em&gt;) Marya Zelli Polonyalı kocasıyla Londra’dan Paris’e taşınır. Ne yazık ki, kocası hırsızlıktan hapse girince kendisini yabancı erkeklerin merhametinde bulur. Bu çalışmada Marya yabancı bir şehirde yalnız, kimsesiz ve meteliksiz olma sefaletinin merkezinde bir kadın karakter olarak ataerkil, aitlik ve kimlik kavramları bağlamında feminist bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca, Taylor’ın ‘tanınma’ ya da ‘yanlış tanınma’ kavramı ışığında kadın kimliğinin erkek egemenliği altında bulunan kaygan zemindeki yeri çalışmada tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erken Çocukluk Döneminde Yabancı Dil Öğrenimi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64526</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64526</guid>
      <author>Işıl YALÇIN</author>
      <description>Ana dilden farklı bir dil öğrenmeye erken çocukluk döneminde başlamanın, dil becerilerini geliştirmek için zaman kazanılması ve sonraki öğrenmeler için zihnin yapılanması açılarından faydalı olduğu görüşü oldukça yaygındır. Çocukları gelecekteki mesleklere ve yeni dünya düzeninde hayata hazırlamak isteyen öğretmen ve ebeveynlerin çocuğa en az bir farklı dil sunmanın en uygun zamanı konusunda kaygıları ve soruları bulunmaktadır. Bu çalışmanın kapsamı, erken çocuklukta yabancı dil öğrenimine başlamanın en uygun zamanı, yabancı dil öğrenmenin ana dil edinimi üzerine olası etkileri ve ayrıca çocuğun erken yaşta yabancı dil öğrenimi fırsatlarından en iyi şekilde fayda sağlaması için neler yapılabileceği konularına yanıt aramakla sınırlıdır. Buradan hareketle bu araştırmada alanyazında önde gelen kuramsal bakış açılarını ortaya koyarak, güncel araştırmaları analiz etmek ve okulöncesi öğretmenleri, eğitim politikası belirleyen kişiler ve küçük çocuğu olan ebeveynleri erken çocuklukta yabancı dil öğrenimi hakkında detaylı olarak bilgilendirmek amaçlanmıştır. İfade edilen amaçlarla ilişkili yayınlanan alanyazındaki kuram ve araştırmalardan elde edilen bulgular şu şekildedir: Yabancı dil öğrenmeye başlama yaşına dair iki temel bakış açısı, erken başlama ve geç başlamadır. Erken dönemde ana dil edinimi devam ederken öğrenilen yabancı dilin ana dil gelişimine etkileri, ana dilin etkin kullanılıp kullanılmaması, düzenli pratik yapma ve ortamda baskın kullanılan dile göre başkalık göstermektedir ve bu geriye doğru transfer, yabancı dildeki yeterlilik düzeyine göre önce olumsuz, sonra yeterlilik arttıkça olumlu yönde olabilmektedir. Dil öğreniminden daha fazla fayda sağlamak, öğretmenin dile dair bilgisi, çocuğun dile maruz kalma uzunluğu ve ebeveyn katılımı ile mümkündür. Alanyazından elde edilen bulgular tartışılarak uygulamacılara ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Kadının Herkese Rağmen Dik Duruşunun  Öyküsü: Peter Handke “Solak Kadın”</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64492</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64492</guid>
      <author>Zennube ŞAHİN YILMAZ</author>
      <description>Peter Handke, üslubuyla, dili kullanımıyla ve yapıtlarında yer verdiği sembollerle Avusturya yazınında önemli bir yer edinmiştir. Handke’nin yapıtlarında dil önemli bir konu olarak karşımıza çıkar. Onun yapıtları sadece konu seçimiyle değil yazarın dili bir konu haline dönüştürmesiyle de dikkat çeker. Ele aldığı konular arasında özellikle birey ve bireyin kimlik sorunu, onun yazın dünyasının tipik konusudur. Çalışmamızda ele aldığımız “Solak Kadın” romanı, anlatı dünyasında kadını odak noktasına alan hem yazar için hem de yazarın yazın dünyası için farklı dünya sunmaktadır. Bireyi temel alan yapıtları için Handke’nin bu yapıtı olağan görülebilir, ancak bu kez bir kadını ve kadının gözünden dünyayı aktarmasından dolayı diğer Handke yapıtlarından farklılık göstermektedir. Bir kadının yalnız kalarak çevresine ve hatta kendisine karşı dik duruşunu oldukça detaylı betimlemeleriyle aktaran Handke’nin bu yapıtı, ruhsal bir sıkıntının eşiğine gelmiş ve kendisini dış dünyadan tamamen izole etmiş bir kadının yalnız dünyasını somutlaştırır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Personellerinin Yapay Zekâ ile İlgili Düşüncelerinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66404</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66404</guid>
      <author>Merva ORHANAysel BÜLEZ </author>
      <description>Yapay zekâ; günümüz teknolojisinin ürünü olarak bilgisayarlarla oluşturulan algoritmalar ile ilgili verilerle kodlanan etiketleri tanımlayarak çıkarımlar yapabilen sistemler geliştirmeye olanak sağlayan, çok disiplinli bir bilişim alanıdır. Sağlık bakımında; standartlarının yükseltilmesi yönünde yapay zekânın kullanımına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmada yapay zekâ ve sağlık alanında kullanımı ile ilgili sağlık personellerinin görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan 68 sağlık personeli dahil edilmiştir. 24 sorudan oluşan ‘Yapay Zekâ ile İlgili Görüşlerin Belirlenmesi Veri Toplama Formu’’ online olarak yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 25.0 paket programı kullanılmış ve tanımlayıcı istatistikler kullanılarak değerlendirilmiştir. Değerlendirmede p&lt;0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; sağlık personellerinin %94,1’inin yapay zekâ kavramını daha önce duyduğu gözlenmiştir. Fakat %32,4’ü yapay zekânın hayatımıza yer ediyor olmasından korkuttuğunu, %58,8’i sağlık alanında uygulamaları hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtirken, %95,6 sı okuduğu dönemlerde yapay zekâ ile ilgili eğitim almadığını belirtmiştir. %83’ü konferans/ eğitimlere katılmak istediğini, %86,8’i üniversite eğitimlerinde yapay zekâ ile ilgili dersler verilmesini ve %83,8’i sağlıkta yapay zekâ uygulamalarının ve araştırmalarının artmasını desteklediklerini belirtmiştir. Sağlık personelleri ile yaptığımız çalışmaya dayanarak; sağlık personellerinin bu konuda bilgi edinmek istediklerini, yapay zekâ araçlarının sağlık hizmeti sunumunda kullanılması için destekleyici olduklarını söyleyebiliriz. Fakat bilgilerinin yetersiz olduğunu ve hiç eğitim almadıklarını söylemek mümkündür. Özellikle üniversite veya master eğitimleri sırasında yapay zekâ ile ilgili dersler, konferanslar, bilişim ve inovasyon fuarları gibi öğretici etkinliklerin bütün üniversitelerin eğitim süreçlerine eklenmesinin bu yönde etkin bir girişim olacağını söyleyebiliriz. Sonuç olarak sağlık alanında yapay zekâ sistemlerinin kullanılabilmesi için daha fazla eğitim ve araştırmaların düzenlenmesi gereklidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İkinci Körfez Savaşı Sonrasında Irak’taki Sünni Grupların Radikalleşme Nedenlerinin Analizi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64735</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64735</guid>
      <author>Mustafa KAPLAN Oğuzhan YANARIŞIK </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Irak Savaşının ardından Irak’ta ve bölge coğrafyasında görülen değişimi açıklamak ve anlamak için literatüre katkı sağlamaktır. Çalışma, Irak Savaşıyla beraber Irak ve bölge coğrafyasında yaşanan radikalleşmenin bölge güvenliğine etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, Irak Savaşı sonrasında Irak’ın yeniden yapılanmasındaki uygulamaları incelemeyi amaçlayarak, söylem analizi ve literatür taramasından yararlanmıştır. Dönemin siyasi isimlerinin Irak’ın işgali ve sonrasındaki gelişmelere dair anıları, görüşleri ve gerçekleştirdikleri mülakatları incelenmiş, Irak’ta İkinci Körfez Savaşı ile Nuri El-Maliki’nin Başbakanlık dönemi arasındaki süreçte Sünni gruplarda meydana gelen radikalleşmenin nedenleri sorgulanmıştır. Çalışmanın temel iddiası, Irak Savaşı’nın bölgedeki radikal unsurların artışında büyük etkiye sahip olduğu; Irak’ta uygulanmak istenilen demokrasinin ülke içerisindeki Sünni ve Şii gruplar arasında ayrım oluşturduğu; siyasi istikrarsızlığın Irak’ın ekonomisinde, eğitiminde, sağlık sisteminde olumsuz etkilere neden olduğu ve radikalleşen bölgede göç ve mülteci krizlerinin artmış olduğudur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağdaş Sanatta Eski Mısır Kültürü ve Sanatının Etkisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65014</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65014</guid>
      <author>Nur Fulya ASYALI BÜYÜKERMAN</author>
      <description>Eski Mısır kültürü, mitleri, sembolleri, bilim ve sanata olan özgün katkıları ile dünya kültürleri üzerinde yüzyıllar boyunca süren bir etkiye ve halen gizemini yitirmemiş bir büyüye sahiptir. Keskin bir doğa gözlemini birbiriyle bağlantılı semboller ve geometrik düzendeki biçimsel disiplin ile ortaya koyan Mısır sanatı, ölüm ve yeniden doğuş döngüsünün efsanevi anlatımlarına sahip yaratılış mitleriyle de ruhsal aydınlanmayı amaçlayan, maneviyatı güçlü bir dünyanın ifadesidir. Eski Mısır sanatının batı sanatı üzerindeki etkileri, XIX. yüzyıl sonlarında başlayan Egiptomani rüzgarıyla hızlanmış ve XX. yüzyıl sonrasında modern sanatçılar için mitik ve estetik bağlamlarda zengin bir alan oluşturmuştur. Bu metinde sanatlarında Eski Mısır sanatının biçimsel üsluplarından etkilerle kendi form arayışlarına zenginlik katan Rodin, Giacometti, Klee gibi modern sanatçıların yapıtları yanı sıra postmodern dönemde Mısır kültürünün düşünce yapısına ve imgelerine bugünün dünyasını ifade etmek için görkemli bir kaynak olarak yaklaşan Beuys, Barnett Newman, Bill Viola, Matthew Barney gibi farklı sanatsal disiplinlerde üreten çağdaş sanatçıların yapıtları da incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Vefa Kilise Cami ve Çevresinin Mevcut Durum Analizi ve Koruma Aciliyeti</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66379</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66379</guid>
      <author>Zeynep ÖZENHicran Hanım HALAÇ </author>
      <description>İstanbul, Fatih İlçesi’nin Vefa semtinde yürütülen çalışmanın amacı, bu tarihi semtin mevcuttaki terk edilmiş durumuna dikkat çekerek korunmasındaki aciliyeti vurgulamaktır. Tarihi Vefa semtindeki Kilise Cami çevresindeki adalar olarak belirlenen örneklem alanda yüzyıllardır süregelen değişimler semtin durumunu anlamak adına literatür taraması ile sunulmuştur. Bu tarihi çevrenin yapısal mevcut durum kullanım analizi ve SWOT analizi sahada yapılan gözlemler sonucu ortaya konulmuştur. Yapılan analizler sonucu restorasyonu henüz tamamlanan Vefa Kilise Cami ve çevresini kapsayan tarihi çevrenin terk edilmiş durumu tespit edilmiş ve acilen stratejik ve bütüncül bir yaklaşımla korunması gerektiği sonucuna varılmıştır. İçerisinde pek çok tarihi yapıyı ve tescilli parseli barındıran bu bölgenin araştırılıp korunması mimarlık ve şehircilik açısından büyük önem taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hatip Çayı Havzası’nda (Ankara) Taşkınların  Coğrafi Analizi ve Taşkın Duyarlılığı</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66182</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66182</guid>
      <author>Seda GÖZTEPEMuhammet BAHADIR  ,Halithan ŞEN  </author>
      <description>Bu çalışma, Hatip Çayı Havzası’nın taşkın durumunu incelemek ve geleceğe yönelik taşkın planlama önerisinde bulunmak amacıyla hazırlanmıştır. Hatip Çayı, Sakarya Havzası’nın alt kollarından olan Ankara Çayı’nın üç ana kolundan biridir. Toplam havza alanı 460 km² olan Hatip Çayı, Ankara’nın Altındağ, Elmadağ, Çankaya, Kalecik, Keçiören, Mamak ve Yenimahalle ilçe sınırları içerisinden geçmektedir. Ankara’nın en kalabalık ilçe merkezlerinden geçmesi ve geçmiş dönemlerden beri taşkınların meydana gelmesi sebebiyle havzanın taşkın durumunun analiz edilmesi ve bu analiz doğrultusunda önlem alınması önem arz etmektedir. Havzada 2019-2022 yılları arasında farklı dönemlerde arazi çalışmaları yapılmıştır. İlgili kurum ve kuruluşlardan çalışma için gerekli veriler temin edilmiştir. Çalışmanın her aşamasında Coğrafi Bilgi Sistemleri tekniklerinden, uydu görüntülerinden ve istatistiksel yöntemlerden yararlanılmıştır. Havzanın gelecek yıllardaki yağış ve sıcaklık durumunu ortaya koymak için Quadratic Trend Analizine başvurulmuştur ve ArcGIS for Desktop 10.5 programı ile Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) ve Morfometrik Analiz yöntemleri kullanılarak havzanın taşkın duyarlılık analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre havzanın %63’lük kısmının yüksek ve çok yüksek taşkın duyarlılığına sahip olduğu tespit edilmiştir. Havzadaki yerleşmelerin yaklaşık %85’i taşkın duyarlılığının yüksek ve çok yüksek olduğu alanlarda konumlanmıştır. Ayrıca havzadaki en önemli sorunlardan birinin yanlış arazi kullanımı olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın son aşamasında havzadaki mevcut durum değerlendirmeleri ve yapılan analizlerin sonuçları göz önünde bulundurularak havzanın gelecek yılları için taşkın planlama haritası üretilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“için” Edatının Tarihî Türk Lehçelerindeki  Kullanımları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64986</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64986</guid>
      <author>Ali TANSongül ŞEN  </author>
      <description>Tek başlarına dilbilgisel anlamı olmayan, bunun yanı sıra, tümce içerisindeki diğer anlamlı ögeleri (kelime veya kelime grupları) desteklemek amacıyla onlarla birleşerek yeni söz öbeklerinin ortaya çıkışını sağlayan ve bu çerçevede anlam ilişkisi kuran yapılara edat denilmektedir. İçin edatı, aslında “sebep” anlamı vermekle birlikte anlamının genişlemesiyle kullanım alanı artmış bir edattır. Bu çalışmada için edatının anlam ilgilerinin tespiti noktasında daha önceki araştırmalardan yararlanılmıştır. Farklı araştırmalarda geçen işlevler bir araya getirilerek tahlil edilmiş -bir anlamda derlenmiş- olup, sekiz maddeden oluşan anlam ilgileri tablosu oluşturulmuştur. Söz konusu edatın sekiz işlevi ve bunlara bağlı yirmi farklı kullanımı tespit edilmiştir. Bu çalışmada içerisinde edat terimi için yapılan terimlere, edatlarla ilgili yapılmış tasniflere yer verilmiş daha sonra ise için edatının kökeni üzerine ileri sürülen görüşlere değinilmiştir. Çalışma, için edatının işlevlerini belirlemeye yönelik olup tarihî Türk lehçelerinde verilmiş olan şu eserler üzerinden yürütülmüştür. Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk (Orhun Türkçesi); Altun Yaruk, Haustuanift, İyi ve Kötü Prens Öyküsü ve Irk Bitig (Eski Uygur Türkçesi); Kutadgu Bilig (Karahanlı Türkçesi); Mu'înü'l-Mürîd ve Ḳıṣaṣü'l-Enbiyā (Harezm Türkçesi); Gülistan Tercümesi ve Codex Cumanicus (Kıpçak Türkçesi); Sekkaki Divanı ve Şecere-i Terākime (Çağatay Türkçesi); Ahmed-i Dâ’i Divânı ve Dede Korkut Kitabı (Eski Anadolu Türkçesi).</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kültüründen Etnomodelleme Yansımaları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66661</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66661</guid>
      <author>Ayşe Arzu ARI</author>
      <description>Tarihsel açıdan matematik ve kültür ilişkisi incelendiğinde gelişimlerinin birbirlerinden bağımsız olmadığı, uyum içerisinde ilerledikleri ve karşılıklı olarak birbirlerini güçlendirdikleri görülmektedir. Kültürel birikimlere paralel olarak ilerleyen matematiğin sadece okullarda öğrenilenlerle sınırlı olmayıp günlük yaşamdaki yerini, önemini ve kullanım sıklığını etkili bir biçimde ortaya koyan matematiksel modelleme uygulamaları da gün geçtikçe değer kazanmaktadır. Etnomodelleme ise kökleri kültürel eserlerin derinliklerine kadar işlemiş olan matematiksel fikir, olgu ve uygulamaların etnomatematiksel olarak ortaya çıkarılmasında ve incelenmesinde matematiksel modellemeden yararlanan bir yaklaşımdır. Bu çalışmanın amacı Türk kültürel tarihinde bulunan çeşitli durumlar, olgu ve olaylardan esinlenilerek ve model oluşturma etkinliklerinin prensiplerinden yararlanılarak oluşturulmuş etnomodelleme örneklerini sunmaktır. Bu yaklaşımın eğitimde etkili bir şekilde kullanılmasıyla öğrenciler geçmiş dönemlerde üretilmiş ve kullanılmış kültürel eserleri fark ederek kendi kültürel tarihlerine farkındalıkları artar, matematiğin sadece günümüzde olmazsa olmaz bir günlük yaşam aracı olmayıp geçmişte de önemli bir yere sahip olduğunu idrak ederler. Ayrıca matematiksel modellemenin de işe katılmasıyla okulda edindikleri akademik matematiksel bilgilerin gerçek dünyadaki kullanım yerlerini ve hayati önemini de kavramış olurlar.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Turizm Alanında Yayınlanmış İş Performansı  Konulu Lisansüstü Tezlerin Bibliyometrik Analizi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66315</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66315</guid>
      <author>İsmail ÖZTÜRK</author>
      <description>Turizm sektörü, teknolojinin bütün sektörlerde hızla geliştiği son dönemlerde, insan unsurunun değerini kaybetmediği ender sektörlerden biridir.  Turizm sektörüne otomasyon ne kadar dahil edilmeye çalışılsa da insan unsurunun değeri azalmamaktadır. Emek yoğun bir sektör olmasının yanı sıra dünyadaki bütün gelişmelerden anında etkilenen turizm sektörü kalifiye işgörenleriyle bu etkilenmeleri pozitife çevirme olanağına sahiptir. Sektöre dahil olan İşletmeler işgörenlerinin sağladığı faydayı çeşitli şekillerde ölçerek performansları hakkına bilgi sahibi olmaktadır. Performans işgörenlerin üstlendikleri sorumluluk sonucu elde ettiği başarı olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada Ulusal Tez Merkezi veri tabanında turizm alanında iş performansı konulu lisansüstü tezlerin bibliyometrik yöntemle analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, veri toplama tekniği olarak içerik analizinden yararlanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda iş performansı konulu 20 lisansüstü tezin bulunduğu, söz konusu tezlerin tamamında nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı, iş performansı konusuyla birlikte kültür, örgütsel bağlılık, atmosfer, liderlik gibi konuların çalışıldığı gibi sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmenlerde Örgütsel Kırılganlık Ölçeği  Geliştirme Çalışması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66285</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66285</guid>
      <author>Nezaket Bilge UZUNMustafa ATAŞ </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı; eğitim örgütlerinde öğretmenlerin kırıldığı, üzüldüğü durumları tespit ederek örgütsel kırılganlık düzeylerini ortaya çıkaracak bir ölçek geliştirmektir. Bu amaçla farklı kademelerde görev yapan öğretmenlerle birebir görüşmeler yapıldı. Okullarında onları üzen, kıran, yoran, strese sokan durumlar soruldu. Cevaplar analiz edilmiş ve öğretmenlerin örgütsel kırılganlık düzeylerini ölçmeye yönelik 64 maddelik madde havuzu oluşturulmuştur. Madde havuzu, uzman görüşleri için 3 akademisyen (3 eğitim yönetimi uzmanı), 5 doktorant (2 eğitim yönetimi doktorantı, 3 ölçme değerlendirme doktorantı), 1 öğretmen olmak üzere 9 uzmana gönderilmiştir. Uzmanlardan istenen her maddenin yapı ile ne derece ilgili (3, ilgili; 2, kısmen ilgili; 1, ilgili değil) olduğunu ve olası maddelerin hedef kitle açısından ne derece açık (3, açık; 2, kısmen açık; 1, açık değil) olduğunu ilgili sayıyı işaretlemek suretiyle değerlendirmeleri istenmiştir. Uzmanlardan maddeler üzerinde düzeltme yapmaları ve maddeler dışında eklenmesini istedikleri maddeleri de belirtmeleri istenmiştir. Çalışmada uzman değerlendirmeleri kapsam geçerlik indeksi tekniklerinden Lawshe (1975) tekniği ile incelenmiştir. Çalışmada 9 uzmanın görüşü alındığından KGİ 0,75’in altında olan maddeler uygun değil; 0,75 ve üstü olan maddeler ise uygun olarak belirlenmiştir. Buna bağlı olarak 23 madde kapsam geçerlik indekslerinin düşük olması sebebiyle elenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda toplam 41 maddelik ön deneme formu oluşturulmuştur. Uzman görüşleri ışığında düzenlenen ve 41 maddeden oluşan 5’li likert tipi ölçeğin nihai deneme formu 301 öğretmene uygulanmıştır. Açımlayıcı Faktör Analizinin (AFA) temel sayıltıları sınanmış; “Yönetim Kaynaklı Kırılganlık”, “Duygusal Kırılganlık”, “Adaletsizlik Kaynaklı Kırılganlık”, “Önemsenmeme Kaynaklı Kırılganlık”, “Çalışma Koşulları Kaynaklı Kırılganlık” ve “Şikâyet Kaynaklı Kırılganlık” isimli 6 faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Açıklanan toplam varyansın beş faktörde %61 olduğu tespit edilmiştir. Çok faktörlü bu yapıda hesaplanmış olan tabakalı Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0.88 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular ışığında, geliştirilen ölçeğin öğretmenlerin örgütsel kırılganlıklarını ortaya koymak için kullanılmaya uygun, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Haruki Murakami’nin  “Drive My Car” Adlı  Öyküsüne Medyalararasılık Bağlamında Bir Yaklaşım</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64910</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64910</guid>
      <author>Özlem ÖZENMelike SİNNAR </author>
      <description>Edebiyat ve sinema, farklı anlatım ve gösterge yöntemlerine sahip sanat dallarıdır. Ancak ikisi de alımlayıcısına estetik zevk uyandırmak amaçlı olduklarından ortak bir noktada buluşurlar. Anlatım aracı olarak edebiyat yazınsal, sinema ise görsel tekniklerle bizlere kurgusal bir evren yaratmaktadır. Ancak iki sanat dalı birbirinden esinlenmektedir; bir yazar izlediği bir filmi yazılı esere, bir yönetmen okuduğu bir kitabı filme adapte edebilir. Japon yönetmen Ryūsuke Hamaguchi, Haruki Murakami’nin “Drive My Car” adlı öyküsünü aynı ad ile filme uyarlamıştır. Bu çalışmada, öykü ve film uyarlamaları medyalararasılık bağlamında ele alınacak, uyarlama eserlerdeki benzerlik ve farklılıklar, değişim ve dönüşümler tespit edilecektir. İki eserde de alt metin olarak yer alan Rus yazar Anton Çehov’un Vanya Dayı adlı tiyatro eseri metinlerarasılık bağlamında incelenecektir. Öykü ve filmin başlığında yer alan The Beatles’ın müzik parçası ile olan ilişkisi göstergelerarasılık açısından irdelenmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda, çalışmada çoğulcu bir bakış açısı benimsenerek karşılaştırmalı edebiyat bağlamında medyalararası çalışmalara katkı sağlaması hedeflenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Oyun Paradigmasının Dönüşümü ve Bir Tür  “Survivor” Olarak Squid Game:  Realite Televizyon Dramatografisi Üzerine</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66885</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66885</guid>
      <author>Savaş KESKİNGökhan KÖMÜR </author>
      <description>Tele-yaşamların ve tele-hakikatin sürdürüldüğü iki bağlam olan realite televizyonculuk ve dizi televizyonculuğu; ‘oyun oynamanın’ kapitalist birikim rejimi içinde temsil ettiği gerçekliğin imajlarında eş-görünümlü hale gelen bir konsept üzerinden karşılaştırlabilir mi? Gerçeklik, semiyozların aşırı ve çoklu tasarımlarında söylenen bir anlatısal hizada, bir başka hizanın anlatmak istedikleriyle kesişebilir. ‘Bütünüyle’ gerçek olma iddiasıyla bir dizi oyun oynamaya dayanan ölüm-kalımlı / hayatta kalmalı mücadele deneyimleri içeren Survivor (Sağ Kalan) ile bütünüyle gerçek olduğunu iddia etmeyen ancak aynı konseptte söylemler üreten Squid Game (Kalamar Oyunu), ‘oyun oynamanın’ doğası üzerine semiyotik dil/söylem çözümlemeleri yapmak ve gücün aparatlarını kavramak için ortak veri setleri barındırırlar. Bu çalışmanın temel gayesi indirgenmiş bir gerçeklik temsilini yeniden düşünmek değildir. Oyunların ‘Yandın! Çık!’ mantığı ile tele-ölümlerin sembolik temsili ve toplumsallığın, rollerin, sınıfsal konumların ya da şiddetin dile aktarıldığı çok kipli söylem/gösterge kodlarını yakınsayarak bir kapitalist oyun eleştirisi yapmaktır. Nitekim oyun kültürü, erken çocukluk döneminden yetişkinliğe kadar çeşitlenen her türünde, sorunlu sembolik rollerin ve ilişkilerin üretildiği bir bağlam olması bakımından önemlidir. Bu çalışmada, sinematografik bir anlatı okuması yapmak niyetiyle Survivor ve Squid Game arasındaki benzeşen ve farklılaşan kurgusal/dramatik gösterge kodları, Esslin’in dramanın semiyozlarını anlamaya yönelik modellemesi çerçevesinde çözümlenecektir. Yöndeşen türler ve kapitalizmin etkileşimli/katılımlı anlatımını teorik bir girişimle eleştiren bu çalışma, hakikat-sonrası çağda yeni suretleri görülen realite şov ideolojisine dair farklı bir bakış açısı önermektedir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Barok Dönemi Usta Ressamları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66851</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66851</guid>
      <author>Tahir ÇELİKBAĞ</author>
      <description>Resim sanatında ışık ve gölgenin ön plana çıktığı Barok döneminde, 17. yüzyılda Caravaggio ile İtalya’da başlamıştır. Barok dönemi ressamları, konuyu daha etkin bir anlatım biçimi meydana getirmek içi ışık ve gölge oyununa başvurdukları görülmektedir. Ressamlar bu dönemde çoğunlukla ışık-gölgeden faydalanarak renk tonlarından zıtlıklar oluşturarak, diyagonal pozda yatırılan figürlerden, dökümlü elbise kıvrımlarından oluşan dinamizm, kompozisyonda meydana gelen hareket etkileri ön plana çıkartmışlardır. Barok resim sanatı üslubu, Rönesans ve Maniyerizm döneminde tasvir edilen resimlerden farklı olarak, çizginin yerini ışık-gölge uygulamasıyla, eriyen ışıkla birlikte renk tonları girişkenliğiyle hacim oluşturulmuştur. Araştırmanın amacı ressamların yaşadığı dönemin kompozisyon ve ışık-gölge anlayışlarını ele almaktır. Klasik dönem ressamların meydana getirdiği statik ve simetrik kompozisyonlar yerine, Barok’lu ressamlar diyagonal ve hareketli kompozisyonlar betimlemişler. Barok döneminde tasvir edilen açık kompozisyonlar sahnenin sınırları dışına taşmış sonsuzluğa doğru akıp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu hissini uyandıracak şekilde tasarlanmıştır. Makalede nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CBS Teknikleri Kullanılarak Deprem Duyarlılık Analizi için Analitik Hiyerarşi Prosesi: Samsun  Ladik Gölü Havzası Örneği, Türkiye</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64705</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64705</guid>
      <author>Fatih OCAKMuhammet BAHADIR </author>
      <description>İnsanlığın en büyük sorunlarından birisi doğal afetlerdir. İnsanlığı en çok tehdit eden doğal afet ise depremdir. Depremlerin gerçekleşmesine engel olmak mümkün değildir, ancak deprem öncesi dönemde; halkın her daim deprem konusunda bilgilendirilmesi, dönemsel deprem tatbikatlarının yapılması, yerel olarak deprem planlarının hazırlanması, daha önemlisi depreme dayanıklı yapılar inşa edilmesi, erken uyarı sistemlerinin hayata geçirilmesi ve deprem duyarlılık analizlerinin gerçekleştirilmesi hayati önem taşımaktadır. Günümüzde depreme dayanıklı yapıların inşası bir yandan devam ederken, depremi önceden tahmin etmek için başarıya ulaşmış erken uyarı sistemlerinden bahsetmek oldukça güçtür. Ancak son zamanlarda risk yönetimine katkı sağlayacak deprem duyarlılık analizi çalışmaları önem kazanmıştır. Deprem duyarlılık analizi, risk yönetimi kapsamında depreme dayanıklı yapıların nereye inşa edileceği ve yerleşmelerin nerede kurulacağı gibi önemli hususlara altlık oluşturmaktadır. Bu çalışmada Ladik Gölü Havzası’nda deprem duyarlılık sınıflarının belirlenmesi için Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Analitik Hiyerarşi Prosesi’nden (AHP) yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında saha ile ilgili erişilebilen eğim, litoloji, fay hatlarına uzaklık, en büyük yer ivmesi, yeryüzü şekilleri ve zeminin geçirimlilik durumu olmak üzere altı (6) coğrafi faktör dikkate alınmıştır. Tüm bu coğrafi faktörler alt kriterlere ayrılmış ve deprem duyarlılık analizinde kullanılmak üzere her ana coğrafi faktör ile alt kriteri için ağırlık oranı hesaplanmıştır. AHP ile belirlenen ağırlık oranları CBS teknikleriyle ana coğrafi faktörlere uygulanmış ve ağırlıklı çakıştırma aracı ile deprem duyarlılık analizi gerçekleştirilmiştir. Nihai sonuç düşük, orta, yüksek ve çok yüksek şeklinde dört (4) farklı sınıfa ayrılmıştır. Yapılan bu gruplamaya göre Ladik Gölü Havzası’nda 42,99 km&lt;sup&gt;2&lt;/sup&gt;’lik alan deprem duyarlılığı açısından çok yüksek, 15,65 km&lt;sup&gt;2&lt;/sup&gt;’lik alan yüksek, 39,32 km&lt;sup&gt;2&lt;/sup&gt;’lik alan orta ve 49,84 km&lt;sup&gt;2&lt;/sup&gt;’lik alan da düşük duyarlılığa sahip çıkmıştır. Bu değerler yerleşme dönemi boyunca en büyük depremi 26 Kasım 1943 tarihinde (Mw 7,2 büyüklüğünde) yaşamış olan Ladik Gölü Havzası’nın hala deprem duyarlılığı açısından önemli bir potansiyel barındırdığını göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde  Kullanılan Ders Kitaplarındaki Etkinlik Sorularının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66339</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66339</guid>
      <author>Ramazan ŞİMŞEK</author>
      <description>Yabancı dil eğitimi işlevsellik bakımından materyal, içerik, etkinlik uygulama başlıklarının bütününden oluşmaktadır. Öğretici ve öğrenci açısından bu başlıklar öğrenme, öğretme çıktısının doğrudan niteliğini etkilemektedir. Temel dil becerilerinin gelişimi ve kullanımı bu nitelikle doğrudan ilişkilidir. Etkinliklerde kullanılan soru tipleri ders materyalinin kullanışlılığını etkileyen bir diğer faktördür. Bu araştırmada da yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan Türkçeye Yolculuk B2 düzeyi ders kitabı nitel yöntem benimsenerek incelenmiştir. Öncelikle temel dil becerilerine bağlı olarak etkinlik sayıları, akabinde etkinliklerde kullanılan soru tipleri incelenmiş; temel dil becerilerine ait etkinliklerin ikincil olarak desteklediği beceri alanları tespit edilmiştir. Tüm bu veriler içerik analizi türlerinden tematik analizle kategorize edilmiştir. Elde edilen veri seti kapsamında materyalde okuma becerisi etkinliklerinin sıklık anlamında diğer beceri alanlarına göre baskın olduğu saptanmıştır. Etkinliklerde doğru/yanlış, eşleştirme, test tipi soruların yoğun olarak kullanıldığı dolayısıyla şans başarısının ölçme değerlendirme, dili işlevsel olarak kullanma açısından problemlere yol açabileceği belirtilmiştir. Ayrıca üst biliş ve analitik becerileri önceleyen soru tiplerinin sıklık açısından geri planda kaldığı saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gümüşhane İli ve Yöresinde Yerel Ağız  Sözcükleriyle Adlandırılan Geleneksel Çocuk Oyunları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66834</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66834</guid>
      <author>Serdar BULUT</author>
      <description>Diyalektoloji çalışmaları, son yıllarda yapılan birbirinden kıymetli çalışmalarla kendini geliştirmeye devam etmektedir. Ağızlar, dilin sadece telaffuz noktasında farklılıklar gösteren küçük kollarıdır. Bu küçük kolları belirleyen birçok faktör bulunmaktadır. Özellikle etimolojik köken, coğrafya, yaşayış biçimi gibi faktörleri bu belirleyiciler arasına ekleyebiliriz. Türkiye Türkçesi ağızları, 1940 yılından sonra yerli araştırmacılarla belli bir noktaya gelmiştir. Son yıllarda il ve ilçe düzeyinde yapılan ağız derleme çalışmaları, ağızlar içinde yaşayan farklı terimlerle ilgili çalışmaların yapılmasına da fırsat vermiştir. Özellikle adbilimle ve söz varlığıyla ilgili yapılan çalışmalar hem ağız bilimine hem adbilime önemli katkılar sağlamaktadır. Türk kültüründe çocuk oyunları çok önemli bir yeri tutmaktadır. Eski Türkçe döneminden itibaren yazılı eserlere giren ve Divânu Lügâti’t-Türk’te de sayısal olarak azımsanmayacak derede olan çocuk oyunları, hem çocukların hem de yetişkinlerin hoşça vakit geçirmelerini sağlayan unsurlardandır. Anadolu’nun farklı bölgelerinde birçok yönden benzerlikler olsa da farklı adlandırmalarla karşımıza çıkan birçok çocuk oyunu vardır.  Bu yöresel çocuk oyunlarının adları, oynanış şekilleri ve çocuk oyunlarıyla ilgili diğer söz varlıklarının bir araya getirilip görsellerle desteklendiği çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Bu çalışma Gümüşhane ili ve yöresi ağızlarında çocuk oyunları ve oyunlarla ilgili diğer söz varlığına dayalı bir araştırma olup Gümüşhane ili ve yöresi ağızları söz varlığında yer alan çocuk oyunları ve diğer söz varlığı unsurlarını ve bu çocuk oyunların oynanış şekillerini ortaya çıkarmaya yöneliktir. Çocuk oyunlarıyla ilgili söz varlığı kendi içinde, ilgili konulara göre alt dallara ayrılarak ele alınacaktır. Bu çalışmamız, Derleme Sözlüğü başta olmak üzere Gümüşhane ili ve yöresi ağzını ilgilendiren çalışmaların taranmasıyla ve kaynak kişilerden derlemeler yapılmasıyla oluşturulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Etkileşimli Bilgilendirme Tasarımı</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66721</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66721</guid>
      <author>Tülay CANDEMİR</author>
      <description>21. Yüzyılla birlikte giderek ivme kazanan dijital teknolojiler, etkileşimli bilgilendirme tasarımının görsel iletişimdeki etkinliğini hızlandırmıştır. Bu sayede gündelik yaşama daha büyük ölçekte entegre olabilen etkileşimli bilgilendirme tasarımları kullanıcı deneyimine bağlı olarak pek çok disiplinle ilişkilenir hale gelmektedir. Artık pek çok disiplin açısından bilgi paylaşımına hizmet edebilen etkileşimli bilgilendirme tasarımları, hedef kitleye yeni ve alternatif görme deneyimleri yaşatabilmektedir. Bu yönüyle araştırma bir grafik tasarım ürün olarak günümüzde giderek ivme kazanan etkileşimli bilgilendirme tasarımlarına odaklanmaktadır. Araştırma kapsamında yapılan literatür taraması, kullanıcı odaklı olan etkileşimli bilgilendirme tasarımı ürünlerinin görsel iletişimdeki önemini vurgulamaktadır. Tasarım problemi ve belirlenen içeriğe göre değişkenlik gösterebilen etkileşimli bilgilendirme tasarımları, hedef kitleye rol tanımlayan bir grafik ürün olarak görsel iletişime katkı sağlamaktadır. Tasarım anlayışı aracılığıyla dikkat çekmeyi amaçlayan görsel mesajda ses, video, fotoğraf, illüstrasyon veya tipografi gibi pek çok kavram birlikteliğinin varlığı söz konusudur. Tasarım sürecinde belirlenen yol haritasına göre şekillenebilen her bir tasarım anlayış, bilgiyi en etkin bir şekilde kullanıcı deneyimine sunma hedefi taşımaktadır. Bu doğrultuda tasarım sürecinin her bir aşaması, kullanıcı deneyimi göz ardı edilmeksizin titizlikle gözden geçirilmektedir. Tasarım süreciyle sağlanan görsel hiyerarşi, içeriği doğru biçimde yansıtma hedefi ile bilginin okunabilirliğine zarar vermemeli, tasarıma dikkat çekmeli ve hedef kitlenin algısını zorlaştırmamalıdır. Bu noktada tasarımcı yetenekleri etkileşimli bilgilendirme tasarımının dikkat çekme potansiyeli ile ürünün görsel iletişimdeki etkin değerini yükseltebilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kafiye Tablosu Uygulamasının Ortaokul  Öğrencilerinin Şiir Yazma Tutumlarına Etkisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65791</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65791</guid>
      <author>Mahmut Toraman Fulya TOPÇUOĞLU ÜNAL  </author>
      <description>Duyguları ifade etmede en etkili araçlardan olan şiir çocukların gelişiminde her dönem etkili olmuştur. Bu sebeple Milli Eğitim Bakanlığının Türkçe öğretim programlarının içerisinde yazma becerisinde şiir yazmaya yer verilir. Öğrenciler şiir okumaya karşı ilgili olsalar da şiir yazma konusunda genellikle aynı tutumu sergilememektedir. Araştırmanın amacı “Kafiye Tablosu Uygulaması” kullanılarak yazılan şiirlerin ortaokul öğrencilerinin şiir yazma tutumları üzerinde etkisini belirlemektir. Çalışmanın yöntemi yarı deneysel desendir. Araştırmada çalışma grubu için 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Kütahya ilindeki bir ortaokulda eğitim gören 60 öğrenci belirlenmiştir. 8-E ve 8-C sınıfındaki öğrenciler kontrol grubunu, 8-A ve 8-D sınıfında okuyan öğrenciler deney grubunu, oluşturmaktadır. Şiir yazma tutum ölçeği ve şiir yazma dereceli puanlama anahtarı veri toplama araçları olarak geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Uygulama aşamasında deney grubundaki öğrencilerden “Kafiye Tablosu Uygulaması” ile şiir yazmaları istenmiştir. Kontrol grubundaki öğrencilerden ise Milli Eğitim Bakanlığının Türkçe Öğretim Programı’ndaki kazanımlar doğrultusunda şiir yazmaları istenmiştir. Yöntem olarak da Türkçe ders kitabındaki “Duyulardan Hareketle Şiir Yazma” kullanılmıştır. Veriler istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre deney grubundaki öğrencilerin “Kafiye Tablosu Uygulaması” kullanarak yazdıkları şiirlerle kontrol grubundaki öğrencilerin klasik yöntemlerle yazdıkları şiirler arasında deney grubundaki öğrencilerin lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda “Kafiye Tablosu Uygulaması” ile yazılan şiirler il düzeyinde düzenlenen yarışmalarda birçok derece kazanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bellek Mekânı Olarak Atatürk Evi Müzelerindeki Nesnelerin Kolektif Hafıza Bağlamında  Çözümlenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64641</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64641</guid>
      <author>Kadir BENDAŞÖmer ALANKA </author>
      <description>Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Batılı ve modern bir anlayışı kendisine rehber edinmiştir. Çeşitli siyasi, toplumsal, ekonomik ve kültürel değişikliklerden beslenerek gelişen reformist Türkiye, bütünsel anlamda bir dönüşüm sergilemiştir. Reformist Türkiye’de yeniden inşa edilen kentler ve kent mekânları cumhuriyet ideolojisini hatırlatıcı göstergelere sahip olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra modern anlayışa göre oluşturulan kentler bellek mekânları anlamında önceki dönemlere nazaran daha kıymetli görülmüşlerdir. Çünkü bellek mekânlarının sürdürülmesi için önem arz eden mekânlar yeni ideolojik düzenin sürdürülebilirliğinde mihenk taşı konumunda yer almışlardır. Türk kolektif hafızası modern Türkiye algısını temsil edebilen ve önceki yapılardan tamamen bağımsız mekânlar üzerinden devam ettirilmiştir. Türk kolektif hafızası, cumhuriyetin ilanı sonrasında yeni rejimin ideolojisine uygun şekilde oluşturulmuştur. Ortaya çıkan tabloya bakıldığında görülen durum şudur: Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel referansları bırakılarak Batı modelli yeni bir devlet anlayışına geçiş sağlanmıştır. Bu anlayışta modern toplumsal yapılar inşa edilerek kolektif hafızanın bellek mekânları üzerinden kurgusu gerçekleştirilmek istenmiştir. Modern toplumsal yapının kalıcı hale gelmesini sağlamak için radikal kentsel dönüşümlerin yaşandığı da bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ulusal kimliğinin inşa edilmesinde bellek mekânları bilinçli şekilde meydana getirilmiştir. Türk kolektif hafızasının inşasında birçok cumhuriyet şehrinde yer alan ve modern Türk kolektif hafızasının canlı kalmasında aynı zamanda sürdürülmesinde fazlasıyla önem arz eden Atatürk Evi Müzeleri çalışmamızda göstergebilimsel olarak incelenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında ana karakter olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kolektif hafızasındaki yeri ile ilgili literatürde çok fazla çalışma olmaması nedeniyle bu çalışmanın literatürde önemli bir yer edineceği düşünülmektedir. Atatürk Evleri bu bağlamda özellikle seçilmiştir. Çalışma Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce müze haline getirilen 45 Atatürk Evi ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın evrenini bu 45 Atatürk evi oluştururken, örneklemini ise bu evlerdeki nesneler oluşturmuştur. Göstergebilimsel olarak incelenen bu nesnelerin Türk toplumunun hafızasını şekillendiren ve canlı tutan birer kolektif hafıza nesnesi olarak işlev gördüğü tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Göstergesel Yönüyle Sanatsal İmgelerin  Anlamyapısal İnşası</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66697</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66697</guid>
      <author>Mutlu SEVEN</author>
      <description>Görsel yolla anlam inşa eden bir kültür nesnesi olarak sanat yapıtı, görsel birer gösterge olması yönüyle göstergebilimin inceleme alanına dahil edilmektedir. Sanat yapıtı bağlamında anlamın inşa edilmesinde kullanılan dil, alışılagelmişin dışında olması noktasında bir üstdil niteliği taşır. Sanatçı açısından biçim ve içerik yönüyle giderek öznelleşen ifade biçimleri, anlamsal boyutta çok yönlü ve daha derin göstergeleri ihtiva eder. Dil dışı göstergeler kapsamında yer alan görsel göstergeler, dilsel göstergelerden daha farklı düzeyde anlam katmanları oluşturur ve çözümleme noktasında daha öznel bir okuma edimi söz konusudur. Bu bağlamda göstergebilimi sanatsal imgeler açısından anlam üretimi sürecinde bir yöntem olarak ele almak söz konusudur. Farklı çözümleme yöntemlerinin yanı sıra sanat yapıtı üzerinden göstergelerin anlamlandırılabilmesi, göstergebilimi söz konusu alana katkı sağlayan önemli ve bilimsel bir çözümleme yöntemi kılar.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ölçünlü Türkiye Türkçesi ve Türkiye Türkçesi Ağızlarında “De, Di, Dé” Ünlemi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66193</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66193</guid>
      <author>Ünal KALAYCI</author>
      <description>Edat, bağlaç ve ünlemler geleneksel dil bilgisi bakış açısına göre tek başına anlamsız sözcükler kabul edilmiş ve edatlar başlığı altında incelenmiştir. İkinci bakış açısına göre ise bunlar bağımsız sözcük öbeği olarak edatlar, bağlaçlar ve ünlemler olarak ele alınmıştır. Ortaya çıkan üçüncü görüş ise edat ve bağlaçları tek başına anlamsız sözcükler ünlemleri ise edat ve bağlaçlardan ayırarak anlamlı-görevli sözcükler olarak değerlendirmiştir. Duyguları kısa ve etkili şekilde ifade etmeye yarayan ünlemler ölçünlü Türkçe yanında çok daha fazlasıyla ve birden çok söyleyiş biçimiyle ağızlarda da varlığını sürdürmektedir. Ağızlardaki ünlemler zaman zaman farklı nedenlerle ölçünlü Türkçeye girmektedir. Bu çalışmada ele alınan ve “De get Bayburt…”, “De get yalan dünya”  ifadelerinin geçtiği parçalardan hemen hatırlanacak “de, di, dé” ünlemi de pek çok yöre ağzında varlığını sürdürürken türküler ve birtakım kalıp ifadelerle ölçünlü Türkçede kendine yer açmıştır. Bununla birlikte incelenmekte olan ünlem, ölçünlü Türkçedeki ünlemlerle ilgili çalışmaların ancak birinde kendine yer bulabilmiştir. Ağızlarla ilgili bazı çalışmalarda da bu ünlemin yer almaması ünlemin sesteşi gibi görülen “uzaklık ve mesafe” bildiren “de, te” ünlemiyle karıştırıldığı düşüncesini doğurmuştur. Kaynak tarama yöntemine dayanan bu çalışmada “de, di, dé” ünlemini kökeni bakımından ele alınarak hangi sözcükten oluştuğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bunun yanında ses ve biçim özellikleri bakımından altı farklı kullanımı olduğu örneklerle gösterilmiştir. Ayrıca “de, di, dé” ünleminin anlam ve işlev alanları tespit edilerek ünlemin doğru şekilde anlaşılmasına katkı sağlanması hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cumhuriyet Döneminde Yetişen Kadın Klarnet Sanatçılarının Türkiye’de Klasik Müzik  Etkinlikleri ve Klarnet Eğitimine İlişkin Görüşleri Üzerine Bir Çalışma</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66589</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66589</guid>
      <author>Şehrinaz GÜNDÜZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Cumhuriyet döneminde yetişen kadın klarnet sanatçılarımızın ülkemizde katılım sağladıkları konser etkinliklerinin ve klarnet eğitiminin günümüz mevcut durumuna ilişkin görüşlerini tespit ederek, klarnet öğrencilerinin ve eğitimcilerinin bu görüşlerden yararlanmasını sağlamaktır. Ülkemizde Cumhuriyet’in ilan edilmesinden sonra yetişen kadın klarnet sanatçılarımıza yarı yapılandırılmış görüşme tekniği yapılarak veriler alınmış, elde edilen veriler işlenerek yorumlanmıştır. Türkiye’de klarnet eğitiminin günümüzde gelmiş olduğu yer saptanmaya çalışılmıştır. Kadın klarnet sanatçılarımız, ülkemizdeki konser etkinliklerinin yaygınlaşması ve klarnet eğitim alanında yapılacak düzenlemeler hakkında düşüncelerini belirtmişlerdir. Bu doğrultuda okullarda eğitici konserlerin ve konferansların verilmesi, orkestra provalarına okullardan öğrencilerin davet edilmesi, okullarda müzik dinleme dersleri verilmesi, müzik eğitimi veren kurumların yaygınlaştırılması öne çıkan görüşlerdendir. Klarnet eğitimi alanında ise, sanatçı ve eğitimcilerimizin yurt içinde ve yurt dışında aldıkları eğitim sonucu kazandıkları birikimin ilköğretim sınıflarından lisans düzeyindeki öğrencilere kadar olan ara sınıfların hepsi ile paylaşım içinde olmalarının faydalı olabileceği görüşü hâkim olmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlıca Çocuk Sürelilerinin Tespiti, Arşiv  Araştırması ve Dijitalizasyonu</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65910</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65910</guid>
      <author>Fatih DEĞİRMENCİÖmer ALANKA  ,Ülhak ÇİMEN  </author>
      <description>Çocuk ve çocukluğa dair belirlemeler tarih boyunca her medeniyette, kültürde ve inanç sisteminde ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur. Osmanlı-Türk kültüründe de çocuğa özel bir ehemmiyet verildiği sözlü ve yazılı birçok kaynakta açık bir biçimde görülmektedir. Osmanlıca neşredilmiş çocuk ve gençlik temalı gazete, mecmua, salname, ruzname vb. birçok yayın Osmanlı-Türk modernleşmesinin bu konuya derin bir ilgi duyduğunun ve konuyu entelektüel bir zeminde ele alma gayretinde olduğunun önemli kanıtlarındandır. Osmanlı Devletinin son dönemine damgasını vuran modernleşme hamleleri askeri, siyasi, toplumsal birçok önemli alana sirayet ettiği gibi tüm bu alanların besleyicisi konumunda olan eğitim süreçlerini de içerecek bir şekilde gelişim göstermiştir. Dönemin Osmanlı bürokrat ve aydınları amaçladıkları asrileşme politikalarının gücü ve sürekliliği noktasında en temel eğitim süreçlerinden başlamak üzere yeni nesillerin belirlenen ideal yurttaş profilinde şekillenmesi için ciddi bir gayret göstermişlerdir. Örneğin eğitim kurumlarındaki müfredat modern Batılı anlamdaki bilgi ve değerleri ihtiva edecek şekilde yeniden dizayn edilmeye çalışılmıştır.  Eğitim süreçlerini desteleyecek mahiyette dönemin basın-yayın faaliyetleri de modernleşme hedefi bağlamında biçimlenmiş ve bu kapsamda çocuk ve gençlik üzerine yeni düşünceleri oluşturup yaygınlaştırmak üzere ciddi bir süreli yayın birikimi oluşturulmuştur. 1869 yılında ilk çocuk sürelisi olarak yayın hayatına başlayan “Mümeyyiz” gazetesi Osmanlıca çocuk ve gençlik temalı yayıncılık faaliyetlerinin başlangıcını teşkil etmektedir. Söz konusu gazetenin ardından çocuk temalı birçok sürelinin de yayın hayatına girdiği bilinmektedir. Özellikle bu yayınların terbiye, ahlak, sosyalizasyon, eğitim, kültür, eğlence vb. içerikli olduğu görülmektedir. Bu bağlamda yapılması hedeflenen arşiv taraması ile elde edilecek çocuk sürelilerinin tespit edilmesinin literatürdeki önemli bir eksikliği gidereceği ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin Güney Afrika İçin Geçerliliği: Engle-Granger  Eşbütünleşme Testi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66363</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66363</guid>
      <author>Burak SEYHANMustafa ZUHAL  ,Mehmet AKYOL  </author>
      <description>Kalkınma iktisadının kurucularından Simon Kuznets’in çalışmalarından hareketle, çevre kirliliği ile ekonomik büyüme ve ticaret arasındaki ilişkiler Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezi olarak adlandırılmaktadır. Büyüme, dışa açılma ve gelişme süreciyle birlikte çevre kirliliği önce artan daha sonra ise giderek azalan bir seyir izleyerek adeta bir ters U şeklinde seyretmektedir. Bu çalışmada, Güney Afrika’da çevre kirliliği, ekonomik büyüme ve dışa açıklık arasındaki uzun dönemli ilişkiler, Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin geçerliliğinin test edilmesi suretiyle araştırılmıştır. Çalışmanın araştırma dönemi olan 1990-2019 yıllarına ait kişi başı karbondioksit emisyonu, kişi başı gayri safi yurtiçi hasıla ve dışa açıklık verileri Dünya Bankası Dünya Kalkınma Göstergeleri (WDI) veritabanından elde edilmiştir. Oluşturulan tahmin modelinin analizine yönelik olarak seriler birim kök testleri ve zaman serisi analizi yapısal kararlılık testlerinden sonra Engle-Granger Eşbütünleşme Testi ve Eşbütünleşik Regresyon tahmini ile analiz edilmiştir. Uygulama sonucu elde edilen bulgular araştırma döneminde Güney Afrika için Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin geçerli olmadığını ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Eğitim Sisteminde Sivil Toplum Etkisi: Tarih Vakfı Eğitim Projeleri Örneği</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66005</guid>
      <author>Refik TURAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Türkiye’de eğitim alanında ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösteren önemli bir sivil toplum örgütü olan Tarih Vakfı’nın Türk eğitim sistemini etkileme yolları, gerçekleştirdiği faaliyetler ve Türk eğitim sistemine yönelik eleştiri ve çözüm önerilerini ortaya koymaktır. Araştırmada bir nitel araştırma veri toplama yöntemi olan doküman analizi yöntemi ile betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma Tarih Vakfı’nın 2002-2015 yılları arasında gerçekleştirdiği dört araştırma projesinden oluşan bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiş, söz konusu proje rapor ve çıktıları başta olmak üzere Vakıf tarafından basılı veya dijital ortamda yayınlanan dokümanlardan temel materyaller olarak yararlanılmıştır. Tarih Vakfı araştırma faaliyetleri başta olmak üzere yürüttüğü yoğun faaliyetlerle resmi karar mekanizmalarını genel olarak Türk eğitim sistemine çok dilli çok kültürlü bir nitelik kazandırma yönünde etkilemeye çalışmaktadır. Örnekleme dâhil olan araştırma projelerinin incelenmesinden Vakfın bu amaçlara yönelik olarak eğitim sisteminde dönüşümü amaçlayan çok geniş bir yelpazede önerilerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu önerilerin önemli bir kısmı özellikle 2012-2014 yılları arasında karşılık bulmuş; tamamen veya kısmen uygulamaya geçirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Abdurrahim Karakoç’un Şiirlerinde “Eleştirilen Kadın İmajı”</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64769</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64769</guid>
      <author>Melek ELMAS</author>
      <description>Bu makalede Türk edebiyatının önde gelen şairlerinden Abdurrahim Karakoç’un, topluma yön veren idealleri doğrultusunda şiirlerinde işlediği kadın teması ele alınmıştır. Gençlerin özellikle de kadınların bazı değerleri kaybetmesine ve geleneği yok etmeye çalışan modern dünyaya açılmasına karşı büyük üzüntü duyan Karakoç’un, genç kadınları bilgilendirme ve bilinçlendirme yoluna gittiği dizeleri ele alınarak incelenmiştir. Bu konuda modern bir algının peşinde koşan genç kadınlara getirdiği eleştiriler örnek dizelerle verilmiş, yazara göre idealize bir kadın tipinin nasıl olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Karakoç’un kadın temalı şiirlerinin bazı bölümleri psikolojik olarak incelenmiş, bu alanda önemli çalışmalarda bulunan Freud, Adler ve Jung gibi önemli düşünürlerin fikirleriyle bağdaştırılmaya çalışılmıştır. Karakoç’un şiirlerinde, kadının modernizm ve geleneksel kodlar arasında sıkıştığı ataerkil toplum çerçevesi içine alındığı görülmektedir. Bu durum onun şiirlerinde kadını haz unsuru olarak göstermiştir. Kadının cinselliğine ve dış görünüşüne eleştirilerde bulunan şair, şiirlerinde kadının kültürel çatışmasını belirgin olarak ele almıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir İma Eylemi Olarak Yüzey Kaplama</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66009</guid>
      <author>Derya BARAN</author>
      <description>Bir yüzeyi kullanma insanın en eski fikirlerinden ya da ihtiyaçlarındandır. Madde yüzeyinde çizim, boyama, oyma, kazıma gibi eylemlerle oluşturulmuş tarih öncesi dönemlere ait duvar resmi ve kabartmalar bu tespit için bilinen ilk örneklerdir. Yanı sıra çeşitli toplumlarda vücut yüzeyinde geometrik şekillerde kesme, boyama, dövme gibi uygulamalar da eski çağlardan günümüze hâlen devam eden pratiklerdir. İnsanlık, duvarların öküz başlarıyla kaplandığı Çatalhöyük’ten günümüz mimari yüzeylerine, üç boyutun en eski biçimlemelerine, renk ve drapeye, nesneye hatta nesnenin içine kadar bir yüzeyle karşılaşma, yaratma ve kullanma eğiliminde olmuştur. Dolayısıyla yüzeye bu denli temas ve tesir eden bir yaşam serüveni sanatı da içine alır. Klasik, modern ve postmodern sanat üretimlerinde bir yüzey yaratmak, bir yüzeyi biçimlemek, bir yüzeyi kullanmak ya da bir yüzeye müdahale etmek gibi durumlardan bahsederiz. Bu anlamda yüzey sanat eserinin biçimsel yapısını oluşturan bileşenlerden biri olarak formun algılanmasını sağlayan en önemli unsurdur.  Farklı yapıdaki malzemelerin farklı yüzeylerde kullanılması bu yüzeylerin taşıdığı ve izleyici karşısında yarattığı etkiyi değiştirir. Bu anlamda çalışmada çeşitli biçimlerin hâlihazırda sahip olduğu yüzeylerinin yeniden yorumlanması üzerinde durulmuş ve konu ile alakalı yüzeye manipülasyon uygulayan 12 sanatçı ele alınmıştır. Man Ray, Meret Oppenheim, Christo, Joana Vasconcelos, Mona Hatoum, Ann Hamilton, Tara Donovan, Lucas Samaras, Eva Hesse, Tony Cragg, Damien Hirst ve Jan Fabre’ın üretimleri bu minvalde üç bölüme ayrılarak incelenmiştir.  </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Göstergebilimsel Bir İnceleme: Pandemi Dönemi Aşı Kampanyası Klibi ‘Bu Son Olsun’</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65806</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65806</guid>
      <author>Melike SOMUNCU</author>
      <description>Göstergeler, belirli kodlamalar ile insan zihninde konumlandırmayı sağlayan unsurlardır. Göstergelerin konumlandırma aşamasındayken en iyi ifade alanını reklam metinlerinde sağladığı tartışmasız bir durumdur. Reklamlarda, sesletim ve görüntü mekanizması vardır. Bu mekanizma ürün veya hizmet ile ilgili izleyiciye çeşitli ipuçları vererek esas iletiye hedef kitlenin dikkat kesilmesini amaçlamaktadır. Bu çalışmada pandemi döneminde Sağlık Bakanlığınca Covid-19 aşı kampanyası için hazırlanmış olan “Bu Son Olsun” adlı reklam metni ele alınmıştır. İnceleme esnasında görsel materyallerden yararlanılmıştır ve Barthes’in mitsel çözümleme yöntemi kullanılarak reklam metninde yer alan kodların gösterge sistemi, göndergeler, mitler, düz ve yan anlam dizilimi değerlendirilmiştir. Daha sonra reklam metninin anlatım dili ve bu dilde yer alan kodlamalar için ikili karşıtlık (binary opposition) sistemi kullanılmıştır. Böylece pandemi esnasında oluşturulmuş olan bu metnin sosyal hayata etkileri, bu etkilerin anlam dünyaları tespit edilmiş ve hedef kitlenin metinde yer alan semboller ile zihinsel dünyası ortaya konmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Burdur Üçtelli Bağlamasının Müzik Öğretmenliği Programlarında Kullanılabilirliğinin Uzman  Görüşleri Doğrultusunda İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66134</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66134</guid>
      <author>Kıvanç ERBİLSoner ALGI  </author>
      <description>Bu araştırmada, Burdur yöresi Türk halk müziği üçtelli bağlamasının çeşitli yönleriyle incelenmesi ve eğitim fakülteleri müzik eğitimi programlarında kullanım durumunun uzman görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada uzman görüşlerinin kapsamı üçtelli bağlamanın çalgı eğitiminde kullanılabilirliği ile öğrenci kazanımlarına ve genel müzik eğitimine katkısı doğrultusunda oluşturulmuştur. Araştırma için tarama modelinden yararlanılmış ve belirlenen konunun temellendirilmesi ve yönlendirilmesi için literatür taraması yapılmıştır. Üçtelli bağlamanın çalgı eğitiminde kullanılabilirliğine yönelik eğitim fakültesi müzik eğitimi anabilim dalı bölümlerinde görevli 7 bağlama eğitmenine 13 adet açık uçlu soru içeren yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre üçtelli bağlamanın üniversitelerimiz eğitim fakülteleri müzik eğitimi anabilim dallarında kullanımının uygun olduğu, üçtelli bağlamanın müzik öğretmenlerinin mesleği süresince kullanabileceği ve öğrencilerin alan dersleri kazanımlarını geliştirecek bir çalgı olduğu, ayrıca üçtelli bağlamanın el ile çalım tekniğini yaşatan ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayan önemli bir çalgı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır ve bu sonuçlar ışığında öneriler verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Diller Bölümlerinde Görev Yapan  Öğretim Üyelerinin TR Dizin Veri Tabanındaki Yayın Performanslarının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66118</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66118</guid>
      <author>Merve GELDİ  Erdoğan KARTAL </author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye’deki devlet ve vakıf üniversitelerinin yabancı diller bölümlerinde görev yapan öğretim üyelerinin &lt;em&gt;TR Dizin&lt;/em&gt; veri tabanındaki akademik yayın performanslarının; makale sayıları, bu makalelere yapılan atıf sayıları ve h-indeks ortalamaları gibi 3 (üç) farklı değişken açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Tarama modeline göre yapılandırılan bu betimsel araştırmanın derlemi &lt;em&gt;Yükseköğretim Akademik Arama&lt;/em&gt; platformu aracılığıyla oluşturulmuştur. Yapılan tarama neticesinde platformda bilim alanını; yabancı dil eğitimi, dünya dilleri ve edebiyatları, eskiçağ dilleri ve edebiyatları, çeviribilim, dilbilim ve karşılaştırmalı edebiyat olarak belirlemiş 1762 öğretim üyesine ulaşılmıştır. Unvanları, bilim alanları, görev yaptıkları üniversiteler ve bölümlerine göre öğretim üyeleri öncelikle bir Excel dosyasında listelenmiş ve ardından &lt;em&gt;TR Dizin&lt;/em&gt; veri tabanındaki “Yazar Arama” kısmından isim bazında tek tek aratılarak makale, atıf ve h-indeks sayıları derlenmiştir. Derleme neticesinde; 2420 makale, 4352 atıf ve 0,36 h-indeks ortalamasına ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular bölüm bazında incelendiğinde, yabancı diller eğitimi bölümlerinde görev yapan öğretim üyesi sayısının, dünya dilleri ve edebiyatları bölümlerinde görev yapan öğretim üyesi sayısına oranla daha az olmasına rağmen ortalama yayın, atıf ve h-indeks bazında en yüksek performansları bu bölümlerde görev yapan öğretim üyelerinin gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Bilim alanlarıyla ilgili bulgulara bakıldığında ise yayınların sırasıyla; özellikle İngilizce, Almanca ve Fransızca gibi yabancı dillerin öğretmenlik programları ve aynı sırayla söz konusu dillerin dil ve edebiyat programlarında yoğunlaştığı görülmüştür. Makale ve atıf sayıları ile h-indeks ortalamalarının unvanlarla olan ilişkisine bakıldığında ise öğretim üyelerinin akademik unvanda yükseldikçe yayın sıklıklarının da arttığı gözlemlenmiştir. Söz konusu durum, öğretim üyelerinin unvanda yükselmek için belli sayıda makale yayımlama zorunluluğuyla bağdaştırılmıştır. Bu durum aynı zamanda her iki değişken arasında pozitif bir korelasyon olduğunu da ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonunda araştırma verilerinden elde edilen bulgulardan hareketle öğretim üyelerinin &lt;em&gt;TR Dizin&lt;/em&gt; ve benzeri ulusal ve uluslararası nitelikli bilimsel platformlardaki yayınlarının niceliği ve niteliğini arttırmak için neler yapılabileceği konusunda birtakım önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Romanya’nın Bağımsızlığında Rusya ve  Fransa’nın Etkisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64096</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64096</guid>
      <author>Nezir YILMAZ</author>
      <description>Bu çalışmada Romanya’nın bağımsızlık süreci üzerinde Rusya ve Fransa’nın etkileri araştırılmıştır. Rusya tarafından takip edilen sıcak denizlere inme ve Panslavizm politikalarının Romanya üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Söz konusu politikaların Rusya tarafından gerçekleştirilebilmesi için Osmanlı Devleti’ne bağlı olan Boğdan ve Eflak Prenslikleri bu duruma engel teşkil etmekteydi. Osmanlı-Rus savaşları ile Rusya bir sonuca ulaşmak istemiştir. Fakat Avrupalı devletler tarafından müdahale edilmesi nedeniyle Rusya hedeflerine ulaşamamıştır. Kırım Savaşı ile birlikte Rusya söz konusu prenslikleri elde edemeyeceğini anlamıştır. Kırım Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte Boğdan ve Eflak Prenslikleri’ne Fransa ilgi göstermeye başlamıştır. Bu kapsamda Rumen halkının Latin kökenli olduğuna ilişkin inanç Fransa’nın Boğdan ve Eflak Prenslikleri ile ilgilenmesinin nedenini oluşturmaktadır. Bununla birlikte doğuda Fransa taraftarı bir devlet oluşturularak Fransa’nın etkinliğinin arttırılması amaçlanmıştır. Kırım Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte Paris’te gerçekleşen toplantılarda Boğdan ve Eflak Prensliklerinin birleşmesi mümkün olmuştur. Paris’te düzenlenen toplantılarda Rusya ve Fransa’nın ortak hareket ettiği görülmektedir. Fransa’nın desteğinin alınabilmesi amacıyla Rusya tarafından Fransa’nın sunmuş olduğu önerilere destek verilmiştir. 1870 yılında gerçekleşen Sedan Savaşı’na kadar olan dönemde Fransa, Romanya’ya ilişkin politikalarını hayata geçirebilmiştir. Ancak Fransa’nın 1870 yılında Sedan Savaşı’nda Prusya karşısında yenilgiye uğraması ile birlikte Romanya’ya ilişkin politikalar Fransa tarafından uygulanamamıştır. Daha sonra Rusya yeniden harekete geçmiştir. Ancak bu kez Rusya Romanya’nın bağımsız olmasını sağlamak için çaba göstermiştir. 93 harbi sırasında Rusya ile Romanya arasında bir anlaşma sağlanmış ve Romanya Rusya’nın yanında savaşa dahil olmuştur. Savaşın sona ermesi ile birlikte Osmanlı Devleti tarafından Romanya’nın bağımsızlığı kabul edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


