






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2023 Sayı 36</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2747</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Kasvetli Bir Dünyada İyimserlik: Samuel Beckett ve Gao Xingjian’ın Oyunlarının Karşılaştırılması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70949</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70949</guid>
      <author>Barış AĞIR</author>
      <description>İrlandalı oyun yazarı Samuel Beckett'in &lt;em&gt;Godot'yu Beklerken&lt;/em&gt; ve Çinli oyun yazarı Gao Xingjian'ın &lt;em&gt;Otobüs Durağı&lt;/em&gt; oyunları absürd dramanın örnekleri olarak kabul edilmektedir. Beckett ve Xingjian, farklı tarihsel dönemlerde yaşamalarına ve farklı kültürel yetiştirilme tarzlarına sahip olmalarına rağmen, bağımsız olarak insan varlığının sert ve savunmasız gerçeklerini teşhir ederken aynı zamanda oyunlarında derin hümanist değerler sergilemektedir. Her iki yazar da oyunlarında kasvetli bir ortamın temsilini tipik olarak insan varoluşunun temel doğasıyla ilişkilendirir. Bu eserler üzerine çok sayıda inceleme yapılmış olsa da, bu çalışmaların sadece bir kısmı bu oyunlarda tasvir edilen cesaret verici ve ilham verici kavramları derinlemesine araştırmıştır. Bu oyunların her ikisi de karamsarlık ve nihilizm eğilimleri nedeniyle eleştirilmiştir; bu, her iki eserde de tasvir edilen fikirlerin özünde birbirine zıt olduğu sonucunu yineleyen incelemelerin bulgularına dayanmaktadır. Bu çalışma, bu iki konuyu olumlu bir karşılaştırma yapabilmek adına incelemekte ve aynı zamanda bekleyiş kavramı açısından da değerlendirmektedir. Bu çalışmanın amacı, umudun insan ruhu üzerinde yaratabileceği olumlu etkilerin yanı sıra, başlangıçta hiç yokmuş gibi görünen durumlarda umudun bulunabileceğine dair kanıtlar sunmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşletme Alanındaki Kültürel Zekâ Kavramı ile İlgili Tezlerin Sistematik İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71979</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71979</guid>
      <author>Neşe SALİK ATA</author>
      <description>Kültürel zekâ kavramı ilk kez 2003 yılında Ang ve Earley tarafından yürütülen bir çalışma ile duyulmaya başlanmıştır. Kültürel zekâ bireylerin farklı kültürlerde iken insanları anlayış ile karşılayıp iletişimde başarılı, esnek ve anlayışlı olmasıdır. Başka bir ifade ile bireylerin farklı kültürdeki insanları mensubu oldukları kültür çerçevesinde değerlendirerek esnek, anlayışlı ve saygılı olmasıdır.  Yapılan bu çalışmada kültürel zekâ ile ilgili işletme alanındaki lisansüstü çalışmalara ilişkin sistematik bir inceleme yapılmıştır. Yapılan çalışma ile gelecekteki araştırmalara genel bir çerçeve çizerek yarar sağlamak amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’de Ulusal Tez Merkezi veri tabanından kültürel zekâ ile ilgili olarak gerçekleştirilmiş 34 lisansüstü çalışmaya ulaşılmıştır. İşletme alanındaki tezler filtrelendiğine 19 teze ulaşılmıştır. Ulaşılan tezin sayısının azlığı kavramın 2003 yılında gündeme geldiğinden kaynakladığı düşünülmektedir. Araştırma kapsamında ulaşılan tezlerden amaca uygun olarak görülen 19 tez incelenmiştir. İncelemeye alınan tezlerin türüne, yayımlandığı yıla, yapıldığı üniversiteye, yapıldığı bölgeye,  bağlı olunan enstitüye, veri toplama aracına, katılımcı sayısına ve tekrar eden anahtar kelimelere göre incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda yüksek lisans tezlerinin yoğunlukta olduğu ve tezlerde veri toplama aracı olarak çoğunlukla anket kullanıldığı tespit edilmiştir. En çok tezin yayınlandığı il İstanbul, bölge ise Marmara bölgesindedir. Ayrıca en çok sosyal bilimler enstitüsünde yayımlandığı ve en sık tekrar eden anahtar kelimenin kültürel zekâ olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Fransız Kültürü Kavramına İlişkin Algıları: Bir Metafor Analizi Çalışması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71394</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71394</guid>
      <author>Hanife Nalan GENÇ</author>
      <description>Bu araştırma, öğretmen adaylarının Fransız Kültürü kavramına ilişkin geliştirdikleri metaforları belirlemek amacını taşımaktadır. Nitel çalışma modeliyle yapılandırılan çalışmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 38 öğretmen adayı oluşturmuş olup, öğretmen adaylarının Fransız Kültürüyle ilgili metaforları yarı yapılandırılmış bir formla belirlenmiştir. Öğretmen adayları Fransız Kültürü kavramıyla ilgili toplam 8 metafor belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının en fazla belirttikleri metaforların gastronomi, Fransızca, moda, zarafet, kibarlık, peynir, özgürlük, bağımsızlık, Montaigne, Rousseau, Voltaire, sanat, kibarlık, milliyetçilik, Eiffel Kulesi, Fransız mutfağı, sosyal, sanatsal, toplumsal içerikler, deyim ve atasözleri, Paris, croissant, yemekler, edebiyat tarihi, gelenek, görenek, adet, yaşam tarzları, Fransız İhtilali, özgürlükler ülkesi, medeniyet, sömürgecilik, şarap, baget ekmek, renkli makaronlar vb. şeklinde sıralandığı saptanmıştır. Bu metaforlar gerek Fransa gerekse Fransızlara ait kimi düşünce, yargı ve/veya önyargıları ifade etmektedir. Bu metaforların analizleri farklı kategorilerde toplanmıştır. Bu kategoriler en fazla metafor kapsamaları bakımından “toplum, sanat, gastronomi, turizm, tarih, moda” olarak sıralanmaktadır. Öğretmen adaylarının oluşturdukları metaforlar dikkate alındığında, Fransız Kültürü kavramının birden fazla ve birbirinden farklı metaforla anlamlandırıldığı ve açıklandığı saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Görsel Uyaranın Türü ve Sayısının Beyin Fırtınasında Yaratıcılığa Etkisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71094</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71094</guid>
      <author>Merve YÜKSELHamit COŞKUN  </author>
      <description>Yaratıcı düşünme son zamanlarda en önemli konulardan biri haline gelmiştir. Yaratıcı düşünme yoluyla yeni ürünler ortaya koymada birçok teknik kullanılmaktadır. Bu tekniklerden en önemlilerinden olan ve yaygın olarak da kullanılanı ise beyin fırtınası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada beyin fırtınası tekniği kullanılarak iki deney gerçekleştirilmiştir. İki deneysel çalışma ile görsel uyaranların orijinalliğinin ve sayısının bireysel beyin fırtınası performansı üzerindeki ve dolayısıyla yaratıcılık üzerindeki etkileri incelenmiştir. Deney 1'de bulgular, çok sayıda görsel uyaranın düşünce üretimini artırdığını göstermiştir. Orijinal görsel uyaran koşulundaki katılımcılar, sıradan görsel uyaran koşulundaki katılımcılara kıyasla daha fazla esnek düşünceler üretmiştir. Deney 2'de, orijinal görsel uyaranlar sadece tek bir açıdan değil, aynı zamanda görsel olarak daha yaratıcı ve daha heterojen görsel uyaranlardan (örneğin, bir yarım araba şeklinde salıncak) seçilmiştir. Aynı zamanda uyaran sayılarında da değişikliğe gidilmiş ve tek bir görsel uyaranın etkisi de incelenmiştir. Katılımcılar, bu görselleri, ilk deneydeki görsellere göre daha yaratıcı, canlı, ilginç, kullanışlı, dikkat çekici ve eğlenceli bulduklarını belirtmişlerdir. Orijinal uyaran koşulundaki ve çok sayıda uyaran koşulundaki katılımcılar diğerlerine göre daha özgün düşünceler üretmiş ve yapılan aracılık analizine göre bunu esnek düşünme yoluyla gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir. Her iki deneyin bulguları, Bilişsel Uyarılma Yaklaşımı ve Çağrışımsal Bellekte Düşünce Arama Modeli’ne görsel uyaranların özelliklerine yönelik açıklamalar da eklenerek tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sürdürülebilirlik ve Geri Dönüşüm Stratejileri: Tekstil Endüstrisinde Moda Tasarımcısının Rolü</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71587</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71587</guid>
      <author>Gülcan BATUR</author>
      <description>Tekstil endüstrisi, hızlı moda ve yüksek üretim hacmi nedeniyle doğal kaynakların hızla tükenmesine, enerji kullanımının artmasına, su kaynaklarının tahribine ve atık miktarının çoğalmasına yol açmaktadır. Bu olumsuz koşullar, moda endüstrisindeki sürdürülebilirlik konusunu ön plana çıkarmaktadır. Küresel moda endüstrisi ve tüketiciler, özellikle hızlı moda konusunda, sürdürülebilirlik açısından olumsuz bir üne sahiptirler. Hızlı moda, düşük maliyetli üretim ve hızlı tüketim odaklı bir strateji benimseyerek çevresel etkileri artırmaktadır. Bu nedenle, tekstil endüstrisi ve uluslararası moda markaları, çevresel etkileri azaltmaya yönelik sürdürülebilirlik trendlerine odaklanarak adımlar atmaktadır. Geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımı, enerji verimliliği ve su tasarrufu gibi konular moda sektöründe önemli bir yer tutmaktadır. Problemlere çözüm sağlamak amacıyla, tekstil endüstrisi sürdürülebilirlik trendlerini benimsemekte ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımını artırmaya yönelik stratejiler geliştirmektedir. Tasarım aşamasında alınan kararlar, ürünün çevresel etkisini belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Moda ve tekstil tasarımcıları, malzeme seçimi, ürünün kullanılabilirlik süresi, onarılabilirlik ve geri dönüştürülebilirlik gibi unsurları dikkate alarak daha sürdürülebilir ürünler tasarlamaktadırlar. Bu yaklaşımlar, moda ve tekstil endüstrisinde sürdürülebilirlik yönünde önemli adımlar atılmasına ve çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Moda ve tekstil tasarımcılarının sürdürülebilirlik konusundaki etkin rolü, sektördeki tüketicilerin de bilinçlenmesine ve daha sürdürülebilir ürünlere olan talebin artmasına yol açmaktadır. Bu şekilde, endüstri daha çevre dostu ve etik uygulamalara yönelerek gelecekte daha sürdürülebilir olma hedefine ulaşabilir. Sürdürülebilirlik odaklı stratejiler, tekstil endüstrisindeki çevresel sorunları azaltmak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için önemli bir rol oynamaktadır. Moda ve tekstil tasarımcıları bu alanda liderlik ederek, endüstrinin dönüşümünde kritik bir rol üstlenmektedirler. Bu süreçte tüketicilerin de bilinçlenmesi ve tercihlerini sürdürülebilir ürünlere yönlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Sürdürülebilirlik konusundaki bu olumlu adımlar, gelecekte daha dengeli ve çevreye duyarlı bir moda endüstrisinin gelişmesine katkı sağlayacaktır ve böylece hem sektör hem de tüketiciler daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerleyebilecektir. Bu makale, moda ve tekstil tasarımcılarının sürdürülebilirlik konusundaki etkin rolünün önemine işaret etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tahran Ulusal Müzesi’nden 13. yy. Lüster Çinisindeki Tekboynuz  Tasviri Üzerine İkonografik Bir İnceleme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71829</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71829</guid>
      <author>Başak ÇORAKLI</author>
      <description>Çeşitli kültür ve inanç sistemlerinde saflık, iffet, erdemlilik, uzun ömürlülük ve bilge yönetim sembolü tekboynuz, alnının ortasından çıkan uzun ve büyülü boynuzu ile fantastik hayvanlar grubunun zarif üyelerinden biridir. Antikçağdan itibaren varlığına ilişkin çeşitli görüşler ileri süren seyyahların kayıtları nedeniyle gerçek bir hayvan olduğu iddia edilmiş, farklı hayvan gövdeleri ve uzuvları ile birçok betimlemesi ortaya çıkmıştır. Gerçek mi yoksa hayali bir yaratık mı olduğu konusu tartışmalı olsa da ormanda yalnız yaşayan, vahşi, yakalanması zor ve çevik bir yaratık olduğu görüşü hakimdir. İsmini veren tek sivri boynuzunun ise hastalıkları iyileştiren, zehirleri tespit eden, sihirli güçlere sahip bir panzehir olduğu inancı tüm mit ve söylencelerde yaygındır. Bu makalede tekboynuz figürünün Antik Çağ eserlerindeki anlatıları yanı sıra Orta Çağ Hristiyan Sanatı ve Rönesans dönemi eserlerinde görülen ikonografik ve alegorik sahnelerdeki anlam dünyasına kısaca değinilmiştir. Batı sanatındaki alegorik tasvirlerinden farklı olarak İslam sanatında çeşitli teknik ve malzeme üzerinde karşılaşılan kanatlı tekboynuz tasvirlerinin yer aldığı kompozisyonlardaki tema ve sahneler tespit edilerek sembolik açıdan irdelenmiş; çini sanatındaki tekboynuz tasvirlerini araştırmak ise makalenin belkemiğini oluşturmuştur. Tahran Ulusal Müzesi’ndeki 13. yüzyıla tarihli 3212 envanter numaralı kabartmalı lüster tekniğindeki kırık çini parçasının bordür kompozisyonunda tespit edilen tekboynuz figürü, stilizasyon, kompozisyon şeması ve sahne sembolizmi açısından ele alınmış olup, İran’da 13- 14. yüzyıllarda üretilmiş çağdaşı çini örnekleri ile değerlendirilerek teknik ve ikonografik benzerlikleri ortaya konulmuştur. Bu bağlamda ormanların yalnız ve zarif fantastik yaratığı tekboynuz figürünün Selçuklu çini sanatındaki diğer fantastik hayvan tasvirlerine nispetle sınırlı sayıda tespit edilmiş eşsiz tasvirlerine ışık tutmak amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mekân Bağlamında Türk Romanı ve Aşk</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71479</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71479</guid>
      <author>Sibel KARADOĞAN</author>
      <description>İnsan mekândan bağımsız değildir ve mekân toplumsal planda sürekli değiştirilen bir süreçtedir. Değişen zaman ve değişen insanla birlikte mekânın şartları da değişir. Türk insanının modernleşme süreci düşünüldüğünde mekân içinde kadının ve erkeğin aynı kamusal alanı yavaş yavaş paylaşmaya başladığı görülür. Bu durum iki cinsin aşk ilişkilerinin de dönüşmesine zemin hazırlar. Bu, duygusal süreçlerin zamana ve mekâna bağlı form değiştirmesidir. Dolayısıyla zamana ve şartlara bağlı olarak değişen insan, mekânı geleneksel olandan farklı bir şekilde deneyimlemeye başlar. Kadın ve erkek; sinema, balo, mesire alanları, deniz ve plaj gibi kamusal alanlarda tanışıp özgür bir şekilde aşk tercihlerini yapabilirler. Mekân, aşk ilişkilerinde özel bir yere sahiptir. Çünkü duygular âşığın dünyasında mekân ile ilişkilendirilir. Duygunun kendi mekâna yerleşir. Dolayısıyla mekân aşk ile özdeş duruma gelir ve aşkın sembolü olur. Böylece aşk duygusu, âşık kahramanların zihninde yaşar. Buna ilaveten kadın erkek ilişkilerinin mahrem boyutunu yansıtan cinsellik, kapalı ve sınırları olan yerlerdir. Bu mekânlar aşk romanlarında hem duygunun gerçekçi bir zemine oturmasını hem de tehlikeli olanın alanına girilmesi anlamına gelir. Bu çalışmada 1930 ve 1940’lı yıllarda yazılmış aşk temalı romanlarda aşk ve mekânın kurgusal düzlemde neleri ihtiva ettiği ele alınacaktır. Aşk ve mekân arasındaki bağlantı dönemin sosyo-kültürel bağlantısı içinde değerlendirilecek ve aşk duygusunun bireysel planda hangi mekânlarla bağlantılı olduğu açıklanacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kurtubalı İbn Rüşd’ün Felsefesine Bir Giriş Denemesi: Ontolojiden  Siyaset Felsefesine Kısa Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71370</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71370</guid>
      <author>Volkan AYAbdullah DURAKOĞLU </author>
      <description>Batı düşüncesini Ortaçağ’da şekillendirmeye başlayan filozoflardan Endülüslü İbn Rüşd, varlıkları bilginin temeli olarak kabul ederek varlık ve bilgi felsefelerine yönelir. Bu nedenle çalışmada İbn Rüşd’ün varlık felsefesine ve varlık felsefesiyle ilişkisi göz önünde bulundurularak sonraki bölümde bilgi felsefesine yer verilmiştir. Onun çalışmalarının bazıları ise ilimlerin sınıflandırılmasıyla ilgilidir. Bu sınıflandırmada İbn Rüşd, siyaseti uygulamalı ilimler arasında sayar. Daha sonra siyaset felsefesine yönelen İbn Rüşd bu alandaki çalışmasında bir liderde bulunması gereken özelliklere işaret eder. Bilgili insanların yönetici olması gerektiğini düşünen İbn Rüşd, bilgiyi esas alan ve varlıkların bilgisine haiz olan yöneticilerin aynı zamanda hukuka bağlı kalacağını iddia eder. Çalışmanın son bölümünde onun siyaset felsefesine yer verilmiştir ve İbn Rüşd’ün en önemli amacının, eğitim yoluyla erdemli bir toplumu inşa ederek erdemli bir kentte yaşamak olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>M. Orkun Müftüoğlu’nun Resimlerinde İnsan-Doğa İlişkisi Üzerine</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71673</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71673</guid>
      <author>Yusuf ŞENGÜR</author>
      <description>Günümüz Türk resim sanatında etkinlik gösteren sanatçılardan M. Orkun Müftüoğlu, doğa ve insan ilişkisinden yola çıkarak resimlerinin temalarını oluşturmaktadır. Müftüoğlu, sanatçıların geçmişten bugüne yaptığı üzere doğaya olan ilgisini, yeni bir bakış açısıyla ele almaktadır. Bu araştırmada M. Orkun Müftüoğlu’nun doğa ve insan ilişkisini nasıl ele aldığı ve bu konuyu aktarırken resimlerinde elde ettiği çözümlemeler üzerinde durulmaktadır. Sanatçının resimlerinde ana tema olan doğa ve insanın farklı anlatımları açıklanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla sanatçının bu konuyu ele alan resimleri incelenmiş ve hakkında yazılanlara değinilmiştir. Ayrıca sanatçının 2015 yılında gerçekleştirdiği ‘Echo’ adlı sergi, doğa ve insanın çok farklı anlatımlarına odaklanması ve sanatçının resimlerinde yeni bir anlatım dilinin gelişmekte olduğunu göstermesi sebebiyle ayrı bir başlıkta ele alınmıştır. Sanatçının ana teması olan doğa ve insan ilişkisinin anlatımında ortaya koyduğu özgün yaklaşım, onun Türk resim sanatındaki etki alanını da göstermesi açısından önemlidir. Bu yönüyle araştırmanın literatüre katkısı olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Twittter’da Değişim ve Yeni Stratejiler</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72147</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72147</guid>
      <author>Nihal KOCAAĞAEnsar LOKMANOĞLU </author>
      <description>Bu çalışma Twitter’ın Elon Musk tarafından satın alınmasından sonra gerçekleştirilmeye çalışılan değişimler ve stratejilere odaklanmaktadır. Twitter, kullanıcılara bilgi ve veri paylaşımı sağlayan dünyanın önemli üçüncü sosyal medya aracıdır ve marka değeri oldukça yüksektir. Dünyaca bilinen iş insanı Elon Musk, Ekim 2022 tarihinde platformu satın aldıktan sonra birtakım değişikliklere gideceğini bildirerek Twitter’a yeni bir vizyon katma hedefini ortaya koymuştur. Önce kendisi işletmenin CEO’su olmuş sonra da çalışanların yarıya yakın bir kısmını işten çıkarmıştır. Bununla birlikte kullanıcıların aylık bir ödeme yapmaları gerektiğini duyurduktan sonra platformun özellikle reklamcılar açısından güvenilirliği ve geleceği tartışmaya açılmıştır. Twitter gelirlerinin çok büyük bölümünü reklam gelirlerinden elde etmektedir. O nedenle reklam verenlerle ilişkilerin işletme yönetim sistemi açısından incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışma, söz konusu tartışmanın Dallas Symthe’nin eleştirel ekonomi politik yaklaşımı üzerinden Musk’ın tweetlerinin söylem analizi ile değerlendirilmesine dayanmaktadır. Musk’ın Twitter’ı devraldığı 27 Ekim 2022 tarihinden sonra tartışmaların azalmaya başladığı Aralık 2022 sonuna kadar olan dönemde Twitter’la ilgili değerlendirmeleri irdelenmiştir. Sonuçta, Musk’ın platformun reklam gelirlerini artırmak için kullanıcıların sisteme güvenirliğinin sağlanması yönünde yenilikler getirmeye çalıştığı, ancak ilk dönemlerde beklenen etkinin oluşmadığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Algılanan Aşırı İş Yükü Üzerine Bibliyometrik Analiz</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72013</guid>
      <author>Melek YAĞCI ÖZEN</author>
      <description>İş yükü, çalışanın gününün hatta ömrünün önemli bir kısmını geçirdiği iş yerinde kendisine verilen görev ve sorumluluklara yönelik algısını ifade etmektedir. Çalışanın algıladığı iş yükünün olumlu ya da olumsuz olmasının çalışanın hem özel yaşantısı hem de iş yerindeki davranışları üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda algılanan aşırı iş yükü üzerinde önemle durulması gereken konulardan biridir. Bu araştırmada 1981’den günümüze kadar algılanan aşırı iş yükü üzerine yapılan araştırmaların bibliyometrik analizinin yapılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Web of Science veri tabanı üzerinde yer alan 951 araştırma makalesi VOSviewer programı aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Ulaşılan sonuçlar, algılanan aşırı iş yükü üzerine yapılan çalışmaların 2021 yılında zirveye ulaştığı, kavramın en çok çalışıldığı ülkenin Amerika Birleşik Devletleri ve en üretken kurumun Univ of Melbourne olduğunu göstermektedir. Araştırma, aşırı iş yükü kavramının ilişkilendirildiği konular üzerine önemli bilgiler sunmaktadır. Algılanan aşırı iş yükü kavramının Covid-19, stres, tükenmişlik, hemşirelik, hemşire, pandemi ve hasta güvenliği kavramları ile kullanıldığı belirlenmiştir. 2020 yılı ve sonrası için Covid-19, pandemi, tükenmişlik ve hekimler algılanan aşırı iş yükü kavramı ile ilişkilendirilmiştir. Bibliyometrik analiz ve görsel haritalama tekniği ile ulaşılan sonuçlar, aşırı iş yükünün özellikle sağlık sektörü ve sağlık çalışanları üzerinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Araştırma, literatürdeki genel eğilimi sunması ve gelecek araştırmacılara yol göstermesi açısından önemlidir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Osmanlı Bürokrat Ailesi Âlûsî’lerin Arap Dili ve Edebiyatına  Katkıları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72197</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72197</guid>
      <author>Encümen BAYRAM</author>
      <description>Osmanlı bürokrasisinde etkili roller üstlenen Irak’ta yerleşik Âlûsî ailesi, Keylânî ve Süveydiyye gibi ilmî ve entelektüel haraketliliğe öncülük eden ailelerden birisidir. Âlûsîler, payitahtla samimi ilişkiler kurarak daha çok Ortadoğu merkezli görevler üstlenmişlerdir. Özellikle Osmanlı’nın yıkılma sürecindeki yüzyılda teşkil edilen söz konusu bağ sayesinde Irak’ta birtakım başkaldırıların önüne geçilmiş ve Osmanlı’yı bölmeye çalışan Batılılara karşı da bir direniş ruhu oluşturulmuştur. Bundan dolayı Âlûsî ailesinin Bağdat ilim dünyasında ayrı bir yeri ve önemi vardır. Soyları Hz. Peygamber’in torunlarına kadar ulaşan ailenin nesilleri başta Bağdat ilim mirasına olmak üzere İslam ilmî birikimine büyük katkılar sunmuştur. Onların bu katkıları başta Arap dili ve edebiyatı olmak üzere tefsir, hadis, tarih ve kelâm gibi birçok alana yönelik olduğu söylenebilir. Aynı zamanda ilimle meşgul olan bir aile geleneğine sahip olan Âlûsîler arasında birçok bürokratın yanı sıra müfessir, muhaddis, tarihçi ve dilci ilim adamı da yetişmiştir. Söz konusu ilim adamlarından Arap dili ve edebiyatında öne çıkmış birçok kişi vardır. Bu sebeple makalede Âlûsî ailesinin Arap dili ve edebiyatına katkılarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Böylelikle Âlûsî ailesinin Arap dili ve edebiyatına kimlerin hangi yönlerden katkı sunduğu ortaya çıkmış olacaktır.  Çalışmada kaynak taraması ve bu taramadan elde edilen verilerin analizine dayalı bir yöntem takip edilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sahne Tasarım Eğitiminde Sanal Gerçeklik (VR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR) Teknolojileri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71518</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71518</guid>
      <author>Memet Ali ZEREN</author>
      <description>Günümüzdeki hızlı teknolojik ilerlemeler, sahne tasarımı eğitiminde yenilikçi fırsatlar ve yaklaşımlar sunmaktadır. Sahne tasarımı, sanatsal ve teknik becerilerin bir araya geldiği bir disiplindir ve bu alana dijital teknolojilerin entegrasyonu, öğrencilere daha geniş bir yaratıcı platform sağlamaktadır. Dijital teknolojiler, öğrencilere gerçekçi sahne deneyimleri sunarak sanatsal ifadelerini daha etkileyici bir şekilde iletmelerine olanak tanır. Ayrıca, teknoloji kullanımı, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve teknik kapasitelerini geliştirmelerini sağlayarak sahne tasarımında daha ileri seviyelere ulaşmalarına yardımcı olur. Öğrencilere dijital araçları ve yazılımları kullanmayı öğretmek için teknik eğitimler ve atölye çalışmalarına ihtiyaç vardır. Sahne mekanlarının dijital ortamlarda tasarlanması ve 3B modellemelerin yapılması gibi uygulamalar, öğrencilerin teknik becerilerini geliştirmelerini sağlar. Ayrıca, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerin kullanımıyla öğrenciler, sahne deneyimlerini simüle edebilir ve farklı senaryoları hızlı bir şekilde deneyimleyebilir. Bu çalışma, sahne tasarımı eğitimi için önerilen dijital teknolojilerin kullanımına yönelik yeni bir teknoloji olan ‘sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR)’ teknolojilerini ele almaktadır. Bunun yansıra sahne tasarımı eğitiminde dijital teknolojilerin neden öğrenilmesi gerektiğinin üzerinde durulmaktadır. Makalede ayrıca, sahne tasarımı eğitiminde dijital teknolojilerin yöntemleri ve faydaları ele alınmaktadır. Çalışmanın amacı sahne tasarımı eğitiminde dijital teknolojilerin kullanımıyla, öğrencilerin yaratıcılığını teşvik etmesine bir kaynak oluşturmaktır. Dijital teknolojilerin sahne tasarımı eğitimine entegrasyonu, öğrencilerin gelecekteki sahne tasarımı projelerinde daha yenilikçi ve etkileyici çalışmalar yapmalarına yardımcı olacaktır. Sahne tasarımı eğitiminde dijital teknolojilerin yeni metotlarının keşfedilmesi, bu alanda daha ileri araştırmaların yapılmasını teşvik edecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ravzatü’l-Uşşak ile Kelile ve Dimne’deki Bazı Minyatürlerde Suda  Yansıma Örneklerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71603</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71603</guid>
      <author>Fatma Nilhan ÖZALTINMehmet ÖZKARTAL </author>
      <description>Sanat yapıtlarında aynada ve suda yansıyan görüntülerin tasvir edilmesi, estetik anlamda önemli bir yere sahiptir. Sudaki yansıma veya akis geçmişten günümüze sanatçıların eserlerine ilham kaynağı olmakta, izleyiciye de farklı bir bakış açısı kazandırmaktadır. Bir cismin parlak bir yüzeyde yansıması özellikle manzara resimleriyle suda yansıma olarak karşımıza çıkmaktadır. Tuvallerdeki manzara resimlerinde görülen sudaki yansıma tasvirlerinin, minyatürlerde de kullanılmış olması ilgi çekicidir. Çalışmanın amacı, minyatürlerde yer alan suda yansımanın kullanıldığı örneklerin incelenmesidir. Araştırma sorusu, minyatürlerde suda yansımanın nasıl kullanıldığıdır. Bu araştırmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ve görsel araştırma yöntemidir. Çalışmada, durgun ve dalgalı sudaki yansıma hali fotoğraflarla, şemalarla gösterilmektedir. Ardından batı sanatında ve minyatürde, suda yansımanın kullanımı örnek görsellerle açıklanmaktadır. Çalışma kapsamında görsel araştırma yöntemi kullanılarak minyatürlerde suda yansıma görünümleri incelenmiştir. “Havuzdaki aksine bakan genç hanım” Ravzatü’l-Uşşak’taki bir nüsha, Kelile ve Dimne’de on üç nüshadır. Kelile ve Dimne hakkında çok sayıda nüsha olmakla birlikte, çalışma on üç minyatür ile sınırlıdır. Bulgulara dayanılarak elde edilen sonuçlara göre Ravzatü’l-Uşşak’taki yer alan havuzdaki aksine bakan genç hanım minyatüründe gerçekçi, batı sanatında yer alan manzara resimlerinde olduğu gibi gözlemci bir bakış açısıyla ele alındığını söylemek mümkündür. Kelile ve Dimne nüshalarında ise suda yansımanın hem gerçekçi hem de temsili anlatımla kullanıldığı ortaya konmaktadır. Bu çalışmanın literatüre katkısı ise suda yansımanın minyatürlerde nasıl kullanıldığının örneklerle açıklanmasıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tillie Olsen ve Füruzan Öykülerinde Anne-Kız İlişkisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71738</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71738</guid>
      <author>Arzu YETİM</author>
      <description>Annelik kültürel bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Modern sosyolojiye göre annelik çocuk yetiştirme ve anne olma ile ilişikli sosyal yapılar, deneyimler ve beklentiler bütünüdür. Anne ve çocuk arasındaki ilişkinin boyutları düşünüldüğünde annenin bireyin kişilik gelişiminde ve yaşamının şekillenmesinde ne denli önemli bir konuma sahip olduğu anlaşılmaktadır. Anneler ve çocukları arasındaki ilişki edebiyat eserlerine yansımakta, özellikle anneler ve kızları arasındaki ilişkinin edebiyattaki görünümleri feminist edebiyat eleştirisinin araştırma konularından birini oluşturmaktadır. Türk edebiyatında öykücülüğü ile öne çıkan Füruzan’ın, anne kız ilişkisini yoğunlukla işlediği görülür. Amerikalı yazar Tillie Olsen benzer şekilde kadınların toplumdaki yerini sorgulayan öyküler yazmıştır. İncelenen öykülerden, yazarları Olsen ve Füruzan’ın toplumsal sorunlara ve bu sorunların kadınların yaşantısına etkisine benzer bir bakış açısıyla yaklaştıkları anlaşılmaktadır. Yazarların, anne-kız ilişkisine yaklaşımlarının kendi yaşamlarından ve dünya görüşlerinden izler taşıdığı görülmektedir. Her iki yazar da anneler ve kızları arasındaki ilişkiyi ele alırken gerçekçi bir bakış açısı benimseyerek kişiler arasındaki durumları toplumsal ve ekonomik olaylarla ilişkilendirmektedir. Bu çalışmanın amacı Tillie Olsen’ın “I Stand Here Ironing” (Burada Ütü Yapıyorum) ve Füruzan’ın “Kuşatma” adlı öykülerinde yer alan anne-kız ilişkisini feminist eleştiri yöntemiyle karşılaştırmaktır. Adı geçen öykülerde anneler ve kızları arasındaki ilişkiler karşılaştırmalı edebiyat bağlamında feminist eleştiri yöntemi ile ele alınacak, bu ilişkiler arasındaki benzerlik ve farklılıkları doğuran toplumsal etmenler ortaya konmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yerel Gazetelerdeki Anlatım Bozukluğu Sorunu: Batman Örneği</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71803</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71803</guid>
      <author>Ünal KALAYCI</author>
      <description>Osmanlı Devleti’nde ilk gazeteler azınlıklar tarafından çıkarılmış, bu gazeteleri devletin resmî gazetesi ve yarı resmî gazete takip etmiştir. 1860 yılında özel sermayeli ilk Türkçe gazete yayımlanmıştır. Gazeteyle birlikte Türk edebiyatına yeni türler girmiş ve Türk edebiyatının beslendiği kaynaklarla birlikte edebiyatın yönü de değişmiştir. Zamanla ülkenin tümüne hitap eden gazeteler yanında yerel gazeteler de çıkmış, son otuz yıllık süreçte internet gazeteciliği de buna eklenmiştir. İnternet gazeteciliğinin başlamasıyla gazete sayısında da ciddi artış olmuştur. Günümüzde çoğu gazete hem matbu olarak basılmakta hem de internet üzerinden okuyucularına ulaşmaktadır. Gazetelerin sayısının artması yanında niteliğiyle ve etkisiyle ilgili tartışmalar da artarak devam etmiştir. Gazetelerdeki haberlerin objektifliği gibi konular yanında yazım ve anlatım sorunları da tartışılan konular arasındadır. Bu çalışmanın konusu da Batman’daki yerel gazetelerde karşılaşılan anlatım bozukluklarıdır. Batman’da yayımlanan yirmi beş gazete bulunmaktadır. Bu gazetelerden beş tanesi Basın İlan Kurumu tarafından belirlenen ölçütleri karşılamaktadır. Aynı zamanda bu gazeteler bahsi geçen kurumun havuzundan eşit şekilde ilan alabilmektedir. Çalışmaya konu olarak bu beş gazetenin 05.08.2023-09.08.2023 tarihleri arasındaki sayıları anlatım bozukluğu yönünden incelenmiştir. Gazetelerde toplam 249 anlatım bozukluğu tespit edilmiş, bu anlatım bozuklukları 16 başlık altında sınıflandırılmıştır. Her başlık altına örnek cümleler yazılmış ve cümlelerin doğru şekillerine de yer verilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde gazetelerde görülen anlatım bozukluklarının nasıl giderilebileceği ve daha özenli yazıların nasıl hazırlanacağı tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Buket Uzuner’in Romanlarında Şiddetin Sessizleştirdiği Kadın  Kahramanlar</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71375</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71375</guid>
      <author>Süreyya DOĞANÖznur ÖZDARICI </author>
      <description>Geleneksel toplumlarda cinsiyete ilişkin eşitsizliklerin en önemli gösterenlerinden biri kadınların uğradığı şiddettir. Erkek egemen zihniyetin hâkim olduğu bu toplum yapısında iktidarı, ortak erkeklik değerlerine sahip erkekler elinde tutmaktadır. Erkeğin kadından üstün olduğu anlayışının benimsendiği kültürlerde, kadınların ezilmesi ve ikincil bir konumda olması görmezden gelinen toplumsal meseleler arasındadır. Kadınların her türlü yapıp etmelerinin denetlenmesindeki ve sınırların dışına çıkan edimler nedeniyle cezalandırılmalarındaki en önemli faktör cinsiyetleridir. Her şeyin eril ve dişil karşıtlığına indirgenmesi, cinsiyetler arasındaki ilişkilerin bu farklılıklar üzerine inşa edilmesi kadını baskının nesnesi hâline getirmektedir. Bu indirgemeci zihniyet; erkeğe saygınlık kazandıracak gösterişli, cesaret gerektiren rolleri ve bu rolleri sergileyebileceği sınırsız bir alan sunarken kadını değersiz, beyhude, tekrara dayalı işlere bağlı rollerle sınırlı bir alana hapseder. Cinsiyet kimliklerinin oluşmasında bu alçaltılmış ve yüceltilmiş kabuller, belirleyici bir niteliğe sahiptir. Erkek ve kadın olarak kavranan bireylere atfedilen özellikler ve buradan hareketle oluşturulan söylemler, gücü elinde tutan erkeğin her alanda kadınlar üzerinde egemenlik kurmasını sağlar. Cinsiyetler arasındaki iktidar ilişkileri, bu ilişkilere bağlı olarak gelişen toplumsal cinsiyete dair eşitsizlikler, kadınları şiddetin farklı yüzleriyle karşı karşıya getirmektedir. Erkek egemen toplumlarda şiddet, kadını kontrol altında tutmak için iktidar sahiplerinin sıkça başvurduğu araçlardan biridir. Kadınlar şiddete rağmen var olabilmek için sessizliğe sığınarak cinsiyetlerinin neden olduğu dezavantajlı bedenlerini görünmez kılmak zorunda kalabilmektedir. Buket Uzuner; toplumsal cinsiyet meselesine, ataerkil toplumlarda kadınların yaşadığı sıkıntılara kurgunun imkânları dâhilinde farklı açılardan dikkat çeken yazarlar arasında yer almaktadır. Bu çalışmada toplumsal cinsiyet eleştirisinden hareketle Uzuner’in romanlarındaki şiddete maruz kalan, cinsiyete dair eşitsizlikler karşısında sessiz bırakılan, yaşamak için suskunlaşan kadın kahramanlar incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Heidi (1974)” Projesinin Gelişimi ve Bu Sürecin Hayao Miyazaki  Sinemasına Katkısı</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70929</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70929</guid>
      <author>Çağdaş ÜLGEN</author>
      <description>Hayao Miyazaki’nin çalışmalarında öne çıkan niteliklerden biri canlandırma filmlerinde güçlü kız çocuklarını başrol karakteri olarak kullanmış olmasıdır. Miyazaki'nin bu tercihi, kız çocuklarının gücünü ve potansiyelini vurgulayarak, onlara ilham veren karakterler ve hikayeler yaratma amacını yansıtmaktadır. Miyazaki, filmleri sayesinde toplumsal cinsiyet rolleri ve eşitlik konularının tartışılması için önemli bir alan yaratarak bu konular ile ilgili çözümlerin üretilmesine katkı sağlamaktadır. Güçlü kız çocuklarının temsilinin (İng. Girlhood Narratives) canlandırma filmlerinde artması, genç kızlara ve diğer izleyicilere ilham verici bir model de sunmaktadır. Miyazaki'nin kız çocuklarının dişil niteliklerinin olumlu yönlerini öne çıkaran projeleri, canlandırma sineması aracılığıyla büyük kitlelere ulaşarak bu sanatın toplum üstündeki dönüştürücü gücünü de göstermektedir. Güçlü kız çocukları, kişilik ve davranış yapılarına uygun biçimde etrafındaki diğer karakterleri de etkileyerek, Miyazaki’nin filmlerinin anlatı yapısını ve olayların oluşunu da şekillendirmektedir. Miyazaki'nin filmleri, bu ve benzeri pek çok olumlu nitelikleri nedeniyle geniş bir izleyici kitlesi tarafından beğeni ile karşılanmaktadır. Miyazaki'nin filmlerinde anlatının kendisi de başrol tercihine uygun biçimde, enerjik, eğlenceli ve genel olarak savaş karşıtı bir yolla oluşmaktadır.  Otör yönetmen olarak projeler gerçekleştirmeden önce yer aldığı kız çocuk başrollü projeler ve bu projelere dair süreçlerin incelenmesi, Miyazaki’nin kız başrol tercihi çevresinde şekillenen sinematik anlatısının anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Bu amaçla Miyazaki’nin 1971-1974 yılları arasında gerçekleşen (Panda Kopanda filmleri ve Heidi serisi) ve yanı sıra gerçekleşmemiş ilişkili projeleri (Pippi Uzunçorap ve Yuki’nin Güneşi), bu projelere neden olan tarihsel olaylar ile birlikte 2014 yılında ortaya çıkmış yeni bilgiler sayesinde incelenmiştir. Bu çalışma, Miyazaki'nin sanatsal vizyonunun ve toplumsal etkisinin daha derinlemesine anlaşılmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mimari Arketip ve Boşluk: Aires Mateus Mimarlığında Arketip  Boşluklar Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71809</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71809</guid>
      <author>Dilara Gökçen PAÇ</author>
      <description>İnsanlık tarihi boyunca mimarlık üretiminin kaynağını oluşturan modellemeler, ilk ve orjinal olana referans veren mimari arketipleri oluşturur. Saf zihinsel temellendirmelere atıfla arketipler, temsil ettiği formları zaman ve yer bağlamından ayırabilen bir ilkesellik ile varlığını sürdürür. Varoluşunu tekrarlanan bir çağrışım ile kuran mimari arketipler, saf bilinçte var olan evrensel kabulün temsilidir. Mimarlığı kalıcılığın sanatı olarak tanımlayan Portekizli mimar kardeşler Manuel Aires Mateus ve Francisco Aires Mateus, içsel ve öz-yansıtıcı olanı temsil ettiğini düşündüğü mimari arketipler ile kalıcılık arayışlarını destekler. Mimarlık pratiğinde arketipik formlar insanlarla empati kurma yeteneğine sahiptir. Aires Mateus, bu empatik ilişkinin farklı ve yeni mimarlık anlayışında köprü kurucu özelliğini mimari üretimleri ile hayata geçirir. Mimari arketipler, geçmişten günümüze kayıt altına alınmış mimari miras formlarının mimarlık nesnesinde doluluk ve boşluk oranlarına ilişkin ilkesel yasaların var olduğunu gösterir. Aires Mateus, geçmiş ve geleneğe referans veren arketip formları mimarlık nesnesinde oluşturduğu boşlukta arayarak farklılaşan ve özgünleşen bir mimarlık anlayışını ortaya koyar. Temel formlar ile yaratılan başka bir zaman ve mekân boyutu, Aires Mateus mimarlığında boşluğun merkezine yerleştirilir. Boşluğun nasıl sınırlandığı ve nasıl çizildiğini tanımlayan şey ise, mimari arketip formlardır. Mimarlık nesnesi, kendi kütlesi içinde ve dışında oluşturduğu muğlak alanları boşlukta yaratılan arketip ile tanımlı kılarak, mekânı deneyimleyende bir tanışıklık hissi yaratır. Bu tanışıklık hissi Aires Mateus mimari üretimlerinde en başından beri yer alan bir özelliktir. Bu bağlamda, yeni yüzyılın çok sesli, teknik ve teknolojik, geleneksel olana atıfı benimsemeyen mimarlık ortamında, arketip formların korunaklı sınırları içinde yokluk ve boşluk odağında şekillenen Aires Mateus mimarlığı, mimarlık paradigmaları arasında okuma ve incelemesinin yapılması gereken önemli bir yerde konumlanmaktadır.&#13;
&lt;textarea id="BFI_DATA" style="width: 1px; height: 1px; display: none;"&gt;&lt;/textarea&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgüt Kültürünün Farklı Değişkenler Açısından Analizi  (Kapadokya Üniversitesi Örneği)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70492</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70492</guid>
      <author>Mustafa Günay ÖZDEMİRAlpaslan GÖZLER </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının örgüt kültürünü algılama düzeyini ortaya koymak ve farklı değişkenler açısından incelemektir. Veriler, fakülteler, yüksekokullar ve meslek yüksekokulunda çalışan 142 öğretim elemanının katılımıyla toplanmıştır. Örgüt kültürü algılarını ölçmek için Güven (1996) tarafından geliştirilen "Örgüt Kültürü Ölçeği" kullanılmış ve veriler SPSS 25.0 istatistik programıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, çalıştığı birim, akademik unvan, kurumda çalışma süresi, cinsiyet değişkenlerine göre öğretim elemanlarının örgüt kültürü algılarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Meslekte çalışma süresi değişkeninde ise varyans analizi sonuçlarına göre anlamlı fark belirlenmiş, ancak ‘Tukey’ testi sonucunda ise anlamlı fark bulunmamıştır. İstatistik sonuçlarına göre örgüt kültürü alt boyutlarına katılım düzeyine ilişkin puan ortalamaları en yüksek düzeyde ‘Törenler-Toplantılar Dil, Maddi Kültür Öğeleri’ alt boyutunda, en düşük düzeyde ise ‘Ödül Sistemi’ alt boyutunda bulunmuştur. Bu bulgular, Kapadokya Üniversitesi'nde görevli öğretim elemanlarının genel olarak yüksek düzeyde bir örgüt kültürü algısına sahip olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Liderlik Tarzının İç Girişimcilik Davranışı Üzerindeki Etkisinde  Psikolojik İklimin Aracılık Rolü Araştırması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72519</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72519</guid>
      <author>Hakan ALPAYNecdet SEZAL  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, liderlik tarzının iç girişimcilik üzerindeki etkisinde psikolojik iklimin aracılık rolünü araştırmaktır. Örgütte alınan her karar ve yöntemin çalışanların davranışlarını etkilediği ve bu bağlamda çalışanların örgütün psikolojik atmosferinden etkilendiği gözlemlenmiştir. Ayrıca işletmelerde çalışanlar için yeterince özgür bir ortam oluşturulduğu takdirde çalışanların örgüt içinde yeteneklerini daha rahat ve etkili bir biçimde ortaya koyabilecekleri fikri içerisindedirler. Bu üçlü örtülü ilişkiler döngüsü günümüz örgütleri için birbirlerini etkilemenin yanı sıra sürdürülebilirlik açısından da önemlidir. Araştırmada basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle Konya ilinde görev alan kamu personeli araştırmanın ana kütlesi olarak belirlenmiştir. Bu amaçla çalışmanın örneklemini Konya ili merkez Selçuklu, Karatay ve Meram ilçelerinde 2019-2020 yılı içerisinde görev alan kamu personeli oluşturmaktadır. Anket 200 kamu personeline uygulanmıştır. Anket yöntemiyle elde edilen veriler SPSS 25.00 programı kullanılarak çalışma için kurulan hipotezlerin test edilmesi amacıyla regresyon analizi ile incelenmiştir. Konya ilindeki personel üzerinde gerçekleştirilen uygulama sonucunda liderlik tarzının iç girişimcilik davranışı üzerindeki etkisinde psikolojik iklimin aracılık rolünün yadsınamaz bir öneme sahip olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Disney Prenses Anlatılarından ‘’Acemi Prenses’’ Filmi Kostümlerinin Göstergebilimsel  Analizi </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70766</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70766</guid>
      <author>Nazan KALEBEKAyşe KUMRAL </author>
      <description>Sinema 19. Yüzyıldan günümüze, değişim ve gelişim gösteren yaygın bir sanat sektörüdür. Sinema, dikkat çekici senaryolar, bağ kurulan karakterler ve görsel öğelerin zenginliği ile filmin izleyici kitlesini etkilemektedir. Sinema, filmde  verilmek istenen içerik ve mesajları daha net bir şekilde yansıtabilmek için; karakter ve kostüm arasında bütünlük sağlamalıdır. Temelde kostüm tasarımı, oyuncu ve izleyici kitle arasında iletişim kurulmasını sağlar.  Görsel ve etkili bir ifade aracı olan kostüm, aksesuar, saç ve makyaj ile bütünlük sağlayarak pekiştirilir. Film sektöründe,  izleyici kitleye senaryo ve kostüm tasarımı ile başarılı şekilde hitap eden medya şirketlerinden biri Disney’dir. Disney, prenses alıntılarını içinde bulunulan döneme uygun olarak yeniden uyarlamaktadır. Bu çalışmada 2001 yılında vizyona giren,  Disney prenses alıntılarından biri olan, Acemi Prenses filmi başkarakterinin kostümleri Barthes’in göstergebilimsel metodu kullanılarak analiz edilmiştir. Başkarakterin kostümleri üzerinden, renk, biçim, doku, desen ve süsleme gibi içerik değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir.  Kostüm üzerindeki  ufak bir ayrıntı dahil  izleyiciye iletilmek istenilen mesajda büyük rol oynadığı görülmektedir. Başkarakter olay örgüsüne uygun tercih edilen kostümü ile, statüsünü, moda anlayışını, düşünce yapısını ve kültürünü yansıtmaktadır.  Başkarakterin değişim gösteren hayatı ile uyumlu olan kostümler, karakter ve izleyici kitle arasında bağ kurulmasını sağlamıştır. Sonuç olarak ortaya çıkan bulgularla kostümlerin, anlatıyı önemli ölçüde etkilediği ve filmde izleyici kitleye iletilmek istenilen mesaj ve anlamın iletilmesinde büyük rol oynadığı sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mültecilerin Kültürel Adaptasyon Sorunları Üzerine Resim Çalışmaları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72352</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72352</guid>
      <author>Tahir ÇELİKBAĞ Büşra ÇALIŞKAN ,Sedef Nazlı YILMAZ ,Eyüp TOPBAL ,Dilan OĞUZ </author>
      <description>Küreselleşme sürecinde gelişmiş ülkelerde bolluk ve konforlu bir yaşamdan söz edilse de yoksulluk dünyanın en önemli sorunu olarak kabul edilmektedir. Yoksulluğun bir tanımı olmasa da genel anlamda insanların temel ihtiyaçlara ulaşmada birçok zorlukla karşılaştıkları, bu temel ihtiyaçların başında gıda, barınma ve sağlık olarak sıralanabilir. Alınması gereken ekonomik tedbirler mültecilerin işsizlik sorununa çözüm üretilebilir. Mültecilerin iş-gücüne sunacağı katkıyla üretimi de artışın olmasıyla birlikte hem iş bulama hem de yoksulluk sorunlarının önüne geçilerek yoksullukla mücadele konusunda adımlar atılabilir. Yoksulluğun temel nedenlerinden biri gelişmiş ülkelerin sömürü düzenleri, çıkarları gereği çıkarttıkları savaşlar olduğunu söyleyebiliriz. Savaş ortamına sürüklenen insanlar, ülkelerine yakın konumda ve kendilerini güvende hissedebilecekleri coğrafi bölgelere göç etmeye başlarlar. Bu göçle birlikte kültürler arası geçişte yaşanan sancılı süreçle birlikte, karşılıklı bir kültürel etkileşim de yaşanmaktadır. Mültecilerin, yeni yerleşecekleri coğrafyada topluma uyum sağlama sorununu minimum seviyeye indirmek için gerekli alt yapı çalışmaları hazırlanmalı, öncelikli olarak da temel ihtiyaçlar oluşturmaktadır. Bu temel ihtiyaçların başında gıda, barınma, sağlık ve güvenlik gibi tedbirler alınmalıdır. Yoksullukla mücadele için mültecilerin kültürel ve ekonomik sisteme adapte edilmesi gerekmektedir. Bu adaptasyon sürecinde yaşayacakları bölgenin sosyal ve kültürel özelliklerini benimseyerek başlayabilirler. Bunun sağlanması için de mültecilerin yaşayacakları ülkenin kültürünü öğrenmeleri ve benimsemeleri gerekmektedir. Yoksullukla mücadele edebilmek için ele alınan kültürel adaptasyon konusunda farkındalık yaratmak için yapılacak resimsel tablolar, yoksullukla mücadelede ve mültecilerin kültürel adaptasyonuna katkı sunabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erken Çocukluk Eğitimi ve Medya Okuryazarlığı Üzerine Yapılmış  Çalışmalar: Türkiye Örneği</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71980</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71980</guid>
      <author>Şule ALICI</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Türkiye’de erken çocukluk eğitimi ve medya okuryazarlığı üzerine yazılmış makaleleri incelemektir. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Google akademik üzerinden ilgili sözcük öbekleri yazılarak ulaşılan 16 makale bu çalışmanın dokümanlarını oluşturmuştur. Alan yazından yararlanılarak oluşturulan makale analiz formu kullanılarak ulaşılan makaleler incelenmiştir. Makaleler içerik analizi aracılığıyla yıllara, amaçlara, araştırma yöntemlerine, veri toplama araçlarına, örnekleme ve veri analiz yöntemlerine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular frekans ve yüzde kullanılarak tablolar halinde sunulmuştur. Veri analizinden elde edilen bulgulara göre en çok yayın 2023 yılında yapılmıştır. Bunun yanı sıra en çok bireylerin medya okuryazarlığı seviyelerini tespit etmek amacıyla araştırmaların yapıldığı görülmüştür. Makalelerde en çok nitel araştırma yönteminin kullanıldığı ve bu yöntemde de dokümanlar ve yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşmeler yoluyla veri toplandığı tespit edilmiştir. Ayrıca, araştırmalarda en çok öğretmenlerle çalışıldığı bulunmuştur. Verilerin analizinde ise en çok kestirimsel analiz türlerinin tercih edildiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Âşık Şiirinde Din: Âşık Murat Çobanoğlu Örneği</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72038</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72038</guid>
      <author>Hakan TİKDEMİR</author>
      <description>Âşık edebiyatı, Türk edebiyatının İslam medeniyeti altında XVI. yüzyılda teşekkül etmiş bir bölümüdür. Bu edebiyat geleneği, Türk toplumunun sosyo-kültürel yapısı, tarihi süreçleri, kültürel etkileşimleri gibi faktörlerinin yanı sıra dini yapısının etkisiyle gelişmiş ve kendine özgü bir tarz oluşturmuştur. Gerek rüya, bâde, mahlas alma gibi geleneksel öğeler bakımından gerekse ilahi aşk, varlık, yaratılış gibi mistik konuları işlemesi bakımından dine yönelik bazı unsurlara sahiptir. Âşıklık geleneğini icra eden âşıklar hem kendi iç dünyalarını hem de toplumun inançlarını şiirlerine yansıtarak sazları ile dile getirmişlerdir. Bu şiirlerin bireysel işlevleri olduğu gibi toplumsal işlevleri de vardır. XX. yüzyılda âşıklık geleneğini icra eden âşıklar arasında öne çıkan isimlerden biri Murat Çobanoğlu'dur. İslam inancının iman ve ibadet unsurlarını âşık şiirine taşımış ve eserleriyle dikkat çekmiştir. İçinde yaşadığı toplumun dini hayatını yansıtan Çobanoğlu’nun Allah, melekler, peygamberler, melekler, ahiret, kader ve ibadetler hakkında pek çok şiiri bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Enformasyonalist Bir Yaklaşımla Grafik Tasarımda Kioskların Kullanım Alanları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72360</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72360</guid>
      <author>Ekin Su KUZUYunus Türkşad YEGİN ,Oya Cansu DEMİRKALE </author>
      <description>Bu araştırma, yeni iletişim teknolojileri üzerinden kapitalist paradigma bağlamında enformasyonalizm kavramını ele alarak; grafik tasarımda kiosk kullanım alanları üzerinden sunmayı amaçlamaktadır. Enformasyonalizm kavramını açıklayarak, grafik tasarımın kavramla olan ilişkiselliği yeni medya ve iletişim teknolojilerinin uygulama biçimlerine olan entegrasyonu üzerinden sunulmaktadır. Bunun yanında, kioskların oluşum, gelişim ve arayüz tasarım süreci ele alınarak; örnek çalışmalar üzerinden konu desteklenmektedir. Araştırma, kioskların geldiği noktada enformasyonalizmin gelişimi ve grafik tasarıma entegrasyonu bakımından ele alınış biçimiyle özgün değer sarf etmektedir. Ayrıca, çoklu disiplin anlayışıyla farklı kavramların senteziyle oluşturulacak konu bütünlüğünün alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma, ilgili konu ve kaynakların taranması ile oluşturulmuş olup; nitel araştırma yöntemleri kapsamında değerlendirilmektedir. Araştırma kapsamında ele alınan örnekler konuya açıklık getirecek çalışmalar arasından rastgele olarak seçilmiş olup; kuramsal çerçeveyi desteklemek üzere gerçekleştirilmiştir. Araştırma ile kioskların teknolojik bir tasarım aracı olarak enformasyonalist paradigmadaki yeri ortaya konmak istenmektedir. Bu araştırma, enformasyonalizmin kapitalist paradigma içindeki rolünü vurgulayarak, yeni iletişim teknolojilerinden biri olan kioskların kullanılabilirlik etkilerini inceleyerek, bu iki alan arasındaki ilişkiyi daha derinlemesine anlamaya çalışmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kadını Ötekileştiren Azerbaycan Atasözleri Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70561</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70561</guid>
      <author>Ferhat KARABULUTSultan ŞENÖDEYİCİ </author>
      <description>Ötekileştirme kendisini merkezde konumlandıran birinin diğerini olumsuzlaması anlamına gelir. Ben merkezli bakış açısının bir yansıması olan ötekileştirme, karşıdaki kişinin veya grubun kendisini yabancı hissetmesine neden olur. Kişilerde veya gruplarda biyolojik yapıdan veya kültürel kodlardan kaynaklı ortaya çıkan yabancılaşma ise bazen toplumsal yapıda ayrışmalara yol açabilir. Ötekileştirme çoğunlukla davranışlarla ortaya konurken dil bu bağlamda başat bir rol üstlenir. Dil, düşünce ve kültür arasında güçlü bir bağ vardır. Bu bağ toplumsal algıyı hem şekillendirir hem de dönüştürür. Tarih boyunca oluşan ortak düşüncenin ve toplumsal dilin en önemli yansıması ise atasözlerinde karşımıza çıkar. Atasözleri; kültürün, değer yargılarının, düşünce yapısının ve inançların yansıtılmasında önemli bir yere sahiptir. Kalıplaşıp nesilden nesle aktarılan atasözleri kültür tarihçilerine, sosyologlara ve psikologlara önemli veriler sunar. Bu çalışma, atasözlerinin bu işlevinden hareketle Azerbaycan atasözlerinde kadın algısını konu edinmiştir. Bunun için Azerbaycan atasözlerini toplayan kaynaklar taranmış, kadının ötekileştirildiği atasözleri tespit edilmiş, bu atasözleri konularına göre sınıflandırılmış ve analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda çok fazla olmasa da Azerbaycan kültüründe kadının toplumsal rol, fiziki görünüş ve/veya düşüne sistemi açısından zaman zaman ötekileştirildiği veya olumsuzlandığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pandeminin Yüz Yüze Eğitimde Öğrenci Davranışlarına Etkisine İlişkin Öğrenci Görüşleri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70680</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70680</guid>
      <author>Cihat YAŞAROĞLUHilal Şükran BEHLÜL ERKAN  </author>
      <description>Eğitim ve öğretimden uzak kalınan zaman dilimlerinden sonra sınıf ortamına dönen öğrencilerde çeşitli davranış değişiklikleri gözlemlenebilir. Pandemi dönemi, öğrencilerin eve kapanmak zorunda oldukları, eğitimlerin online devam ettiği bir dönem olarak tüm dünyada etkisini gösterdi. Eğitim öğretimin devam etmesi için çeşitli tedbirler alınmış olmasına rağmen yine de bu dönemde eğitimde aksamalar baş göstermektedir.  Bu dönem, elbette ki ilerleyen zaman dilimlerinde öğrenciler üzerinde çeşitli olumsuz özellikler de ortaya çıkarabilecek etkilere sahiptir. Dolayısıyla online eğitimin daha sonra yüz yüze eğitime geçildikten sonra ne tür etkilerinin olduğu araştırma konusudur. Bu araştırma, pandemi dönemi boyunca evden online olarak derse katılım gösteren ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin yeniden sınıf ortamında yüz yüze eğitime geçtikten sonra okula uyum, ödev yapma alışkanlıkları ve sınıf içi iletişimde ne tür değişim yaşamış olabileceklerine yönelik öğrencilerin görüşlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı, araştırmacılar tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Yapılan analizlerde katılımcı görüşlerine göre  pandemi döneminden sonra sınıf ortamında çeşitli  uyum problemleri yaşadıkları, ödev yapma alışkanlığında farklılık olmadığı gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Öğrencilerin pandemi sürecinde akranlarından ve öğretmenlerinden uzak kalması sebebiyle özlemlerinin ve sevgilerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hereke Kaiser II. Wilhelm Köşkü’nün Eskizlerle Analizi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71631</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71631</guid>
      <author>Merve AKBULUT</author>
      <description>Kaiser II. Wilhelm Köşkü, 1898 yılında Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm’in Hereke’yi ziyareti için yapılmıştır. Köşk, o dönem Hereke Halı Fabrikası sınırları içinde bulunmaktaydı. Fabrikayı ziyaret eden ziyaretçilerin güzel bir mekanda ağırlanması uygun görülmüş ve köşk bugünkü konumuna inşa edilmiştir. Yıldız Sarayı’nda köşkün parçaları üretilip deniz yoluyla Hereke’ye getirilmiş ve bir gecede çivi kullanılmadan inşa edilmiştir. Kaiser II. Wilhelm Köşkü, bu özelliği ile “Çivisiz Köşk” olarak da anılmaktadır. Köşk, o dönem İstanbul kıyılarında bulunan yalı kavramı ile teknik ve tasarım olarak benzerlikler taşımaktadır. Yalı tasarımları eklektik olup Türk evlerinden de izler taşımaktadır. Bu sebeple köşk ve müştemilat tasarımında Türk evinde kullanılan cumba, giyotin pencere oranı gibi özellikler benzerlik göstermektedir. Köşk, eklektik sayılabilecek bir üslup ile tasarlanmıştır. Köşk de bulunan kurşun kubbeler oryantalizmden izler taşımaktadır. Köşk, sadece yapım tekniklerinin benzerliği ile değil, cephe tasarım dili ve konumlandırılması sebebi ile dönem yalılarıyla benzerlik taşımaktadır. Cephe anlamında göze çarpan en büyük benzerlik yalı baskısı geçme yöntemi kullanılması ve beyaz yağlı boya ile boyanmış olmasıdır. Köşkün iç mekanında fabrikada üretilmiş dokuma kumaşlar kullanılmıştır. Altın varaklı desenler köşkte duvarlar ve mobilyalarda sıkça kullanılmıştır. Köşkün iç mekanında genel anlamda gösterişli bir hava hakimdir.  Çalışmada köşkün, dönemin yalıları ile benzerlik ve farklılıkları üzerinden irdeleme yapılmış ve eskiz çizimleri ile yapılan incelemeler betimlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>New York Avangardında Robert Motherwell’in Kolaj Çalışmaları Üzerine İnceleme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71013</guid>
      <author>Yusuf Emre IŞIK</author>
      <description>Soyut Dışavurumculuk hareketinin ortaya çıktığı dönemde etkili bir sanatçı olarak Robert Motherwell (1915-1991), güçlü resimleriyle tanınmasına rağmen, kolaj alanına yaptığı yenilikçi yaklaşımla da sanat dünyasında önemli bir iz bırakmıştır. Pablo Picasso ve Kurt Schwitters gibi sanatçıların eserlerinden etkilenmiş olan Motherwell, farklı malzemeler ve teknikler deneyerek kolaj unsurlarını resimlerine dahil etmeye başlamıştır. Bu dönemdeki çalışmaları, sonraki yıllarda Motherwell’in kolaja olan yoğun ilgisinin temelini oluşturmuştur. Eski kitap sayfaları, gazete parçaları ve yırtık kağıtlar gibi buluntu malzemelerini kullanarak karmaşık kompozisyonlar oluşturan Motherwell, eserlerinde sezgisel ve yöntemsel bir yaklaşım sergilemiştir. Yırtma ve katmanlama işlemleri, eserlerine dokusal bir zenginlik kazandırmış ve Motherwell’in kolajlarının karakteristik özelliklerini oluşturmuştur. Motherwell’in kolajlarında keşfedilen temalar ve sembolizm, insanın varoluşsal kaygıları ve duygusal deneyimlerine odaklanmaktadır. Soyut şekiller, harfler ve çelişkili imgelerin birleşimiyle Motherwell, izleyicilere insan deneyimlerinin karmaşıklığını düşündürme fırsatı sunmuştur. Motherwell’in sanatsal etkilerini, yöntemlerini ve keşfettiği temaları inceleyerek, bu makale modern sanatın geniş bağlamında, kolaj çalışmalarının derin etkisini aydınlatmayı hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anayasa Değişikliği ve Cumhurbaşkanı Kararnameleri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57769</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57769</guid>
      <author>Çağlasın YALDIZ</author>
      <description>Türkiye’de, yakın tarihte, sistem çeşitleri ile ilgili tartışmalar, Anayasa değişikliğinin oluşum süreci, değişikliğin getirdiği maddelerin uygulanma alanına yönelik eleştirel bulunmaktadır. Siyasi ve hukuki olarak, 15 Temmuz 2016 tarihli  darbe girişimi sonrası ortaya çıkan yeni durum, siyasi partiler arasında ittifaklara yol açmış ve  sistem değişikliği sürecinin hızlanmasına neden olmuştur. Bu yeni durum, iç ve dış unsurlardan kaynaklanan tehditlere karşı önlem almak üzere Olağanüstü Hal ilan edilmesi sonucunu doğurmuştur. 21 Temmuz 2016'da ilk kez ilan edilen Olağanüstü Hal, 19 Temmuz 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi döneminde kaldırılmıştır. Bu çalışmada,  ilgili dönemle beraber, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin kavramsal, yasal ve uygulama boyutu incelenerek, çalışmada bahsedilen eleştirel hususlar dışında, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri uygulamalarının yerinde olduğu kanaatiyle çalışma tamamlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geleneksel Türk Seyirlik Oyunlarından Karagöz'ün Televizyon  Dizilerine Yansıması: Gönül Dağı Örneği</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71139</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71139</guid>
      <author>Yağız İLHAN</author>
      <description>Halkı eğlendirmek, bilinçlendirmek ve hoş vakit geçirmelerini sağlamak gibi amaçlarla köy, kasaba ve kent meydanlarında oynanan oyunlara “seyirlik oyunlar” adı verilmektedir. Asırlar boyunca oynana gelen seyirlik oyunlar, usta-çırak ilişkisi içinde kuşaktan kuşağa aktarılarak gelenek halini almıştır. Geleneksel Türk seyirlik oyunları; meddah, kukla, orta oyunu, tuluat tiyatrosu, köylü oyunları ve Karagöz’dür. Bu oyunlar, seyircileri ve aktörleri olmaları bakımından ortaklık göstermektedirler. “Temsil” adı verilen taklit, Türk seyirlik oyunlarının en önemli ögelerinden biridir. Seyirlik oyun geleneği, gelişen teknoloji ve değişen sosyal hayatla birlikte zayıflamıştır. Eski devirlerde Ramazan geceleri, bayramlar, düğünler gibi özel günlerde sahnelenen seyirlik oyunlar, günümüzde yerini büyük ölçüde sinema, televizyon ve internet gibi kitle iletişim araçlarına bırakmıştır. Bu çalışmada önce Karagöz oyunu hakkında genel bilgiler verilecektir. Ardından Karagöz oyununun medya ve medya araçlarıyla olan ilişkisi ele alınarak bu geleneksel oyunun televizyon dizilerine yansıması, TRT1’de yayımlanan Gönül Dağı dizisi örneği üzerinden incelenecektir. Sonuç bölümünde ise Karagöz oyununun kitle iletişim aracı olan televizyonda yer almasının geleneğin canlandırılması ve aktarılmasında ne ölçüde etkili olabileceği medya ve kültür ilişkileri göz önünde bulundurularak değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Temaruzu Değerlendirmede Sözsüz İletişimin Rolü</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70821</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70821</guid>
      <author>Melike CEYLAN</author>
      <description>Sözsüz iletişim, tanık ve sanık ifadesi alınırken, verilen ifadenin doğruluğunun tespitinde kullanılabilmektedir. İfadenin güvenirliği ve yalan açısından değerlendirme yapılırken beden dili ve yüz ifadelerinin yorumlanması büyük önem taşımaktadır. Bu derleme çalışmasında sözsüz iletişim bulgularının ile temaruzu belirlemedeki rolü incelenecektir. Birey gerçeği çarpıtmak istediğinde, beden hareketlerinde ve yüz ifadelerinde istenmeyen değişimler yaşamaktadır. Bu değişimleri yorumlayarak kişinin gerçeği söyleyip söylemediğini anlama yolunda delil toplamak mümkün olabilmektedir. Böylelikle bu değerlendirme, tanık veya sanık tarafından verilen ifadenin doğruluğu hakkındaki analiz sürecine katkı sağlayabilmektedir. Verilen ifadelerin doğruluğunu tespit etmek amacıyla yapılacak olan incelemelerin mutlaka yüz ifadeleri konusunda eğitim almış bir uzman tarafından yapılması gerekmektedir. Sonuç olarak, beden dili ve yüz ifadeleri incelenerek temaruz ile ilgili inceleme yapmak ve sorguya katkı sağlamak mümkündür. Bu alanın gelişmesi açısından beden dili, yüz ifadesi, sözsüz iletişim kavramlarını tanımak önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Halkla İlişkilere Eleştirel Bir Bakış</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71585</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71585</guid>
      <author>Mehmet Emin BEGTİMUR</author>
      <description>İçinde yaşamakta olduğumuz dijital dünyanın en önemli kavramlarından biri şüphesiz ki imajdır. Hem kurumsal örgütler hem de bireyler ellerindeki tüm imkânlarıyla kendilerinin imajını en iyi şekilde inşa etme çabasındalar. Bireysel sosyal medya hesaplarından paylaşılan fotoğraflardan tutalım resmi kurumların website içeriklerine kadar ve sabah evden çıkarken ayna karşısında kendine çeki düzen verme girişiminden profesyonel manipülatörlerin manipülasyonlarına kadar hepsi birer imaj inşa etme, gerçeği yeniden üretme ve algı yönetme çabalarıdır.  Artık imaj gerçeklerle örtüşen değil sadece gerçeğin gömleğini giymiş sahtelerden ibaret olmuştur. Bu çabaların ardında yatan mantık aslında, insanların gerçeğe dair algılarının değiştirilmesidir. Gerçekleri doğru bilgilerle yansıtmak yerine, gerçekleri sahte bilgilerle olduğundan daha güzel, daha iyi, daha güçlü ve daha demokratik göstermek amaçlanmaktadır. Elbette ki günümüz kapitalist dünyasında bu işi hem siyasi hem de ekonomik gücü elinde tutunlar ve tutmak isteyenler için en iyi yapanlardan biri de halkla ilişkileri endüstrisidir. Çalışmada, halk ve ilişki kavramlarından hareket edilerek halkla ilişkilerin yaygın ve alternatif tanımları, halkla ilişkilerin gelişme modelleri ve tarihsel gelişimi üzerine durulmuştur. Bununla birlikte, halkla ilişkilerin halkla ilişkilerini yapan egemen çalışmaların aksine, halkla ilişkilerin tarihsel gelişimi ve halkla ilişkilere yönelik kuramsal yaklaşımlar eleştirel bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Özellikle halkla ilişkilere yönelik bilinen ve alışagelmiş kuramsal açıklamalar eleştirel bakış açısıyla sentezlenmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de ve Bazı Ülkelerdeki Öğretmen Kariyer Basamakları ile  Yükselme Kriterleri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70380</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70380</guid>
      <author>Ecehan MERCANYüksel GÜNDÜZ </author>
      <description>Öğretmen kariyeri, öğretmenin mesleki gelişimi ve ilerlemesini ifade eden bir yolculuktur. Bu kariyer, öğretmenin uzmanlık alanında ilerlemesi, yönetici veya eğitim lideri olarak ilerlemesi ve eğitim sistemi içinde fırsatlar elde etmesine yardımcı olur. Öğretmenlik kariyer basamakları, öğretmenin becerileri, deneyimleri ve eğitim seviyesi dikkate alınarak belirlenir. Öğretmenler için bu basamaklar, mesleki hedeflere ulaşmada rehberlik eder ve gerekli beceri ve deneyimleri kazanmalarına yardımcı olur. Öğretmen kariyeri, öğretmenlerin mesleki gelişimini yöneten ve ilerlemelerini destekleyen bir sistemdir. Bu bağlamda yapılan araştırmada, Türkiye’de ve değişik ülkelerde öğretmenlere yönelik yapılan kariyer planlamalarının nasıl yapıldığı ve kariyer kriterlerinin neler olduğu belirlenmiştir.  Araştırmada ele alınan ülkeler arasında, Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Finlandiya, Kanada, Singapur, Avusturalya ve Türkiye bulunmaktadır. Bu ülkelerin öğretmenlik kariyer basamakları ve yükselme kriterleri karşılaştırılmıştır. Almanya’daki kariyer basamakları, öğretmen adayı, öğretmen, bölüm başkanı, okul müdürü, eğitim müfettişi ve eğitim bölge müdür şeklindedir. Fransa'da kariyer basamakları, öğretmen adayı, öğretmen, uzman öğretmen, müdür yardımcısı, müdür, bölge eğitim müdürü, müfettiş şeklinde bir yol izler. İngiltere'de kariyer basamakları, öğretmen adayı, öğretmen, nitelikli öğretmen, ileri düzey öğretmen, okul müdürü, eğitim bölge müdürü ve müfettiş şeklinde seyreder. Amerika Birleşik Devletleri'nde öğretmenlerin kariyer basamakları, aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, lider öğretmen veya bölüm başkanı, müdür yardımcısı, müdür ve müfettiş şeklinde bir kariyer izler. Finlandiya'daki öğretmenlerin kariyer basamakları, öğretmen ve okul müdürü şeklindedir.  Kanada'da kariyer basamakları, öğretmen, lider öğretmen, okul müdür yardımcısı, okul müdürü ve müfettiş şeklinde ilerlemektedir. Singapur'da öğretmenlerin kariyer basamakları öğretim kariyeri, liderlik kariyeri ve kıdemli uzman kariyeri olarak üç dala ayrılmıştır. Avustralya'da öğretmenlerin kariyer basamakları, mezun öğretmenler, uzman öğretmen, yüksek seviyede başarılı öğretmen, başöğretmen, müdür yardımcısı, müdür ve müfettiş şeklindedir. Türkiye’de ise aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen, müdür başyardımcısı veya müdür yardımcısı, müdür, yönetici, müfettiştir şeklindedir. Öğretmen kariyeri, ülkeden ülkeye farklılık gösterse de genel olarak deneyim, performans ve liderlik becerileri üzerine kurulmuştur. Başlangıç seviyesindeki öğretmenler, zamanla deneyim kazanarak ve performans kriterlerini yerine getirerek kariyer basamaklarında ilerlemektedir. Öğretmenlikte ortak özellikler olduğu gibi farklı nitelikler de bulunduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Psikolojisi Ekseninde Perma Modeli</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72044</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72044</guid>
      <author>Elvan KİREMİTÇİ CANIÖZ</author>
      <description>Pozitif psikoloji alanı bireyin nasıl daha iyi hissedeceği ve kendisini nasıl geliştireceği bir yaşama sahip olması üzerine odaklanmaktadır. Bu alan kapsamında bireyin iyilik hali, daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürme amacı olan insanın geliştireceği bir beceri olarak karşımıza çıkmaktadır. Pozitif Psikoloji alanının kurucusu olan Seligman (2011:1-354) tarafından geliştirilen PERMA iyi oluş modeli, bireyin iyi bir hayat sürmesi noktasında sağlık psikolojisi çerçevesinden değerlendirilmiştir. Stres, günlük yaşamda kaçınılmaz olarak yaşadığımız bir durum olarak sağlık psikolojisinin araştırma konuları arasında yer almaktadır. PERMA modelinde yer alan olumlu duygular, bağlılık ve akış, olumlu ilişkiler, anlam ve başarı alt boyutlarını birlikte değerlendirmek bireyin genel iyi oluşu açısından önemlidir. Olumlu duyguları sıklıkla yaşayan, yaşamında bağlandığı faktörler olan ve akışı yaşayan, olumlu ilişkiler kurduğu bir sosyal çevre sahip olan, hayatını anlamlı olarak değerlendiren ve hedeflerine ulaşarak başarı elde eden bireylerin genel iyi oluş düzeylerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu derleme çalışmasında PERMA modelinde yer alan alt boyutlar ele alınmış, özellikle stres kavramı ve sağlık psikolojisi alanında yer alan diğer değişkenlerin PERMA modeli ile ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca, bu derleme makalede alanda yapılan araştırma bulgularına da yer verilmiştir. Yeni bir araştırma konusu olan PERMA modeline sağlık psikolojisi açısından bütüncül bir bakış açısı getirilerek yapılacak araştırmalar için genel bir değerlendirme çalışması hazırlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


