






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2024 Sayı 38</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2957</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Emma Donoghue'nun the Pull of the Stars Romanında Kan Vergisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75468</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75468</guid>
      <author>Ahmet Yusuf AKYÜZ</author>
      <description>Bu makale The Pull of The Stars romanında heyecan verici feminist üçgene odaklanıyor, Julia Power, Dr. Kathleen Lynn ve Bridie Sweeney, ve her karakterin nasıl farklı hoş olmayan deneyimlere katlandığını ve çeşitli acı verici tutumlardan geçtiğini ortaya koyuyor. Üstelik kadınların gelirini ve ekonomik durumlarını da gösteriyor ve kadınların sosyal ve politik durumlarını açıkça açıkliyor ve 20. yüzyılda İrlanda'da erkeklerin sırf kadın oldukları için kariyer alanlarında kadınları nasıl aşağıladığını belirtiyor. Bu makale aynı zamanda kadınların tarih boyunca toplumlarına farklı alanlarda ve görevlerde nasıl yardım ettiğini de gösteriyor; savaş zamanlarında yaralıları tedavi ederek ve silah üreterek; siyasette ilham veren düşünürler, devrimciler, Sinn Feiners ve özgürlük savaşçıları olarak; sağlık sektöründe hemşire ve doktor olarak, özellikle pandemik süreçlerinde; evlerde geçimini sağlayan, ev hanımı ve yetiştiriciler, v.s. Dahası, bu makale doğum mucizesine, ebeliğin zorluklarına ve daha da önemlisi İrlanda'nın erkek toplumunda kadınlardan alınan kan vergisine aydınlatiyor. Ilaveten, bu çalışma Emma Donoghue'nun kadınları küçümseyen, çok sayıda çocuk doğurmak için bedenlerini sömüren, seçmelerini ve fikirlerini ifade etmelerini engelleyen, işyerlerinde cinsiyet ayrımcılığı uygulayan ve ekonomik eşitsizliği benimseyen erkek merkezli bir kültürde kadınları nasıl güçlendirdiğini göstermektedir. Ayrıca The Pull of The Stars'da kadınların, özellikle de en yoksul sosyoekonomik kökenden gelenlerin yaşadığı gebelik, doğum, annelik, evlilik ve aile içi şiddetin fiziksel ve psikolojik yönleriyle ilgili konulara da değiniliyor. Son olarak bu makale analiz amaçları ve yorumlama süreci açısından nitel bir araştırma yöntemi kullanılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Sözlük’te ada- Tabanından Türeyen adak - adama - adamak Sözlükbirimleri Üzerine Derlembilimsel Bir İnceleme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75353</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75353</guid>
      <author>Ali TAN</author>
      <description>Bugüne kadar 12 baskısı yapılan Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlük’ü üzerine sayısız eleştiri içeren yayımlar yapıldı. Bu eleştirilerden biri, madde başı olarak seçilen sözcüklerin anlamlarının bazen yetersiz, bazen yanlış, bazen de eksik olduğuyla ilgiliydi. Bu çalışmada, özellikle sonu -mA ve -mAk’le biten sözlükbirimlerin anlamlarının yeniden düzenlenmesine yönelik eleştiri yapıldıktan sonra adak-adama-adamak sözcükleri üzerinde derlemden yararlanılarak elde edilen bilgiler ışığında anlamları ve kullanım sıklıkları yeniden yapılmış, ayrıca sonu -mA ve -mAk’le biten kelimelerin anlamlarının nasıl yazılması gerektiği konusuna dikkat çekilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde Sergilenen  Seccadelerde Kandil Motifinin İkonografik  Değerlendirmesi </title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75256</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75256</guid>
      <author>Ayşe Gamze ÖNGEN</author>
      <description>Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde sergilenen Türklere ait en erken tarihli seccade örnekleri 15.yüzyıl Osmanlı Dönemine ait seccadelerdir. 15. yüzyıl Osmanlı Dönemine ait   seccadelerin kompozisyonu kûfi yazı ve geometrik formla tasarlanmış olmaları 15. yüzyılda Selçuklu sanat geleneğinin halen devamı ettiğini gösteren önemli örneklerdir. Ayrıca seccadelerin bazılarında, dinsel kavramları simgeleyen kandil motifinin de kullanıldığı görülür. Aydınlatıcı anlamında kullanılan kandil motifi, dinî bir motif olarak Müslümanlar tarafından, cami mihraplarında, mihraplı seccadelerde, bazı tekstillerde, mezar taşlarında, realist üslûplarda veya stilize edilerek çokça kullanılmıştır. Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde sergilenen, 15 ile 18. yüzyıl arasında üretilmiş seccade ve saf seccade örnekleri üzerinden yapılan araştırmalarda, kandil motifinin kullanıldığı görülmüştür. Ancak, kandil motifi yüz yıl bazında seccadeler üzerindeki desen ve kompozisyon özellikleri incelendiğinde ise farklı form ve düzenlemelerde kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde korunan seccadeler üzerinden yapılan araştırmada, seccadelerin renk, malzeme, teknikleriyle birlikte, özellikle kandil motifinin ikonografik değerlendirmesi amaçlanmıştır. Çalışma, müzede sergilenen seccadelerin 15. ve 18. yüzyıllar arasına tarihlenen örnekler üzerinde yapılan incelemelerle, özellikle kandil motifinin gerçek anlamından sembolik bir motife dönüşüm sürecini görsel verilerle destekleyerek sunacaktır. Bu sanat değeri yüksek seccadeler, desen ve kompozisyon özelliklerindeki değişimler aracılığıyla dönemin sosyal ve siyasi normlarını yansıttığı için önemli eserlerdir. Bu çalışma, gelecekte bu alanda araştırma yapacak kişiler için önemli bir kaynak oluşturmayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>13. ve 14. Yüzyıl Anadolu Türk Mimarisinde Yıldız Formlu Kûfi Kitabeler</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74663</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74663</guid>
      <author>Berrin YAPAR ÜNAL </author>
      <description>Geceleri ışığıyla dünyayı aydınlatan yıldızlar en eski çağlardan itibaren ilahi bir varlık, dünyayı ve insanları doğrudan etkileyen bir güç, koruyucu özelliklere sahip bir yol gösterici olarak düşünülmüş bu nedenle birçok kültürde, inanç sistemlerinde ve sanat eserlerinde yaygın olarak yer almıştır. Anadolu Türk mimarisinde yıldız, geometrik kompozisyonlarla bezemelerde çeşitli örneklerle tuğla, taş, çini, ahşap gibi malzemeler kullanılarak farklı tekniklerle yoğun olarak uygulanmıştır. Sembolik olarak gökyüzünün sonsuzluğu yıldız kompozisyonlarıyla bezemelere yansıtılmıştır. Ayrıca yıldız, biçim olarak hat sanatıyla da birleştirilerek kutsal isimlerin yıldız formunda yazıldığı kitabeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Hat sanatında geometrik esaslara bağlı kalınarak kûfi hattı ile yazılan bu kitabeler kompozisyon özellikleri bakımından ilginç örneklerdir. Bu kitabelerde yıldız bir form olarak yazının sınırını oluşturmaz. Yıldızın kolları bir satır olarak değerlendirilip yazılan ibare bütünde yıldızı oluşturur. Mimari eserler üzerinde tespit edilen yıldız formlu kitabeler beş, altı, sekiz ve on köşeli yıldızlarla oluşturulmuştur. Bu makalede 13. ve 14. yüzyıl Anadolu Türk mimarisinde tespit edilen yıldız formlu kûfi kitabeler tarihi, yapıdaki konumu, malzemesi, yazı çeşidi, ibare, biliniyorsa hattatı vb. bilgileri verilip form ve tasarım özellikleri bakımından incelenmiştir. Ayrıca vektörel çizimleri yapılıp, renklendirilerek analiz edilmiştir. Kronolojik gelişim ve etkileşim bakımından yakın ülkelerde benzer örneklerin taraması yapılmış bulunan kitabelere de kısaca yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırsal Mimari Konulu Ulusal Tezlerin Sürdürülebilir, Ekolojik ve Yerel Kavramlar Bağlamında  Bibliyometrik Analiz Yöntemiyle İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74529</guid>
      <author>Durduşen ÖZTÜRK Hicran Hanım HALAÇ </author>
      <description>Geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan insanların yaşadıkları ve genellikle nüfusa göre nitelenen yerleşim alanları kırsal yerleşim olarak tanımlanır. Kırsal yerleşimleri oluşturan yapılar; bulundukları bölgenin kültürel ve sosyolojik özelliklerini yansıtan, doğayla ve iklimle uyumlu, kendi bölgelerine ait malzeme ve teknikle inşa edilmişlerdir. Bu çalışma, Ulusal Tez Merkezinde yer alan kırsal mimari ile ilgili yazılmış tezleri sürdürülebilir, ekolojik ve yerel kavaramlar bağlamın da sistematik bir biçimde ayrıntılı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada kullanılan bibliyometrik analiz yöntemi konu ile ilgili tezlerin incelenmesine, bilimsel çalışmaların gelişimlerinin gözlenmesine, diğer bilim dallarıyla ilişkisinin tespit edilmesine ve bu alanda bilgi sahibi olunmasına katkı sağlamaktadır.  Çalışma kapsamında ilk olarak Ulusal Tez Merkezinde ‘Kırsal Mimari’ anahtar kelimesi taranmış, 118 teze ulaşılmıştır. Daha sonra tarama ‘Sürdürülebilir + Kırsal Mimari, Ekolojik + Kırsal Mimari, Yerel + Kırsal Mimari ‘anahtar kelimeleri ile sınırlandırılmıştır. Taramada çıkmayan konuyla ilişkili varlığından haberdar olduğumuz tezlerde eklenerek 64 tez çalışmanın örneklem konusu olmuştur. Tezler Excel programında veri tabloları oluşturularak toplanmış ve analizleri yapılmıştır Araştırmanın bulgular bölümünde; araştırma konusu alanla ilgili en erken çalışmanın 1995 yılında yapılığının, en çok çalışmanın 2019 yılında yapıldığının ve Antalya kırsalının en çok çalışılan bölge olduğunun tespiti yapılmıştır. Ayrıca bu alanda faydalanılan temel kaynaklar, çalışan uzmanlar, çalışmalarda kullanılan yöntemler ve ele alınan konular tespit edilmiştir. Tüm bu tespitlerin kırsal mimari alanında yapılacak bundan sonraki çalışmalar için yol gösterici nitelikte bir rehber olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anikonik Temsiller Bağlamında Huwaši Taşları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75484</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75484</guid>
      <author>Evin ÖZGÜL</author>
      <description>Tüm toplumlarda “kutsallık” güce eşdeğerdir. İnsan taşın büyüklüğünde, sağlamlığında, biçiminde ya da renginde farklı bir dünyaya ait bir gerçeklik ve güç bulmuştur. Taşın gücü, pürtüklü yüzeyi ve sertliği Eskiçağ toplumlarının dikkatini çekmiştir. Bu toplumların dini anlayışında taşlar kutsalın tezahürü olarak görülmüştür. Çok tanrılı dinlerde yarı işlenmiş taşlar, ağaç sütunlar ve dikili taşlar etrafında şekillenen kültler ve kült objeler anikonik türleri temsil etmektedir. Anikonik geleneği yansıtan en yaygın kült nesneleri işlenmemiş veya kısmen işlenmiş taşlardır. Bu bağlamda Hitit ritüellerinde, kült uygulamalarında huwaši taşları önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu taşlar genellikle ırmakların, pınarların, nehirlerin yakınındaki korulara, dağlara, ormanlara ya da doğadaki diğer belirgin noktalara dik bir şekilde yerleştirilmiştir. Hititlerde tanrılar ve tanrıçalar, genellikle şenlik metinlerinde ve kült envanterlerinde huwaši olarak geçen kült objeleri ve totemler olarak temsil edilmişlerdir. Huwaši taşları tanrıların yeryüzündeki tezahürleri olarak düşünülmüştür. Huwaši taşlarına tanrı muamelesi gösterilmiş, kült heykelleri gibi bu taşlar da yıkanıp ve yağlanmıştır. Bu taşlara yiyecek ve kurbanlar sunulmuş, içki libasyonu yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Farkındalık Algısı Ölçeği: Geçerlik ve  Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75135</guid>
      <author>İsmail KARAKUŞFigen KILIÇ </author>
      <description>Araştırmada, üniversite öğrencilerinin dijital farkındalık algılarının belirlenmesi amacıyla psikometrik özellikleri geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 548 üniversite öğrencisine taslak ölçek uygulanmıştır. Bu uygulama sonucunda elde edilen veriler analiz edilmiştir. Verilerin analizi sürecinde madde toplam korelasyonları, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve iç tutarlık güvenirlik katsayısı (Cronbach-alfa) hesaplanmıştır. Yapılan analiz sonucunda 5 faktörlü 20 maddeli beşli likert tipinde ‘dijital farkındalık algısı ölçeği’ geliştirilmiştir. Ölçek faktörlerinin açıkladığı toplam varyans ise % 67,128 olarak bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda ölçeğin geçerli, güvenilir ve verilerle uyumlu olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Güzel Sanatlar Lisesi Başlangıç Düzeyi Gitar Eğitimi Başarı Testinin Geliştirmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74616</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74616</guid>
      <author>Abdullah KAYA</author>
      <description>Araştırmada güzel sanatlar lisesi başlangıç düzeyi gitar eğitimi alan öğrencilerin başarı durumlarını saptamak üzere hazırlanan Gitar Eğitimi Akademik Başarı Testi geliştirilmiş, geçerlik ve güvenirliğinin sağlanması amaçlanmıştır. İlk olarak Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü Çalgı Eğitimi Gitar Dersi Öğretim Programı ve ders kitabı incelenmiştir. Ünite, konu ve kazanımlara uygun olarak 36 maddeden oluşan soru havuzu araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Hazırlanan soru havuzu değerlendirilmek üzere batı müziği konservatuvarı, eğitim fakültesi müzik öğretmenliği ve güzel sanatlar lisesinde gitar alanında görev yapmakta olan üç uzmanın görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri doğrultusunda 20 madde ile son halini alan başarı testi, ülkemizde eğitim vermekte olan 20 güzel sanatlar lisesinde gitar eğitimi alan 100 öğrenciye uygulanmıştır. Uygulamalar sonucunda elde edilen verilerin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,75 olarak saptanmıştır. Başarı testinde geçerlik analizleri olarak kapsam geçerliğini sağlamak için uzman görüşlerine başvurulmuş ve yapı geçerliği için ise madde güçlük ve ayırt edicilik indeksleri yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda güzel sanatlar lisesi başlangıç düzeyi gitar eğitimi alan öğrencilerin başarı durumlarını saptamak üzere kullanılabilecek geçerlik ve güvenirliği sağlanmış bir başarı testi elde edilmiştir. Bu araştırmanın sonuçlarından da yararlanılarak güzel sanatlar liselerinde, eğitim fakülteleri müzik öğretmenliği bölümlerinde ve konservatuvarlardaki gitar alanında ve diğer alan çalgılarında öğrenim gören öğrencilerin başarı düzeylerini ölçmek üzere kullanılabilecek geçerlik ve güvenirliği sağlanmış başarı testlerinin geliştirilebileceği önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancılara Türkçe Öğretiminde Çokanlamlılığın  Durumu-Fiiller</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75006</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75006</guid>
      <author>Mehmet KAYA Ahmet Şükrü SOMUNCU </author>
      <description>Bugün siyasal ve sosyal yapılardaki değişiklikler, teknolojinin hızla gelişmesi ve değişmesi, farklı ülkelerde eğitim alma gibi sebeplerden dolayı ikinci bir dil öğrenmek kolaylaşmıştır. İkinci bir dil öğrenirken temel başvuru kaynakları o dildeki kelimeler ve anlamlarıdır. Türkçe öğrenmek isteyenlerin de ilk olarak başvurdukları materyal kelime ve kelimelerin anlam dünyasıdır. Fakat yabancılara Türkçe öğretiminde kelimelerin farklı anlamlarının öğretilmemesi önemli bir problemlerden biridir. Genelde kelimelerin (özellikle fiiller) temel anlamları üzerinde durulmakta, toplum içerisinde işlek olarak kullanılan diğer anlamları göz ardı edilmektedir. Bu da yabancı uyruklu insanların sağlıklı iletişim kurmalarını engellemektedir. Bu çalışmada Türkçe öğretiminde yoğun olarak kullanılan otuz fiilin öğretilen ve öğretilmeyen anlamları üzerinde durulmakta, fiillerin öğretilmeyen ve halk içerisinde canlı olan anlamlarının yabancı uyruklu öğrenciler için gerekli olduğu görüşü ortaya konulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mızraklı İlmihal’e Dair Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75679</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75679</guid>
      <author>Hamza YALÇINKAYA</author>
      <description>Halk arasında önemli bir yere sahip olan ve Mızraklı İlmihal adıyla şöhret bulan bu eser, yazıya geçiş itibariyle temelleri Klasik Osmanlı Türkçesi dönemlerine kadar uzanan; içerisinde ahlâk, ibadet ve akaide dair konuların belirli bir düzen, tertip ve silsileye uyulmaksızın hususi bir sisteme göre aktarıldığı değerli bir eserdir. Sade bir dilin ve kısa cümleli ve basit anlatım tekniğinin kullanıldığı Mızraklı İlmihal, Osmanlı toplumunda en çok okunan ve ezberlenen eserler arasında yerini almıştır. Mızraklı İlmihal isminin yanında Miftâhu’l-Cenne ‘cennetin anahtarı’ adıyla da anılan bu eserin yazarının kim olduğu, eserin adı ve telif tarihi hakkında bugüne kadar kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bu makalede, halk tarafından Mızraklı İlmihal adıyla kabul gören bu eserin adı, müellifi ve telif tarihi hakkında, daha çok da yazma eser kütüphanelerinde tespit edebildiğimiz nüshalardaki bilgiler doğrultusunda, daha tatminkâr bilgiler verilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fonetik ve Morfolojik Bağlamda Bulgaristan- Koşukavak Ağzı Üzerine Notlar</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75354</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75354</guid>
      <author>Kadir KOÇ</author>
      <description>Bir coğrafi yer olarak Bulgaristan, Osmanlının fetihlerinden çok daha önce Asparuh Han önderliğinde Türklükle tanışmış idi. Tarihin, siyasetin, dinin vb. etkisi ile Bulgar Türklerinin Slavlaştığı bilinmektedir. Bu çalışma, Osmanlının fetih siyaseti ile bölgeye yerleştirdikleri Oğuz Türklerinin konuştuğu Türkçe üzerine eğilmektedir. Evlâd-ı fatihan Bulgaristan Türkleri; yüzyıllar boyunca bu bölgede yaşamış, çoğalmıştır. Balkan Savaşları ile başlayan Türklerin Balkanlar’dan sürülmesi 20. asra kadar süregelmiştir. Türklerin ayak bastığı her toprağa Türkçe de ayak basmış, yayılmış ve değişiklikler yaşamıştır. Bulgaristan Türkçesi, Gyula Nemeth’in sınıflandırması ile Doğu Rumeli Ağızları içerisindedir. Bulgaristan-Koşukavak ağzı, Türkiye’nin siyasi sınırları dışında kalmış olsa da söz varlığından ses ve şekil bilgisine Anadolu ağızlarına benzer niteliklere sahiptir. Bununla birlikte yine aynı başlıklarda çeşitli sebeplerle Anadolu ağızlarından ayrılan yönleri de vardır. Bu çalışma, Güneydoğu Bulgaristan ağızlarından olan Koşukavak ağzının karakteristik özelliklerine değinmektedir. Koşukavak, -Bulgarca resmi ismiyle Krumovgrad- Güneydoğu Bulgaristan’da nüfusunun çok büyük bir kısmını Türklerin oluşturduğu bir yerleşim yeridir. Todor Jivkov iktidarında çok yoğun olmakla birlikte bölge, Türkiye’ye yoğun göç vermiştir. Yine de bölgede etkin bir Türk nüfusu vardır. Türkiye’de ağız çalışmaları zenginken sınırlarımız dışında kalan ağızlarımız ile ilgili yapılan araştırmalar yurt içinde yapılanlara oranla azdır. Yapılan çalışmaların çok büyük bir kısmı da bölgeseldir. Bu çalışma ile yurt dışındaki Türkoloji araştırmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışma oluşturulurken doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın kapsamı saha olarak sadece Koşukavak bölgesini kapsamaktadır. Çalışma, bilimsel anlamda ise ses ve şekil bilgisini kapsamaktadır. Çalışmanın sınırlılıkları ise çalışma sahasının yurt dışında olmasından ötürü örneklemin evreni tam anlamıyla karşılama durumundaki belirsizlik ve Kırcaali bölgesinde yapılan çalışmalar olmasına karşın doğrudan Koşukavak ile ilgili herhangi bir çalışma veya malzemenin olmamasıdır. Çalışma; giriş, fonetik özellikler, morfolojik özellikler, sözlük ve sonuç şeklinde başlıklandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kadınların Mesleki Eğitim Düzeyleri Kırsal Alan Çalışması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75483</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75483</guid>
      <author>Sevcan ALTINTAŞ</author>
      <description>Eğitim, hayat boyu devamlılık sağlandığı takdirde değişen hayat koşullarına uyum sağlamada yardımcı olmakla birlikte yaşam kalitesini artırmakta da bir o kadar elzemdir. Yaşamış olduğumuz dönemde bile eğitime ulaşmada fırsat eşitsizliği yaşanabilmektedir. Kadınların hali hazırda eğitime katılım sağlayabilmesi, başladıkları eğitimi devam ettirebilmeleri, aldıkları eğitim üzerine istihdam varlığı açısından bir takım sıkıntılar yaşandığı gözlenmektedir. Mesleki eğitime ulaşım da yaşanan sorunlardan biridir. Kadınlar ilkokula gitmekte bile zorlanırken, mesleki eğitim almakta da bir hayli sıkıntı yaşamaktadırlar. Mesleki eğitim sonrası devamlılık ve iş bulma olanakları da onlar için sorun olmaktadır. Bu çalışmada kırsal kesimde yaşayan kadınların mesleki eğitim durumu, mesleki eğitime ulaşımları ve istihdamı üzerine durulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden betimleyici durum çalışması deseni uygulanmış olup, veri toplama aracı olarak da görüşme tekniği uygulanmıştır. Görüşme için Bartın ili içinde çeşitli köylerdeki kadınlarla temas kurulmuştur, görüşmeyi 11 kadın kabul etmiştir, ancak 10 kadından veri alınabilmiştir. Uygulanan görüşmeler katılımcıların bilinçli onayları ile görüntü ve ses kaydı ile kayıt altına alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre kırsal kesimde yaşayan 10 kadından sadece 3’ü mesleki eğitim almış bulunmaktadır. 10 kadın da ev hanımıdır. Kırsal bölgede yaşayan kadınların mesleki eğitim durumlarını analiz etmek amacıyla yapılan bu çalışmada elde edilen bulgulara göre de büyük çoğunluğun meslek edinme kurslarına katılım sağlayamadığı tespitinde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanat Terapisi ve Yaratım İlişkisi Bağlamında Yapay Zekâ ve Ai-Da Robot Örneği</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75470</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75470</guid>
      <author>Süeda İKİZOĞLU </author>
      <description>Günümüzde insanın iş yapabilme, yazma, konuşma gibi etkin faaliyetlerini gerçekleştirme kapasitesine yaklaşan yapay zekâ, sanat alanında da giderek daha da gelişmekte ve etkili olmaktadır. Bilgisayar programlarının sanat eserleri üretimine katkısı sonucunda, eserlerin sanatsal niteliklerinin sorgulanması ya da kabulü, postmodern sürecin bir parçası olmuştur. Diğer yandan insan hayatını kolaylaştırmak üzere tasarlanan yazılımların sanatsal eylemi taklit etmesini insanın yaratıcı eyleminden ayrı tutmak gereklidir. Nitekim bu eylemde İnsanın kendini ifade etmeye duyduğu ihtiyaç söz konusudur. İnsani deneyimlere ilişkin olan duygu, düşünce dünyasının aktarımıdır. İç ve dış dünyayı anlamlandırmayı sağlayan bir geçiş alanıdır. İyileştirici bu anlamlandırma sürecinde ortaya çıkan form sanatsal düşünmenin sonucudur. Psikoterapide kullanılan yöntemlerden biri olan sanat terapisinin iyileştirici gücü de sanatın gerekliliğini göstermektedir. Nitekim sanat terapisi duyguların anlamlandırılması için iç ve dış dünya arasında bir köprü işlevi görür. Sanat, sözle ifade edemediğimiz duyguların dışarıya aktarımını sağlar. Aynı zamanda sağaltıcı özelliktedir. Bu bakımdan, insan yaşamını kolaylaştırmak için tasarlanan yapay zekânın sanatta ne gibi bir rolü olduğu düşündürücüdür. Kuspit, postmodern süreçte düşünce ve kavram odaklı bakış açısının önem kazanmasıyla sanatın insani özü bakımından noksan kaldığını öne sürmüştür. Günümüzde de ‘sanatçı robotlar’ın eserlerine dışarıdan yüklenen anlamlarla sanat üreten bir robotun önemli hâle gelmesi sanatın insani özü bakımından noksan kaldığı yeni bir durumu daha meydana getirmektedir. Danto’nun, Brillo kutularıyla birlikte “sanat nedir" sorusunu farklı bir açıdan tartışmaya sunması gibi yapay zekânın sanattaki yerinin tartışılması da önemlidir. Sanatın insansızlaştırılması konusunda eleştirel bir bakış sunmayı amaçlayan bu makale, yazılım tabanlı üretilen bir eserin yaratımla ilişkisi üzerine düşündürmeyi amaçlamaktadır. Yaratımın insani yönünü vurgulamak için sanatsal ifadenin gerekliliği ve sanat terapisi arasındaki ilişkiselliğe dikkat çekmektedir. Konuyu somutlaştırmak içinse sanatçı robot Ai-Da örneğine yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19 Döneminde Pulitzer Basın Ödüllü  Fotoğrafların Göstergebilimsel Açıdan İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74555</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74555</guid>
      <author>Hasan ÇELİK Onur TAYDAŞ   </author>
      <description>Fotoğraf hem üretildiği zamanın hem de içinde bulunduğu toplumun da birer göstergesi olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla fotoğrafın teknik analizi sanatsal yapılabildiği gibi, okuma ile içinde barındırdığı göstergelerin bilimsel analizi yapılabilmektedir. Araştırmada COVID-19 döneminde 2020 yılı Ocak-Aralık ayları arasında çekilen fotoğraflar içinden Pulitzer Fotoğraf Ödülü alan 15 fotoğraf incelenmiştir. Bu çalışmanın genelinde, ödüllü fotoğrafçının toplum üzerinde yarattığı etki göz önünde bulundurularak, Pulitzer Fotoğraf Ödülü alan fotoğrafların seçilme ve sunulma esnasında farklılık sağlayan niteliklerin daha iyi anlaşılması için göstergebilimsel analiz yöntemi tercih edilmiştir. 15 farklı fotoğrafın yer aldığı uzun metrajlı seride yaşlıların içinde bulundukları döneme ilişkin yaşadıkları süreci ise “yalnızlık” teması ile sunmuştur. İncelenen Pulitzer Ödüllü fotoğrafların ana ve yan öge etkileşimleri pandeminin toplumda özellikle yaşlı popülasyon üzerinde yaratmış olduğu ölüm korkusu ve kaygısı, beraberinde getirdiği yalnızlık kavramı etrafında konumlandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Keşik Kelimesi Üzerine</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75152</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75152</guid>
      <author>Yazgı Tuğçe KURT ÖTELEŞ</author>
      <description>Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlamasının yanı sıra bir toplumu oluşturan örf, adet, gelenek-göreneklerin daha geniş bir ifadeyle kültürün taşıyıcısıdır. Toplumun temel yapısını oluşturan insanlar, ortak değerler etrafında birleşerek toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı meydana getirirler. Öyle ki bu toplumsal yardımlaşma ve dayanışma toplumların söz varlığına da yansır hatta toplumlar arasında bu kelimeler ödünçleme yoluyla da taşınır. Keşik, Anadolu’da köylülerin hayvanlarını otlatmak amacıyla oluşturdukları bir sıralı yardımlaşma sistemidir. Günümüzde ise Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde imece usulü yapılan işler için de kullanılmaya başlamıştır. Keşik sistemi yalnızca hayvancılık ya da ortak yapılan işlerdeki yardımlaşmayla ilgili olmamış, 13. yüzyılda Moğol askerî düzenine de girmiştir. Moğollara ait en eski kaynak sayılan Gizli Tarih’te Çingiz Han, muhafız birliğine turgak keşik (gündüz muhafız kıtası) adını vermiştir. İlk kez Uygur Türkçesi metinlerinde görülen käzig / keşik kelimesinin tarihî Türk lehçelerinden Karahanlı, Harezm, Kıpçak Türkçesinde de kullanımı devam etmiştir. Kelimenin bugün Türkiye Türkçesi ağızlarında ve çağdaş Türk lehçelerinde de bazı fonetik varyantlarıyla kullanımı devam etmekte ve “nöbet; sıra; salgın hastalık, ölüm”  gibi anlamlarla kullanılmaktadır. Bu makalede, söz konusu kelimenin günümüzdeki toplum hayatındaki sosyo-kültürel açıdan önemi, tarihî ve çağdaş Türk lehçelerindeki kullanım şekilleri, literatür taramasından elde edilen bilgiler ışığında etimolojik çalışmalardaki değerlendirmeleri  ve kökeni üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gravüre Bir Alternatif Olarak ‘’Asetat Baskı‘’</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75022</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75022</guid>
      <author>Umut DEMİREL </author>
      <description>Bu araştırma Güzel Sanatlar Fakültesi Görsel İletişim Tasarım bölümünde verilen geleneksel çukur baskı resim tekniklerine alternatif olarak düşünülebilecek teknik çalışmaları içermektedir.  Görsel İletişim Tasarım bölümü özgün baskı resim derslerindeki uygulamalar, fakültelerin sahip oldukları Özgün Baskı Resim atölyelerinin donanımları ve şartları elverdiğince yürütülmektedir. Çalışma Özgün Baskı atölyelerinin elverdiği ölçüde yapılabilecek farklı çukur baskı resim yöntemlerinin değerlendirilmesini ve bu yöntemleri ortaya çıkarabilecek materyallerin ele alınmasını sağlamaktadır. Ortaya çıkan ve geliştirilen farklı çukur baskı yöntemleri, Görsel İletişim Tasarım bölümündeki öğrencilerinin çalışmalarında uygulanmaktadır. Bölüm öğrencileri, birer tasarımcı adayıdır. Bundan dolayı farklı baskı yöntemlerinin uygulanma amacının üretimde kullanılmak üzere farklı tasarımlar ortaya çıkarmak olduğu söylenebilir. Çalışmada çukur baskı tekniği ile ortaya konulan çalışmalar neticesinde kalın asetat, cd ve alüminyum folyo gibi materyallerle denemeler yapılmış ve bu materyallerden çukur baskı tekniğinin gerektirdiği ölçülerde olumlu neticelere ulaşılmıştır. Söz konusu materyaller geleneksel çukur baskı resim (Gravür) tekniği ve materyal açısından asetat baskıda farklılık vardır. Bu araştırmada materyaller arasındaki farklar gösterilerek materyal ve tekniklerle geleneksel alçak baskı resim tekniklerinin farkı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Farklı materyallerin sağlık, güvenlik ve maliyet bakımından önemli avantajları olduğu görülmüş olup etki ve tekniğin gravür baskıya iyi bir alternatif olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FRİT (Tarihi, Önemi, Kullanım Alanı ve Katkısı)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74896</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74896</guid>
      <author>Rasim BAĞIRLI</author>
      <description>İnsanoğlunun keşfettiği ilk inovatif buluşlardan biri de geçmişten günümüze seramik ve seramik endüstrisinin önemli ara ürünü, stratejik halkası olan frittir. Ortaya çıkışı çağlar öncesine dayanan, esasında bir cam olan, seramik bünyelerde ve sırlarda kullanılan frit, istenilen ve aranan özelliklerde üretilebilmesinden dolayı kontrollü kimyanın önemli bir ürünü haline gelmiştir. Cam ve seramik birlikteliğinden doğan tarihi ve eşsiz seramik eserlerde fritin seramik bünyelere ve sırlara sağladığı katkılar oldukça önemlidir. Seramik-cam birlikteliğinin önemli stratejik ürünü olan frit farklı alanlarda oldukça geniş bir kullanım potansiyeline sahiptir. Çalışmada fritin bulunuşu ve ilk kullanılma ne zaman başlandığı, seramik üretimine getirdiği yenilik ve sağladığı katkılarla seramik dışı alanlarda kullanımı ve öneminin araştırılması hedeflenmiştir. Frit yapım sürecindeki aşama ve yöntemi anlamak, anlamlandırabilmek için araştırmada ve çalışma kapsamında çeşitli seramik hammaddelerinden hazırlanan karışımla frit yapımı gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen frit yapım denemesinde toz halindeki seramik hammaddelerin yüksek sıcaklıkta eritilmesiyle oluşan cam yapının akışkanlığı, viskozitesi, saydamlığı izlenirken soğuma sonrası ince fitil ve küçük cam parçalarından oluşan granül formundaki frite ait bilgiler çalışmada paylaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Örseleyici Çocukluk  Yaşantıları ve Bağlanma Stillerinin Borderline Kişilik Özellikleriyle İlişkisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67765</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67765</guid>
      <author>Batuhan Mikail PUSMAZ </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Üniversite öğrencilerinin örseleyici çocukluk yaşantılarının ve bağlanma stillerinin borderline kişilik özellikleriyle ile ilişkisinin incelenmesidir. Borderline Kişilik Envanterine göre borderline kişilik özelliklerine sahip bireylerin bağlanma tarzlarını belirlemek, çocukluk çağı olumsuz yaşantılarını ölçmek ve borderline kişilik özellikleri olmayan kişiler ile anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek araştırmanın temel problemidir. Bununla birlikte bağlanma stillerinin, Örseleyici çocukluk yaşantıları ve borderline kişilik özellikleri arasındaki aracı etkisine bakılacaktır. Araştırma İstanbul da Üniversite okuyan 18-24 yaş arası 180’i (%44,8) erkek, 222’si (%55,2) kadın toplam 402 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında “Demografig Bilgi Formu”, “Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği (ÇÇOYÇ)”, “Borderline Kişilik Envanteri” ve “İlişki Ölçekleri Anketi” kullanılmıştır. İstatiksel analizler SPSS 25 programına aktarılmış ve elde edilen verilere dönük analizde. “Pearson Korelasyon analizi”, “ANOVA”, “bağımsız örneklemler T Testi” yapılmıştır. Aracı rol analizi için PROCESS 3.5 Makrosu kullanılmıştır. Yapılan çalışmada Çocukluk çağı olumsuz yaşantılarının borderline kişilik bozukluğu oluşturma açısından anlamlı ve pozitif düzeyde ilişkisi bulunmuştur. Aynı şekilde bağlanma tarzlarının çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ile borderline kişilik bozukluğu arasındaki kısmi aracı rolü saptanmıştır. Örseleyici çocukluk yaşantıları yetişkinlik dönemlerinde psikopatolojilere neden olabileceğinden, örseleyici yaşam öyküsü bulunan çocukların uzman bir kişi tarafından desteklenerek becerilerinin ve yetkinliklerinin geliştirilmesi ve örseleyici çocukluk yaşantılarını önlemeye yönelik çalışmalar önemlidir. Bu sebeple ailelerin ve kurumların bu konuda bilinçlendirilmesi ve farkındalığın artırılması gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Türkçesi Ağızlarında Bitki ve Hayvan  Adlarında Renkler ve Türkçe Renk Adlarıyla  İlişkilendirilmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72811</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72811</guid>
      <author>Çiğdem DAMAR</author>
      <description>Renkler, hayatımızın pek çok noktasında yer almakta, yaşamımız renkler ile anlam kazanmaktadır. Türkçede geçmişten günümüze kullanılan bazı renkler ise bugün hem konuşma dilimizde hem de ağızlarda yerini korumaktadır. Eski Türkçede ve Türkçenin çeşitli dönemlerinde kaynaklardan ulaştığımız al, ak, gök, kara, kızıl renkleri bugün de kullanılmakta olan renklerdendir. Bu renkler, Türkiye Türkçesi ağızlarında bugün de yoğun olarak kullanılmakta, bitki ve hayvan adlarında varlığını göstermektedir. Yapılmış olunan çalışmada, bahsetmiş olduğumuz renk adlarının bitki ve hayvanların adlandırılmasında çokça kullanılan renk adları olduğu gösterilmektedir. Çalışmamızda öncelikle Eski Türkçede kullanılan renk adları ardından Türkiye Türkçesi bitki ve hayvan adlarında kullanılan renk adları kaynak taraması gerçekleştirilerek tespit edilmiştir. Bu tespitte kullanılan renk adlarının Eski Türkçede ve Türkçenin farklı dönemlerinde kullanılan renk adları ile ilişkisi ortaya konularak analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca biçimsel olarak renk içermeyen ancak anlamsal olarak Eski Türkçedeki renklerle bağlantılı olduğu düşünülen bitki ve hayvan adlarına da yer verilmiştir. Bu bakımdan çalışmamız kaynak taramasına bağlı olarak gerçekleştirilmiş olup Türkiye Türkçesindeki renk adlarının Eski Türkçedeki renklere bağlı olduğu, geçmişten günümüze tespit edilen renk adlarının Türkiye Türkçesi ağızlarında yer alan bitki ve hayvan adlarında yoğun olarak kullanıldığı gösterilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kök Değerler Bağlamında Minimalizm</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74582</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74582</guid>
      <author>Mustafa ÇOBANEsra BOZKURT </author>
      <description>Sanayi devrimiyle üretim ve tüketim dengesinin değişmesi sonucu tüketim, temel ihtiyaçların giderilmesinden ziyade kimlik ve statünün göstergesi, mutluluğun kaynağı olarak görülmeye başlanmıştır. Ancak gelinen noktada birçok şeye sahip olmalarına rağmen insanların mutsuzluk ve doyumsuzluk hissi yaşamaları alternatif arayışları da beraberinde getirmiştir. Bu arayışlar neticesinde ortaya çıkan ve gün geçtikçe popülaritesi artan minimalizm, aşırı tüketim karşıtı bir yaşam tarzı olarak insanların hayatlarında yer almaya başlamıştır. Minimalizm, insanın nesne karşısındaki tutumunu belirlemenin yanında daha yaşanılabilir bir dünya için bir dizi pratikler içermektedir. Bu açıdan mutluluk arayışına çözüm olarak sunulan minimalizmin toplumun sahip olduğu değerler üzerindeki etkisi araştırılması gereken hususlardandır. Çalışmanın temel problemi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen ve “on kök değer” olarak isimlendirilen değerlerle minimalizm arasında nasıl bir ilişkinin söz konusu olduğudur. Çalışmanın alt problemleriyse minimalizmde kök değerlere yer verilip verilmediği, verildiyse her iki kavram arasında uyum, çatışma ya da etkileşimin söz konusu olup olmadığıyla ilgilidir. Ayrıca minimalizmin kök değerleri kabul eden ya da reddeden bir yaşam tarzı olup olmadığı araştırmanın bir başka alt problemi olarak görülmektedir. Literatür taraması yöntemiyle oluşturulan bu çalışmada konuyla ilgili kaynaklara ulaşılmaya çalışılmıştır. Literatürde yer alan çalışmalar incelendiğinde kök değerlerin eğitim ve öğretim ekseninde ele alındığı ve bir kazanım olarak öğretilmesi gerektiği hususunda yoğunlaşıldığı görülmüştür. Bu çalışma ile kök değerler bağlamında bir yaşam tarzının ele alınıyor olması çalışmanın hem özgünlüğünü göstermekte hem de bu hususta yapılacak araştırmalara katkı sağlayabileceğini düşündürmekte-dir. Araştırmanın sonucunda minimalizmin adalet, öz denetim, sabır, sevgi, saygı, dürüstlük, sorumluluk ve yardımseverlik kök değerleriyle doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Dostluk değerinin karşılıklı ilişkilere göre şekillendiği, sevgi, saygı ve dürüstlük değerlerinin ise gerek insani ilişkilerde gerekse doğal çevrenin ve canlıların korunmasında önemli bir kavram olarak yer aldığı tespit edilmiştir. Minimalizmin on kök değer arasında yer alan vatanseverliği içeren daha kapsamlı ve daha yüksek bir yaşam biçimi olduğu kanısına varılmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kanaat Önderlerinin Tüketicilerin Satın Alma Karar Süreci Üzerindeki Etkileri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71779</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71779</guid>
      <author>Müge DOĞANER </author>
      <description>İşletmelerin tüm planlarının ve eylemlerinin ana kaynağı insandır. Dijitalizm ve inovasyonun öneminin her geçen gün arttığı çağımız tüketim dünyasında, tüketiciler işletmelerin tüm etkinliklerinin merkezi haline gelmiştir. Pazarlama insanlarla karşılıklı iletişimin yoğun olarak yaşandığı bir bilim dalı olduğundan, pazarlamacıların sektördeki rakiplerine karşı fark yaratabilmeleri ve uzun vadede varlıklarını sürdürebilmeleri amacıyla, faaliyet gösterdikleri pazarın tüketici profilini iyi analiz etmeleri gerekmektedir. İçine doğulan aile, rol model alınan kişiler, sosyal çevre, kişinin toplum içinde elde ettiği konum ve sahip olduğu mevki satın alma karar sürecini büyük ölçüde etkilemektedir (Durmaz ve Oruç, 2011, 60). Tüketici davranışları ise, kişilerin veya grupların ihtiyaçlarını karşılamalarına yönelik tüm aşamaları kapsayan önemli bir disiplindir. Tüketicilerin satın alma davranışını etkileyen ve onları motive ederek eyleme yönelten birçok faktör bulunmaktadır. Sosyal medya fenomenleri, başka bir deyişle yeni kanaat önderleri günümüz tüketici davranışlarına yön veren önemli faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır (Ülgen, 2020). Bu çalışmanın amacı hem toplumsal yaşamda hem de dijital ortamda varlığını sürdüren kanaat önderlerinin, tüketici satın alma davranışlarını hangi yönde etkilediğini kapsamlı bir literatür taraması ve benzer çalışmalar bağlamında ortaya koymaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Halk Bilimi Unsuru: Bıçak</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71226</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71226</guid>
      <author>Tuğçe YILMAZ</author>
      <description>Halk bilimi, içerisinde barındırdığı açık ve örtük işlevlerle birlikte insanoğlunun varoluşundan itibaren onun yaşamının bir parçasıdır. İnsanoğlunun hayatını idame ettirmek adına gerçekleştirdiği eylem, sanat, meslek vb. fizyolojik ve psikolojik unsurlardan meydana gelen ürünler Halk biliminin öğeleridir. Halk bilimi, içerisinde barındırdığı açık ve örtük işlevlerle birlikte yaşamının bir parçası olma özelliğini daima korumuştur. İnsanlığın ilk dönemlerinde yaşamı kolaylaştıran bir araç olarak karşımıza çıkmakta olan bıçak, zaman içerisinde gelişen ve değişen dünya şartlarıyla birlikte değişime uğramıştır. Seri üretimin beraberinde tek tipleşen bıçak tipleri geleneksel yöntemin aktarılmasında kopukluk söz konusu olmuştur. Bunun beraberinde sanayi merkezli üretimin daha ekonomik ve daha kısa sürede üretilmesi gibi nedenlere bağlı olarak da geleneksel bıçak üretiminde azalmalar meydana gelmiştir. Kökenlerini Türklerde önemli madenlerden biri olan demirden alan bıçak, çeşitli teknik ve yöntemlerle icra edilmektedir.  Türk kültüründe kadim bir değere sahip olan demir madenine paralel olarak gelişim gösteren bıçak, başta avcılık ve besin ihtiyacının giderilmesi olmak üzere toplumun tecrübe ettiği olaylar karşısında ortaya koyduğu çeşitli uygulama ve ritüelleri de bünyesinde barındıran bir halk bilimi unsuru olmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kentsel Dönüşüm Faaliyetlerinde Ekolojik  Yaklaşımlar: Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Alanı Örneği</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74346</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74346</guid>
      <author>Merve ERTÜRK Ayşe ÖZAYDIN SİPAHİ ,Süleyman TOY </author>
      <description>Türkiye’de 1950’li yıllar sonrasında artan sanayileşmenin etkisiyle köyden kente göç başlamış ve kentlerdeki insan yoğunluğu önemli derecede artmıştır. Bu artış kentlerde konut ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Kısa sürede, az maliyetli ve imar izni olmayan gecekondular yapılmıştır. Ortaya çıkan bu gecekondular kentsel dokunun (tarihi, doğal, kültürel) ve kent kimliğinin bozulmasına yol açmıştır. Kentlerin kimliklerini kaybetmesi ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlara sebep olmuş, bu durum Türkiye’de kentsel dönüşüm kavramını ortaya çıkarmıştır. 19. Yüzyılda ortaya çıkan sanayi devriminin ardından kentlerde ikincil olarak 1980’li yıllarda artan ve günümüze kadar devam eden konut ihtiyacı imar izni olmayan yapılaşma ile sağlanmıştır. Oluşan bu sağlıksız yerleşim alanları çarpık kentleşmeyi beraberinde getirdiği için yasal düzenlemeler gerekmiş ve bu alanların kentlere tekrar kazandırılması amacıyla kentsel dönüşüm zorunlu hale gelmiştir. Kentsel dönüşüm, kentsel yenileme, kentsel iyileşme kavramlarıyla başlatılan kentin iyileşme sürecinde kentlerin yeniden yapılandırılması, toplu yaşam alanları kurulması, kentin en verimli şekilde kullanılması amaçlanmaktadır. Kentleşme sürecinde yer alması gereken en önemli konulardan olan ekolojik ve sürdürülebilirlik yaklaşımları kentlerde ortaya çıkan trafik, alt yapı, kentsel yeşil alan gibi pek çok sorunun çözümünde kullanılabilmektedir. Bu çalışma sözü edilen sorunları, kentsel dönüşüm sonrasında da yaşamaya devam eden Fikirtepe bölgesinin kentsel dönüşüm faaliyetlerini ekolojik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda ele alarak inceleyen bir çalışmadır. Çalışma kapsamında kentsel dönüşüm uygulanan örnekler incelenmiş ve ekolojik yaklaşım ilkeleri belirlenmiştir. Fikirtepe bölgesinin ekolojik ve sürdürülebilirlik kavramlarına uygunluğu belirlenen ilkeler doğrultusunda değerlendirilerek tablo üzerinden tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Edebiyatında Dramatik Şiirin Seyri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70484</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70484</guid>
      <author>Nuray 3. KARAKAYA Mesut KÖSEOĞLU  </author>
      <description>Şiir, metin türleri içerisinde tanımı ve kapsamı hususunda en çok ihtilafa düşülen türdür. Şiirler; şekil ve içerik özelliklerine göre çeşitli tasniflere tâbi olmuşlardır. Bu tasniflerden biri de “şiir türleri”  başlığı altında yapılan sınıflandırmadır. Şiir türleri; lirik şiir, epik şiir, didaktik şiir, dramatik  şiir, satirik şiir, pastoral şiir gibi başlıklarda incelenir. Bazı görüşler bu şekilde keskin çizgilerle bir tasnifin yapılamayacağı yönündedir. Özellikle dramatik şiir; manzum tiyatro, anlatı şiiri, manzum hikaye gibi birçok terimle iç içe kullanılmıştır. Bu çalışmada “dramatik şiir” terimi üzerinde durulacak ve bu terimin ortaya çıkış süreci, dünya edebiyatındaki bazı yansımaları ve edebiyatımızda İslamiyet öncesi süreçten başlayarak günümüze kadar gelen edebi dönemlerden bazı örnekleri sunularak “dramatik şiir” kavramının çerçevesi biraz daha netleştirilmeye çalışılacaktır. Dramatik şiir olarak tanımlanan şiirin Türk edebiyatının her döneminde kendine yer bulabildiği, tüm şiirlerin aslında bir anlatı temeline dayandığı da yine bu çalışmada örneklerle sunulmuştur. Günümüze kadar gelen edebiyat tarihi çalışmalarında şiirin türlere göre edebiyatımızda yer alma sürecinin yeteri kadar yer bulmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışma kendisinden sonra yapılacak başka şiir türü incelemelerine de kaynak teşkil edecektir. Çalışmanın araştırma sürecinde sözlü dönemde yer alan kaynaklarda geçen şiirlere, Türk dilinin ilk sözlüğü olan Divan-ı Lügati’t Türk’te geçen konuyla alakalı dörtlüklere, halk hikayelerinde ve divan şiirindeki dramatik şiir birimlerine, Batı etkisindeki Türk edebiyatı sürecinin ilk dönemi olan Tanzimat şiirinden Servet-i Fünun dergisinde yer alan bazı dramatik şiir örneklerine ve Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde dramatik örneklere kadar kaynak taraması yapılarak çalışma sonuçlandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


