






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2024 Sayı 39</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3024</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Covid-19 ve Dil Öğretiminde BİT'in Yükselişi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75962</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75962</guid>
      <author>Aslıhan ERDOĞAN</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 8.5pt; line-height: 150%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;COVID-19 salgını, dünyadaki her sektörü o kadar şiddetli etkiledi ki, teknoloji günlük hayatımızın çok önemli bir parçası haline geldi. Bilgi İletişim Teknolojisi (BİT), bilgisayarlar, internet, yazılım, kablosuz ağlar, cep telefonları, sosyal ağlar, video konferans ve diğer tüm iletişim teknolojilerini ifade eden daha geniş bir terimdir. BİT, öğrencilerin aracılığıyla hayata hazırlandığı bu çağın öğretim sürecine uygun yöntemi kullanabilme kapasitesine sahiptir. BİT becerileri, öğrencileri gelecekteki zorluklarla yüzleşmek için gereken niteliklerle donatır. Öğrencilerin becerilerini ve bilgilerini geliştirmelerine ve motivasyonlarını artırmalarına yardımcı olur. İngilizce lisanı öğretimi (ELT), yıllar içinde öğretmen merkezli yaklaşımlardan sıyrılarak, öğrenen merkezli yaklaşımlara yönelik değişimin yaşandığı başka bir alandır. Pandemi, tüm ülkelerde okulların kapanmasına ve öğretim yöntemlerinin yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır. Pek çok değişiklik arasında, dijital teknolojiler tüm eğitim için zorunlu bir araç haline gelmiştir. Dinamik ve etkileşimli doğası göz önüne alındığında, BİT’ler öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını bireysel öğrenmelerini yönlendirmelerine izin vererek karşılayabilir. Bu çalışma, literatür taraması yoluyla, BİT’lerin dil sınıflarında eğitim yöntemlerine rehberlik etme potansiyeline sahip olup olmadığını araştırmayı amaçlamaktadır. BİT’in eğitimde değişim ve reform için önemli bir araç haline geldiği sonucuna varılmıştır. Ancak, geleneksel öğretim yöntemlerinin avantajlarından vazgeçmek için henüz çok erken olduğu da ulaşılan sonuçlar arasındadır. Bu çalışma, dil öğretiminde BİT kullanımının avantaj ve dezavantajlarını incelecek daha ileri çalışmalara altlık etmesi açısından önemlidir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Heykelde Hiperrealizm ve Robotik Sanat</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76745</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76745</guid>
      <author>Osman YILMAZ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu makale hiperrealist heykelin gerçeklik karşısında kopya ve temsili ilişkilerini araştırarak, hiperrealist heykelin yeni bir biçimi olan hümanoid (insanımsı) robotların sanat üzerine etkilerini yorumluyor. Çağdaş sanatın manzarasında hiperrealist heykel doğa gerçekliğini taklit etme arayışının bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor. Temsile bağlılığıyla detaycı bu sanat formu büyüleyici heykellerin elle tutulur gerçekliğine ışık tutuyor.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Hiperreal heykel gerçekle taklit arasında bir ikilem yaratsa da tanıdık olanla tanıdık olmayanı birbirine yaklaştırıyor. Geleneksel figür anlayışının ötesinde, hiperrealist heykel yüksek çözünürlüklü renkli fotoğraflar gibi canlı kopya figürlerle heykelde yeni bir dönemi başlattı. Hiperreal heykel, mimetik (taklit, kopya ya da yansıtma) sanat tarzıyla gerçek ve gerçek olmayan arasında algımızı bulanıklaştırmakla kalmadı, tekinsiz bir durum da yarattı. 1960’ların sonlarına doğru Amerikalı (ABD) heykel sanatçısı Duane Hansen doğrudan modelleri üzerinden kalıplar alarak birebir ölçekte ilk hiperreal heykellerini yaptı. Hansen’ı vatandaşı John De Andrea takip etti. De Andrea eski klasik sanata öykünen pozlarda yaptığı hiperreal figürleriyle hem kopyalama tekniğini hem de yorum farkını gösterdi. Amerikalı sanatçıların ardından hiperreal heykel’e Avustralyalı sanatçılar öncülük etmeye başladı. Ron Mueck doğrudan kalıplama yöntemi yerine geleneksel modelleme yöntemini kullandı. Farklı oranlarda yaptığı aşırı gerçekçi figürleriyle insan gerçekliğini tekrardan sorgulattı. Mueck’in açtığı yoldan Sam Jinks duygusal kompozisyonları yanında, Eski Mısır ve Yunan sanatında görülen tarzda, ilk hibrit figürleriyle yeni bir tarza öncülük etti. Ayrıca Jinks kendine özgü geliştirdiği kopyalama teknikleriyle insan biçimli robotik çalışmalara da katıldı. Patricia Piccinini Tanıdık olanla, tanıdık olmayan transfigürasyonlarıyla tekinsizlik dozunu artırdı. Hiperreal heykele paralel gelişmelere öncülük eden robotik bilim ve sanatı aynı çatı altında buluşturdu. Robotik sanat, hiperreal heykelin canlandırdığı figürlere hareket, konuşma gibi davranışları taklit ederek yapay zeka destekli sentetik kişilikler yarattı.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Hümanoid tiplemelerin yarattığı tekinsizliği robotik bilimci Masahiro Mori modern psikolojinin öncülerinden habersiz “Tekinsiz Vadi” olarak yeniden yorumladı. Robotik sanatın diğer multidisipliner sanat şekli olan animatronik sanat yeni bir sanat yapma şekline öncülük etti. Jordon Wolfson’ın tekinsizliğe vurgu yapan animatronik heykelleri bu tarza öncülük etti.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Makedonya Muhacir Kadınlarının Evlilik  Törenlerinde Giydikleri Gelin Entarisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76673</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76673</guid>
      <author>Feriha YILDIZKadriye Didem ATİŞ ,Ayşe Gamze ÖNGEN </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 8.5pt; line-height: 150%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Makedonya, coğrafi konumu, etnik yapısı, din, dil, kültürel özellikleriyle Balkanlar’da önemli bir bölgedir. Türklerin bu topraklara gelmeleri ve yerleşmeleri 1371 Meriç zaferi ile başlamıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;1912-1913 yılları arasında Balkan Savaşlarıyla Osmanlı egemenliğinin bu topraklarda sona ermesiyle, bölgedeki Türk nüfusu Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır. Sakarya iline göç eden Kınalı muhacirlerinin evlilik geleneği üzerine yapılan bu araştırmada, kültürlerini sıkı sıkıya koruyarak gelecek kuşaklara aktarmaya çalıştıkları gözlenmiştir. Araştırmalar sırasında Kınalı muhacir aileleri ziyaret edilerek, aile büyükleriyle sözlü görüşmeler (röportaj) gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonucunda; günümüzde artık genç kızların geleneksel gelinlik giymeyi tercih etmediklerini sadece kına gecelerinde ve önemli günlerde bu giysileri giyerek kısmen de olsa bu geleneği sürdürdükleri tespit edilmiştir. Bu nedenle gelin entarisinde kullanılan, dokuma ve süsleme tekniklerini, malzeme ve aksesuarlar üretimini yapan kişilerin giderek azaldığı bilgisine ulaşılmıştır. Bu bağlamda bu çalışmada, geleneksel el sanatlarından olan Makedon (Kınalı) gelin entarisinin üretim, desen ve süsleme özelliği, giysilerde kullanılan malzeme, aksesuar çeşitliliği, giysilerin giyinme sırası, ritüeller gibi birçok önemli bilginin gelecek nesillere aktarılması ve sürdürülebilirliği için bu araştırmanın önemli olduğu düşünülmektedir. Ayrıca bu konuda kaynakların az olması nedeniyle, çalışmanın araştırmacılara önemli bir bilgi sağlayacağı düşünülmektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Çalışmada elde edilen tüm bilgiler, görsel verilerle desteklenerek sunulması hedeflenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ekoturizm Kapsamında Kilis İli Doğa Yürüyüşü  Rotaları Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76648</guid>
      <author>Melda AKBABAGamze ÖZEL </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Dünyada ekoturizm faaliyetlerine verilen önemin ve ilginin artmasıyla birlikte bölgelerin sosyal, ekonomik ve çevresel olarak gelişim sağlaması ve sürdürülebilirliğin sağlanması noktasında ekoturizm arz kaynakları turistik faaliyet olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu sayede bölgelerin ekoturizm arz kaynaklarını turistik ürün çeşitliliği kapsamında belirleyerek yöresel kalkınmanın da sağlanabilmesi önem arz etmektedir. Kilis ilinde doğal kaynakların ekoturizme kazandırılması noktasında doğa yürüyüşü rotalarının belirlenerek değerlendirilmesi ve turizme kazandırılması için çeşitli öneriler getirilmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada Kilis ilinde doğa yürüyüşü rotalarının belirlenmesi amacıyla dünyanın en iyi açık hava rotalarının paylaşıldığı ve keşfedildiği doğada yön bulma GPS uygulaması Wikiloc uygulamasından gezginlerin deneyimleyerek paylaştığı veriler dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Wikiloc uygulamasında Kilis ili (Türkiye) içindeki en iyi rotalar aramasıyla 135 adet bireysel rotaya ulaşılmış olup, bunlar incelenerek 13 adet rota dikkate alınmıştır. Söz konusu rotalar Kilis il merkeziyle Musabeyli ve Polateli ilçelerini kapsamaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Bununla birlikte doğa yürüyüş rotaları belirlemeye yönelik kullanılan Wikiloc uygulamasında gezginler tarafından oluşturulan rota istatistikleri kapsamında rotanın mesafesi, teknik zorluk seviyesi, maksimum irtifası (yükseklik), minimum irtifası, türü, süresi ve koordinatları bilgilerine yer verilmiştir. Bunun sonucunda ekoturizm kapsamında Kilis ilinde gezginler tarafından deneyimlenerek belirlenen rotalar Kilis ilinin inanç, gastronomi, tarih ve kültür turizmini destekleyecek ve gerek iklimi gerekse bitki örtüsüyle çekici güç oluşturabilecek nitelikte olduğu belirlenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pitz Top Oyunu ve Günümüze Yansımaları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76576</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76576</guid>
      <author>Rabia ÖZKILIÇOsman İMAMOĞLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmanın amacı eski çağlarda orta Amerika bölgesinde oynanan top oyunu olarak pitz oyununun günümüze yansımalarının araştırılmasıdır. Literatür taraması yapılmıştır. Bu antik dönem top oyunu Mayalar arasında “Pitz”, Aztekler arasında ise “õllamaliztli” ismi ile oynanmıştır. Bu spor Antik Orta Amerika’nın Kolomb öncesi insanları tarafından en az MÖ 1650 yıllarında oynanmaya başlamıştı ve ritüel birtakım çağrışımları içeriyordu. Kadınlar ve çocuklar, kralların ve hatta tanrıların oynadığı bir spor olarak düşünülür. Bu oyunun dini çağrışımları Mayaların yaratılış mitlerinde de yer alıyordu. Kurban etme törenlerinde de oynanıyordu. Kuralları kesin olarak bilinemeyen antik dönem orta Amerikan spor bugün Guatemala ve Meksika’nın bazı bölgelerinde hala oynanıyor.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Antik dönem diğer sporları gibi dinsel etkiler altında yapıldığı ve bazı kaynaklara göre ölümcül olduğu düşünülür. Bu top oyunu farklı dönemlerde ve kültürlerde squash veya tenise benzeyen bir spordan daha çok basketbol gibi bir spora kadar çeşitlilik gösteriyordu.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Günümüzün voleybol veya raketbol gibi sporların orijini olabilir. Oyun insanlar arasındaki çatışmaları çözmek ve onları kültürel geçmişlerine bağlılık için hizmet edebilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kolaj Sanatının Tasarım Olgusu Olarak Dijital ve Heykel Sanatına Yansımaları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76371</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76371</guid>
      <author>Nida KANGonca Hülya YAYAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bilim ve teknolojinin gelişmesi ile sosyo kültürel yapıdaki değişimler, sanayileşme, kentleşme gibi sanatın da gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Her toplumda teknik ve malzemelerin imkânlarından yararlanarak, yeni anlatım biçimleri oluşturmuş ve kendi sanatlarına da yön vermişlerdir. Bu sanatlardan birisi de kolaj sanatıdır. Kolaj; Asamblaj, montaj ve fotomontaj gibi kavramlarını içerisinde barındırmaktadır. Fakat kolaj bir tasarım aracı olarak sadece resim sanatında değil; heykel, kitap, takı, dijital sanat, mimari, kırkyama, grafik ve müzik gibi pek çok sanat alanında ve disiplinler arası uygulanan bütün tasarımların içerisinde yer almıştır. Bir teknikten ziyade bir düşünce biçimine dayanan kolaj sanatı, Kübizm ’den Dada, Sürrealist Sanat, Soyut Sanat, Pop Sanat, Çağdaş ve Güncel sanata kadar içinde etkin bir şekilde kullanılmıştır. Bir döneme öncülük eden ve kolajı sanatsal bir ifade aracı olarak gören sanatçıların başında; Henri Matisse, George Braque, Pablo Picasso, Kurt Schwitters, Marcel Duchamp, Richard Hamilton gibi sanatçılar gelmektedir. Bu araştırmanın esas amacı kolaj sanatının yansıdığı tasarım alanlarını araştırmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi ile veri toplamada literatür taramadan yararlanılmıştır. Araştırma kolajın yansıdığı alanlar içinden sadece Dijital sanatta beş eser Alessandro Bavari, Anna Ursyn, James Faure Walker, Nil Yalter ve Hamdi Telli‘nin birer eseri ile heykel sanatında da on eser Pablo Picasso, Marcel Duchamp, Vladimir Tatlin, Meret Oppenheim, Robert Morris, Nam June Paik, Raoul Hausmann, Akio Takamori, Richard Aldrich ve Hande Şekerciler’nin birer eseri olmak üzere on beş eserle sınırlandırılmıştır. Araştırmanın evrenini kolajın yansıdığı farklı çalışmalarla, örneklem olarak Dijital ve Heykel Sanatına olan yansımaları olarak ele alınmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kamu Görevlisinin Kişisel Verileri Ele Geçirme Suçu</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76339</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76339</guid>
      <author>Enes AKSU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına verme, yaymak ve ele geçirmek, TCK’nın 136/1. fıkrasında düzenlenen suçun seçimlik hareketleri olarak düzenlenmiştir. Bu hareketlerin kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi suçun nitelikli halini oluşturmaktadır. Kamu görevlileri; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişilerdir. Kişilerin özel hayatlarının gizliliğini, kişisel verilerini korumakla yükümlü başlıca sorumlular bu verilere kamu gücü ile erişim kolaylığı sağlayan kamu görevlileridir. Kamu görevlileri açısından kişisel verileri ele geçirme hareketinin tanımı, suçun temel şekline göre kendilerine verilen yetkiler dolayısıyla daha karmaşıktır. Veri sorumlusunca kısıtlanmadıkları sürece istenildiği an görevliler, yetkilendirildikleri sistemde kişi bilgilerini sorgulayıp mevcut kayıtları inceleyebilmektedir. Kamu görevlilerin, görevlerinin verdiği yetkinin kötüye kullanımı ile kişisel verilerin ele geçirilmesi eyleminden; yetki sınırlarının aşılıp aşılmadığı ile yetki sınırlarında dahi olsa hukuka uygun olmayan bir saikle hareket edip etmediklerine bakılmalıdır. Kamu görevlisinin halihazırda kurumun sistemine işlenmiş ve dolayısıyla saklanan verilere erişim yetkisini kötüye kullanması ve veriye ilişkin bilgiye yalnızca duyu organları aracılığıyla sahip olması bu bağlamda kabul edilmemektedir. Çalışmamızda öncelikle, kişisel veri kavramı ile suçun basit haline ilişkin unsurlardan bahsedilmiştir. Kamu görevlisinin suçun faili olduğu nitelikli hâl, özellikle yetkinin kötüye kullanılması suretiyle kişisel verileri ele geçirme hareketinden ne anlaşılması gerektiği üzerinde durulmuştur. Son olarak mevcut norm hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>el-Hûî’nin Kütüb-i Erbaa’daki Rivayetlerin Sıhhatiyle İlgili Değerlendirmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76009</guid>
      <author>Hasan SELAM</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Ebû’l-Kasım b. Ali Ekber b. Hâşim Mûsevî el-Hûî, (ö.1413/1992) ricâl ilminde telif ettiği kitabı Mu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ʿ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;cem&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; ric&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;â&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;li&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;l-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Cambria',serif; mso-bidi-font-family: Cambria; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ḥ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;adîs&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;̱&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; ve taf&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Cambria',serif; mso-bidi-font-family: Cambria; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ṣ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;îlu taba&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Cambria',serif; mso-bidi-font-family: Cambria; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ḳ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;āti’r-ruvât’ın girizgâhında “mutekaddimûn Şîa hadis âlimleri ile ilk dönem fukahanın önemsediği ilimlerden biri şüphesiz ricâl ilmidir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Ancak sonraki dönemlerde ricâl ilmi ihmal edilmiştir. Öyle ki ictihad ve şer‘î ahkâmı istinbat için gerekli değildir gibi bir inanış ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı bu ilmin özelliklerini taşıyan ve kapsamlı bir kitap telif etmeye niyetlendim” demektedir. Alfabetik olarak düzenlediği eserin mukaddimesinde, mâsum imamlardan rivâyette bulunan her râvinin hüccet (delil) olamayacağını, ancak sika ve hasen olanların haberlerinin alınabileceğini, bunun ise ricâl ilmiyle bilinebileceğini, eserini de bu maksatla telif ettiğini belirtmiştir. Müellif İmâmiyye Şîası nezdinde Ehl-i Sünnet’e ait Kütüb-i Sitte değerinde kabul edilen Kütüb-i Erbaa’da yer alan hadislerin senetlerinde zikredilen râvilerin tümünü tetkik etmiş ve sonuç olarak rivâyetlerin hepsinin mâsum imamlardan geldiğinin kesin olmadığını söylemiştir. Zira bu râviler arasında zayıf, yalancı, lanetlenmiş, hadis uydurmakla malum olanlar ile meçhul râviler vardır. Kütüb-i Erbaa’daki hadislerin sıhhatlerinin şüphe taşıdığını ifade eden el-Hûî, bu kitapları ayrı ayrı değerlendirmekte, bunlarda mâsum imamlardan sadır olması mümkün olmayan haberlerin yer aldığını delilleriyle birlikte gösterip bu konuda aksi görüş beyan edenlere cevaplar vermektedir. Eserinde rical ilminin gerektirdiği titizliğe riâyet ederek Kütüb-i Erbaa’daki râvilerin cerh ve tadil yönünden durumlarını gözler önüne sermiş, bu yolla da dört kitabın hadis ilmi açısından değerinin tespitini ortaya koymaya çalışılmıştır. el-Kâfî, Men lâ yahduruhu’l-fakîh, el-İstizkâr ve el-İstibsar’dan oluşan Kütüb-i Erbaa’nın imamlardan sadır oluşunun katî olmadığı ve içerdikleri hadislerin tümünün sahih olmadığını örneklerle ispatlanmaya çalışmıştır. el-Huî Şîa uleması tarafından mukaddes mertebesine çıkarılmış olmasından olsa gerek en çok el-Kâfî rivâyetlerinden örnekler vererek Kütüb-i Erbaa’daki rivâyetlerin masumlardan sadır oluşunun katî ve içerdikleri hadislerin tümünün sahih olduğu tezini çürütmeye çalışmıştır. Bu çalışmada el-Hûî’nin mezkûr eserindeki tespitlerinden öne çıkanlar kaydedilerek tahlil edilmeye çalışılacaktır. Öncelikle İmâmiyye âlimlerinin ricâl ilminin gerekli olup olmadığı hususundaki görüşleri açıklanacak, ardından Hûî’nin konu hakkındaki değerlendirmeleri zikredilerek analiz edilecektir. Konu, Şîa âlimlerinin kendi hadis kaynaklarına bakışlarını ortaya koymayı amaçladığından Şii kaynaklardan istifade edilmeye özen gösterilmiştir. Başka bir ifade ile Şiî ilim adamlarının kendi hadis kaynakları hakkında yaptıkları eleştiri ve tenkitleri okuyucuya sunmaya çalıştık.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Antik Olimpiyatların Modern Olimpiyatlara Etkileri ve Günümüze Yansımaları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75808</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75808</guid>
      <author>Erol DOĞANOsman iMAMOĞLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmanın amacı antik olimpiyatların modern olimpiyatlara etkileri ve günümüze yansımalarının araştırılmasıdır. Literatür taraması yapılmıştır. Antik olimpiyatlar ve Yunan sporu üzerine çok sayıda eserler yazılmıştır. Bu eserler arkeolojik kalıntılar, destanlar ve yazıtlardan yola çıkılarak ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada bu ifadelerden ortak olan bazı görüşler belirlenmeye çalışılmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Antik Olimpiyatların ilk çıktığı ter Yunanistan Olimpia kenti olarak kabul edilir. İlk yarışmalar atletizm yani koşu yarışmalarıdır. Daha sonra boks, güreş, pentatlon, pankreas ve atletizmde disk ve cirit atma olduğu yaygın görüştür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Oyunların ilk ortaya çıkışında inandıkları tanrıları onurlandırmak önemli bir etkendir. Yarışma alanları yapmışlar ve sporcuları yetiştirmek için eğitmenleri vardı. Genellikle sporcuları çıplak yarışmışlar veya öyle tasvir edilmişlerdir. Kutsal olarak adlandırılan oyunlardan en büyüğü olimpiyat oyunları olarak günümüzde de yapılmaktadır. Antik Yunan’da sadece kadınların katıldığı oyunlar da yapılmıştır (Hera oyunları).&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Antik Olimpiyat Oyunları’nda kadınlar yarışmamışlardır. Antik oyunlarda ve olimpiyatlardaki bazı kurallar değişerek günümüz sporlarında hala devam etmektedirler.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Pankreas ve meşale yarışları gibi bazı sporlar ise tarihte kalmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Yine günümüz sporunda görülen sporda şiddet, yolsuzluk, hile gibi istenmeyen davranışlarda görülmüştür. Antik olimpiyatların ne zaman sonuçlandırıldığı üzerine farklı görüşler vardır. Antik Yunan Olimpiyatları’nın Roma İmparatorlarınca son verilmesi ve Roma’da yeni olimpiyatlar başlatmalarını söylemek yanlış olmaz.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Roma İmparatorluğu adına düzenlene olimpiyatlarında Milattan Sonra 526 yılında Antakya’da son defa yapıldığı tespit edilmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Antik Dönem Olimpik Oyunlarının tarihlere ve organize eden ülkelere göre yeniden sınıflandırılması önerilebilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nizam-ı Alemden Nizam-ı Cedide Osmanlı  Düşüncesinde Devlet ve Toplum İlişkisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75662</guid>
      <author>Mert Can ERDOĞAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Osmanlı siyaset düşüncesinde devletin toplumla olan ilişkisi kapsamlı bir teori ve iç içe geçen kavramlar ile izah edilmekteydi. Buna göre tüm siyasal süreçlerin nihai amacı nizam-ı âlem olarak adlandırılan kamu düzenini inşa etmekti. Bu düzenin mevcudiyeti, toplumun iç dengesine ve üretimin devamlılığına bağlıydı. Toplumun iç dengesi, toplumu oluşturan dört sınıfın birbiriyle uyum içerisinde hareket etmesiyle sağlanıyordu. Bu sebeple söz konusu yaklaşıma erkan-ı erbaa yani dört unsur kuramı deniyordu. Üretimin devamlılığı ise adalet dairesi olarak adlandırılan ve devletin varlığını halkın refahına bağlayan bir kuram ile açıklanmıştı. Ancak XVI. yüzyıldan XVII. yüzyıla geçen süreçte Osmanlı Devleti’nde de devlet-toplum ilişkisi değişti. O zamana kadar Osmanlı gücünü ve başarısını açıklamak için kullanılan adalet dairesi ve dört unsur kuramı, XVI. yüzyılın son çeyreğinden itibaren karşılaşılan sorunlara çözüm bulmak için kullanılmaya başlandı. Bu çerçevede XVII. yüzyılın ortasına kadar Osmanlılar, karşılaştıkları sorunları, adalet dairesinden sapmalar ve toplumsal düzendeki bozulmalar olarak gördüler, çözüm olarak ise yine adalet dairesine dönmeyi ve toplumsal dengeyi sağlamayı önerdiler. Ancak XVII. yüzyılın ortasından itibaren Osmanlı yazarları eskiye dönmenin mümkün olmadığına kanaat getirdiler ve İbn-i Halduncu bir yaklaşımla değişen topluma yönelik çözüm arayışına girdiler. XVIII. yüzyıldan itibaren Osmanlılar, Avrupa’dan gelen yeni fikir akımlarının etkisiyle toplumu sadece değişebilen değil değiştirilmesi gereken bir yapı olarak görmeye başladılar. Bu çerçevede kendi bekası için halka adalet sunan ve toplumsal dengeyi muhafaza eden devlet anlayışı yerine kendi bekası için toplum yapısını şekillendiren, üretim kapasitesini geliştiren ve ortaya çıkan üretimden en fazla geliri elde eden devlet anlayışı benimsediler.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şermin Yaşar’ın Çocuk Edebiyatı Eserlerindeki Söz Varlığı Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75949</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75949</guid>
      <author>Derya YAMAN KUNDUZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Dillerin söz varlığı denince akla bir dildeki kelimelerin tamamı gelir. Sözcük hazinesi, kelime hazinesi, söz dağarcığı, vokabüler gibi değişik terimlerle de karşımıza çıkan söz varlığı geniş kapsamlı düşünülünce deyimler, terimler, atasözleri gibi alanları da kapsar. Yani bir dile ait sözlerin bütünü, o dilin söz varlığını oluşturur. Türk dili, söz varlığı açısından zengin olmasına rağmen bu zenginliği ortaya koymak amaçlı yapılan çalışmalar yeterli değildir. Hal böyleyken söz varlığını belirleme amaçlı çalışmalar son derece önem kazanmıştır. “Şermin Yaşar’ın Çocuk Edebiyatı Eserlerinin Söz Varlığı Açısından İncelenmesi “adlı çalışmada, son dönemde en çok okunan çocuk edebiyatı yazarlarından biri olan Şermin Yaşar’ın eserlerinde kullandığı söz varlığını ortaya koymak ve bu alanda yapılan çalışmalara katkıda bulunmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, çalışmada öncelikle “söz varlığı ve kapsamı” ele alınmıştır. Söz varlığının içerdiği ögeler açıklanmıştır. Bulgular bölümünde yazarın eserlerinde kullandığı söz varlığı ögeleri (deyimler, atasözleri, ikilemeler, kalıp sözler, yansıma sözler ve birleşik fiil) saptanmış ve bunların eser içindeki kullanım yüzdelerine yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise eserlerde yer alan bu kullanım oranlarının çocuk dil gelişimi açısından yeterli olup olmadığı konusu ele alınmıştır. Bu çalışmanın sonucu, eserleriyle özellikle çocuklar tarafından en çok okunan yazarlardan biri olan Şermin Yaşar’ın, çocuk edebiyatı alanında yazdığı eserlerde kullandığı dil malzemesi bakımından zengin bir söz varlığına sahip olduğunu göstermektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanatta Sıradan Olanın Sihrini Bulmak: Füsun Onur</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76321</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76321</guid>
      <author>Gülen EREN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Türkiye’nin öncü Kavramsal sanatçılarından olan Füsun Onur, döneminin heykel sanatının ifade olanaklarını zenginleştirmesi bakımından dikkat çekici bir öneme sahiptir. Sanatçı, ürettiği eserlerde İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin ve sanat çevresinin gelenekleşmiş üsluplarını kullanmaktan ziyade, kendi yaşamının ona sunduğu imkânlarla kendisini merkeze alarak izleyicinin heykelin tanımını sorgulamasına yol açmıştır. Füsun Onur, heykelin alışıldık formlarını sorguya açarken mekânı eserlerine dâhil etmiş, üretimlerini herhangi bir disiplinle sınırlamadan gerçekleştirmiştir. Sanatçının Türkiye’de yirmi yıla yakın süre destek görememesinin nedeni döneminin sanatsal kırılmalarını gerçekleştiren sanatçılardan biri olması ve sınır tanımamış olmasıdır. Sanatçının yaşadığı dönem açısından kendisini özgür bırakabilme yetisi, onun sanatsal pratiğinin devamlılığı açısından önemlidir. Sanatçı, eserlerini zaman-mekân kavramları ekseninde gerçekleştirirken “sıradan olan”ı “sihirli” bir ana dönüştürmekte, sanatsal ifadesini ısrarla genişletmektedir. Onur, sanatını metaforik bir zeminde kurgularken sanat eserinin anlamının çoğaldığı bir atmosfer yaratarak izleyicinin görme biçimini yöneltmekten kaçınmıştır. Sanatçının sanat çevresinde hak ettiği değer geç de olsa algılanmış ve sanatsal dili ancak eserleri alışıldık kalıplara sokulmadan okunmaya açık hale gelmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Mısırda Bazı Sporların Orijini, Sporun Toplumdaki Rolü ve Festival Kutlamaları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75726</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75726</guid>
      <author>Osman İMAMOĞLU Feyzullah KOCA </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmanın amacı Eski Mısırda yapılan bazı sporların orijini, Sporun toplumdaki rolü ve festival Kutlamalarının araştırılmasıdır. Literatür taraması yapılmıştır. Antik Mısırda spor faaliyetleri geleneksel kültürün bir parçası olarak toplumlarında herkes tarafından yapılmıştır. Yapılan sporlar kralların mezarlarında görülmektedir. Eski Mısırlılar Avcılık, okçuluk, güreş ve dans gibi sporların yanında ‘otuz yılın festivali’ anlamına gelen “Heb-Sed” festivalini icat ettiler. Festival kutlamalarının ilk icadını onlar yaptılar. Firavunların kendileri de spor yaptılar, avlanma faaliyetlerinde bulundular, eğlenme dışında halklarına güçlerini gösterdiler. Osmanlı döneminde saraylarda huzur güreşleri yapılırken bu uygulamanın ilk şekilleri kralların saraylarında pencereden spor uygulamalarını seyretmesi şeklinde ortaya çıktığı görülmüştür. Mısır, I. Ramses döneminden itibaren, daha sonraki Olimpiyat Oyunlarına benzer yarışmaları düzenleyen dünyadaki ilk ülke olduğu belirtilir. Eski Mısır’daki sporların tümü, Bani Hasan Mezarları ve Amenhotep’in mezarlarında olduğu gibi, eski Mısır mezar resmindeki duvar sanatlarında bunlara rastlanmıştır. Sonuç olarak: Eski Mısır medeniyetinde yapılan bazı sporlar günümüzde olimpik spor haline gelirken (Güreş, halter, ok atma, Jimnastik hentbol vs.) bazı sporlar uluslararası alanda yapılan sporlar kategorisinde (Halat çekme vs.) yer almıştır. Bazı sporlar ise kural değiştirerek günümüzde yapılırken (Sopa dövüşlerinin eskrim olması gibi) bazı sporlarda geleneksel olarak kalmıştır. Eski Mısır’da spor yalnızca eğlence amaçlı faaliyetler değildi. Spor faaliyetleri sembolik, kültürel ve dini önem taşıyorlardı. Bunlar Mısırlıların fiziksel güç ve çevikliğinin bir kanıtıydı ve toplumsal yapılarının ayrılmaz bir parçası olarak etkisini günümüze kadar devam ettirmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müzik Öğretmeni Adaylarının Öz-Yeterlik  Düzeylerinin Problem Çözme Becerisi Düzeyleri ile İlişkisinin İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76189</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76189</guid>
      <author>Merve Nihan ERTEKİN KAYAOnur GÜÇLÜ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Müzik öğretmeni adaylarının öz-yeterlik düzeylerinin ve problem çözme becerisi düzeylerinin belirlenmesi, cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre incelenmesi ve öz-yeterlik düzeylerinin problem çözme becerisi düzeyleri ile ilişkisinin belirlenmesi amaçlanan bu araştırmada Gazi Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde 2016-2017 eğitim öğretim yılında öğrenim görmekte olan 306 müzik öğretmeni adayı katılmıştır. Araştırmada ölçme araçları olarak “Öz-Etkililik-Yeterlilik” ölçeği ile “Problem Çözme Envanteri” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda müzik öğretmeni adaylarının öz-yeterlik düzeylerinin iyi; problem çözme becerilerinin ise orta düzeyde olduğu; müzik öğretmeni adaylarının cinsiyet değişkenine göre öz-yeterlik ve davranışa başlama, davranışı sürdürme, davranışı tamamlama ve engellerle mücadele alt boyutu düzeylerinde istatistiksel olarak manidar bir farklılık olmadığı; yaş değişkenine göre ise öz-yeterlik ve davranışa başlama ile davranışı tamamlama düzeylerinin 21 yaş ve üzeri öğrencilerde istatistiksel olarak manidar bir farklılık göstererek daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmada müzik öğretmeni adaylarının problem çözme becerisi düzeylerinin yaş değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark teşkil etmediği; cinsiyet değişkenine göre ise kadın öğrenciler lehine istatistiksel olarak manidar fark gösterdiği; problem çözme güveni, yaklaşma-kaçınma biçimi ve kişisel kontrol alt boyutları düzeylerinde cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada müzik öğretmeni adaylarının öz-yeterlik düzeyleri ile problem çözme becerisi arasındaki ilişkinin olumlu yönlü ve manidar olduğu sonucuna ulaşılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Türkçe Ders Kitaplarındaki Dil Bilgisi  Etkinliklerinin Kiplik Ulamı Bakımından İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76487</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76487</guid>
      <author>Gülay KONAÇOĞLU Mediha MANGIR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Dil, çok yönlü bir olgudur. Dilin biçim katmanı, uzun bir süre araştırma konusu olmuş, incelenip değerlendirilmiştir. Ancak dil olgusunu daha iyi anlamak ve anlamlandırmak amacıyla son dönemde dilin anlam katmanına yönelik çalışmalar da artmıştır. Kip (mood) ve kiplik (modality) çalışmaları dilin anlam katmanına yönelik yapılan anlambilimsel çalışmalardandır. Türkçede şekil, biçim ve kalıp anlamlarına gelen kip, fiilin bildirdiği hareketin, oluş ve kılışın konuşan, dinleyen ve adı geçen açısından anlatım düzlemine çıkış biçimi; kiplik ise konuşur ya da metin üreticisinin tutumunu merkeze alan, yoruma dayalı, bağlam ve tonlama gibi etkenlerin de içinde bulunduğu farklı ögeler ile işaretlenebilen, geniş bir anlamsal alanı kapsayan kategoridir. Kip gramatikal bir kavram iken kiplik anlamsal bir yapıdır. Anlamsal bir kategori olan kiplik; morfolojik, sözlüksel, söz dizimsel ve söylemsel ögeler vasıtasıyla işaretlenebilir. Türkçe öğretiminde dört temel becerinin kazandırılması ve dil bilgisi öğretiminin gerçekleştirilmesi, anlamsal yapının deşifre edilmesiyle mümkündür. Metinlerin derin yapısının anlaşılıp anlamlandırılması, dört temel becerinin kazandırılması ve dil bilgisi öğretiminin gerçekleştirilmesinde yadsınamaz bir yeri olan etkinlikler, Türkçe öğretiminin temel materyali olan ders kitaplarındaki temel araçlardandır. Bilhassa dil bilgisi öğretimine yönelik hazırlanan etkinlikler; metinde yer alan biçim birimlerin anlamlandırılmasına, uygulamaya dökülmesine ve öğrenmenin kalıcı hâle gelmesine olanak tanır. Anlamsal bir birliğe sahip olan metinlerin ve metinlerle ilişik olan dil bilgisi etkinliklerinin içinde pek çok yapı bulunur. Kiplik ulamı, metin çözümlemelerinde ve dil bilgisi etkinliklerinde anlama ulaşma kategorisi olarak değerlendirilir. Metinlerin dolayısıyla dilin daha iyi anlaşılabilmesi için dil bilgisi öğretimine yönelik hazırlanan etkinliklerdeki biçim birimlerin derin yapısına ulaşılması, anlambilimsel bir yapı olan kiplik ulamının açığa çıkarılması gerekir. Bu çalışmada, 2019 yılı itibarıyla Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okutulmak üzere önerilen Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu Türkçe ders kitaplarındaki dil bilgisi etkinlikleri incelenerek derin yapıdaki kiplik ulamının tespiti amaçlanmıştır. Bunun yanında tespit edilen kiplik ögeleri anlamsal yapıları bakımından değerlendirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağdaş Sanat Eserlerinde Göçün Travmatik Etkileri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75672</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75672</guid>
      <author>Ebru DEDE</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmada göçmenlere karşı ötekileştirici tutum ve davranışlara yol açan ön yargıları kırmak amacıyla, göçmenlerin yaşadıkları aidiyetsizlik ve kaos gibi ruhsal travmatik duygusal etkilerin yansıtıldığı çağdaş sanat örnekleri incelenecektir. Araştırmada verilen çağdaş sanat örneklerinin karma yöntemlerle analizi yapılmıştır. Toplumsal meseleleri konu alan çağdaş sanatın disiplinler arası yöntemleri göç sorunlarını göstermek için elverişli yaratıcı teknikler sunmaktadır. Bu yaratıcı yöntemlerle üretilen çağdaş sanat eserleri göçmenlerin ve göçmenlerle birlikte yaşayan yerli halkın göç sorununu çeşitli açılardan anlayabilmeleri için onlarla görsel iletişim kurabilmektedir. Yapılan literatür araştırması ve örnek analizi neticesinde, göçün herkesin başına gelebilecek dünyaya ait genel bir sorun olduğu, göçmene ait özgür bir seçim olmadığı, göçün kaotik ve psikolojik açıdan travmatik sonuçlarının olabileceği tespit edilmiş ve verilen çağdaş sanat örneklerinin bu etkileri nasıl farklı teknik ve yöntemlerle izleyiciye gösterdiği ortaya konmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mûsâ Cârullah Bigiyef’in İtikadî Meselelerde  Sünnetle İstidlal Yöntemi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76613</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76613</guid>
      <author>Esra YILDIRIM   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;19. yüzyılda İslam dünyasında karşılaşılan zorluklar, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan müslüman düşünürleri, bu krizin doğru anlaşılması ve çözüm arayışı için harekete geçirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde siyasi hakimiyetin zayıflamasıyla müslümanların toprak bütünlüğü zarar görürken, İslam düşüncesi eski canlılığını yitirmiş ve dinin daha çok geleneksel boyutu ile tecrübe edilmesi söz konusu olmuştur. Bu dönemde, birçok ilim ve fikir adamı, yenilgi hissiyatıyla hareket ederek reaksiyoner bir tutum sergilemiş, bu durum fikirsel anlamda zaman zaman kargaşa ve ayrılıkları beraberinde getirmiştir. Modern bilimsel metotların İslam düşüncesine dahil edilip edilmemesi gündeme getirilmiştir. Mûsâ Cârullah gibi ilim ve fikir insanları, siyasi sıkıntıların yanında İslam düşünce geleneğinin durağanlaştığını ve İslam'ın içerdiği dinamiklerin ihmal edildiğini belirterek İslam düşüncesine dinamizm kazandırmak için reformist yaklaşımları benimsemişlerdir. Mûsâ Cârullah, bilimsel gelişmeleri önemsemekle birlikte İslam’ın temel değerlerini daha kuşatıcı bir tarzda gözden geçirme eğilimindedir. Bu anlamda sünnet, onun üzerinde hassasiyetle durduğu bir kavram olmuştur. O, sünnetin konumunu geniş bir perspektifle ele almıştır. Kur’ân’ın dinde delil oluşunu, sünnetin delil olarak kabul edilmesiyle ilişkilendirmiştir. İnanca dair konuları çözümleme yönteminde sünnetin kaynaklığına yer vermiştir. İsra ve Mi’rac hadiseleri, Nüzul-i İsa ve ilahi rahmetin kuşatıcılığına dair düşünce ve değerlendirmelerde sünnete başvurduğu görülmektedir. Bu çalışmada Mûsâ Cârullah’ın söz konusu inanç meseleleri ekseninde sünnete başvurma yöntemi üzerinde durulacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Online Yiyecek ve İçecek Sipariş Yöntemini Kullanan Tüketicilerin Tutum ve Memnuniyetleri Üzerine Bir Araştırma: Van İli Örneği</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76005</guid>
      <author>Erol GEÇGİNTeslime GÜNEY  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 8.5pt; line-height: 150%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Online yiyecek ve içecek hizmeti veren işletmeler için müşteri memnuniyeti başta gelen önemli etkenlerden biridir. Müşteri memnuniyetini sağlamaları için kaliteli bir e hizmet sunulması gerekmektedir. Yaptığımız bu araştırma ile de Van ilindeki online hizmet kullanıcılarının tutum ve satın alma noktasında memnuniyetlerini etkileyen faktörleri belirlemek ve yiyecek-içecek işletmelerine ve sektördeki girişimcilere online tüketiciler konusunda yol göstermek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma evrenini Van ilinde yaşayan tüketiciler oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak veriler Van ilinde yaşayan 425 tüketiciye online ve yüz yüze anket uygulanarak toplanmıştır. Araştırmada online yiyecek ve içecek siparişi kullanıcılarının tutumları ölçeği; kullanım kolaylığı, algılanan fayda, algılanan güven ve algılanan hijyen olarak 4 alt boyuttan oluşmaktadır. Satın alma memnuniyet ölçeği ise 6 sorudan oluşmaktadır. Çalışmada yapılan analizler sonucunda kullanım kolaylığı, algılanan fayda, algılanan güven ve algılanan hijyen ile satın alma memnuniyeti arasında bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve medeni durumun algılanan fayda ve algılanan güven boyutu üzerinde anlamlı bir fark oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada eğitim durumu ve gelir seviyesi ile satın alma memnuniyeti arasında istatiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Yaş ile satın alma memnuniyeti arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna varılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Amasya’da Meydana Gelen Sel Baskınları (1931-1941)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76414</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76414</guid>
      <author>Turgut İLERİ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Su taşkınları ve sel felaketleri insanlık tarihinde yıkıcı etkileri ile doğal afetler içinde önemli bir yer tutmuştur. Can ve mal kayıpları açısından bakıldığında depremlerden sonra ikinci sırada, meteorolojik afetler sıralamasında ise ilk sırada yer almıştır. Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de durum böyle olmuştur. Genellikle ırmak yataklarına yakın kurulan şehir, kasaba, köy ve mezralarda su baskınları ve taşkınları sıkça yaşanmıştır. Bu tarz doğal felaketlere maruz kalan şehirlerden birisi de Amasya’dır. Bu çalışmada Cumhuriyet Döneminin ilk yılları sayılacak bir zamanda, tarihi bir şehir olan Amasya’da yaşanan sel felaketlerinin yol açtığı sonuçların toplumsal boyutları ile ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmanın sınırını, sel taşkın ve felaketlerinin oldukça fazla yaşandığı 1931-1941 yılları arası oluşturmuştur. İncelediğimiz dönemde hemen hemen her sene sel felaketinin yaşandığı tespit edilmiştir. Küçük çaplı su baskınları bir tarafa bırakıldığında söz konusu zaman aralığında yaşanan su taşkınları, Amasya’da, çevresindeki köy ve kasabalarda evlerin yıkılmasına, ekili olan arazilerde büyük maddi hasarlara ve insan kayıplarına yol açmıştır. Ulaşımda çok önemli yeri olan demiryolu taşımacılığı, tren istasyonlarının ve yollarının zarar görmesi dolayısı ile durmuştur. Yaşanan bu felaketler karşında vilayet merkezinde valinin başkanlığında, Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) ile toplantılar yapılmış, alınan kararlara uygun olarak hemen felaketzedelerin yardımına koşulmuştur. Valilik, felaket yaşanan mıntıkalardaki halka gerekli olan yiyecek-içeceği temin etmeye çalışmış, sular altında kalan köylerdeki insanları ve onların hayvanlarını kurtarmak için Jandarma Bölük Komutanlığının nezaretinde, diğer köylerdeki halktan yardım sağlanmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Söz konusu dönemde yaşanan taşkın ve sel felaketlerinin Amasya ve çevresinde, toplumsal hayatın üretim, iletişim ve ulaşım faaliyetlerini olumsuz yönde etkilediği, ayrıca insan kayıplarına da neden olduğu tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Alternatif Değerlendirme Yöntemleri Işığında Resim Dersi Kapsamında Yapılmış Örnek Bir Değerlendirme Uygulaması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76397</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76397</guid>
      <author>Mücahit BORA</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Dünya’da ve Türkiye’de son yıllarda geliştirilen eğitim programları daha çok yapılandırmacı, proje tabanlı öğrenme ile problem çözme, eleştirel düşünme, etkili iletişim gibi becerileri ön plana çıkartan kuram ve uygulamalara dayandırılmaktadır. Dolayısıyla, benimsenen bu öğrenme teorilerinin doğasına uygun yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımları geliştirilip, uygulanmaya başlamıştır. Tamamlayıcı, süreç temelli veya alternatif değerlendirme olarak adlandırılan bu yaklaşımlara göre değerlendirme, öğrencilerin öğrenme süreçlerini desteklemek amacıyla yapılması gereken faaliyetleri kapsamaktadır. Alternatif değerlendirme yaklaşımları arasında; portfolyo değerlendirme, öz değerlendirme, akran değerlendirme, grup değerlendirme, dereceli puanlama anahtarları, kavram haritaları, kontrol listeleri gibi değerlendirme biçimleri yer almaktadır. Bu çalışmanın ana hedefi de, alternatif değerlendirme yaklaşımlarından olan, portfolyo değerlendirme, öz değerlendirme, akran değerlendirmesi, grup değerlendirmesi ve öğretim elemanı değerlendirmesi gibi yöntemlerin bir arada kullanılması ve bu her bir değerlendirme aşamasında elde edilen sonuçların birbiriyle ne derecede örtüştüğünü veya yakınlık derecelerini tespit etmektir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Bu amaçla; “anadal resim” adlı dersi alan öğrencilere teorik ve uygulamalı olarak çalışmalar yaptırılmış, her hafta yapılan iki boyutlu çalışmaları birer portfolyoda (tual üzeri renkli resimler) toplatılmış, portfolyolar üzerinden; önce öz değerlendirme, akran değerlendirme, grup değerlendirme, ortak değerlendirme yapılmıştır. Ortak değerlendirmede, öğretim üyesi değerlendirme süreçlerine aktif olarak katılmış ve açık tartışma yöntemiyle tek tek değerlendirme yapılmıştır. Grup değerlendirmesinde, öğretim üyesi tarafından başarılı görülen öğrenciler arasından on beş kişilik bir değerlendirme grubu oluşturulmuş ve bütün çalışmalar arasından sergilenebilir çalışmalar seçilmiş ve puanlama yapılmıştır. Bu dört aşamalı değerlendirme sonuçları karşılaştırılarak, uygulanan farklı değerlendirme yöntemlerinin uygulanmasından elde edilen sonuçların ne derece örtüştüğü veya örtüşmediği karşılaştırmalı değerlendirilerek sonuç görülmek istenmiştir. Bu değerlendirme süreçleri işletilmeden önce; bütün öğrencilere hangi özelliklerin değerlendirilmesi gerektiği, bu özelliklerin puan olarak karşılıkları detaylı bir şekilde anlatılmış, ayrıca değerlendirme yaparken dürüst davranmalarının önemi de belirtilerek, duygusal değerlendirmelerin önüne geçilmeye çalışılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İklim Değişikliği ve Sanat</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76683</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76683</guid>
      <author>Bayram DAĞLI  Bülent POLAT </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;İnsanlık tarihi boyunca, insan ve doğa arasındaki ilişki değişime uğramıştır. Toplayıcı ilk insandan günümüze iklim binlerce yıl boyunca insan yaşamını şekillendirmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Ancak son yüzyıllarda bu durum ağırlıklı olarak değişmeye başlamıştır. İnsan kaynaklı fosil yakıtlar, ormansızlaşma, arazi kullanımı, sanayi süreçleri ve sera gazı salınımı gibi etkilerle küresel çapta iklim değişiklikleri yaşanmaya başlamış ve önümüzdeki yıllarda da etkilerinin boyutlarının daha da büyüyeceği öngörülmektedir. İklim biliminin tek başına yapacağı uyarılar yeterli olmamakta, tüm insanlığı bu konuda harekete geçirmek ve duyarlılık oluşturmak amacıyla yaşamsal tüm alanlarda yeni birtakım alternatifler oluşturma gerekliliği doğmaktadır. Alternatif yollardan bir tanesi kritik ve henüz cevaplanmamış soruları ve sorunları ele almak için açıkça tasarlanmış, doğanın bir parçası olacak ve mesaj iletecek/içerecek sanatsal ifade yolları gelmektedir. Bu kapsamda: İklim değişiminin sanatsal yollarla somutlaştırılmasında ve sosyal alanda bir farkındalığın oluşturulmasında sanatın rolü nedir?&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Araştırmanın sorusu olarak belirlenmiştir. Bu soruya yanıt verebilmek amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden betimsel yöntem kullanılmıştır. İklim değişikliği ile ilgili toplum ve bireyleri ilgilendiren konu ve sorunlar irdelenmiş, iklim ve iklim değişikliğine sanatın bakışı, sanatçıların tutumu ve bu önemli soruna karşı ortaya koymuş oldukları çalışmalar ele alınıp değerlendirilmiştir. Araştırmada, sanatçıların disiplinlerarası bir perspektifle iklim değişikliğinin etkilerini sanatsal yollarla ifade ettikleri görülmüş ve ortaya koymuş oldukları çalışmaların kültürel-sosyal alanda farkındalık oluşturmada önemli roller üstlenebileceği sonucuna varılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Psikolojik Danışman Adaylarının Umutsuzluk  Düzeylerinin Öz Belirleme Kuramı ve Çeşitli  Değişkenler Açısından Ele Alınması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76725</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76725</guid>
      <author>Taha Berkay BÖREKÇİ   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; mso-pagination: none; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Amaç: Çalışmada temel amaç psikolojik danışman adaylarında öz-belirleme kuramında temel psikolojik ihtiyaçlar olarak kavramsallaştırılan özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının doyumu ile umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; mso-pagination: none; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Yöntem: Örneklem Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesinde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalında öğrenim gören 300 Öğrenciden oluşmaktadır.Çalışmada, Kişisel Bilgi Formu “Beck Umutsuzluk Ölçeği” ve “İhtiyaç Doyumu Ölçeği” kullanılmıştır. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; mso-pagination: none; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre şu bulgular elde edilmiştir. Öğrencilerin Beck umutsuzluk ölçeğinden almış oldukları puanlarla ihtiyaç doyumları arasında negatif ilişki bulunmuştur. Buna göre ihtiyaç doyumları puanı arttıkça umutsuzluk puanı anlamlı şekilde azalmaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Beck Umutsuzluk ölçeği toplam puanlarına verilen cevapların cinsiyet bakımından anlamlı bir farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Kadınların umutsuzluk düzeylerinin erkeklerden anlamlı düzeyde daha düşük olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularına göre Beck Umutsuzluk Ölçeği toplam puan ortalamalarının, mesleklerini benimseme durumlarına göre tek yönlü varyans analizi sonuçları incelendiğinde gruplar arası anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; mso-pagination: none; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Araştırmanın Sınırlılıkları: Bu araştırmanın bazı sınırlılıkları vardır. Bunlardan ilki araştırma için belirlenen ulaşılabilir evrenin Erzurum Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi ile sınırlı kalmasıdır. İkinci sınırlılıkta çalışmadan elde edilen sonuçlar bu çalışmada kullanılan ölçme araçlarında elde edilen verilerle sınırlıdır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Sonuçlar: Sonuç olarak Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim dalı öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerinin çeşitli değişkenler tarafından incelendiği bu çalışmada; İhtiyaç doyumunun alt boyutları ve mesleki kabul değişkenlerinin umutsuzluk ile olan ilişkileri alanyazınla paralellik gösterdiği, sınıf düzeyi değişkeninin ise alanyazın çalışmalarından farklı sonuçlar ortaya koymuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim Bilişim Ağındaki (Eba) Ortaokul Matematik Ders Videolarının İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76729</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76729</guid>
      <author>Habip TAŞOsman BURAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Yaşadığımız yüzyılda teknoloji hayatımızın her alanına nüfuz etmiştir. Bu alanların başında da eğitim gelmektedir. Ülkemizde de Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından başlatılan Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) projesi, teknolojinin eğitimdeki rolünü vurgulayan önemli adımlardan biridir. FATİH projesi kapsamında sınıf ortamları akıllı tahtalarla donatılmış olup öğretmen ve öğrencilere yönelik e-içeriklerin tedarik edilmesi için Eğitim Bilişim Ağı (EBA) kurulmuştur. EBA’ da öğretmenlerin derslerinde kullanabilecekleri pek çok konu anlatım videosu ve etkileşimli içerikler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, MEB tarafından kurulan EBA' da yer alan ortaokul matematik dersi videolarını ve etkileşimli içerikleri; süre, izlenme sayısı, ders videolarının sınıflara göre dağılımları, hedef kazanımlarla ilişkisi gibi değişkenler açısından incelemektir. Çalışmada, ortaokul beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf matematik derslerine ait toplam 312 adet ders videosu ile 144 etkileşimli içerik alanında uzman iki matematik eğitimcisi tarafından ikişer kez izlenmiş ve belirtilen değişkenler açısından incelenmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. İki araştırmacının yaptığı sınıflandırma kendi arasında karşılaştırılarak, Miles vd., (1994) tarafından geliştirilen güvenirlik formülü (güvenirlik&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;=&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;(görüş&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;birliği&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;/&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;görüşbirliği + görüş ayrılığı) x 100) ile&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;hesaplanmış ve aralarındaki uyum %94 bulunmuştur. Elde edilen analiz sonuçları tablolar halinde sunulmuştur. Bu çalışma, eğitimde teknolojinin kullanımının etkilerini anlamak ve eğitimde daha etkili yöntemlerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla önemli bir adımdır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Alman Schauburg Tiyatrosu Çocuk Oyunu Hareketli Afişlerinin Grafik Tasarım İlkelerine Göre  İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76757</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76757</guid>
      <author>Ayfer DEMİRELKader SÜRMELİ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Günümüzde bilgisayar destekli tasarım ve animasyon programlarının teknik olanakları sayesinde hareketli olarak tasarlanan afişler, yaygın olarak kullanılmaktadır. Grafik tasarımın hareket unsuru ile birleşimiyle tasarlanan hareketli afişlerin sahip olduğu dinamizm, mesajı hedef kitleye oldukça dikkat çekici bir şekilde ileterek iletişimi güçlendirmektedir. Afişlerde yer alan hareketli ve hareketsiz öğelerin bir arada uyumlu ve dengeli tasarlanması, mesajın hedef kitleye iletilmesi açısından önem taşımaktadır. Hareketli afişlerin üretim sürecinde de denge, vurgu, ritim, hiyerarşi gibi grafik tasarım ilkelerine uygunluğu göz önünde bulundurulmaktadır. Tiyatro afişleri, sahnelenen bir eserin hedef kitleye duyurulmasını sağlayan bir grafik tasarım ürünüdür. Çocuk izleyici kitlesine sahip olan çocuk tiyatrosu hem eğlendirici hem de eğiticidir. Çocuk oyunlarının içeriğinin yanında, afiş tasarımlarının da çocuğa görelik ilkelerine ve çocuk gerçekliğine uygun olması gerekmektedir. Grafik tasarımcı, çocuğa göre bir afiş tasarlayabilmek için, çocukların gelişim özelliklerini ve beğenilerini yakından tanımalıdır. Bu araştırmada; tiyatro, çocuk izleyici kitlesinin özellikleri ve afiş tasarım unsurları üzerine literatür taraması yapılmış ve çocuk tiyatrosu afişlerinin tasarımlarında bulunması gereken özellikler belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, Alman Schauburg Tiyatrosu çocuk oyunlarının hareketli afiş tasarımları; grafik tasarım ilkelerine göre incelenmiştir. Özgün ve ortak bir tasarım diline sahip olduğu görülen bu bir dizi hareketli afişte; görsel, tipografik ve hareketli unsurların kullanımı, grafik tasarımın temel ilkeleri açısından ele alınmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>7. Sınıf Öğrencilerinin Hikâye Edici ve Bilgilendirici Okuma Metinlerini Yazılı Olarak Yeniden Anlatma Becerileri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76807</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76807</guid>
      <author>Veysel İNCE Yusuf DOĞAN </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 8.5pt; line-height: 150%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu araştırmanın amacı, 7. sınıf öğrencilerinin okudukları hikâye edici ve bilgilendirici okuma metinlerini yazılı olarak yeniden anlatma becerilerinin hangi düzeyde olduğunu tespit etmektir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan korelasyonel (ilişkisel) model kullanılmıştır. Araştırma grubu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde 7. sınıfta öğrenimine devam eden 90 öğrencidir. Araştırma grubunun tespitinde kolay ulaşılabilir ve uygulanabilirlik ilkeleri göz önünde bulundurulmuştur. Biri hikâye edici diğeri bilgilendirici iki okuma metni, dereceli puanlama anahtarları, yazılı anlatma formu, semantik farklılık ölçeği araştırmanın veri toplama araçlarını oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin analizinde ilişkisiz t-testi, basit korelasyon ve ilişkili örneklemler için t-testi, betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 7. sınıf öğrencilerinin okudukları hikâye edici ve bilgilendirici bir metni yazılı olarak yeniden anlatma puanları ile cinsiyet, 5 ve 6. sınıf Türkçe dersi yıl sonu not ortalaması arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Buna göre, kız öğrencilerin okudukları hikâye edici bir metni yeniden yazılı anlatma puanları erkek öğrencilere göre daha yüksektir. Araştırmada 7. sınıf öğrencilerinin okudukları hikâye edici ve bilgilendirici bir metni yazılı olarak yeniden anlatma becerilerine ilişkin bulgular incelendiğinde öğrencilerin aldıkları puanlar arasında hikâye edici metin lehine anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Araştırmaya katılan öğrenciler, hikâye edici okuma metnini bilgilendirici metne göre daha ilgi çekici ve kolay, metne yönelik uygulamayı daha eğlenceli ve yararlı, metni yazılı olarak yeniden anlatmayı ise daha zevkli ve kolay bulmuşlardır. Araştırma sonuçlarından hareketle, öğrencilere sınıf içerisinde yeniden anlatma çalışmaları yaptırmanın onların metni daha iyi anlamalarına ve metin türlerinin özelliklerini fark edebilmelerine katkı sağlayabileceği düşünüldüğü için öğretmenlerin bu tarz çalışmaları sınıf içinde uygulayabilecekleri önerilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağdaş Sanat Kanonu Olarak Bienaller ve Sanatçının Konumu</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76553</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76553</guid>
      <author>Olcay GÜLTEPE  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Büyük ölçekli, çok uluslu, tekrarlayan çağdaş sanat sergileri olan bienal, trienal, Documenta, Manifesta gibi gösteriler son 10 yılda giderek artmış ve günümüzde sayısı 300’ü aşmıştır. Milyonlarca ziyaretçi ve binlerce sanatçının dahil olduğu organizasyonların düzenlendiği kente sağladığı ekonomik ve kültürel katkıların yanında sanat piyasası açısından da sembolik sermayenin ekonomik sermayeye dönüşümü bağlamında&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;önemi büyüktür. Bienal sanatı olarak adlandırılan ve geniş kapsamlı sergilerde izleyiciyle buluşan eserler gerek kullanılan medya ve mecrası açısından gerekse üretim yöntemleri ve zaman-mekan ilişkileri bağlamında görsel sanatlardaki yerleşik tarz ve yöntemlerden farklıdır. Çağdaş sanatın kanonunu oluşturan bu üretim tarzı görüşe dayalı retinal sanatın artık rağbet görmediği bir ortam yaratmıştır. Günümüzde sanat eserinin kitlelere ulaşabilmesi, yüksek fiyatlarla koleksiyoner ve müzeler tarafından satın alınabilmesi, bienal benzeri çok uluslu sergilerin kapsama alanına girmesiyle olanaklı hale gelmektedir. Sanat dünyasında değişen üretim ve sergileme modelleri sanatçının yeni sisteme uyum sağlamasını talep etmektedir. Bienal sanatı ile birlikte gösterinin hemen her aşamasında karar verici bir yetkiyle donatılmış yönetici küratör sanatçının rolünü kısmen indirgeyerek yaratıcı özgürlüğünün tercih edilen sanat tarzı yararına yönlendirilmesinede aktif rol oynar. Bienallere kabul edilen eserler finansal ve teknik açıdan sanatçının bireysel olanaklarını aşmakta ve farklı disiplinlerle işbirliği ve ekonomik destek gereksinimini doğurmaktadır. Bu çalışmada bienal sanatının çağdaş sanatın kanonu olarak küresel düzeyde baskın model haline gelme süreci araştırılacak ve yeni modelin sanatçının sanat dünyasındaki konumu ve üretimine etkileri tartışılacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yönetim Güvenilirliği Davranış Ölçeğinin (MTB) Türkçeye Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik  Çalışması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76259</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76259</guid>
      <author>Esra BECERİKLİMuharrem KÖKLÜ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmanın amacı Chory ve Medvel (2005) tarafından geliştirilen Yönetim Güvenilirliği Davranış Ölçeği’nin Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmaktır. Araştırmanın pilot çalışmasını içeren; Maksimum Likelihood analizi, madde analizi, güvenirlik analizi, madde toplam korelasyon analizi için İstanbul ili Kağıthane, Beşiktaş, Şişli, Beyoğlu ve Sarıyer devlet ilkokullarında görev yapan 300 ilkokul öğretmeni örneklem olarak belirlenmiştir. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,95 düzeyde çıkmıştır. Ölçek ifadeleri ile ölçek toplam korelasyon değerleri için yapılan analizde ifade - toplam ilişki değeri 0.30’un üzerinde olduğu görülmüştür. Ölçek ifadeleri ile ölçekten elde edilen toplam puanı arasındaki ilişkilerin 0,509-0.717 arasında değişmekte olduğu; bu ilişkilerin de istatistiki açıdan problem oluşturmadığı görülmüştür. Ölçekten madde çıkarıldığı için AFA analize Maximum Likelihood tekniği ile başlanmıştır. Daha sonra Açımlayıcı faktör analizinin ön koşulları olan Maksimum KMO ve Barlett analizleri yapılmış, anlamlı sonuçlar görülmüştür. Yapılan açıklayıcı faktör analizinde ölçekten 10 faktör elde edilmiştir. Faktör yük değerlerinin 0,826 ile 0,950 arasında değiştiği görülmüş, ölçekten madde çıkarımına gerek kalmamıştır. Doğrulayıcı faktör analizi için çalışmadaki ilçelerden 564 ilkokul öğretmeni örneklem olarak seçilmiştir. Analiz sonucunda madde faktör yükleri kabul edilebilir değerde çıkmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda en önemli kabul edilen değerlerin mükemmel düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak ölçeğin Türkçe uyarlamasının yeterli düzeyde geçerlik ve güvenirlik gösterdiği görülmüştür.&lt;/span&gt;&#13;
 &#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dilbilgisi Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar ve  Öneriler: Bir Durum Çalışması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76687</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76687</guid>
      <author>Hasan GÜN Metin ETDÖĞER </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmanın amacı orta öğretim kurumlarında dilbilgisi öğretiminde başarı durumunu, kullanılan materyalleri, öğretim yaklaşımlarını araştırmaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışmasının kullanıldığı araştırmada, çalışma grubu kriterli örneklem modeli kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma grubunu Elazığ ilinde bulunan dört farklı lisede Türk Dili ve Edebiyatı dersine giren 17 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan öğretmenlerden görüşme yoluyla veri toplanabilmesi için yarı yapılandırılmış görüşme formu geliştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler betimsel içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğretmenler dilbilgisi öğretiminde strateji, öğretim programı, öğretim yaklaşımı, ders araçları, zaman, öğrencinin hazır bulunuşluğu konularında sorunlar yaşadıklarını belirtmiş, dilbilgisi öğretiminde başarının sağlanması için beklentilerini ve önerilerini dile getirmişlerdir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Roma İmparatorluğu Döneminde Ludiler,  Güreş Faaliyetleri ve Günümüze Yansımaları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75724</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75724</guid>
      <author>Feyzullah KOCA Osman İMAMOĞLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmada roma döneminde Ludiler, güreş faaliyetlerinin önemi ve toplumdaki yerinin ne olduğu araştırılmaya çalışılmıştır. Literatür taraması yapılmıştır. Roma imparatorluğu döneminde yapılan sporlar gel olarak şiddet içeriklidir. Dolayısıyla Roma dönemindeki güreş faaliyetleri genel olarak askeri eğitim amacı ön planda tutularak yapılmakla birlikte günümüzde şiddet kabul edilebilecek bazı kuralları içerebilir. Roma döneminde güreş etkinlikleri Konstantinopolis Büyük Hipodromu’nda imparatorun ve halkın önünde yapılıyordu. Roma dönemi güreş Hristiyanlık inancı gereği önemli kabul ediliyordu. Onların bazı din adamlarına göre Hz. Yakup Tanrı ile güreşmiştir. Çalışma etraflıca incelenmemiş olmasına rağmen, sporun Roma’daki diğer gösterilere göre daha az şiddet ve kan içerdiği görünmektedir. Ayrıca, Roma’daki tüm spor etkinliklerinin kanlı gösteriler ve şiddet içermediği de kesindir. Resmi olarak kanlı gösterinin dışında kalan top oyunları, sportif aktiviteler ve danslar gibi spor faaliyetleri vardı. Ayrıca, masaj, yürüyüş, bazı çocuk oyunları ve hamam gibi pek çok antik aktivitenin Romalılar tarafından sağlık amaçlı kullanıldığı da açıktır. Galen ve diğer tıp yazarları, birçok spor faaliyetinin sağlık, beden eğitimi ve askeri hazırlık amacıyla kullanıldığını ileri sürmektedir. Sonuç olarak Roma döneminde Ludiler ve Güreş faaliyetleri önce askeri eğitim, saray eğlencesi, diplomasi ve felsefi ve manevi uygulama gibi çok sayıda işleve hizmet ediyordu. Roma’nın Yunanlıları fethinden sonra Yunan güreşi Roma kültürü tarafından benimsenerek Roma imparatorluğu döneminde Romalıların güreşi haline gelmiştir. Roma döneminde güreşte rüşvet ve ödüllendirme vardı. Yunan güreşinden günümüzdeki Greko-Romen güreşine dönüştürülmesinde Roma dönemi güreşlerin etkisi olduğu da düşünülmektedir. Yine günümüzdeki gösteri amaçlı profesyonel güreşlerin temeli Roma Güreşine dayandırılabilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Frederic François Chopin’in Müzik Anlayışı ve  Eserleri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76405</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76405</guid>
      <author>Aslı TUNCAY</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Romantik dönemin en önemli besteci ve piyanistlerinden sayılan Polonyalı besteci Frederic Chopin, müziğindeki doğal ve rafine tarzı, lirik melodik stili, zengin polifonik yazısı ve modülasyonları, abartısız rubato kullanımı, özgün melodik yapısı, kromatik dizileri, zarif, sade ve şiirsel müzik anlatımı ile eserlerinde her zaman kendine özgü atmosferi ile tanınmış ve büyük ün yapmış bir bestecidir. Trajediyi, acıyı, mutluluğu, umudu müzik dili ile şairane bir şekilde işleme konusunda döneminin en ünlü bestecilerindendir. Büyük bir yurtsever olan Chopin’in eserlerinde, Polonya halk müziğinin etkileri sıklıkla hissedilmektedir. Gösterişten uzak ama buna karşın çok etkili lirik bir anlatım dili vardır. Bestelerinde disonant tınılara sıklıkla yer vermesi sebebiyle de döneminin besteleme tekniğine bir anlamda yenilik getirmiştir. Yazdığı tüm eserlerinin ağırlıklı olarak Piyano enstrümanı için olması kendisini diğer bestecilerden ayıran önemli bir unsurdur. Bu makalenin amacı “Müziğin Şairi “olarak tanınan Chopin’in büyük ölçekli eserlerinin yanı sıra minimal eserleri üzerinde de uygulamış olduğu başarılı müzik stilini ve besteleme tekniğini tanıtarak genç piyanistlere ışık tutmaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


