






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Kesit Akademi, Yıl 2024 Sayı 40</title>
    <link>https://kesitakademi.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3110</link>
    <description>Kesit Akademi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Dilsel Ödünçlemenin Ulamlandırılması: Haugen'ın Modeli</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77047</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77047</guid>
      <author>İsmail Orkun ATASOYGülsüm Songül ERCAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.5pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Dil teması, farklı dilleri konuşan insan gruplarının birbirleriyle iletişim kurmaya çalışmasıyla ortaya çıkan bir olgudur ve bunun sonucunda çeşitli dilsel olgular ortaya çıkar; “ödünç alma” da bunlardan biridir. &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-ansi-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Ödünçleme genel olarak dil öğelerinin bir dilden diğerine aktarılması olarak tanımlanır. Bu anlamda ödünçleme sadece sözcüklerle değil, anlambilim, biçimbilim ve sesbilim gibi çeşitli dilbilimsel alanlarla da ilgilidir. Bu nedenle araştırmacılar çeşitli parametreleri göz önünde bulundurarak çeşitli ödünçleme sınıflandırmaları geliştirmeye çalışmışlardır. Bloomfield (1933), Betz (1949) ve Haugen (1950, 1953) gibi araştırmacılar tarafından geliştirilen kategoriler bu konuda örnek teşkil etmektedir. Son dönemde bazı farklı yaklaşımlar olsa da, bunların ithal ve ikame kavramlarına dayalı kapsamlı bir borçlanma kategorizasyonu öneren Haugen'e (1950) dayandığı görülmektedir. Söz konusu kategorizasyon yaygın olarak tanınan, kabul gören ve günümüzde de kullanılan bir borçlanma sınıflandırması olduğu için temel bir kategorizasyon olduğunu söylemek mümkündür. Bu sınıflandırmanın sözcüksel ödünçleme, ödünç sözcük, melez ödünçleme, transfer ödünçleme ve oluşum gibi kategori ve alt kategorileri bulunmaktadır. Bu çalışmada ödünçleme, ödünçleme kategorilerinin tarihçesi, başlıca ödünçleme kategorileri ve Haugen'in (1950, 1953) ödünçleme kategorilerinin temel özellikleri ele alınmıştır. Bu çalışma, konuyla ilgili literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Dünyasında Ricardocu Denklik Hipotezinin Test Edilmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77828</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77828</guid>
      <author>Yunus GÜLCÜ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bütçe dengesi ve cari işlemler dengesi arasındaki ilişki hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerdeki politika yapıcılar için önemli bir konudur. Bu çalışmada Ricardocu denklik hipotezi Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan ekonomileri için 2003-2022 dönemi için test edilmektedir. İlk olarak, cari işlemler dengesi ve bütçe dengesinde yatay kesit bağımlılığının varlığı test edilmektedir. Sonuçlar, hem cari işlemler dengesinde hem de bütçe dengesinde yatay kesit bağımlılığı olduğunu göstermektedir. Küresel arz şokları nedeniyle her iki seride de birim kök varlığı tespit edilmiştir. Panel nedensellik testi sonuçlarına göre, kısa dönemde bütçe dengesinden cari işlemler dengesine doğru tek yönlü, uzun dönemde ise bütçe dengesi ile cari işlemler dengesi arasında çift yönlü nedensellik bulunmaktadır. Analiz sonuçları Ricardocu denklik hipotezinin tüm panel için geçerli olmadığını kanıtlarken, Geleneksel Keynesyen görüşün hem kısa hem de uzun dönem için geçerliliğine dair kanıtlar sunmaktadır. Panelde yer alan ülkeler bazında konuyu incelediğimizde; Azerbaycan ve Kırgızistan ekonomilerinde Geleneksel Keynesyen görüş geçerli iken, Kazakistan, Türkiye ve Özbekistan ekonomilerinde Ricardocu denklik hipotezi geçerlidir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arapgir Gültekin Konağı’nın Plan, Mimari ve  Süsleme Özellikleri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78176</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78176</guid>
      <author>Ali Murat AKTEMUR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Malatya’nın adını Oğuzlar’ın Arapgirli Boyu’ndan alan Arapgir İlçesi’nin Berenge Mahallesi’nde yer alan, mimari özellikleri 1870’li yıllara işaret eden ve günümüzde Mehmet Sadık Gültekin ve oğlu Mustafa Gültekin adına kayıtlı olan konağın, Ermeni asıllı bir keşiş tarafından yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Bodrum kat, zemin kat, Birinci kat ve ikinci kat olmak üzere dört katlı olarak inşa edilen konağın, bodrum katında yer alan tünelin aynı mahalledeki kiliseyle bağlantılı olduğuna inanılmaktadır. Arapgir evlerinin plan ve mimari özelliklerinin ana karakterini yansıtan Gültekin Konağı, özellikle bahçe sarnıcı, taş basamaklı ana giriş sundurması, taş döşemeli giriş sofasındaki üçlü olarak açılmış&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;buğday v.b. zahire ambarı delikleri, bodrum kattaki zahire ambarına ait sürgülü buğday ve bakliyat alma kapağı, bodrum katta yer alan tünel, ahır çeşmesi ve ocak-fırın şöminesi ile dikkatleri çekmektedir. Özellikle girişlerindeki kapı tokmakları, ahşap dolap, kandillik, yüklük, seki ve raflardaki ince ve zengin işçilik, ahşap tavan sistemindeki doğallık ve estetik ile ön plana çıkmaktadır. Gültekin Konağı gibi özgün mimari kimliğe ve zengin dekorasyona sahip çok sayıda tarihi konak ve evin bulunduğu Arapgir, Anadolu’nun kültürel zenginliğinin büyük bir potansiyelini bünyesinde barındırmaktadır. Yöredeki tarihi kültür varlıklarının, özellikle de konak ve evlerin kapsamlı bir restorasyona ve işlev kazandırılmak suretiyle nefes alan, yaşayan mekanlar haline getirilmeye, turizme kazandırılmaya ihtiyaçları vardır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Travmatik Deneyimler ve Toplumsal Beklentilere  Mizahla Direniş Örneği Olarak Fleabag Dizisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77173</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77173</guid>
      <author>Deniz REKA GÖKSUÜmmühan MOLO </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 8.5pt; line-height: 150%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışma, popüler televizyon dizisi Fleabag’in sunduğu özgün dil üzerinden, yaşam deneyimlerinin bir parçası olan travmatik deneyimlerde ve modern toplumsal yaşamın beklentileriyle yaşanan çatışmalarda mizahın rolünü ele almaktadır. Felsefe ve psikoloji disiplinlerinin araştırma konusu olmuş mizahın, içsel iyilik halini sağlama ve karşılaşılan uyumsuzluklar ile baş edebilmede bireye sağladığı yarar, komedi türünde temsil imkânı bulmaktadır. Bu temsili, mizaha üç temel yaklaşımdan biri olan uyumsuzluk teorisi ve bireysel farklılıklara vurgu yapan mizah stillerinden “kendini yıkıcı mizah” ile ortaya koymayı amaçlayan çalışmada; genç bir kadının gözünden cinsellik, ikili ilişkiler, toplumsal beklentileri ele alan çok katmanlı yapı betimsel olarak analiz edilmektedir. Yapımın kara-absürt mizahı, bilhassa karakter yaratımları aracılığıyla geliştirilen gülmeye ilişkin sorgulamaları ortaya koymada elverişli bir karakter taşırken, komedi türünde eğlenceden uzaklaşarak rahatsız ediciliğe yaklaşan güncel “cringe comedy” eğilimini de örneklendirmektedir. Hem komik öznenin yaratımı, eylem ve diyaloglar gibi anlatı unsurlarının hem de izleyicinin özdeşim kurmasına yönelik kasıtlı engeller oluşturan kameraya bakma, izleyiciyle diyalog gibi biçimsel tercihlerin mizahla ilişkiselliği kapsamlı olarak ele alınmıştır. Araştırma sonucuna göre, Fleabag dizisinin komik özneyi duygusal geçişler arasında tanımladığı ve bu kurulumu üç temada yapılandırdığı görülmektedir. Öznenin yaşamı mizahi bir perspektifle deneyimlediği bu alanlar, hikâyeye yönelik trajik olaylar ve gündelik yaşamı; anlatıya yönelik ise özdeşsizlik kurulumunu öne çıkardığı alanlardır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Çalışma Alanı Olarak Askeri Sosyoloji</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78268</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78268</guid>
      <author>Tamer ÜĞLÜÖzgür SARI </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Askeri sosyoloji, askeri kurumun incelenmesine, toplum üzerindeki etkisine ve ordu ile toplum arasındaki ilişkiye odaklanan bir sosyoloji alt alanıdır. Bu disiplinin, sosyologların orduyu bir sosyal kurum olarak incelemeye başladığı 19. yüzyılın başlarına dayanan uzun bir geçmişi vardır. Başlangıcından bu yana disiplinde yapılan araştırmalarla birlikte yalnızca akademik anlamda değil, aynı zamanda hükümet politikalarını ve askeri uygulamalar üzerinde etkilere sahip olmuştur. Askeri toplulukla ilgili gerçekleştirilen çalışmalar sosyoloji biliminin diğer alanlarıyla karşılaştırıldığında nispeten yeni kalmaktadır. Bu bağlamda askeri alan, tarihin ve uluslararası ilişkilerin yanı sıra psikolojik çalışmalara da sıklıkla konu olmaktadır. Ancak ordunun ve sosyal teorilerin toplumun geri kalanı için de aydınlatılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Askeri sosyoloji uzmanları, askeriye içerisindeki karmaşık sosyal dinamikleri analiz etmede ve anlamada önemli araştırmalar koymanın yanı sıra örgütsel etkinliği iyileştirmeye ve hizmet üyelerinin refahını artırmaya da katkı sağlamışlardır. Aynı zamanda disiplinle birlikte askeri kültür, liderlik ve grup dinamikleri gibi konuların incelenmesi mümkün olmuş, askeri politikaları ve uygulamaları şekillendirmeye yardımcı olabilecek değerli içgörüler sağlanmıştır. Mevcut durumda askeri sosyolojinin sınırlamalarına yönelik olarak, araştırma kapsamında askeri kurumun kendisine aşırı odaklanma sonucu ordunun faaliyet gösterdiği daha geniş sosyal bağlamın ihmal edilebilmesi ile karşılaşılmaktadır. Bu sorunlar, disiplinde askeri politikaların yanlış yorumlanmasına ve daha geniş toplumsal etkilerin eleştirel ve nesnel bir bakış açısı ile açığa çıkarılmasına &lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;engel teşkil etmektedir. Bu çalışmada askeri sosyoloji çalışma alanının kapsamının değerlendirilmesi ve konuya ilişkin genel görünümün sağlanması amaçlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Modern Eğitime Geçişte Finansman Sorununa Çözüm Olarak Basra Evkaf-ı Münderisesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76924</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76924</guid>
      <author>Kerim ÖZDEMİRMustafa GÜLER  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6pt 1cm 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; line-height: 150%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışma, Osmanlı Devleti’nin son döneminde özellikle XIX. yüzyılın son çeyreği ile XX. yüzyılın başlarında eğitimin modernleştirilmesi mücadelesinde yaşanan finansman sorunlarına çözüm argümanı olarak görülen münderis vakıfların Basra’daki serencamını incelemektedir. Çalışmanın amacı eğitimin modernleştirilmesi mücadelesinin getirdiği hızlı okullaşma, memur ücreti ve genel eğitim harcamalarının Basra’da karşılanmasındaki yöntemlerden biri olan münderis vakıf akarlarının talimatnamede belirtilen ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, karşıladıysa ne seviyede gerçekleştiği ve Basra’da eğitim öğretime etkisi araştırılmıştır. Çalışma çerçevesinde Basra’da bulunan ve münderis hale gelmiş olan vakıfların tespiti yapılmış olup akarlarının kullanımı ve münderis varidatın maarife aktarıldıktan sonra eğitim harcamaları dışında hangi amaçlar için kullanıldığı ele alınmıştır. Nüfuzlu kişilerce vakıf akarlarının haksız kullanımı ve zaman zaman yaşanan yolsuzluklar örnekler üzerinden açıklanmıştır. Burada dikkat çeken münderis hale gelen vakıfların çokluğu ve bu vakıfların akarlarının ciddi bir meblağ olarak ortaya çıkması olmuştur. Öyle ki nakit paranın eğitim harcamalarının karşılanmasından sonra arta kalan miktarın talimatname uyarınca belirlenenlerin dışındaki eğitim harcamalarında kullanılmış olduğu ya da usule aykırı şekillerde işletildiği görülmektedir. Diğer yandan münderis vakıf akarlarına daha fazla gelir sağlaması maksadıyla eklemeler ya da yeniden inşalar söz konusu olmuştur. Tüm bu usulün kullanılmasındaki maksat hayır cihetinden çıkmış ya da eski vazifesini yeterince yerine getiremeyen vakıfların sahip olduğu kaynakların doğru şekilde kullanılarak toplum yararına kullanımının sağlanması olmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Georges Mathieu’nun Resimlerinde Osmanlı  Tuğraları ve Doğu Kaligrafisinin Etkileri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78143</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78143</guid>
      <author>Mahmut ÖZKAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext;"&gt;Bu araştırmanın amacı, Fransız ressam Georges Mathieu eserlerinde Osmanlı tuğraları ve doğu kaligrafisinin etkilerini ortaya koymaktır. Lirik soyut söylemin öncüleri arasında yer alan Georges Mathieu’nun tablolarından seçilen ‘’Saint Guillaume, Duc d'Aquitaine, Premier Comte De Toulouse, Chassant Les Sarrasins De La Ville d'Orange&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; letter-spacing: .9pt; background: white;"&gt;’’, ’’&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext;"&gt;Tromphe Rouge’’, ‘&lt;em&gt;’&lt;span style="font-family: 'Palatino Linotype',serif; border: none windowtext 1.0pt; mso-border-alt: none windowtext 0cm; padding: 0cm;"&gt;Theoremed Alexandroff’’,&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;‘’Strelitzia’’, ‘’Petit Hommage Aux Freres Boisseree’’, ‘’Untitled’’, ‘’Tuz Gölü’’, adlı çalışmaları, eser analizi ve literatür taraması yöntemleriyle incelerek, çalışmalarda doğu kaligrafisinin etkileri ve Osmanlı tuğralarının sanatçının çalışmalarına ne şekilde yansıdığı açıklanmaya çalışılmıştır. Bu araştırma Batı sanatında özelliklede lirik soyutlama akımıyla iz bırakmış Georges Mathieu’nun çalışmalarında, Doğu kaligrafisi ve Osmanlı tuğralarının etkilerini örnekler doğrultusunda göstermesi ve konu hakkında daha önce herhangi bir araştırma yapılmaması sebebiyle literatüre sağlayacağı katkı açısından önem arz etmektedir. Araştırma, Georges Mathieu’nun toplamda 7 yağlı boya çalışmasıyla sınırlandırılmıştır. Araştırma sonucunda Georges Mathieu’nun yağlı boya çalışmalarında Doğu kaligrafisi ve Osmanlı tuğralarından etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Mathieu’nun ‘’Saint Guillaume, Duc d'Aquitaine, Premier Comte De Toulouse, Chassant Les Sarrasins De La Ville d'Orange&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; letter-spacing: .9pt; background: white;"&gt;’’&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext;"&gt; ve ‘’Tromphe Rouge’’ adlı çalışmalarına bakıldığında sezgiselliğin ön planda olması, çalışmalarının kıvrak bir çizgi devinimi göstermesi ve şekilsel benzerlikler taşıması sebebiyle uzak doğu ve İslam kaligrafisinden etkilendiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca Mathieu’nun, ‘’Theoremed Alexandroff’’, ‘’Strelitzia’’, ‘’Petit Hommage Aux Freres Boisseree’’, ‘’Untitled’’, ‘’Tuz Gölü’’ adlı çalışamaları da incelendiğinde Osmanlı tuğralarının bölümleri arasında yer alan Sere (Kürsü), Beyze, Tuğ ve Kol’lardan oluşan bölümleriyle sanatçının çalışmalarında kullandığı kaligrafik yapılar arasında benzerlikler olduğu ve Georges &lt;span style="mso-bidi-font-style: italic;"&gt;Mathieu’nun Osmanlı tuğralarından etkilendiği sonucuna varılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ayşe Kulin’in “Yarın Yok” Romanında Distopya</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78188</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78188</guid>
      <author>Ahmet USLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; margin: 6.0pt 0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Bu makale, Ayşe Kulin’in &lt;em&gt;Yarın Yok&lt;/em&gt; adlı romanını distopik edebiyat çerçevesinde analiz etmektedir. Roman, gelecekteki bir dünya düzeninin karanlık ve umutsuz bir tasvirini sunarak, modern toplumun teknolojik ilerlemeler, toplumsal yapıların merkeziyetçi doğası ve ekolojik yıkım gibi temel sorunlarına yönelik güçlü bir eleştiri getirir. "Yarın Yok," bireyin özgürlüğünü kısıtlayan, onu robotlaştıran ve toplumsal ilişkileri mekanik hale getiren baskıcı yapılar karşısında insanlığın yaşadığı varoluşsal krizleri merkezine alır. Makale, Kulin’in romanındaki distopik unsurları detaylı bir şekilde inceleyerek, eserin ütopya ve distopya kavramları arasındaki ince çizgide nasıl konumlandığını tartışır. Roman, teknolojinin insan yaşamını nasıl şekillendirdiği, bireylerin özgürlüklerini nasıl sınırladığı ve insani değerlerin nasıl aşındığını kurgusal bir evren üzerinden sorgular. Özellikle Esrana karakteri aracılığıyla verilen sosyal eleştiriler, bugünün dünyasında hâlâ var olan sosyal adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri vurgular. &lt;em&gt;Yarın Yok,&lt;/em&gt; distopya türünün karakteristik özelliklerini kullanarak, modern dünyanın karşı karşıya olduğu tehditlerin altını çizer ve bu tehditlerin gelecekte nasıl bir felakete yol açabileceğini açıkça ortaya koyar. Kulin’in romanı, yalnızca edebi bir eser olmanın ötesinde, toplumsal düzenin mevcut yapısını koruması halinde karşılaşılabilecek olası felaketlere karşı bir uyarı niteliği taşır. Bu makale, &lt;em&gt;Yarın Yok’&lt;/em&gt;un Türk edebiyatındaki distopik anlatılar arasında önemli bir yere sahip olduğunu ve Kulin’in toplumsal eleştirisinin derinliğini vurgulamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Alternatif Değerlendirme Yöntemleri Işığında Temel Tasarım Dersi Kapsamında Yapılmış Örnek Bir  Değerlendirme Uygulaması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76233</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76233</guid>
      <author>Mücahit BORA</author>
      <description>Öz: Eğitim üç temel unsuru içerir. Bu temel unsurlardan birincisi, eğitim öğretim amaçları (hedefleri) dir. İkincisi öğrenme vasıtalarını içeren eğitim-öğretim programı (müfredat) dır. Üçüncüsü de değerlendirme işlemidir. Değerlendirme, uygulanan müfredatla amaçların ne derecede gerçekleştirilmiş olduğunu ortaya çıkarmaya, eğitim çalışmalarının ne derece başarılı olduğunu görmeye, anlamaya yarayan işlemdir. Değerlendirme bir karar verme işlemidir, bu yönüyle ölçmeden ayrılır. Ölçme işleminde, var olanın, olanaklar ölçüsünde aslına uygun olarak betimlenmesine çalışılır. Değerlendirmede ise ölçme sonuçları alınır; ölçütle karşılaştırılır ve ölçme sonucunun, ölçütle belirlenen koşulu karşılayıp karşılamadığına bakılır. Değerlendirme, ölçülen özelliğe ilişkin bir kararla sonuçlanır. Bu karar, ölçülen özelliğin belli bir amaçla işe yarayıp yaramadığını gösterir. Değerlendirme sürecinin ikinci ana unsuru, ölçüt veya kriter denilen ölçülerdir. Bloom taksonometrisi adıyla yaygın olarak bilinen ve eğitim hedeflerini belirlemede temel alınan davranışsal özellikler; davranışsal, devimsel, bilişsel, duyuşsal ve algısal olmak üzere beş ayrı davranış özelliklerine ayrılmaktadır. Bu davranışların ölçülmesinde yararlanılan belli başlı ölçme yaklaşımları bulunmaktadır. Bu yaklaşımlar: Davranışsal özellikleri ölçme yaklaşımları, devimsel-devinimsel (psiko motor) öğrenmelerin ölçülmesi, bilişsel (zihinsel) öğrenmelerin ölçülmesi, algısal nitelikteki davranışsal özelliklerin ölçülmesi yaklaşımlarıdır. Dünya’da ve Türkiye’de son yıllarda geliştirilen eğitim programları daha çok yapılandırmacı, proje tabanlı öğrenme ile problem çözme, eleştirel düşünme, etkili iletişim gibi becerileri ön plana çıkartan kuram ve uygulamalara dayandırılmaktadır. Dolayısıyla, benimsenen bu öğrenme teorilerinin doğasına uygun yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımları geliştirilip, uygulanmaya başlamıştır. Tamamlayıcı, süreç temelli veya alternatif değerlendirme olarak adlandırılan bu yaklaşımlara göre değerlendirme, öğrencilerin öğrenme süreçlerini desteklemek amacıyla yapılması gereken faaliyetleri kapsamaktadır. Alternatif değerlendirme yaklaşımları arasında; portfolyo (eser seçki dosyası) değerlendirme, öz değerlendirme, akran değerlendirme, grup değerlendirme, ortak değerlendirme dereceli puanlama anahtarları, kavram haritaları, kontrol listeleri gibi değerlendirme biçimleri yer almaktadır. Bu çalışmanın ana hedefi de, alternatif değerlendirme yaklaşımlarından olan, portfolyo değerlendirme, öz değerlendirme, akran değerlendirmesi, grup değerlendirmesi, ortak değerlendirme ve öğretim elemanı değerlendirmesi gibi yöntemlerin bir arada kullanılması ve bu her bir değerlendirme aşamasında elde edilen sonuçların birbiriyle ne derecede örtüştüğünü veya yakınlık derecelerini tespit etmektir.&amp;nbsp; Bu amaçla; 2018-2019 öğretim yılında, “temel tasarım” adlı dersi alan öğrencilere teorik ve uygulamalı olarak çalışmalar yaptırılmış,&amp;nbsp; her hafta yapılan iki boyutlu çalışmaları birer &amp;nbsp;portfolyoda (eser seçki dosyası) toplatılmış, ayrıca her konuya ilişkin olarak üç boyutlu tasarımlar yaptırılmış dönem sonunda bu üç boyutlu çalışmalar ve portfolyolar üzerinden;&amp;nbsp; önce öz değerlendirme, akran değerlendirme, grup değerlendirme, ortak değerlendirme ve son olarak da öğretim elemanı değerlendirmeleri yapılmıştır. Grup değerlendirmesinde, öğrenciler arasından başarılı görülen on beş kişilik bir değerlendirme grubu oluşturulmuş ve bütün çalışmalar arasından sergilenebilir çalışmalar seçilmiş ve puanlama yapılmıştır. Ortak değerlendirme aşamasında; seçilmiş öğrencilerden oluşan değerlendirme grubuna öğretmenin de etkin katılımıyla, açık tartışma yöntemiyle değerlendirme yapılmıştır. Bu altı &amp;nbsp;aşamalı değerlendirme sonuçları karşılaştırılarak, uygulanan bu farklı değerlendirme biçimlerinin uygulanmasından elde edilen sonuçların ne derece örtüştüğü veya örtüşmediği karşılaştırmalı değerlendirilerek sonuç görülmek istenmiştir. Bu değerlendirme süreçleri işletilmeden önce; bütün öğrencilere hangi özelliklerin değerlendirilmesi gerektiği, bu özelliklerin puan olarak karşılıkları detaylı bir şekilde anlatılmış, ayrıca değerlendirme yaparken dürüst davranmalarının önemi de belirtilerek, duygusal değerlendirmelerin önüne geçilmeye çalışılmıştır.&#13;
Anahtar kelimeler: Alternatif, değerlendirme, yaklaşımları.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lojistik Depolarda Yürütülen Temel Faaliyetlere  Yönelik Performans Kriterlerinin Ölçümlenmesi ve Bir Model Önerisi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77162</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77162</guid>
      <author>Uğur ULUIŞIK Burcu Özge ÖZASLAN ÇALIŞKAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-bidi-font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; background: white;"&gt;Günümüzde ihtiyaçlara göre değişken müşteri taleplerini karşılamak ve rekabet koşullarına ayak uydurmak lojistik işletmeler için zorlu bir süreç olarak değerlendirilebilir. Lojistik işletmelerin faaliyetlerine devam edebilmeleri için müşteri taleplerini karşılamaları ve ticari koşullara uymaları gerekmektedir. İşletmeler açısından lojistik faaliyetlerin maliyetlere olan etkisi göz ardı edilemeyecek seviyelerdedir. Lojistik faaliyetler arasında ulaştırma faaliyetinden sonra en büyük maliyet ve çevresel etki sebebi depolama faaliyetidir. Depolarda yürütülen faaliyetlerin etkin ve verimli olarak yürütebilmeleri için depo sektör yöneticilerine ve çalışanlara büyük görevler düşmektedir. Çalışmada&lt;a name="_Hlk170813597"&gt;&lt;/a&gt;, lojistik depolarda yürütülen temel faaliyetlere yönelik olarak belirlenen performans kriterlerinin önem derecelerine göre sıralanarak bir model önerisi sunulması amaçlanmıştır. Çalışmaya özel olarak tasarlanan veri toplama formu aracılığı ile 7 kişiden oluşan konusunda uzman karar vericilerin görüşleri doğrultusunda değerlendirmeleri talep edilmiştir. Elde edilen veriler Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi ile tutarlılıkları belirlenmiş ve 2 kişiye ait veriler tutarsız olarak tespit edilmiştir. Ardından 5 kişiye ait olan veriler doğrultusunda Best Worst Method (BWM) ile gerçekleştirilen analiz sonucunda verimlilik ana kriterinin diğerlerinden önemli olduğu, zaman ana kriteri altında sipariş toplama sürecinin, kalite ana kriteri altında fiziksel envanter doğruluğu, maliyet ana kriteri altında sipariş işleme maliyeti ve verimlilik ana kriteri altında bulunan işçilik verimliliği kriterleri en önemli kriter olarak belirlenmiş ve diğer kriterin de birbirlerine göre ağırlıkları tespit edilmiş ve bir model önerisi sunulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geç Osmanlı-Erken Cumhuriyet Dönemi Duvar  Resimlerindeki Harem-i Şerif/Kâbe Tasvirleri Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77518</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77518</guid>
      <author>Şuayip ÇELEMOĞLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 9.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; background: white;"&gt;Kâbe, İslamiyet'i kabul eden insanların yüzyıllarca ziyaret ettiği bir mekân olmuştur. Kutsal kabul edilen Kâbe’nin tasvirinin yapılmasının arka planında, Tüm İslam âleminin ibadetlerinde kendisine yöneldiği ve İslam’ın beş temel ibadeti arasında olan Hac’ın gerçekleştirildiği mekân olması ile İslam’da kutsal kabul edilenlerin ilk sıralarında yer alması olmalıdır. Kâbe tasvirleri, 16. yüzyıldan itibaren çini panolarda, minyatürlerde, kitap sayfalarında, halılarda, seccadelerde ve duvar resimlerinde görülmektedir. Mimaride ilk olarak çini panolarda karşımıza çıkan Kâbe tasviri, 18. yüzyılın ortalarından itibaren duvar resimlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada; Batı etkisi ile Osmanlı mimari bezeme programında görülmeye başlanan ve kısa sürede Anadolu’nun her yerine yayılan duvar resimlerindeki Kâbe tasvirleri incelenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Kâbe tasvirleri Osmanlı kültürü içerisinde yer bulmasıyla birlikte camilerde, türbelerde ve nadir de olsa sivil mimaride kendini göstermektedir. Kıbleyi vurgulamak amacıyla genellikle yapıların güney duvarına resmedilen Kâbe tasvirleri, avlu içerisinde Harem-i Şerif olarak ya da Mekke şehri ile birlikte tasvir edilmiştir. Geçen zaman içerisinde Kâbe’de yenileme ve eklemeler bulunduğundan dolayı betimlemelerdeki mimari öğelerin sayılarında ve düzeninde farklılıklar olsa da kronolojik olarak yapısal değişimlerin izlenmesi mümkün değildir. Kâbe tasvirleri, Osmanlı ve Cumhuriyet kültüründeki bir dönemi ifade eden ürünler olması, yapıldığı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype','serif'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; background: white;"&gt;dönemin üslup özellikleri taşıması, yapıldıkları dönemin sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerindeki değişimi yansıtması, resim sanatının mimari içindeki gelişimini göstermesi bakımından önemli bir yere sahiptir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Günümüz Figüratif Resmi: Kimlik ve Mekânsal  Yansımalar</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77492</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77492</guid>
      <author>Pınar PARTANAZ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Günümüz figüratif resminin temeli, sanatsal güncellemelerle oluşturulan geniş bir kaynaktan beslenmektedir. Ancak, 1960'larda soyut ve figüratif resim çatışmasının eridiği yeni figürasyon sergilerini çıkış noktası olarak kabul eden bu çalışmada, 1970’lerdeki Londra Okulu ve 1980'lerdeki Yeni Dışavurumculuk sergileri günümüz figüratif resmi için yol gösterici olmuştur. Ayrıca, 1990'larda Leipzig'de eğitim gören sanatçıların 2000'lerde ortaya çıkışıyla meydana gelen Leipzig Okulu ve 2010’lardan sonra çeşitli ülkelerden sanatçıların katılımıyla gerçekleşen uluslararası karma sergileri günümüz figüratif resim sanatına ışık tutmuştur. Günümüz sanatçıları, seçtikleri konular doğrultusunda iki ana kategoride değerlendirilmiştir. Bunlardan ilki değişen dünyamızdaki kimlik sorunsalı, ikincisi de figüratif resimde manzara - mekânsal anlatımlardır. Bu iki kategorizasyon zaman zaman birbirinin içine geçmektedir. Günümüzde birçok çağdaş sanatçı, gelenekle malzeme ve içerik anlamında bağ kurarak üretimlerini sürdürmektedir. Bu sanatçılar, kadın hakları, farklı cinsel kimliklerin mücadelesi, çağdaş bireyin psikolojisi, aidiyet sorunları, temsiliyet, kimlik politikaları, kimlik bunalımları, psikolojik ve sosyal baskılar gibi çeşitli meseleleri ele almaktadırlar. Bu makalenin amacı, çağdaş dönemde figüratif resmin konumunu sorgulamak ve resimde mekân kullanımlarını sanatçılar, durumlar, olgular ve kavramlar arasındaki etkileşim bağlamında incelemektir. Aynı zamanda mekân ve kimlik arasındaki bağın üretimi nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu kapsamda, günümüzde aktif olarak çalışmalarını sürdüren ve farklı plastik anlayışlarda figürü ele alan sanatçılar seçilmiştir. Seçilen sanatçıların eserleri, figür ve mekân ilişkisi açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada, sanat manifestoları, sanatçıların kendi söylemleri, inisiyatifler, okullar, sergiler, oluşumlar ve yayınlardan yararlanılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Etkileşimli Çocuk Dergilerinde Yer Alan Görsel  Ögelerin Tasarımlarının İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77927</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77927</guid>
      <author>Esra BOSTANKader SÜRMELİ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Yayıncılık tarihi boyunca görsel ögelerin tasarımı önemli bir unsur haline gelmiştir. Yayınlarda oluşturulan metin içerikleri etkili bir iletişim kurmak, ilgi uyandırmak ve estetik duyguyu geliştirmek amacıyla görsel ögeler ile desteklenmektedir. Geleneksel yayıncılıkta içeriği zenginleştiren ve algılamayı kolaylaştıran görsel ögeler, teknolojinin gelişmesi ile günümüzde dijital yayıncılıkta da önemli yer tutmaktadır. Gazete, dergi ve kitap gibi basılı yayınlar, dijital odaklı yeni tasarım yöntemlerinden etkilenmiş; teknolojik gelişmeler, söz konusu yayınların yer ve zaman ayırt etmeksizin okurlara kolay ve ekonomik biçimde ulaşabilmesini sağlamıştır. Yetişkin bireylere yönelik yayınların yanı sıra, okul öncesi ve sonrası çocuklar için tasarlanan yayınlar da teknolojinin kullanımı açısından dikkat çekicidir. Duyulara hitap eden, ilgi uyandıran ve daha çok tercih edilen dijital ve etkileşimli çocuk dergileri aracılığı ile bilgi ve eğlenceye erişim kolay biçimde sağlanmaktadır. Çocukların gelişim özellikleri dikkate alınarak tasarlanan dergilerde görsel unsurların tasarımı, kullanımı ve niteliği önem kazanmaktadır. Böylelikle iletilmek istenen mesajlar etkili biçimde oluşturularak başarılı bir okuma deneyimi sunulur. Bu çalışmada, literatür taramadan elde edilen bulgular ışığında elde edilen değerlendirme ölçütleri kapsamında etkileşimli çocuk dergilerinde yer alan görsel ögelerin tasarımları incelenerek, karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri getirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın önemi, etkileşimli çocuk dergilerini sınırlı sayıda ele alan araştırmalara yol gösterici olması, dijital yayınların tasarımındaki görsel öge sorunlarına çözüm önerisi getirilmesi ve araştırmacılara etkileşim konusunda farkındalık sağlayarak yeni çalışmalara kaynak oluşturmasıdır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Antopojenik Jeomorfoloji Kapsamında Topografik Değişimin Belirlenmesine Bir Örnek: Pazarsuyu Çayı Havzası (Giresun)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78038</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78038</guid>
      <author>Faruk AYLARSELMA UYGUN ,Halil İbrahim ZEYBEK </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışmada Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz Bölümü’nde yer Pazarsuyu Havzasının antropojenik jeomorfolojisi incelenmiştir. Günümüzde birçok dinamik süreç ve faktörün etkisiyle gelişen-değişen jeomorfolojik birimler, aynı zamanda insan faaliyetlerine bağlı olarak da farklı boyut ve görünümde değişikliğe uğramaktadır. Yapılan çalışmada saha çalışmalarının yanı sıra farklı faktörlere ait farklı kurumlardan veri temin edilmiştir. Bu veriler yardımıyla havzaya ait farklı parametrelere ait kantitatif veriler üretilmiştir. Elde edilen bu veriler Uzaktan Algılama (UA) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak, coğrafi bir bakış açısıyla farklı analiz ve değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Çalışmada &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;çok amaçlı çok kriterli bir karar verme yaklaşımı olan AHP ile &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman\,Bold'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;insanın çeşitli şekillerde gerçekleştirdiği ve özellikle jeomorfolojik birimler üzerinde etkili olan faaliyetleri ortaya koyması bakımından önemli bulgulara ulaşılmasını sağlayan Nir yöntemleri kullanılmıştır. Bu şekilde iki yöntemin bulgularının karşılaştırılması ile daha doğru bulgulara ulaşılması hedeflenmiştir. Elde edilen veriler sonucunda her iki yöntemde de Pazarsuyu Havzasının aşağı ve orta çığırında antropojenik jeomorfoloji koşullarının topoğrafik görünümde daha fazla değişime ve etkiye neden olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca topoğrafya üzerinde en fazla baskı taş ocakları, akarsu yatağına yapılan Hidroelektrik Santralleri ve istinat duvarları, karayolu yapımı, yerleşim alanları ile sanayi tesislerinin kurulduğu alanlarda olup, bu alanlarda topoğrafyanın değiştirilerek havzanın doğal görünümünün bozulduğu tespit edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanatta Çok Katmanlılığın İncelikli Dünyası: Füsun Onur ve Yasemin Nur</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77153</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77153</guid>
      <author>Gülen EREN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; margin: 6.0pt 1.0cm .0001pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; background: white;"&gt;Türkiye’nin iki farklı döneminde yetişmiş iki kadın sanatçısı olan Füsun Onur ve Yasemin Nur, farklı disiplinlerden gelmiş olmalarına rağmen izleyiciye sanatta benzer anlam olanakları sunmuştur. Türkiye’nin öncü Kavramsal sanatçılarından biri olan Füsun Onur o dönemin ismiyle İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olmuş; Yasemin Nur ise üniversitenin şu anki ismiyle Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde hocalık yapmaya devam etmektedir. Üretimlerini bağlı oldukları kurumun gelenekleşmiş düsturlarından bağımsız gerçekleştiren iki sanatçı, resim ve heykelin sınırlarını ifade olanaklarını genişletmek bağlamında zenginleştirmiştir. Yasemin Nur resmin mekânla olan ilişkisini çerçeveden bağımsız düşünerek boşluğun içinde zamanın izlerini taşıyan bir dil yaratmış; sanatçı gündelik hayatındaki pratikleri de sanatına dâhil ederek eklektik bir yapı kurmuştur. Füsun Onur ise döneminin heykel anlayışını kökten değiştirerek mesele ettiği zaman ve mekân kavramlarını boşluğun içinde çok katmanlı bir atmosfer yaratarak gerçekleştirmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Füsun Onur döneminin sanatsal bariyerlerini aşmış bir sanatçı olarak, heykelde her daim bağımsızlığını korumaya devam etmiştir. Her iki sanatçı da Türkiye’de sınırlı ve benzer gözüken sanatsal üretimlerin dışında bağımsız ve inatla üretmeye devam etmiş; sanatçıların kendi yaşantılarındaki ortamın etkisi sanatsal üretimlerinde belirleyici olmuştur. Sanatçıların üretimlerinde kullandıkları gündelik malzemenin dönüşümü sanatta anlamın çoğalmasına ve çok katmanlı bir görsel dil yaratmasına katkıda bulunmuş; üretimlerde hem kişisel ve incelikli hem de evrensel bir dil izlenmesini sağlamıştır. Sanatçıların üretimlerindeki benzerlik; Füsun Onur ve Yasemin Nur’un sanatta kullandığı malzeme değişken olsa da yarattıkları atmosferdeki çok katmanlılığın incelikli dünyasını ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: windowtext; background: white;"&gt; &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Söke Asri (Çimento) Mezarlığı’nda Bulunan Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemi Mezar Taşları</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77313</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77313</guid>
      <author>Alper ATICI </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; background: white;"&gt;Mezar taşları ulusların yaşadıkları topraklar üzerindeki mevcudiyetlerinin birer kanıtı olmasının yanı sıra epigrafi, etnografya, edebiyat, folklor, tarih, sanat tarihi alanlarıyla ilgili birer belge nitelediğindedir. Türklerin Anadolu’yu fethinden sonra 20. yüzyılın ilk yarısında kadar geçen süre içerisinde yaptıkları mezar taşları, edebi ve sanatsal bakımdan birer kültür varlığıdır. Ne yazık ki doğal ve beşerî faktörler tarafından uğradıkları tahribatlar sonucunda zarar gören tarihi mezarlıkların ve mezar taşlarının sayıları gün geçtikçe azalmaktadır. Şehirlerin hafız mekanları olan mezarlıkların etkin bir şekilde korunması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için belgelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmada Söke Asri (Çimento) Mezarlık’ta bulunan 23 tarihi değere ve öneme sahip mezar tanıtılıp değerlendirilmiştir. Mezarların 2’si Osmanlı Dönemi’ne, 21’i Erken Cumhuriyet Dönemi’ne aittir. Osmanlı Dönemi’ne ait mezar taşlarının kitabelerinden daha önce bulundukları mezarlıklardan buraya nakledildikleri anlaşılmaktadır. Mezarlar biçim, bezeme, kitabe, malzeme ve teknik özellikleri bakımından detaylı bir şekilde incelenmiştir. Mezarların 14’ü toprak, 7’si çerçeveli, 2’si sandukalı mezar türündedir. Mezar taşlarından en erken tarihli olanı 1916, en geçi ise 1961 yılına aittir. Mezarların 11’inde erkeklerin, 10’unda kadınların medfun olduğu tespit edilmiştir. Mezar taşları form, süsleme, kitabe, malzeme ve teknik özellikleri bakımından Osmanlı’nın geç döneminde görülen sanat anlayışını yansıtmaları bakımından dikkat çekicidir. Kitabelerde harf devriminin de etkisiyle çoğunlukla Latin harflerinin kullanıldığı, içeriklerinde ise Osmanlı Dönemi geleneğinin sürdürüldüğü görülmektedir. Ayrıca mezar taşları Osmanlı Dönemi ile Osmanlı Dönemi’nden Cumhuriyet Dönemi’ne geçiş sürecine şahitlik eden birer tarihi vesikalar olması bakımından da önem arz etmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Görsel İletişim Tasarımında Dijital Sanat ve Örnekleri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78072</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78072</guid>
      <author>Neslihan ÖZDOĞAN Gonca Hülya YAYAN  ,  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="mso-para-margin-top: 6.0pt; mso-para-margin-right: 5.67gd; mso-para-margin-bottom: .0001pt; mso-para-margin-left: 1.0cm; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; line-height: 150%; margin: 6.0pt 62.35pt .0001pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Palatino Linotype',serif;"&gt;Dijitalleşen dünyanın sanat formları 20. yüzyılın başlarında Türkiye’yi etkisi altına almıştır. Bu etki dijital resim veya fotoğraf sanatı ile sınırlı kalmamış heykel, müzik, yazılım, edebiyat, mimari, sinema vb. alanda etkili oluşturmuştur. Gelişen teknoloji beraberinde coğrafi kısıtlama, fiziksel engelleme gibi unsurların azalması, teknolojinin fiyat bakımından ucuzlaması, insanlığın sosyal yaşantısın da sanatsal ve kültürel açıdan değişimleri de meydana getirmiştir. Dolayısıyla dijital teknolojilerin merkezinde bulunan bilgisayarla, günümüzdeki görsel iletişim tasarımı ile sanat ve sanat eserini yaratma sürecinde de değişiklikler söz konusu olmuştur. Genel anlamıyla bilgisayarın önemli rol oynadığı, nesnel olmayan nesnelerin üretilmesiyle meydana gelen sanat biçimine “Dijital Sanat” denilmektedir. Bu araştırmada dijitalleşen yaşam sürecinde dijital sanat açısından görseller sunularak 15 Türk sanatçının eserlerine yer verilmiştir. Bu sanatçıların eserlerine genel olarak kullanım, erişim kolaylığı ve popüler olan çalışmaları ele almak açısından seçilmiştir. Araştırmada tasarımla dijital sanatın örnekleri incelenip konuya ilişkin bulguların değerlendirilmesi ile de sonuçlandırılmıştır. Bu araştırma da nitel araştırma yönteminden literatür taraması kullanılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Yeşil Finans: Bibliyometrik Bir Bakış</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77559</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77559</guid>
      <author>Betül ŞAHİNYaşar ŞAHİN </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: black; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Çok uzun yıllardır kullanageldiğimiz ve hala birincil enerji kaynağımız olan fosil yakıtlar, enerji üreten tesislerin hâkim enerji kaynağıdır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının fosil yakıtlarla birlikte kullanıldığı ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan enerji üretim tesisleri de mevcuttur. Ancak hâkim piyasanın dönüşümünün ve değişiminin bir zaman alacağı açıktır. Ayrıca sistem dönüşümü için ilk yatırım masrafları oldukça yüksektir. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan sistemlerin maddi açıdan desteklenmesi dönüşümü hızlandıracaktır. Bu sebeple yenilenebilir enerji kaynaklarına maddi fon sağlayan yeşil finans çalışmaları oldukça mühimdir. Yeşil finans, çevresel ve sosyal sorunların finansmanı için çözümler üreten bir yaklaşımı ifade etmekte olup, finansal kaynakların çevre dostu ve sürdürülebilir projelere yönlendirilmesini teşvik eden finansman yöntemidir. Yeşil finans, çevresel etkileri azaltmak, sosyal faydaları artırmak ve uzun vadeli yatırımlar yapılabilmesini sağlamak için yeşil tahviller, yeşil krediler, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu yatırım fonları gibi finansal araçlar kullanarak, yatırımcılara çevresel ve sosyal etkileri olan projelere yatırım yapma imkânı sunan finansman modelidir. Bu araştırma, yenilenebilir enerji kaynakları ve yeşil finans ile ilgili yapılan çalışmalarda, en üretken yazarları, en çok yayın yapan dergileri, en çok atıf alan makaleleri ve en sık kullanılan kelimeleri belirleyerek konunun bilimsel üretimde geldiği noktayı tanımak, eksikleri belirlemek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada, yenilenebilir enerji kaynakları ile yeşil finans hakkında yapılan çalışmalar incelenmiştir. “Web of Science” veri tabanından alınan veriler, 2012-2024 yılları aralığında on iki yılı kapsamaktadır. Çalışmada İngilizce yazılmış 347 çalışmanın bibliyometrik analizi yapılmıştır. Araştırma neticesinde yenilenebilir enerji kaynakları ve yeşil finans kesişiminde 63 yayın ile en çok yayının “Renewable Energy” dergisi tarafından yayınlanmış olduğu görülmüştür. 230 makale sayısı ile konu en çok Çin’deki araştırmacılar tarafından değer görmüştür. En çok tekrarlanan anahtar kelimeler sırasıyla “renewable energy”, “economic growth” ve “consumption” kelimeleri olmuştur. Analizler neticesinde elde edilen görsel haritalar ile literatüre ışık tutulmuştur. Ayrıca çalışmada, literatür ve bibliyometrik analiz konusundaki bilgi boşlukları da tartışılmıştır. Bulgular, bu alanda araştırma yapmayı düşünen araştırmacılara potansiyel bir yol haritası sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Değişen Dünya Düzeninde Çevrim İçi Öğrenmede  Sınıf Yönetimi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76971</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76971</guid>
      <author>Sema SİLKİN ÜNDilek NAM </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışma, uzaktan eğitim uygulamalarının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte önem kazanan çevrimiçi sınıf yönetiminin önemini vurgulamaktadır. Uzaktan eğitim her türlü eğitim için bir alternatif olarak görülebilen pratik bir uygulamadır. Değişen ihtiyaçları karşılamak için acil ve pratik bir şekilde kullanıcıya cevap verebilen bir yapıdadır. Bu yapı günümüzde sıklıkla kullanılmaktadır. Dünya çapında pandemi döneminde ve sonrasında Kahramanmaraş depreminde kendini bir kez daha göstermiştir. Bununla beraber çalışma hayatında sıklıkla kullanılmaktadır. Çevrimiçi eğitimde, geleneksel eğitimde olduğu gibi öğrencilerin motivasyonunu yüksek tutmak, dikkatini çekmek, katılımlarını artırmak, algılarını açmak, öğrenmeyi kalıcı hale getirmek ve etkili bir öğrenme ortamı oluşturmak amaçlanmaktadır. Bu süreç, ders yöneticisinin sorumluluğunda olup etkili bir sınıf yönetimi sayesinde gerçekleştirilebilir. Eğitim kurumları, ders yöneticilerinin sınıf yönetimi becerilerini desteklemeli ve gelişimlerine olanak sağlamalıdır. Bu çalışmanın amacı, çevrimiçi eğitimde sınıf yönetiminin bilişsel boyutlarını ve önemini teorik ve ampirik çalışmalar bağlamında analiz ederek, bu alandaki gelişmenin gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu çalışmayla çevrimiçi eğitimde sınıf yönetimi, öğrencilerin motivasyonunu, dikkatini ve katılımını artırarak etkili ve kalıcı bir öğrenme ortamı oluşturması açısından son derece önemli olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokul 4. Sınıf Öğrencilerinin “Arkadaş” Kavramına İlişkin Algıları: Bir Metafor Çalışması</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76917</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76917</guid>
      <author>Mehmet KAVAKGülay EKİCİ </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Calibri; color: black; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin arkadaş kavramına ilişkin geliştirdikleri metaforları ve arkadaşlık algılarını belirlemeyi amaçlayan bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgu-bilim deseninden faydalanılmıştır. Öğrencilerin geliştirdiği metaforların belirlenmesi için yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Öğrencilerin arkadaşlarını neye benzettiklerini ve bunun nedenini belirttikleri göz önünde bulundurularak arkadaş kavramına ilişkin algıları tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin arkadaş edinirken tercih ettiği kriterler sorulup cevaplar alınmıştır. Çalışmaya toplam 294 öğrenci katılmıştır. 4. sınıf öğrencileri arkadaş kavramına ilişkin toplam 103 metafor belirtmiştir. İçerik analizi ile 103 metafor, 13 kategori altında toplanmıştır. Oluşturulan kategorilerde en yüksek oran kurulan ilişki derecesiyle arkadaş kategorisidir. Öğrencilerin arkadaşlarını en çok benzettikleri metafor kardeş metaforudur. İkinci sırada dost metaforu vardır. Üçüncü metafor ise çiçek olmuştur. Çalışmada öğrencilere arkadaş edinirken tercih ettiği kriteler sorusunda 54 farklı kriter belirlenmiştir. Öğrencilerin arkadaş edinirken en çok tercih ettiği kriterler arkadaşlarının saygılı, iyi ve dürüst olmasıdır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İbn Cüzeyy Kelbî’de Dilbilimsel Tefsirin İzleri</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77994</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77994</guid>
      <author>Mehmet Ali DURUR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.45pt; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif;"&gt;İbn Cüzeyy’in (ö.741/1340) &lt;em&gt;“et-Teshîl li ulûmi’t-tenzîl”&lt;/em&gt; isimli eseri Dilbilimsel Tefsir özellikleri barındıran büyük önemi haiz bir eser olup kendisi de tefsirinde bu hususa ayrıcalıklı bir önem vermiştir. Bu makalemizde İbn cüzeyy’in Kur’an-ı kerimi tefsir ederken Dilbilime verdiği önemi nazari ve uygulamalı olarak açığa çıkartmayı hedeflemekteyiz. İbn Cüzeyy’in dilbilime teorik/nazari yaklaşımını üstte belirttiğimiz eserinde kaleme aldığı Mukaddimeler bölümünden istifadeyle özetlemeye gayret edeceğiz. Uygulama bölümünde ise İbn Cüzeyy’in âyetleri tefsir ederken, dili isti’mal edişini ve âyetleri tefsir ederken yorumlamadaki tesirini mevzuyu uzatmadan izah edeceğiz.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaçağ Anadolusu’nda Şehirlerin Yönetimi:Anadolu Selçuklu Devleti Özelinde</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77211</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77211</guid>
      <author>Tunay KARAKÖK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; margin: 6.0pt 1.0cm 0cm 1.0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif; background: white;"&gt;Şehirler, insanların yoğun şekilde yerleştiği, ticaretin ve kültürel etkileşimin merkezleridir. Tarih boyunca şehirler, çeşitli yönetim modelleriyle idare edilmiştir. Şehirlerin yönetimi, genellikle yerel yöneticiler, valiler ve merkezi hükümetler aracılığıyla gerçekleştirilir. Bu yönetim, şehrin ekonomik, sosyal ve siyasi hayatını şekillendirir. Şehirlerin yönetimi, idari yapılarının ve hukuk sistemlerinin yanı sıra ekonomik politikaların da bir sonucudur. Valiler ve yerel elitler, şehirlerin günlük işlerini yönetirken, adalet sistemi ise hukuki anlaşmazlıkları çözer ve toplumsal düzeni korur. Ayrıca, ticaretin ve ekonominin şehirler üzerindeki etkisi de yönetim politikalarını belirler. Şehirlerin yönetimi, tarih boyunca çeşitli dönemlerde değişim göstermiştir. Antik dönemlerde şehir devletleri, kent meclisleri ve demokratik sistemler ön plandayken, Ortaçağ'da feodalite ve merkezi monarşilerin etkisi artmıştır. Modern çağda ise kentleşme ve demokratik reformlar, şehir yönetiminde yeni yaklaşımlara yol açmıştır. Ortaçağ Anadolusu, çeşitli kültürlerin buluştuğu ve önemli ticaret yollarının kesiştiği bir bölge olarak dikkat çeker. Bu dönemde, Anadolu Selçuklu Devleti, bölgenin siyasi ve kültürel yapılanmasında belirleyici bir rol oynadı. Şehirler, bu dönemde Anadolu'nun sosyal, ekonomik ve idari merkezleri olarak büyük bir öneme sahipti. Bu makale, Ortaçağ Anadolusu'nda şehirlerin yönetimi, özellikle de Anadolu Selçuklu Devleti dönemindeki durumunu ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin şehirlerin yönetimi üzerindeki etkisini ve bu yönetimin nasıl işlediği açıklamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocukların Ebeveynlerinde Bakım Veren Yükü ve İlişkili Faktörlerin İncelenmesi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77898</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77898</guid>
      <author>Zümra ÜLKER DÖRTTEPEZekiye ÇETİNKAYA DUMAN  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışmanın amacı, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların ebeveynlerinde bakım veren yükü ve ilişkili faktörlerin incelenmesidir. Çalışma, Aralık 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmaya, DEHB tanısı olan çocukların ebeveynleri katılmıştır (80 ebeveyn). Veriler, Tanıtıcı bilgi Formu ve Bakım Verme Yükü Ölçeği (ZBI-22) ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların çoğu kadın (n=75) &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ve hepsi kentsel bölgelerde yaşamakta olup (il/ilçe), evli &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ve&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;çoğu çalışmamaktadır. (N=50). Ebeveynlerin, bakım verme yükü açısından; yarıdan fazlasının (%66,25) hafiften ağır düzeye doğru değişen düzeylerde bakım verme yükü yaşadığı saptanmıştır. Ayrıca, bakım verme yükü ile ebeveynlerin bazı tanımlayıcı özellikleri arasında (gelir düzeyi, bakım veren olma süresi, yeterli yardım alıp almaması, kendileri ve çocukları için destek talep durumları) anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p&lt;0,05). Özellikle düşük gelir düzeyi seviyesinin, bir yıldan daha az süreden beri bakım veren olmanın, yeterince yardım alamamanın, kendisi için ve çocuğu için destek ihtiyacının bakım verme yükünü artırdığı saptanmıştır. Bu çalışma, DEHB olan çocukların ebeveynlerinin çoğunun bakım verme yükünü deneyimlediğini (hafiften ağır düzeye doğru değişen) ve bu yükün çeşitli sosyo-demografik değişkenlerle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, DEHB olan çocukların ebeveynlerinde yüklerini azaltma ve desteklerini arttırmaya yönelik &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ebeveyn müdahalelerin önemini göstermetedir. DEHB olan çocukların ebeveynlerine yönelik kanıt değeri yüksek müdahale çalışmalarının yapılması önerilir. Ayrıca, &lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;bakım veren aile üyelerinin yüklerini etkileyen faktörlerin daha kapsamlı değişkenlerle ve büyük örneklemlerde çalışılması önerilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>II. NUMARALI MARAŞ AHKÂM DEFTERİNİN TANITIMI VE II NUMARALI MARAŞ AHKÂM DEFTERİ’NDE ADIYAMAN (HISN-I MANSUR, BEHİSNİ, KÂHTA, GERGER, SAMSAD)'A GÖNDERİLEN BELGELERİN KONU FİHİRİSTİ (1178-1196/1765-1781)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63750</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63750</guid>
      <author>Atike AYSOY</author>
      <description>Osmanlı Devleti’nin idari, sosyal ve iktisadi yapısıyla ilgili bilgilerin elde edilmesinde ahkâm defterlerinden faydalanılmaktadır. Birincil el kaynaklar arasında yer alan ahkâm defterleri 1742 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır. II Numaralı Maraş Ahkâm Defterinde Adıyaman (Hısn-ı Mansur, Behisni, Kâhta, Gerger, Samsad)'a Gönderilen Belgelerin Konu Fihiristi (1178-1196/ 1765-1781) başlıklı makalemizde Adıyaman’ın kısa tarihçesi, ahkâm defterleri, Maraş ahkâm defterleri ve II. Numaralı Maraş ahkâm defteriyle ilgili bilgiler verilmiştir. Bu defterde Adıyaman’a gönderilen hükümlerin konularına göre ayrımı yapılarak (tımar tevcihi, mukataa kayıtları, alacak-verecek anlaşmazlığı, evlenme-boşanma, gasp ve adam öldürme, eşkıyalık vb.) özetler halinde sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ulusal ve Küresel Perspektifinden Kiraz Üretimi ve Ticareti</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77958</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77958</guid>
      <author>Samah HADRİ Emin ATASOY </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; mso-pagination: none; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Türkiye, coğrafi konumu ve iklim çeşitliliği nedeniyle çok sayıda meyve türünün yetiştirildiği ülkelerden biridir. Bunlardan biri olan kiraz, üretim ve ihracat yoluyla ülkenin tarım gelirlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Dünyanın en büyük kiraz üreticisi olan Türkiye'nin birçok il ve ilçesinde modern tarım yöntemleri kullanılarak kiraz yetiştirilmektedir. Bu çalışmada kirazın yapısı, özellikleri, önemi, faydaları, çeşitleri, yetişmesi için gerekli ekolojik koşullar, hastalık ve zararlıları&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;incelenmiştir. Dünya kiraz üretimi- ihracatı ve ithalatı, Türkiye'de illere göre kiraz üretimi ve Türkiye'nin dış ülkelere kiraz ihracatı konuları ele alınmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Samsun İli Merkez İlçelerinin Yerleşim  Dinamiklerinin Google Earth Engine ile İncelenmesi (1980-2030)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77938</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77938</guid>
      <author>Büşra ERASLAN   </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-color-alt: windowtext; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Şehirlerin gelişim dinamikleri, kentleşme süreçlerinin anlaşılması ve gelecekteki planlamalar için kritik öneme sahiptir. Samsun ili, Karadeniz Bölgesi'nde stratejik bir konuma sahip olması nedeniyle bu araştırmada örnek olarak seçilmiştir. Bu çalışma, Samsun ilinin merkez ilçeleri olan Canik, Atakum, İlkadım ve Tekkeköy'ün 1980-2030 yılları arasındaki yerleşim dinamiklerini incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, bu ilçelerin yerleşim alanlarının nasıl ve ne şekilde genişlediğini ve bu genişlemenin gelecekte nasıl devam edeceğini anlamaktır. Çalışmada, Google Earth Engine platformu kullanılarak GHSL: Global Built-up Surface verileri ile alansal hesaplamalar yapılmış ve araştırma sahasının mekânsal dağılımı analiz edilmiştir. Çalışmanın araştırma sorusu, "1980 ve 2030 yılları arasında Samsun ili merkez ilçeleri olan Canik, Atakum, İlkadım ve Tekkeköy'ün yerleşim alanlarındaki genişleme dinamikleri nelerdir ve 2030 yılına yönelik yerleşim projeksiyonları nasıl şekillenecektir?" şeklinde belirlenmiştir. Yöntem olarak, regresyon analizi kullanılarak yerleşim alanlarının yıllara göre değişimi incelenmiş ve mekânsal dağılım haritaları oluşturulmuştur. Analizler, 1980, 1990, 2000, 2010, 2020 ve 2030 yıllarını kapsayacak şekilde yapılmıştır. Bulgular, Samsun'un merkez ilçelerinde yerleşim alanlarının düzenli bir şekilde genişlediğini ve bu genişlemenin özellikle kıyı şeritlerinde yoğunlaştığını göstermektedir. Ayrıca, 2030 yılına yönelik yapılan projeksiyonlar, bu genişlemenin devam edeceğini ve yerleşim alanlarının daha da artacağını öngörmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, Samsun'un merkez ilçelerindeki yerleşim dinamiklerinin zaman içinde nasıl değiştiğini ve gelecekte nasıl şekilleneceğini ortaya koymakta ve şehir planlama süreçleri için önemli veriler sunmaktadır. Çalışmanın bulguları, kentsel planlamada stratejik kararlar alırken dikkate alınması gereken önemli ipuçları sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Deli Hüsrev Paşa</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76638</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76638</guid>
      <author>Mehmet Zahit YILDIRIM Ömer ABDÜLAZİZOĞLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu makalede XV. yüzyılın sonlarında doğduğu tahmin edilip ömrünün büyük bir kısmını XVI. yüzyılda yaşamış ve Deli Hüsrev Paşa diye bilinen Osmanlı Devlet adamının biyografisi incelenecektir. Bu devlet adamının biyografisi hakkında bazı bilgiler olmakla birlikte şimdiye kadar onu derli doplu inceleyen bir çalışma mevcut değildir. Bu sebeple makalede onun hayatı kaynakların imkân verdiği ölçüde ele alınacaktır. Divâne ve Deli lakabıyla bilinen Hüsrev Paşa Osmanlı Devleti’nde dördüncü vezirlik rütbesine yükselmiş, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde yaşamış ve üst düzeyde iltifata mazhar olmuş bir devlet adamıdır. Karaman, Diyarbakır, Halep, Şam, Mısır ve Anadolu beylerbeyliklerinde bulunmuştur. Bosna asıllı olan Divâne Hüsrev Paşa, eğitimini Enderun’da almış, devlette yaptığı ilk görev saray mutfağında çaşnigirbaşlıktır. Çaldıran seferinde Yavuz Sultan Selim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ʼ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;in dikkatini &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;eken Div&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;â&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ne H&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;srev Pa&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;a, ilk y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ksek makam olarak Karaman Beylerbeyli&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ine getirilmi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;tir. H&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;srev Pa&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;a, bu s&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;fatla Diyarbakır'ı Osmanlı topraklarına katmak üzere gönderilen kuvvetlere katılmıştır. Daha sonra Mercidâbık Savaşı'na katılmış ve bu zaferden sonra fethedilen Arap ülkelerinde Osmanlı egemenliğinin pekiştirilmesine katkıda bulunmuştur. Daha sonraları Kızılbaş Şah Veli isyanı, ertesi yıl Canberdi Gazâlî ayaklanması gibi isyanların bastırılmasında görevlendirilmiştir. Makalenin ana amacı, Hüsrev Paşa’nın Osmanlı Devlet teşkilatında hizmet etmeye başlamasından itibaren vefatına kadar olan dönemdeki hayatını, görevlerini ve diğer ilgili olayları ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra Hüsrev Paşa’nın yeni fetihedilen Arap coğrafyasında Osmanlı hâkimiyetinde oynadığı rolüne ışık tutmaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yoksulluk, Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlar</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76608</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76608</guid>
      <author>Aliye ÇOKGEZER   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Sosyal bir sorun olan yoksulluk çok boyutlu olarak tanımlanmaya çalışılsa da sınırlarını kesin olarak belirlemek oldukça zordur. Yoksulluk tüm ülkeler için en zor konulardan biridir. Çünkü yoksulluk sürekli genişleyen, kapsamı ve niteliği değişen bir sorundur. İnsanları yoksul olarak sınıflandırmak için kullanılan kriterler de günden güne ve duruma göre değişmektedir. Dolayısıyla yoksullukla mücadele giderek zorlaşan koşullar altında yürütülmektedir. Kamu idarelerinin yoksullukla mücadelede kullandığı tedbirlerden biri olan sosyal yardımlar, yoksulları bu durumdan kurtarmayı amaçlamaktadır. Ancak sosyal yardımların sürekli artan maliyet ve kapsamının yanı sıra sürekliliği ve sürdürülebilirliği de tartışma konusudur. Sadece yoksullukla mücadeleyi amaçlayan sosyal yardımlar sürdürülebilir yardımlar olarak görülmemekte ve uzun vadede yoksulluğa çözüm üretememektedir. Bu çalışmada, yoksullukla mücadelede sosyal yardımların etkinliğine ilişkin konular yukarıda belirtilen sorunlar ışığında tartışılmaktadır. Filantropi sınırları içinde görülmemesi gereken sosyal yardımlara ve etkilerine değinilmekte ve irdelenmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sıcak İşlerde Yangın Güvenliği ve Risk Yönetimi</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77023</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77023</guid>
      <author>Doğan KAZAK</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0cm 42.55pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışma, sanayi ve üretim tesislerinde sıcak işlerin neden olduğu yangın risklerini ve bu risklerin azaltılması için alınması gereken stratejik önlemleri ele almaktadır. Yangın güvenliği, tarih boyunca insan yaşamını, çevreyi ve ekonomik varlıkları tehdit eden önemli bir konu olarak öne çıkmaktadır. Sıcak işler, yüksek sıcaklıklar, açık alevler ve kıvılcımlar nedeniyle ciddi yangın tehlikeleri barındırır. Bu çalışmada, sıcak işlerde yangın güvenliğinin önemi vurgulanmakta ve yangın güvenliği yönetim sistemlerinin etkin bir şekilde tasarlanması gerekliliği üzerinde durulmaktadır. Sıcak işlerde yangın risklerinin kaynakları, ateşleme kaynakları, yanıcı ve parlayıcı maddeler, ortam koşulları ve iş ekipmanları olarak sınıflandırılmıştır. Risklerin minimize edilmesi için erken uyarı sistemleri, eğitim ve tatbikatlar, yapısal yangın önlemleri ve acil durum planlaması gibi stratejik önlemler önerilmiştir. Ayrıca, FMEA, HAZOP, JSA, RCA ve "What-If" gibi risk analiz yöntemleri ile güvenlik ekipmanları ve malzemelerinin kullanımının önemi vurgulanmıştır. Teknolojik gelişmelerin yangın güvenliği alanında sağladığı yenilikler de ele alınmış; yangın algılama ve otomatik söndürme sistemleri, yapay zekâ destekli yangın algılama sistemleri ve IoT entegrasyonlu merkezi yangın kontrol sistemleri gibi yeni teknolojilerin iş yerlerinde uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, yangın güvenliği stratejilerinin etkin bir şekilde uygulanmasının, sıcak işlerde yangın risklerinin azaltılmasında ve can kayıplarının önlenmesinde kritik rol oynadığı vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, yangın güvenliği politikalarının geliştirilmesi ve sürekli olarak güncellenmesi gerekmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’nin İlk Özel Radyosu: Radyo Bodrum (Anılar-Belgeler-Görüşler)</title>
      <link>https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76277</link>
      <guid isPermaLink="true">https://kesitakademi.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76277</guid>
      <author>Cezmi ÇOBAN</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 8.5pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Kitlesel iletişimin en önemli unsurlarından biri olan radyo yayıncılığı, ülkemizde 1927 yılından itibaren yapılmaya başlanmıştır. Uzun bir süre devlet denetiminde ve tek merkezden sürdürülen bu yayınlar, 1992 yılında özel nitelikli radyoların açılmasıyla birlikte kısa sürede radyoların sayısı artmış ve yayın yapan radyo istasyonlarının sayısı yüzlerle ifade edilir bir hale gelmiştir. Bu araştırmada, 7 Mart 1992 tarihinde ilk olarak Bodrum Belediyesi’nin bodrum katında yayın hayatına başlayan Türkiye’nin ilk özel radyosu “Radyo Bodrum” un kuruluş hikâyesi, radyonun yayın politikası, yayınlarını sürdürdüğü dönemde Bodrum halkıyla bütünleşmesi ve RTÜK kararı ile&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;14 Ağustos 1994 tarihinde kapatılana kadarki tarihçesi; yazılı ve sözlü kaynakların anlatımları doğrultusunda incelenmeye çalışılacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


