Berlin Ablukası ve Hava Köprüsü, erken Soğuk Savaş’ta topraksal denetim ile ağsal erişimin karşı karşıya geldiği başlıca siyasi coğrafya krizlerinden biridir. Bu çalışma, 1948–1949 Berlin krizini yüzey ulaşımının kesilmesi, hava koridorlarının hukuki statüsü, havaalanı düğümleri, ikmal akışları ve kentsel dayanıklılık arasındaki ilişkiler üzerinden incelemektedir. Nitel tarihsel vaka araştırmasında diplomatik belgeler, resmî askerî tarihler, kurumsal kayıtlar, aktör anlatıları ve akademik çalışmalar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş; uçuş ve tonaj verileri betimleyici göstergeler olarak kullanılmıştır. Bulgular, Sovyet yönetiminin Batı Berlin’i çevreleyen toprak ile demiryolu, karayolu, suyolu ve enerji hatları üzerindeki denetimini altyapısal bir kuşatmaya dö-nüştürdüğünü göstermektedir. Buna karşılık Batılı güçler, 1945’te tanımlanan hava koridorlarını Batı Almanya’daki yükleme üsleri ile Tempelhof, Gatow ve Tegel’i bağlayan yüksek frekanslı bir ikmal ağına çevirmiştir. ABD Avrupa Hava Kuvvetleri özetine göre 277.569 uçuşla taşınan 2.325.509,6 ABD kısa tonu yük yaklaşık 2,11 milyon metrik tona karşılık gelmektedir. Başarı yal-nızca uçak kapasitesinden değil; trafik yönetimi, bakım, üs coğrafyası, kent içi dağıtım, yerel emek ve toplumsal dayanıklılığın birlikte örgütlenmesinden doğmuştur. Kriz NATO’yu tek başına kurmamış; ancak süren ittifak görüşmeleri sırasında Sovyet baskısı algısını somutlaştırmış ve çok uluslu lojistik iş birliğinin uygulanabilirliğini göstermiştir. Makale bu süreci, topraksal kuşatma-ya karşı hukuk, altyapı ve akışların birleşmesiyle üretilen bir “lojistik karşı-mekân” olarak kav-ramsallaştırmaktadır.
The Berlin Blockade and Airlift were a formative political-geographical confrontation between territorial control and networked access in the early Cold War. This article examines the 1948–1949 Berlin crisis through the relationships among the interruption of surface transport, the legal status of the air corridors, airport nodes, supply flows, and urban resilience. The qualitative histo-rical case study compares diplomatic documents, official military histories, institutional records, actor accounts, and scholarly research; flight and tonnage data are used as descriptive indicators. The findings show that Soviet authorities converted control over the territory surrounding West Berlin and over rail, road, waterway, and energy connections into an infrastructural siege. The Western powers responded by transforming the air corridors defined in 1945 into a high-frequency supply network linking loading bases in western Germany with Tempelhof, Gatow, and Tegel. According to the United States Air Forces in Europe summary, 277,569 flights delivered 2,325,509.6 U.S. short tons of cargo, approximately 2.11 million metric tonnes. This achievement resulted not from aircraft capacity alone but from the combined organisation of traffic control, maintenance, base geography, urban distribution, local labour, and social resilience. The crisis did not create NATO by itself; however, while alliance negotiations were under way, it materiali-sed perceptions of Soviet pressure and demonstrated the practicality of multinational logistical cooperation. The article conceptualises this process as a “logistical counter-space” produced by combining law, infrastructure, and flows against territorial siege.
Political geography; Berlin Blockade; Berlin Airlift; logistical counter-space; network geopolitics.