İSLAM ÖNCESİ TÜRK TARİHİ ÜZERİNE TARİH YAZICILIĞI

Author:

Number of pages: 304-311
Year-Number: 2016-4

Abstract

İslam öncesi Türk Tarihi üzerine çalışmalara ülkemizde yeterince önem verilmemektedir. Bunun sebebini sorguladığımızda karşımıza ilk olarak dil sorunu çıkmaktadır. Bu çalışmalar yapılırken bilineceği üzere Eski Çince ile yazılmış olan kaynaklara hâkim olmamız gerekmektedir. Bu durumun aksini düşündüğümüzde yaptığımız araştırmayı sağlam bir zemine oturtmamız imkânsızdır. Aslına bakıldığında 12 Kasım 1924 yılında İstanbul Darülfünunu’na bağlı olarak kurulan ve günümüzde İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı olarak faaliyetlerine devam eden Türk Araştırmaları Enstitüsü’nün ve bizzat Atatürk’ün direktifleriyle 28 Nisan 1930 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu’nun asıl görevi Türk tarihinin izlerini araştırmak ve bunları gün yüzüne çıkartmaktır. Fakat bugün baktığımızda bu alanın zorluğu dolayısıyla Türkistan sahasındaki araştırmaların aktif bir şekilde ilerlediğini söylemek güçtür. Araştırmacılar çoğunlukla bu alana yönelmek yerine Osmanlı Tarihi üzerine çalışmalar yapmaktadırlar. Bunun sebebini araştırdığımızda karşımıza ilk olarak İslam Öncesi Türk Tarihi gibi kaynak sıkıntısının olmaması çıkar. Fakat burada belirtmekte fayda vardır ki, bu durum sadece bu dönem için geçerli değil, aksine aynı sebebin, tarihi kaynak yetersizliği bulunan diğer milletlerin tarihini yazmak için de geçerli olduğunu görülmektedir. Ayrıca bu alan için arkeoloji bilgisi de oldukça önemlidir. Yoksa bu çalışmalarda yapılan yorumlar sağlıklı olmayacağı gibi, yapılabilecek abartı yorumların ise bu alana faydasından çok zararı dokunacağının bilinmesi gerekir. Adı geçen alandaki çalışmaları incelediğimizde Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu ve Prof. Dr. Bahaeddin Ögel gibi araştırmacıların çalışmalarıyla tutunabilir bir zemine oturmuş bir tarih yazımı karşımıza çıkmaktadır. Saydığım araştırmacıların izinde yürüyen Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu ve Prof. Dr. Ahmet Taşağıl gibi araştırmacıların sayesinde ise günümüzde Türkistan coğrafyasında yapılan çalışmaların arttığını görmekteyiz. Fakat bu çalışmalara rağmen yine de bu alana fazla ilgi gösterilmemesi dolayısıyla hala kendi tarihimizi batının gözüyle okumaktayız. Bu bildiride; dünya tarihinin anlaşılabilmesi için önemli bir yapı taşı olan İslam Öncesi Türk Tarih yazıcılığının kaynaklarına değineceğim gibi bu alandaki eksikliklerin en aza indirilmesi için yapmamız gerekenleri konu alacağım.

Keywords

Abstract

In our country, there is not much attention given to studies about pre-Islamic Turkish history. When we ask why is that, the first thing we encounter is the language problem. We have to be familiar with the old written sources about old Chinese language while these studies are going. If we do the opposite, it is not possible to build the study on a solid ground. Actually, Turkish history institution, which was build in 28 April 1930 and was connected to İstanbul Darülfünün but right now working under the Rectorship of the İstanbul University, their job, with the direct orders from Atatürk, is to investige traceses of the turkish history and reveal it. However, when we look at it today, it’s hard to say that the investigations in the field of Turkistan are not very active because the study field is hard. Researchers mostly doing studies on the Ottoman History instead of heading for this one. When we investigate why is this happening, the first problem we come up with is the lack of sources on pre-Islamic history of Turkish. But we have to mention that this problem is not just present in this period, on the contrary, this reason optains for the other nations which would want to write their own history. Archaeology knowledge is required too on this field. Otherwise, comments on the stuides wouldn’t be true and also hyperbole comments would bring damage more than benefit. When we examine studies in the mentioned field, we find written history scripts build on a solid ground by the works of some researches like Prof. Zeki Velidi Togan, Prof.. İbrahim Kafesoğlu ve Prof. Bahaeddin Ögel. Thanks to researchers like Prof. Gülçin Çandarlıoğlu and Prof. Ahmet Taşağıl, who follows the steps of the researchers I mentioned before, today we can see that there is a growing rate on the studies over the geography of the Turkistan. However, still with these studies, people don’t feel any interest in this field and so that we still have to read our history from the perspective of the west sources. In this report; as like I am going to touch upon to sources of writing about the Pre-Islamic Turkish History which is a milestone for understanding the history of the World, but also I will touch upon to what we need to do to minimizing the deficiencies on this field.

Keywords